Dipsiz Göl’ü katledenleri affetmeyeceğiz!

10.12.2019
A+
A-

Halkın Kurtuluş Partisi,

Dipsiz Göl’ü Katledenler Hakkında Suç Duyurusunda Bulundu:

Dipsiz Göl’ü katledenleri affetmeyeceğiz!

“Bu göl Cumhuriyet’in ilanında oradaydı, Atatürk doğduğunda, İstanbul’un fethinde, Osmanlı’nın kuruluşunda, Malazgirt Savaşı’nda, Uhud Savaşı’nda, İsa çarmıha gerilirken, Sezar bıçaklandığında, piramitler yapılırken, hatta yazı bulunduğunda dahi oradaydı, geçen haftaya kadar…”

Karşısına çıkan manzara karşısında öfkelenen Twitter kullanıcısı, Dipsiz Göl’ün define uğruna katledilişine bu sözlerle tepki gösterdi.

Gümüşhane merkeze 50 kilometre uzaklıkta, deniz seviyesinden 2140 metre yükseklikte olan, doğa harikası Taşköprü Yaylası’ndaki kaynağı ve akarı olmayan Dipsiz Göl, gölde ‘define’ olduğu söylentisi üzerine, gözünü para hırsı bürümüş insanların elbirliğiyle katledildi. Para uğruna yaşadığımız çevremizi yok etmekten çekinmeyen, yeraltı yerüstü varlıklarımızı yandaşlara peşkeş çeken, tarihi güzelliklerimizi tahrip ve talan eden, ettiren AKP’giller iktidarı olayın gerçek sorumlusudur. Nitekim kazıyı yapan işadamlarından birisinin AKP üyesi olduğu basına yansıdı.

Dipsiz Gölün katledilmesi üzerine basına yansıyan ve Dipsiz Göl’ün neden önemli olduğunu belirten bazı değerlendirmeleri kısaca aktaralım:

“‘Asla eskisi gibi olamaz, su konulursa suni gölcük olur’

Tongji Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Departmanı öğretim görevlisi Dr. Çağrı Gökdemir’e göre göl bir daha asla eskisi gibi olamayacak.

Ekohidroloji, yeraltı suları, nehir ve göl araştırmaları konusunda uzman bir isim olan Gökdemir, Dipsiz Göl gibi göllerin çok nadir olduğunu söylüyor:

12 bin yıllık bir göl olduğu söyleniyor. Diğer su kaynaklarından uzak bir gölden bahsediyoruz. Dışarıdan su akışı yok. Bu tarz göller gerçekten nadir. Bunun gibi Alp bölgesinde İtalya’da bir göl gördüm. Çok yüksek rakımlarda bulunuyor genelde. Bu tarz göller çoğunlukla topografi nedeniyle oluşuyor. İki kaynak var. Biri yeraltından, biri yer üstünden yani yağmur. Bir yeraltı suyundan, akiferden kaynak olabilir. 2 bin metrede yeraltı suyunun o şekilde olması ve birikmesi Dipsiz Göl’ü özel kılıyor. Araştırılması gerekilen bir sistem. Ancak yüzey tahrip edildi. Oraya tekrar su konulması orayı sadece suni bir göl haline getirir. Bu da bir anlam ifade etmez. Kendi haline bırakılırsa yine bir göllenme oluşabilir ancak asla eskisi gibi olacağını söyleyemem. Kazı çalışması nasıl yapıldı tam olarak bilmemekle birlikte toprak yapısı ve yüzey şeklinin bozulmuş olabileceğini düşünüyorum. Çünkü 12 bin yıl içinde gölün dibinde bir sediment (tortu) oluşuyor. O sediment yıprandığı için eski haline bir daha gelemez. Ancak gölümsü bir yapı olarak kalabilir.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Baran Bozoğlu’na göre ise olup bitene üçüncü dünya ülkelerinde bile rastlanması güç:

Buraya bir doğal su girişi yok yani bir akar söz konusu değil. Dolayısıyla oradaki ekosistem 12 bin, 13 bin yılın tarihini ve biyoçeşitliliğini taşıyan bir alan. Bu alanın sadece bir maddi kaynak olarak görülüp kazıya izin verilmesi ve yok edilmesi kabul edilemez. Kuşkusuz doğa kendini yenileyebilme kapasitesine sahip. Ama bu ne kadar sürer meçhul. Oradaki biyoçeşitlilik, kaybolan türler, mineral türlerinin tespiti daha önceden yapılmadığı için kaybın boyutunu bilebilmek mümkün değil. Yapılan uygulama üçüncü dünya ülkelerinde bile rastlanmayacak türden. Bu kadar üniversite var, bu kadar kurum var ama buna rağmen devletin eliyle doğal alanımız yok edilmiş durumda.”

