Demokrasi ve özgürlük mücadelesinde bedeller ödemiş Kürt ve Türk analar Kürdistan’da buluştu

08.09.2014
A+
A-

Ankara Dayanışması’nın organize ettiği; yitirilen her bir gencin Türk ve Kürt Halkı olarak, bizim ortak acımız olduğunu vurgulamak amacıyla Gezi Şehitlerimizin anneleriyle birlikte Roboski’de, Lice’de evlatlarını kaybetmiş Kürt annelerine taziye ziyaretinde bulunuldu. Abdocan’ın annesi Hatice Cömert Hatay’daki dava sebebiyle gelemezken, bizler aracılığıyla selamlarını iletti.

Gülsüm Elvan, Emel Korkmaz, Emsal Atakan ve Sayfi Sarısülük Analarımızı bu uzun yolculukta yormamak için uçakla gönderirken; dayanışma çatısı altında faaliyet yürüten çeşitli siyasi parti ve örgütlerin temsilcilerinden oluşan 25 kişilik heyetle birlikte 3 Temmuz Perşembe günü saat 19:00’da annelerimizi Mardin’de karşılamak üzere Ankara’dan yola çıktık.

4 Temmuz Cuma saat 10:00’da gezi şehitlerinin anneleriyle Mardin belediye binası önünde buluştuk. Eş başkan Februniye Akyol tarafından kapıda karşılandık. Ziyaretin içeriğine dair kısa bir sohbetten sonra Cizre’ye doğru yola çıktık. Saat 14:00’da şehit anneleri ile birlikte Cizre Belediyesini ziyaret ettik. Eş başkanlar Leyla İmret ve Kadir Kunur tarafından kapıda karşılandık. Belediye binasının toplantı salonunda ilk olarak eş başkan Leyla İmret Kürtçe olarak bir karşılama konuşması yaptı. Ardından söz alan Kadir Kunur şehit annelerinin ziyaretinin bölgede büyük yankı uyandırdığını ve zamanlaması açısından memnuniyet verici olduğunu belirtti. “Acıların rengi olmadığını, gözyaşının rengi olmadığını, Kürt Halkının artık yeter noktasına gelmiş acılarının, sizlerin bu ziyaretle Roboski’ye kurduğunuz gönül köprüsü sayesinde tüm Türkiye Halklarının ortak acısı olduğunu ve bu kirli savaşın deşifre edilmesi noktasında iyi bir mücadele başlangıcı olduğunu söyledi.” Ankara Dayanışması adına bir arkadaşımız da ziyaretimizin amaç ve içeriğine ilişkin kısa bir konuşmanın ardından sözü Gezi Annelerine bıraktı.

Gezi anneleri adına konuşan Emsal Atakan; “Sizlerin acısını paylaşmak için buradayım. Yaşasın halkların kardeşliği” diyerek buluşmanın sloganını ortaya koydu.

Yemek sonrasında Roboski’ye varmak üzere tekrar yola çıktık. Saat 17:00’de Şırnak’ta jandarma kontrol noktasındayız. Bölgede sıradanlaşan Akrep isimli zırhlı araçların yanı sıra hafif bir tankı şehrin göbeğinde görmek her şeyi en kestirmeden anlatıyordu. Roboski’ye yaklaşırken o meşhur kalekolları görmeye başlıyoruz. Özgürlüğe dair tüm duyguları sindirmeye çalışırcasına dağların doruklarına inşa edilmiş hepsi.

Saat 19:00 itibariyle Roboski’ye vardık. Roboski Anneleri ve diğer aile fertleri tarafından  Roboski İçin Adalet, Yeryüzü İçin Barış Derneği  önünde karşılandık. Yer yer heyecan, merak ve mutlulukla geçen yolculuktan sonra evlatlarını kaybetmiş annelerin buluşması sırasında herkese hâkim olan duygu hüzündü. Ankara Dayanışması adına bir temsilci taziye dileklerini sunduktan sonra sözü Gezi Şehitlerimizin annelerine bıraktı. İlk olarak Sayfi Ana bir konuşma yaptı: “Anneler hepimiz bir anayız kimimiz babasız büyüttük, kimimiz zorluklarla büyüttük evlatlarımızı, oğlumun katili bellidir ve katili bizzat devlet tarafından korunmaktadır. Oğlumun katilini buluncaya kadar her yere gideceğim, Pazartesi oğlumun mahkemesi var sizlerin de yürekleri yandı, hepimizin başı sağ olsun.”,  diyerek sözlerini sonlandırdı.

Sonrasında Emsal Atakan söz aldı: “Benim oğlum Hatay’da mücadele ediyordu barış için, halkların kardeşliği için, hepimizin başı sağ olsun.”, dedi ve mücadeleye kararlılıkla devam edeceğini bildirdi.

Emel Korkmaz da: “Acının dini, dili, rengi olmaz… Acınızı yürekten paylaşıyorum”, diyerek taziye dileklerini iletti.

Son olarak Gülsüm Elvan söz alarak: “Oğlum ekmek almaya giderken zevk için öldürüldü ve polisi kahraman ilan edenler tarafından terörist olarak ilan edildi. Bizim acımız ve katillerimiz aynı, hepimizin başı sağ olsun”, diyerek taziyelerini iletti.

