Cefakâr, Kahraman, Yiğit, Emekçi Halkımız Şimdi “Yeter Artık” demenin zamanıdır

01.09.2015
A+
A-

 

 

Bağımsızlığımızı ellerimizden almasınlar, onurumuzu çiğnemesinler diye her bir parçasını kanla suladığımız Vatanımız; 1920’lerde inlerine gönderdiğimiz Emperyalist çakallara yerli satılmışlar tarafından parsel parsel satılıyor. Vatanımızı satanlara, bağımsızlığımıza göz koyanlara, onurumuzu çiğneyenlere yeter artık demenin zamanı değil mi?

Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşımızla yırtıp çöpe attığımız, Emperyalist Canavarların içinde ukde Sevr, yeniden hortlatılıp Halklarımıza dayatılıyor. Emperyalistler yeni Sevr politikasıyla, bu toprakları en az üçe bölmek istiyorlar. Kardeş kavgası demek olan Yeni Sevr’in taşeronu Tayyipgillere yeter artık demenin zamanı değil mi?

Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşımızın önderi Mustafa Kemal ve Birinci Kuvayimilliyecilerin izi tozu silinmeye, 23 Nisanlarımız, 19 Mayıslarımız, 29 Ekimlerimiz, 30 Ağustoslarımız elimizden alınmaya çalışılıyor. Bayramlarımızı çalan, Kuvayimilliyeci atalarımızın izini silmek isteyen bu hırsızlara, yeter artık demenin zamanı değil mi?

Kuvayimilliyeci Atalarımızdan bize yadigâr, Halkımızın evinin çimentosu, demiri, çeliği olan, Halkımızı giydiren, doyuran, Sümerbanklarımız, Demir-Çelik, Çimento, Şeker, Fabrikalarımız, Et Balık Kurumlarımız yerli-yabancı Parababalarına peşkeş çekildi, çekilmeye devam ediliyor. Limanlarımıza girildi, tersanelerimiz işgal edildi, fabrikalarımız kapatıldı yerlerine AVM’ler yapıldı. Bu ihanetin figüranı, AB-D Emperyalistleri ve İsrail ortak yapımı AKP’ye, yeter artık demenin zamanı değil mi?

Sağlıkta özelleştirmeyle sağlık güvencesini yok ediyorlar. Sağlığı parası olanın kullanabileceği bir hizmet haline getiriyorlar. Eğitimde özelleştirmeyle eğitim hakkımızı elimizden alıyorlar. İlk öğretimden Üniversite eğitimine kadar eğitimi paralı hale getiriyorlar. Paran varsa hastalanma hakkına, paran varsa eğitim alma hakkına sahipsin diyorlar. Sağlıklı, eğitimli nesiller yetiştirmeyi parası olanlara layık gören Parababalarının hizmetkârlarına yeter artık demenin zamanı değil mi?

Parababaları iktidarlarının elbirliğiyle yarattığı, İnsanlarımızı can evinden vuran işsizlik Halkımızın canını yakmaya devam ediyor. Ne kadar düşük gösterseler de kendi rakamları bile % 11’leri aşmış durumda. 100 gencimizin 20’si işsiz kalıyor. Ataması yapılmayan öğretmenlerimizin sayısı 350 binlerde. Zar zor koşullarda kazanılan, yokluklarla, zorluklarla tamamlanan Üniversitelerimiz işsizler ordusuna “nefer” yetiştiren kurumlara dönüştürüldü. Yaşadığımız bütün kötülüklerin anası işsizliği Halkımızın başına bela eden emekçi düşmanlarına yeter artık demenin zamanı değil mi?

Asgari Ücret 1.000,54 TL, açlık sınırı 1.328,92-TL, yoksulluk sınırı 4.328,73-TL. Rakamlar ortada, açlık sınırındaki ücreti bile çok görüyorlar Halkımıza. Sefalet ücretiyle halkımızı açlığa, yoksulluğa, sefalete mahkûm edenlere, saraylarda yaşayıp, asgari ücret tutarındaki altın kaplama bardaklarda suyunu yudumlayanlara,  yeter artık demenin zamanı değil mi?

Halkımızın mutfağı yangın yerine döndü. Protein kaynağı ete yılbaşından bu yana gelen zam %40’ları buldu. Gerçek enflasyon %30-40’lara dayandı. Cennet vatanımızı cehenneme çevirenlere, Halkımızı hayat pahalılığında kıvrandıranlara, kuru ekmeğe mahkûm edenlere, yeter artık demenin zamanı değil mi?

İş cinayetlerine kurban veriyoruz işçilerimizi. Her gün bir veya iki işçi kardeşimiz yitip gidiyor bu dünyadan. Sadece 2015 yılının ilk yedi ayında iş cinayetlerinde yitirdiğimiz işçi kardeşlerimizin sayısı 971. “Ölümleri güzel oldu, bu işin fıtratında ölüm var, şehit oldu bu kardeşimiz ne mutlu size” diyenlere, çocuklarımızı öksüz-yetim bırakanlara, ocaklarımızı söndürenlere yeter artık demenin zamanı değil mi?

Hem emekli aylığı hem milletvekili maaşı alan milletvekillerine ödenen aylık tutar 23.200-TL, yeni milletvekillerine ödenen maaş 15.000-TL. Emekçi Halkımıza da enflasyon karşısında sürekli eriyen, ölmeyecek ama süründürecek kadar ücreti layık görüyorlar. Bu eşitsizliğe, adaletsizliğe ses çıkartmayanlara, ceylan derisi koltuklarını kaybetmemek için onurlarını, değerlerini satanlara yeter artık demenin zamanı değil mi?

Halkımıza bu dünyada çektikleri cefanın karşılığında, öbür dünyada cenneti vaat ediyorlar. Kendileri ise bu dünyada cenneti yaşıyorlar. İnançları da, imanları da, Müslümanlıkları da sahte Tayyipgillerin. Çünkü bunların tanrısı para tanrısı, bunların kıblesi Vaşington, Berlin, Brüksel. Kıbleyi karıştırırlarsa lağım deliğine süpürülecekler, bu merkezler tarafından. O yüzden satarlar bütün değerlerini, o yüzden satarlar vatanımızı, halkımızı. Din kisvesi altında dünya menfaati sağlayan, insanlarımızı Allah’la aldatan CIA İslamcılarına yeter artık demenin zamanı değil mi?

Yarımız olan kadını çocuk doğuran, hizmetçilik yapan, erkeğin dört eşinden biri olacak bir cinsel objeye, bir robota dönüştürmeye çalışıyorlar Ortaçağcı Tayyipgiller. Kadın cinayetleri Tayyipgillerle birlikte geometrik artış gösterdi. 2015 yılının ilk altı ayında katledilen kadın sayısı 149. Kadını insan yerine koymadıkları, aşağıladıkları, kötülük kaynağı olarak görmelerinin sonucudur bu katliamlar. İnsanlığın yarısı kadını hor gören, eve hapsetmeye, gün yüzü göstermemeye çalışan, Analarımızın başımızı yaslayınca tadına doyulmayan, başımızı yasladığımızda her derdimizi unuttuğumuz dizini haram kabul eden ortaçağcı sapık anlayışa yeter artık demenin zamanı değil mi?

Rantlarına, vurgunlarına, talanlarına kurban ediyorlar doğamızı. Öylesine tahrip ettiler ki doğamızı, ilkbaharı ve sonbaharı yaşayamıyoruz artık. Mevsimlerimizi çalanlara, akarsularımızı kurutanlara, yaşam alanlarımızı vurgunları uğruna yok edenlere yeter artık demenin zamanı değil mi?

Şehirlerimizde nefes alacağımız alanları, tarihi dokuyu rantlarına, vurgunlarına kurban ediyorlar. Korulukların, ormanlık alanların yerlerine rezidanslar, alışveriş merkezleri, her türlü mimari estetikten yoksun gökdelenler yapıldı, yapılıyor. Mustafa Kemal’in bataklıktan ormanlık alana dönüştürdüğü AOÇ Hırsızlar İmparatorunun ikametgâhına dönüştürüldü. Oksijenimizi yok edenlere, nefesimizi kesenlere, tarihi yok ederek geçmişimizle bağlarımızı kopartmak isteyenlere yeter artık demenin zamanı değil mi?

Aşağılık vurgun ve talanlarının devam etmesi için Halkı örgütsüz kılıp köle yapmak istiyorlar. En güçlü silahımız olan örgütlülüğümüzü yok etmek isteyen, halkımızı koyun sürüsüne dönüştürmeye çalışanlara yeter artık demenin zamanı değil mi?

Yargı artık Tayyipgillerin hukuk bürosuna dönüşmüş durumda. Adaletin kılıcı artık yurtseverleri, emekçileri, devrimcileri doğruyor. Adaletin terazisinin ağırlık basan kefesinde para var, rant var, kâr var. Katillerin, hırsızların, arsızların hukuku egemen artık. Toplumdan adalet duygusunu yok edenlere, hukuku Ortaçağ düzenine giden yolda araç olarak kullananlara yeter artık demenin zamanı değil mi?

Halkımıza felaketten, ölümden, zulümden başka bir şey getirmeyen ve hiçbir zaman da getirmeyecek olan, Amerikancı, NATO’cu, Avrupa Birlikçisi, IMF’ci, özelleştirmeci ortak paydasında buluşan, meclisteki 4 partiye yeter artık demenin zamanı değil mi?

 

Cefakâr, Kahraman, Yiğit, Emekçi Halkımız; bu kanser düzeninin yaratıcılarına, sürdürücülerine, kanser düzenine bizleri mahkûm edenlere yeter artık demenin zamanı geldi artık.

Artık Halkın İktidarını kuracak olan HKP var.

