AKP; Anayasa ya-pa-maz!
Av. Tacettin Çolak
AKP ile Anayasa da yapıl(a)maz!
Peki neden yapılamaz?
Bunun hem siyasi hem de Hukuki engelleri var.
Bu Anayasa değişiklik gündemi, iktidar gücünü elinden kaybettiği anda yargılanacaklarını çok iyi bilen dolayısıyla da iktidara mahkûm olanların kendilerini kurtarma operasyonudur.
AKP’giller’in amacı demokrasi, özgürlük, insan hakları falan değildir. Şimdiye kadar yaptıkları değişikliklerle parlamenter sistemi, kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırdılar. Bütün yargı mekanizmasını kendilerine tabi kıldılar. İstisna da olsa mahkemelerden hukuka uygun karar çıkmasına sevinir olduk.
Cumhuriyet’in bütün kurumlarını tahrip ettiler, birçoğunu ortadan kaldırdılar. Meclis tamamen görüntüden ibaret. Mecliste ancak Tayyip Erdoğan’ın talimatları yasalaşmakta. Milletvekillerinin işlevi oy kullanmaktan ibaret. Bir zamanlar kendilerinin karşı çıktıkları milletvekili pazarını da kurdular. İttifaklarının sayısı 400’ü bulana kadar pazardaki transferlerin süreceği malum.
Bu ortamda Tayyip’in “10 hukukçuyu görevlendirdim” demesi bile hem onur kırıcı hem de göz boyama amaçlı. Bir kere, görevlendirdiği on kişinin hepsi hukukçu değil. Ama hepsi etkili görevlerde bulunan AKP’liler… Görüldüğü gibi, sürece kendi yandaşlarından başkalarının doğrudan müdahil olmasını istemiyorlar.
Meclisteki siyasi partilerden istedikleri; katılımcı olmaları değil, AKP tarafından hazırlanan teklife oy vermeleri. Açıkladıkları son yargı paketinde, müttefikleri PKK’lileri memnun edecek düzenlemelerin olmaması da Mecliste DEM’lilerin tavrını (oylarını) görmek istemelerinden kaynaklı…
Diğer yandan 2023 Yerel Seçimleriyle ortaya çıktığı gibi, bu iktidar toplumun en az üçte ikisi tarafından benimsenmiyor. Emekçi Halkımızın ocağını yangın yerine çeviren ekonomik politikaları yüzünden her geçen gün destekleri azalmakta. Bir zamanlar AKP’ye oy vermiş olan insanlar; “keşke elim kırılaydı da vermeyeydim”, diyerek bir an önce bu iktidardan kurtulmak istemekte. Dolayısıyla bu durumdaki bir iktidar partisinin (diğer partilerin oy sayısından başka bir işlevi olmadığından böyle yazıyoruz) Anayasa yapması siyaseten mümkün değil…
Tabiî bunu takan kim?
Batılı Emperyalistler tarafından iktidara getirildiklerinden bu yana, kendilerini hukuk ve yasa ile bağlı görmüyorlar. Ülkeyi Ortaçağ’ın ümmetçi karanlıklarına götürmeyi amaçlamaktalar. Bu hedeflerine ulaşmak için her türlü hileye başvurmaktan çekinmiyorlar.
Onlar için demokrasi; hedefe ulaşmak için kullanılan bir araçtır.
Bizzat Tayyip Erdoğan, İBB Başkanlığı yaparken, gazeteci Nilgün Cerrahoğlu ile yaptığı bir söyleşide; “demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz”, “demokrasi amaç değil araçtır”, demiştir. Bu söyleşi 14 Temmuz 1996 günlü Milliyet Gazetesi’nde yayımlanmıştı.
İktidara gelirken de “ileri demokrasi”(!) yalanlarını dillerinden düşürmediler.
Yine; “biz yolsuzluk, yoksulluk ve yasaklar ile mücadele için yola çıktık”, diyerek birkaç liberali ve solcu döküntüsünü de çevrelerine topladılar. Oysa 23 yıllık pratikleri iyice gösterdi ki karşımızda çıkar amaçlı organize bir suç örgütü var.
Kendileri zevk-ü sefada halkımız ise İşsizlik-Pahalılık cehenneminde inim inim inliyor…
Başta Tayyip olmak üzere AKP’giller; sanki önlerini açan 12 Eylül Faşist Darbesi değilmiş gibi, darbenin liderine methiyeler düzmemişler gibi, bütün antidemokratik gerici adımlarını; “darbe Anayasasından kurtuluyoruz”, yalanı ile perdelemekteler.
Bunların Batılı Emperyalistler ve 12 Eylül Faşist Darbecileriyle ilişkilerini merak edenlere, HKP Genel Başkanı Sayın Nurullah Efe’nin videolarını izlemelerini öneririz.