Gezi Annelerinin ardından Roboski Anneleri adına bir temsilci önce Kürtçe sonrasında da Türkçe olarak taziye dileklerini kabul etti.  Ve “biz de Roboski aileleri olarak sizlerin acısını paylaşıyoruz. Bölgeye yaptığınız bu taziye ziyareti yüzyıllardır acılarla sınanmış Kürt Halkı için çok önemlidir. Evlatlarımızın katili aynıdır, hepimizin başı sağ olsun”, diyerek sözlerini sonlandırdı.

Konuşmaların ardından araçlarla mezar ziyaretine doğru yol aldık.

Bırakın devrimci olmayı, vicdan sahibi hiçbir insan sebepsiz yere katledilen 34 can için kayıtsız kalamazdı. Meğer ne kadar kolaymış bir rakamı telaffuz edebilmek, fakat mezarlığa girdiğimizde yan yana sıralanmış kabirleri görünce hepimizin boğazına bir şeyler düğümlendi… Her bir mezar başına dağılmış anneleri görünce insan hangi birine yas tutacağına şaşırıyor.

Yitip giden onlarca can… Bu nasıl tarifsiz bir acıdır…

Mezar ziyaretinde beni en çok etkileyen Gezi Anneleri ile Roboski Annelerinin acılarını paylaştıkları konuşmalardı. Farklı dillerde, kimi zaman yalnızca birbirlerinin gözlerine bakarak anlaşıyor olmaları acılarımızın ortak oluşunu somutlar nitelikteydi.

Mezar başında gerçekleştirdiğimiz anmanın ardından Roboski Derneği’ne dönüş yaptık.

Bir ara dernek içerisinde yer alan fotoğraflara göz gezdirirken Roboskili annelerden biri kolumdan tutuyor. Göz göze geliyoruz… Gözlerindeki bakışı tanıyorum, hiç konuşmuyor… Duvarda asılan fotoğraflardan birini gösteriyor, sanırım oğlu, 98 doğumlu… 14 yaşında katledilmiş gencecik bir insan… Donup kalıyorum, bu nasıl tarifsiz bir acıdır böyle, gözlerim doluyor, acısını daha da arttırmamak için uzaklaşmak istiyorum oradan. Hislerimi anlamışçasına tebessüm ediyor, gözlerinde aynı bakış. Saat 20:30 gibi annelerin hüzünlü vedalaşmasının ardından Roboski’den ayrılıyoruz.

5 Temmuz gece 03:00 gibi Diyarbakır’dayız. Otelde yerlerimiz ayrılmış, biraz istirahat zamanı.

10:30’da, evladını kaybetmiş, cezaevlerindeki çocuklarının yolunu gözleyen Barış Anneleri’nin Diyarbakır merkezde Anıt Park içerisindeki direnişlerini ziyaret ediyoruz. Yine hüzünlü anlar yaşanıyor, bir ara gözyaşlarını tutamayan annelere Sayfi Annenin “Ağlamak yok, dik durma zamanıdır.” diye seslendiğine tanık oluyoruz.

Karşılıklı taziye dileklerinden sonra, anneler kendi arasında sohbet etmeye başlıyor. Siyasal bilincin temel olduğu konuşmalarda, katilin AKP İktidarı olduğu netçe vurgulanıyor.

Bir taziye ziyaretine dahi tahammül edemeyen polislerin, ellerinde kamerayla ziyareti taciz edişi bir ara gergin dakikaların yaşanmasına neden oluyor.

Mücadeleye sonuna kadar devam edeceğiz diye haykıran anaların sıkılmış yumrukları ve yapılan zafer işaretleri… Sloganlar ve zılgıtlar eşliğinde Barış Annelerine veda ediyoruz.

12:45’de Diyarbakır Belediyesini ziyaret ettik. Eş başkanlar Gülten Kışanak, Fırat Anlı ve HDP Muş Milletvekili Demir Çelik bizi ayakta karşılıyor.

 13:10’da ayrılıyoruz… Medeni Yıldırım’ın köyüne…

Kayacık köyüne varıyoruz. 15:00 olmuş saat. Medeni’nin abisi bizi karşıladı. Kardeşinin vurulduğu yere kadar eşlik etti. Olayı anlattı. Annelerin kucaklaşması yine buruktu.

Hep birlikte Medeni’nin vurulduğu yere doğru yürüdük. Karşı tepede bir kalekol yapılmış. Medeni’nin vurulduğu yerde bir dut ağacı dikilmiş. Hemen Jandarma barikatının dibinde…

Medeni Yıldırım’ın annesi oğlunun bir anısını paylaştı bizimle. Medeni Ethem’in vuruluşunu görmüş ve keşke bende böyle yiğit ölebilsem demiş. Tüm analarımız gururluydu. Ortak tema yine halkların kardeşliği ve oğullarının yiğitliğiydi. Bizim oğlumuz hırsız gitmedi. Ayakkabı kutularından parası çıkmadı diye haykırdılar.

Ziyaretlerin ardından tekrar Ankara’ya dönüş yolculuğumuz başladı. Bölgeyi tanımak ve ustamızın ortaya koyduğu Kürdistan gerçekliğinin somutlanması açısından bu ziyaret bizim için büyük bir tecrübeydi.

Bölge halkının göstermiş olduğu misafirperverlik… Yüzünüzde beliren küçük bir tebessümün en içten dostlukla karşılık bulduğu çocuklar… Yaşanan onca acıya karşın hâlâ nefret duygusu nedir bilmeyen anneler… İnsanın aklında tek bir soru oluşturuyor: Hangi sağır vicdanlar reva görmüştür bunca acıyı bu güzel insanlara?

ETİKETLER: