Bir Bilim Hırsızlığı…

01.09.2015
A+
A-

 

Memlekette, hırsızlık aldı başını gidiyor. Hayatın her alanında hırsızlık var. Bilim alanındaki hırsızlıklarda ülkemizi diğer ülkeler pek yakalayamıyor. İntihal de denen bilim hırsızlığı vakalarından biri de İhsan Doğramacı’nın 1952 yılında kendi adıyla çıkarttığı bir kitap. Aslen Amerikalı bir çocuk doktoru olan Benjamin Spock’un ilk kez 1946’da “Baby and Child Care” adıyla yayımladığı kitabını Doğramacı kendi kitabı gibi yayınlar.

Bunu fark edenler olur. İhsan Doğramacı, 12 Eylül Faşist darbesi sonucu oluşturulan YÖK’ün ilk başkanı olur. İlk kez Uğur Mumcu, 1981 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nde bu gerçekliği yazar. Doğramacı bu yazıya herhangi bir karşılık vermez. Ama o dönemde herkes bu konuyu konuşur, fakat faşizm koşullarında bir şey yapılamaz.

TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) 1998 yılında, ülkemizde yapılan bilimsel hırsızlıkları kınama kararı alır. Çünkü o yıllarda ülkemizde yapılan tıbbi araştırmalar sonucu yazılan, uluslararası bilimsel dergilerde yayınlanması için gönderilen pek çok yazıda intihal (bilimsel hırsızlık) olduğu ortaya çıkar. Çünkü aynı üniversitede çalışan bilimle iştigal eden başka kişiler, bu yazıların aşırma yazılar olduğunu o dergilerin yazı kurullarına şikâyet ederler. Pek çok yazı geri çevrilir. Bu arada Türkiye’den gelen bütün yazılar mercek altına alınır. Doçent olmak için uluslararası dergilerde yazı yazılması kuralı konduğu için, akademik ilerleme için gereken bu süreç çok zorlaşır. TÜBA biraz da ülke adına özeleştiri yapılması adına bu kararı almıştır. Doğru bir karardır. Çünkü YÖK o günlere kadar bilimsel hırsızlıkları cezalandırmak yerine aklamak yolunu seçmiştir.

TÜBA başkanı Prof. Dr. Hasan Yazıcı bu kınama kararını açıklar, ayrıca da Milliyet gazetesine bir mülakat verir. İhsan Doğramacı, Milliyet’te çıkan bu mülakatta Prof. Dr. Hasan Yazıcı’nın kişilik haklarına saldırıda bulunduğu iddiasıyla, manevi tazminat istemiyle Mahkemeye başvurur. Yargıtay aşamasında 4. Hukuk Dairesi, oybirliğiyle Doğramacı’nın aşırma yaptığına karar verir. Fakat bir üst kurul olan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 10 Mayıs 2006 tarihinde oy çokluğuyla Doğramacı’nın aşırma yapmadığına karar verir.

Bu aşamada bilirkişi olarak görevlendirilen doktorlar, Doğramacı’nın uzmanlık verdiği doktorlardır. Bu karar büyük tartışmalara neden olmuştur. Benjamin Spock’un eşi Mary Morgan’ın Doğramacı’nın özür dilemesi gerektiğine ilişkin yazısı pek çok gazetede yayınlanır.

Prof. Dr. Hasan Yazıcı, 2007 yılında konuyu AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi)’ne götürür. Mahkeme geçen yıl sonuçlandı. Mahkeme Türkiye’nin ülke olarak haksız olduğuna hükmetti. Toplam 6.500 Euro tazminatın Hasan Yazıcı’ya verilmesi kararı alındı.

Ne yazık ki, ülkemizde bilimsel hırsızlık halen devam ediyor. YÖK’te önce F Tipi öğretim üyeleri etkindi. Hâlâ da etkinler. Bilim karşıtı Tayyipgiller iktidarının yaratacağı YÖK de bilim karşıtı bir kurul olacaktır. Doğru dürüst bilimsel araştırmalar yerine, masa üstü yayıncılık denilen fason araştırmalar yapılmaktadır. Din ile bilimin karıştırıldığı, bilimsel araştırma projelerine büyük destekler verilmektedir.

Hırsıza hırsız, arsıza arsız demenin çok önemli olduğu günlerden geçiyoruz. Tefeci-Bezirgân düzenin temel özelliklerinden biri de, olmuşu olmamışa çevirmek, gerçekleri bozmaktır. Anasını boyayıp babasına satan bir sınıf olarak bilinir bunlar. Emperyalistlerle ortak olarak, ülkemizi her alanda sıfırlamaktadırlar. Gerçek bilim insanlarımızın, bu tezgâha gelmemesi gerekmektedir. Bu tezgâha gelinmemesi için de gerçek bilim insanlarımızı Halkın Kurtuluş Partisi etrafında örgütlenmeye çağırıyoruz.

 

Kurtuluş Partili Bir Bilim İnsanı