AKP’giller 23 yılda üç kezi Referandum yoluyla olmak üzere 12 kez Anayasa değişikliği yaptılar. 177 maddelik Anayasa’nın 134 maddesini yani dörtte üçünü değiştirdiler. Ama hâlâ; “darbe anayasasından kurtuluyoruz”, yalanına başvuruyorlar. Şimdi bunun yanına bir de “Terörsüz Türkiye” aldatmacasını eklediler. Amerikancı Kürt Hareketiyle bu minvalde görüşmeler yürütürlerken ülkenin dört bir yanında polis terörü kol geziyor. Anayasal barışçıl gösteri hakkını kullanan gençler işkenceli gözaltılarla tutuklanıp cezaevlerine atılıyorlar.
AKP’giller’in ısıtıp ısıtıp gündeme getirdiği bu Anayasa değişikliği ataklarının birisinden sonra kaleme aldığımız “AKP’nin Anayasa yapması meşru değildir” başlıklı bir yazımız, gazetemizin Aralık 2023 tarihli 184’üncü sayısında yayımlanmıştır. Oradaki görüşlerimizi de tekrarlıyoruz.
Bugünlerde Amerikancı Kürt Hareketini yedeğine alan Tayyip Erdoğan tarafından tekrar dillendirilen Anayasa değişikliklerinin bugün de hiçbir meşruiyeti yoktur. AB-D Emperyalizminin teşvikiyle gündeme getirdikleri bu son girişim de, Bahçeli’nin çağrısı, PKK’nin fesih kongresi, DEM’lilerin gizli kapaklı görüşmeleri, hepsi, Emperyalizmin Büyük Ortadoğu Projesi’nin yaşama geçirilmesine hizmet etmektedir. Lozan’a ve Sosyalist Kamp’a dil uzatarak Yeni Sevr özlemlerini gizlemeden Türkiye Cumhuriyeti Devletinin tabutuna son çivinin çakılmasını amaçladıkları çok açık.
Gelelim AKP niçin Anayasa yapamaz sorusunun Hukuksal yanıtlarına…
Yukarıda belirtildiği gibi, Tayyip’in, Anayasa değişiklik metnini hazırlamak üzere 10 hukukçuyu görevlendirmesi hem diğer partileri yok saymaktır, onur kırıcıdır; hem de mevcut Anayasa’nın emredici hükümlerine göre hukuken mümkün değildir.
Öncelikle şunu belirtelim ki; baştan sona yeni bir Anayasa sadece kurucu meclisler tarafından yapılabilir.
Mevcut koşullarda Anayasal düzen varlığını korumaktadır. Anayasa’nın 6’ncı maddesinin son cümlesindeki; “Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”, hükmü uyarınca, Meclis dahil hiçbir yerde ve hiçbir kimse Anayasa değiştirmek için “Hukukçular Kurulu” ya da “Uzlaşma Komisyonu” vb. kuramaz.
Çünkü Anayasa’nın değiştirilmesi teklif dahi edilemeyen ilk üç maddesi yürürlüktedir. Hal böyle olunca Anayasal düzen içinde iktidara gelip Anayasaya sadakatten ayrılmayacaklarına dair yemin edenlerin, mevcut Anayasayı kaldırıp, bütünlüklü yepyeni bir Anayasa yapması hukuken mümkün değildir. Bunun tersini iddia edip ben yaptım oldu diyenler, her geçen gün halkın gözünde yıpranan ve eriyen iktidarlarını güçlendirmek ve siyasi ömürlerini uzatmak isteyenlerdir.
Bunlar “Suistimalci Anayasacılık” yapmaktadırlar.
Bir devletin anayasasını yapma veya değiştirme ya da bir devletin temel siyasal yapısını belirleme iktidarı demek olan Kurucu İktidar (asli-tali kurucu iktidar) olgusu da var… Ama bu teknik konularla okuyucuyu yormadan sadece tanımları verip geçelim.
Aslî kurucu iktidar anayasayı yapma, tali kurucu iktidarsa anayasayı yine o anayasada öngörülen usullerle değiştirme iktidarıdır.
Anayasa Hukuku’nun bu temel kuralına göre günümüzdeki Anayasa tartışmaları tali kurucu iktidar kapsamına girmektedir. Dolayısıyla AKP’giller’in ve yedeğindeki diğer Amerikancıların yapacakları herhangi bir Anayasa değişikliği, yürürlükteki anayasada öngörülen kurallara göre olmak zorundadır. Bunun dışındaki her yöntem Anayasa dışına düşmek olur ve “anayasayı ihlal” suçunu oluşturur.
Tam da burada AKP’giller’in geçmiş anayasa değişikliği kumpaslarına karşı sesini yükseltmiş ve “sivil demokrasi” şalı altında sergilenen ortaoyununu deşifre etmiş olan Anayasa Hukukçusu Sayın Prof. Dr. Kemal Gözler’in “Elveda Anayasa” kitabının girişinde yazdıkları günümüzdeki dayatmaları ve aldatmacaları daha kolay anlamamıza yardımcı olacağından sözü ona bırakıyoruz.
“Anayasaların varlık sebebi, devlet iktidarını sınırlandırmak ve devlet karşısında vatandaşların hak ve hürriyetlerini güvence altına almaktır. Bu amaçla değil, tersine iktidarı güçlendirmek ve iktidardakilerin görev süresini uzatmak amacıyla yapılan her anayasa değişikliği, bir “suistimalci anayasa değişikliği”dir. Yukarıda açıklandığı gibi, 16 Nisan’da oylayacağımız Anayasa değişikliğinin bir suistimalci anayasa değişikliği olduğu konusunda ciddi kuşkular vardır. Bu açıdan şu üç soru sorulmaya değerdir: (1) Anayasa Değişikliği Teklifinin gerçek amacı, “HSYK’ye hâkim olmak” olabilir mi? (2) Anayasa Değişikliği Teklifinin gerçek amacı, 2002’den beri başbakanlık veya bakanlık yapmış siyasetçilerin cezaî sorumluğunu “sıfırlamak” olabilir mi? (3) Anayasa Değişikliği Teklifinin gerçek amacı, “partili Cumhurbaşkanlığı”nın yolunu açmak olabilir mi?” (Kemal Gözler. Elveda Anayasa Kitabı tanıtım yazısı, 7 Mart 2017) https://www.anayasa.gen.tr/elveda-anayasa-kitap.htm)
AKP’giller, 2010 ve 2017 Referandumlarında, Sayın Gözler’in deyimiyle “suistimalci anayasa değişik”liklerini seçmenlerin yarısının hayır oyuna rağmen kıl payı kotarmıştır. Kaldı ki, 16 Nisan 2017’de; seçimler devam ederken 2,5 milyon mühürsüz oyu geçerli sayan YSK’nin tam kanunsuz kararı ile ancak sonuç alabilmişlerdi.
Böylelikle birincisinde yüksek yargıyı tamamen ele geçirdiler, ikincisinde de millet egemenliğini, temsili demokrasiyi, parlamenter düzeni ortadan kaldırdılar. Şimdi de ülkemizin Yeni Sevr bataklığına çekilmesi ve Tayyip Erdoğan’ın ömür boyu devlet başkanı olarak kalmasının önünün açılması hedefleniyor. Başka bir anlatımla, Amerikancı Kürt Hareketinin liderleri, tıpkı Şanlı Gezi İsyanı’nda olduğu gibi, bugün de Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha kurtarma konusunda anlaşmış durumdalar.
Hal böyle olunca tartıştırılan anayasa değişikliği ile gündeme gelebilecek bir referandum ancak bir plebisit olacaktır.
Sözü yine Sayın Gözler’e bırakalım:
“Anayasa hukukunda “referandum” ile “plebisit” arasında ayrım yapılır. Plebisit de aslında bir referandumdur; ama amacından saptırılmış, kötüye kullanılmış bir referandum. Normal koşullarda referandumda bir metin oylanır; plebisitte ise metin görüntüsü altında gerçekte bir isim oylanır. Halk bir metne “evet” veya “hayır” dediğini sanırken, gerçekte bir kişiye sınırsız bir iktidar vermiş olur. Referandum ile plebisit arasında yapılış ortamı bakımından da büyük farklılıklar vardır. Referandum demokratik bir ortamda yapılır. Plebisit ise baskı ortamında yapılır. “Evet” oyu lehine serbest ve güçlü bir propaganda yapılırken, “hayır” oyu lehine propaganda yapılmasına ya hiç izin verilmez, ya da sınırlı bir şekilde izin verilir. Plebisitlerde genellikle “evet” oyu çıkar.
“Halkoylamasının amacından saptırılıp plebisite dönüştürülmesi iktidar için de tehlikeli olabilir. Çünkü bu durumda halkoylaması, iktidar için güven oylamasına dönüşür. Böyle bir durumda, istediği sonucu alamayan iktidar, istifa etmek zorunda kalabilir.” (age)
Bu kriterler ışığında, AKP’nin 2010 ve 2017 Referandumlarının plebisit olduklarını kolayca söyleyebiliriz. Bundan sonraki de öyle olacaktır kaçınılmazca…
Bu durumda, Siyaseten ve Hukuken yeni bir anayasa yapma hak ve yetkileri olmayan AKP’giller ve her türden (MHP, DEM, HÜDA-PAR vs.) ittifakının Yeni Sevr özlemlerini kursaklarında bırakmak için Halkın Kurtuluş Partisi saflarında örgütlü mücadeleye katılmaktan başka yolumuz yok.
29.05.2025