Halkın Kurtuluş Partisinin Programı’nda “Çevreye ve Tarihe Saygı” şöyle anlatılır:

“Kurtuluş Partisi, insan hayatının sürmesinin, bitkiler ve hayvanlarla birlikte, doğal dengeyi hiç bozmadan mümkün olabileceğini çok iyi bilmektedir. Bunun için doğaya ve diğer canlılara saygılı, onlara zarar vermeyen bir üretimin yapılmasından yanadır. Bunun için ülke içinde gereken önlemleri almaktan çekinmeyecek, insanlık ve doğa düşmanı emperyalist devletlerle mücadeleden de geri durmayacaktır.

“Unutmayalım ki dünyamız, bilim insanlarının öngörülerine göre daha üç milyar yıl biz canlılara ev sahipliği edecektir. Doğanın bu hizmetini yapabilmesi için bizim de onun kanunlarına saygılı olmamız ve onu bir bütün olarak (dağlarıyla, ovalarıyla, ormanlarıyla, nehir, göl ve denizleriyle, bitkileriyle, hayvanlarıyla) canı gönülden sevmemiz gerekir. Partimiz, bu bilince sahiptir ve bu sevgiyi taşımaktadır.

“Dağ, nehir ve şehir adlarından da anlaşılabileceği gibi, ülkemiz, bizden önce, onlarca Antika Medeniyetin, hatta medeniyet öncesi toplumun yaşamış olduğu bir coğrafyaya sahiptir.

“Şehirlerimiz, bu medeniyetlerden bize miras kalan pek çok yapı, tarihi eser ve kalıntıyla doludur. Bunları özenle korumamız, insan ve tabiat olayları tarafından bozulmalarını, yok olmalarını önlememiz gerekmektedir.

“Parababaları, yalnız insana değil Tarihe ve Tabiata da hiç saygı duymamaktadır. Sevgi beslememektedir. Bu sebeple de şehirlerimizin Tarihi dokusunu, yeşil alanlarımızı, kıyılarımızı acımasızca tahrip etmekte, yok etmektedir. Şehirlerimizdeki Tarih varlıklarını kazıyıp, yerlerine iş merkezi, katlı otopark, lüks konutlar yapmaktadır. Namuslu bir bilim insanımız, geçen yıl; ”Konya’da son yirmi yılda yapılan Tarih katliamı, önceki beş yüz yılda yapılana denktir” demişti. Diğer şehirlerimizde de hemen hemen aynısı yapılmaktadır.

“Dünyanın en güzel yerleri arasında gösterilen kıyılarımız, yakıp yıkılarak, turistik otellerle, pahalı konutlarla doldurulmaktadır.

“Bu tahribatı, hükümetleriyle, yerel yöneticileriyle Parababalarının emrindeki siyasiler yapmaktadır.

“Oysa bilime göre, şehirlerin Tarihi dokusu korunur, yeni ilaveler, genişletmeler, çevredeki boş araziler üzerine yapılır. Eski ve yeni şehir birbiri üzerine bindirilmez.

“Kıyılarımız, koylarımız, yeşil alanlarımız, göllerimiz, nehirlerimiz ve denizlerimiz de gözümüz gibi korunur. Kirletilmez, bozulmaz.

“Para ve kâr tanrısına tapınan Parababalarının, bu insan, Tarih ve doğa katliamları onların cibilliyeti iktizasıdır. Torunlarımız bunları lanetle anacaktır.

“Partimizse, Parababalarınınkinin tam tersi bir tutumla, bütün bu konularda sadece bilimin emrettiği şekilde davranacaktır. Yapılması gerekenleri, bedelini umursamaksızın, hızla yerine getirecektir.”

(HKP Programından)

Halkın Kurtuluş Partisi; Türkiye’nin en Yurtsever, Halkçı, Çevreci ve Kamucu Partisidir.

HKP, “tüyü bitmemiş yetimin hakkı” olan kamu mallarının göz göre göre, yerli yabancı Parababalarına peşkeş çekilmesine, çevrenin, doğanın ve tarihi güzelliklerimizin tahrip ve talan edilmesine seyirci kalmamaktadır. Halkına olan sorumluluğu nedeniyle Dipsiz Göl’ün katledilmesi üzerine tüm şüphelilerin yargılanarak cezalandırılmaları için suç duyurusunda bulunmuştur. 22.11.2019

 

Halkın Kurtuluş Partisi

Genel Merkezi