Onurumuzu, direncimizi, umudumuzu, örgütlülüğümüzü kırmak isteyen AB-D Emperyalistlerine; sayısının azlığına, düşmanın çokluğuna bakmadan bir an olsun mücadele hattını terk etmeyen, mücadele azmini ve umudunu kaybetmeyen, yaşamın her alanında mücadele yürüten HKP var.

Kökleri Kuvayimilliye’ye dayanan, vatanımıza yönelik emperyalist saldırılara göğüs geren, korkmadan, bıkmadan, yılmadan gericilik rüzgârlarına karşı yürüyen HKP var.

Normal geçim endeksinden aşağı düşmeyecek,  günümüzde uygulanmakta olan asgari ücretin 4 mislinden fazla asgari ücreti,  kadın, çocuk, din, ırk, farklarına bakmaksızın, eşit işe eşit ücretin verileceği düzeni gerçekleştirecek HKP var.

Bütün kötülüklerin anası kabul ettiği vatanımızın can düşmanı işsizliği, Halkımızın belini büken hayat pahalılığını ortadan kaldıracak HKP var.

Milletvekili maaşının, ortalama hayat endeksinden yukarı çıkartılmayacağı,  seçmenlerine hesap veremeyen Milletvekilinin çoğunluğun oyuyla geri çağrılabilecek düzeni gerçekleştirecek HKP var.

Tepeden tırnağa örgütlü bir toplumu kuracak HKP var.

Millet adına kanunları uygulayabilmek için, Hâkimlerin millet tarafından seçileceği, Asker, sivil adalet ikiliğinin ortadan kalkacağı hukuk düzenini gerçekleştirecek HKP var.

Kadının sosyal hayatın her alanında en aktif biçimde rol alacağı, ekonomik hayatta da, siyasi ve entelektüel hayatta da erkeğe eşdeğer bir görev alacağı, ekonomik hayatta erkeğin hakimiyetine son verileceği kısacası kadınla erkeğin eşitleneceği, toplumda on bin yıldan beri kökleşmiş olan, kadını aşağılayan geleneklerin, kültürün ve alışkanlıkların bütünüyle ortadan kaldırılacağı-silineceği düzeni gerçekleştirecek HKP var.

Ezberciliğe değil, güçlükler karşısında çözüm yolları bulma, yani bellek yerine zekâyı işletme prensibinin, öğretim ve eğitimin baş prensibi olacağı, eğitimin demokratikleştirileceği, ölçü alınarak, kişiye özel, el yapımı ayakkabı üretir gibi, her öğrencinin kişiliğini ezmeyen eğitim güdüleceği eğitim düzenini gerçekleştirecek HKP var.

Fazla diplomalı bize gerekmez kaygısı ile, SINAV’ların, öğrenci “turnikesi”, ya da salhanesi (mezbahası, kesimevi) haline sokulmayacağı, yabancı dilde eğitimin yasaklanacağı, Öğretim ve Eğitimin biçimi ve içeriğiyle laikleştirileceği, eğitimden para kazanmanın yasaklanacağı, herkese eşit parasız eğitim imkanın sunulacağı, her yerde Halk Üniversitelerinin kurulacağı düzeni gerçekleştirecek HKP var.

Her türlü sağlık hizmetinin parasız olacağı, sağlığın da eğitim gibi kamu hizmeti olacağı, sağlıktan para kazanmanın yasaklanacağı sağlık düzenini gerçekleştirecek HKP var.

Her yurttaşın yer, içerken olduğu gibi, dinî ve manevî ihtiyaçlarını giderirken devlet ya da şahıs karışmasına uğramayacağı, dinin insanlarımızın özel hayatı içinde kalacağı, Kamu düzeninin, aklın, bilimin ve insanî değerlerin kaynaklık ettiği kurallarla sağlanacağı düzeni gerçekleştirecek HKP var.

İnsan hayatının sürmesinin, bitkiler ve hayvanlarla birlikte, doğal dengeyi hiç bozmadan mümkün olabileceği bilimsel gerçekliğinden hareketle, doğaya ve diğer canlılara saygılı, onlara zarar vermeyen bir üretimin yapılacağı düzeni gerçekleştirecek HKP var.

HKP örgütleyecek; ABD ve AB Emperyalistlerinin, Sevr’i yeniden gündeme getiren, bizi mahvetmek isteyen sinsi, aşağılık planlarına karşı, İkinci Kuvayimilliye Seferberliğini.

HKP önderlik edecek Cefakâr, Kahraman, Yiğit, Emekçi Halkımıza.

HKP örgütleyecek; 15-16 Haziranlardan, Şanlı Gezi İsyanımız’dan Halkın İktidarına mücadeleyi.

HKP gerçekleştirecek; eşitliği, kardeşliği, insanın insanı ezmeyeceği, sömürmeyeceği bir düzeni.

HKP kuracak; Emekçi Halkımızın yarattığı değerlerin bir avuç parababasına değil emekçi halkımıza eşitçe bölüştürüleceği bir düzeni.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz.