“Demir Kubbe”leriniz de Sizin İnsanlık Düşmanı Düzeniniz de Çökecek Yıkılıp Gideceksiniz…
M. Gürdal Çıngı
Eninde Sonunda
Sen ey Amerika, benim tepeme
Sanma ki böyle hep dikileceksin
Bugün değil ise yarın mutlaka
Defolup yerine çekileceksin
Benim adım proleter dört bucak
Bir gün ayak seslerimi duyacak
Ve benim önümde duramayacak
Boynunun üstüne yıkılacaksın
Sen de farkındasın elbet varımın
Hesabını soracağım kârımın
Kırk dört numaralı ayaklarımın
Nasırı dibine döküleceksin
Mavi gökte bayrağım var, kızıl kan
Kitaba, silaha sarıldığım an
Avrupa’dan, Afrika’dan, Asya’dan
Bil ki tâ kökünden söküleceksin
Sana kesin söylüyorum bana bak
Öyle bir gün gelecek ki alnı ak
İnsanlar içine çıkamayacak
Yüzüne lanetle bakılacaksın
Yalanların, zulmün gücün bitecek
Uşakların koyup seni gidecek
Ardından sen seni mahkûm edecek
Halkalı ipime takılacaksın
Aşık İhsani
Evet, Âşık İhsani’mizin dediği çıkacak.
Başka yolu yok!
Çünkü İnsanlığın kurtuluşu, sizin Tarihin çöplüğüne gönderilmenize bağlı.
Yoksa siz, Kahraman Gerilla Che’nin deyişiyle; “İnsan soyunun başdüşmanı” olarak, halklara acı, eziyet, kan, gözyaşı ve zulümden başka bir şey vermiyorsunuz, vermeyeceksiniz.
Çünkü sizin insanlık düşmanı düzeniniz, sisteminiz size bunu emrediyor.
Siz, dünyanın yeraltı ve yerüstü servetlerini yağmalamak istiyorsunuz ve bunu sağlamak için de her türlü kötülüğü, acımasızlığı, vicdansızlığı yapmayı, kan ve gözyaşı dökmeyi biliyorsunuz.
En kutsal kavramlar olması gereken; “Eşitlik”, “Özgürlük”, “Kardeşlik”, “Demokrasi”, İnsan Hakları”, “Uluslararası Hukuk” vb. kavramların tamamı sizin lügatinizde halkları kandırmak için kullandığınız bir kandırmaca, aldatmaca, hilekârlık, düzenbazlık…
Sizin düzeniniz Haydutluk düzeni. Zorbalık düzeni. Kim ekonomik olarak, askeri olarak güçlüyse onun borusunun öttüğü düzen, sizin düzeniniz.
Bütün çürümüşlüğüne rağmen halklar açısından bir güvence oluşturan Sosyalist Kamp’ın yıkılmasıyla birlikte, köpeksiz köyde değneksiz gezmenin verdiği cesaretle, saldırıyorsunuz oraya buraya. Kim sizin düzeninize kafa tutmaya çalışıyorsa onu “terörist” ilan ediyorsunuz, onu “diktatör” ilan ediyorsunuz. Ve o ülkeye düzen getirmeye girişiyorsunuz. “Demokrasi”, “Özgürlük” götürmeye kalkıyorsunuz.
Sizin bu Uluslararası Hukuku ayaklar altına alan haydutluğunuza sadece var olan Sosyalist iki devlet karşı çıkıyor; Küba, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti. Bir de Venezuela vb. gibi ilerici, halktan yana hükümetler.
İran’a saldıran ne İsrail’in argümanları ne ABD’nin argümanları Uluslararası Hukuk açısından geçerli değil.
Ne diyor İsrail, ABD ve AB Devletleri, İran’a saldırı gerekçesi olarak?
İran nükleer silaha sahip olmak üzere, böylece hem İsrail hem de dünya için nükleer tehdit oluşturuyor. Dolayısıyla İsrail, meşru müdafaa hakkını kullanıyor… İsrail kendi güvenliği için davranışa geçiyor. Kendini koruyor, diyorlar. Buna da saygı duyuyoruz, diyorlar.
ABD, sadece İsrail’i sözle desteklemekle kalmadı bildiğimiz gibi, B-2 bombardıman uçaklarıyla da saldırdı İran’a ve nükleer tesislerini yıktı. Kendi söyleyişiyle kullanılamaz hale getirdi o tesisleri. Böyle midir? Bunu zaman gösterecek. Ama şimdi konumuz o değil.
Dediğimiz gibi ne diyorlar Batılı Emperyalistler?
“İsrail meşru müdafaa hakkını kullanıyor.”
Oysa “meşru müdafaa hakkı” Uluslararası Hukukta çok katı kurallara bağlı.
Birleşmiş Milletler Şartı’nın 2’nci ve 51’inci maddelerinde devletlerin meşru müdafaa hakkına ilişkin çok özel kurallar sıralanıyor.
Örneğin; “başka bir şekilde savuşturulamayacak yakın bir saldırı tehdidinin mevcut olması gerektiğine”, vurgu yapıyor bu maddeler.
Yani, nükleer silahların varlığını, tek başına “yakın bir saldırı tehdidi” gerekçesi olarak görmüyor BM Şartı.
İşin, insana en acı ve üzüntü verici yanı nedir bu konuda bilir misiniz?
Hani, “Dinime küfreden Müslüman olsa” denir ya.
Bu olay da tam da bu kapsam içindedir.
İsrail nükleer silahlara sahip mi?
Sahip!
ABD nükleer silahlara sahip mi?
Sahip!
AB Emperyalist Devletleri sahip mi?
Sahip!
Şimdi bu devletler kalkıyorlar, vay efendim İran nükleer silaha sahip oluyor. Olamaz. Saldıralım. Vuralım. Yok edelim. Elimizden gelirse haritadan silelim. Olmadı düzenini değiştirelim, diye feryat ediyorlar…
Yahu, kimin evini kimden soruyorsunuz?
Nükleer silaha sahip olan sizsiniz.
Dünya üzerinde nükleer silah, Atom Bombası kullanan tek devlet sensin ABD!
Şimdi ne söylüyorsunuz?
Ama haydut bunlar!
Güç ellerinde. Dünyaya düzen veriyorlar kendilerince…
Bildiğimiz gibi, dünyada nükleer silaha sahip 9 devlet var.
Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması uyarınca nükleer silaha sahip devletler; ABD, İngiltere (Birleşik Krallık), Çin, Fransa, Rusya’dır.
Bu 5 devlet yukarıdaki antlaşma uyarınca “nükleer silahlı devlet” olarak kabul edilmektedir.
Nükleer silaha sahip diğer devletler ise; Hindistan, Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, Pakistan’dır.
Ve bir de İsrail.
Yani bunlar, bu yağmacı, talancı devletlerden olan ABD, Fransa, İngiltere ve İsrail; suyumu niye bulandırdın, diyorlar İran’a. Meşhur fıkradır. Bilinir ama anlatalım biz de olayı tümüyle görebilmek için:
***
Kuzunun biri pırıl pırıl bir dereden su içerken, av peşinde koşan aç bir kurt derenin yukarısından çıkagelmiş.
Öfkeyle; “Vay! Sen kim oluyorsun da, benim suyumu bulandırıyorsun? Bu hadsizliğinin cezasını ödeyeceksin!”, diye kuzuya bağırmış.
Zavallı kuzu; “Aman efendim, kızmayın da bir bakın ben nerdeyim. Nasıl olur da ben sizin suyunuzu bulandırabilirim? Siz derenin yukarısındasınız ve akıntı sizden bana doğru geliyor”, diye cevap vermiş.
Kurt, hiddetini artırarak; “Onu bunu bilmem ben, bulandırıyorsun işte, o kadar. Hem dahası da var, sen geçen yıl bana küfretmişsin”, diye bağırmış.
Kuzu; “Nasıl olur efendim, ben geçen yıl dünyada bile yoktum, baksanıza daha süt kuzusuyum”, demiş.
Bu defa kurt; “Sen değilsen kardeşindir, ukala”, diye çıkışmış.
Kuzu; “Kardeşim yok ki size küfretsin”, diye cevap verince, kurt; “O halde sizinkilerden biridir, işiniz gücünüz beni çekiştirmek. Çobanlar ve köpekler bana her şeyi anlattılar. Artık size haddinizi bildirme zamanı geldi”, deyip, zavallı kuzuyu oracıkta parçalayıvermiş.
***
Yani, bu haydut devlet ABD ve onun kuklası, Ortadoğu’daki jandarması, maşası, devlet bile olmayan, olmaması gereken, özünde ABD demek olan İsrail, “Büyük Ortadoğu Projesi”ni hayata geçirmek için davranıyorlar. Şu anda Ortadoğu’da BOP haritalarını hayata geçiriyorlar. Yeni devletçikler yaratıyorlar.
Bütün çabaları bunun için.
Irak, Libya ve Suriye’de milyonlarca masum Müslüman’ın kanını içerek hayata geçirdiler BOP’u. Böylece de İsrail’in, petrolün ve petrol boru hatlarının güvenliğini sağladılar.
Şimdi sırada İran ve Türkiye var.
Bunları da hallettiklerinde köpeksiz köyde değneksiz gezeceklerini düşünüyorlar, sanıyorlar, varsayıyorlar…
Ama boşuna çaba.
Tarih, eğer zalimlerin istediği, planladığı, düşündüğü gibi aksaydı yerinde sayıyor olurdu. Nemrutlar, Firavunlar çağında kalırdı insanlık.
Yukarıda da gördüğümüz gibi, nükleer silaha sahip devletler arasında Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti de var.
Hem de ABD’ye yakın bir konumda İran’a göre.
Ama diş geçirebiliyorlar mı Kore Halk Cumhuriyeti’ne?
Asla!
Ne zaman davransalar, Sosyalist Kore Liderliği ve Halkı, onların anladığı dilden cevap veriyor; hoşt! diyor. Haydi, kendi çöplüğüne! diyor…
Ve kuyruğunu kıstırıp, sesini kesip dönüp gidiyor ABD Emperyalistleri…
Yani, bu Batılı Emperyalist Haydut devlerden Uluslararası Hukuka, İnsan Haklarına vb.lerine uymalarını beklemek, ölü gözünden yaş beklemektir, ummaktır.
Bunlara anladıkları dilden cevap vermek zorundayız.
Bu da Demokratik Halk İktidarlarıdır, Sosyalist Devletlerdir.
Kuracağız o devleti!
Parçalayacağız BOP Haritalarını!
30 Haziran 2025
