Elbirliğiyle Çukurbağ’ı yağmalıyorlar

03.07.2020
A+
A-

Av. Tacettin Çolak

Batı Antalya’nın şirin ilçelerindendir Kaş.

Ülkemizin cennet koylarına sahip, Arkeolojik ve Doğal Sit Alanlarının bulunduğu, doğal yapısı henüz bozulmamış bir yerdir.

Kaş’ın bakir yerlerinden biri olan Çukurbağ Yarımadası ise yıllardır; AKP’giller’in vurgun, talan ve yağma alanı olmuştur. Merkezi ve yerel yöneticiler eliyle bu cennet bölgemizi de betona kestiler.

Yerel yöneticilerin de dahil olduğu organizasyonlarla, imar vurgunları yoluyla, Çukurbağ arazisine oteller, villalar, özel limanlar yapıyorlar. Böylece hem çevre ve görüntü kirliliği oluşturarak doğal yapıyı katlediyorlar hem de devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan ve halkın kullanımında olması gereken kıyılarımızı yağmalıyorlar.

Öyle ki; betonlaşmadan önce sadece Çukurbağ Yarımadası’nda 1 milyondan fazla zeytin ağacı vardı. Bu güzel coğrafyanın kekiği, zeytini, harnupu sadece Kaş’a değil, bütün bölgeye yeterdi.

Kaş’ın yetiştirdiği çalışkan gazeteci Yusuf Doğan’ın anlatımıyla; doğasıyla, tarihiyle, kültürüyle ve yakın zamana kadar “fabrika ayarlarında” kalmayı başarabilmiş insanlarıyla Akdeniz’in en güzel kentlerinden biri olan Kaş’ta; Kapıların kilitlenmediği, komşuda pişenin diğer komşuyla da paylaşıldığı, kapı önü ikindi sohbetlerinin yapıldığı, Kırkmerdiven’de çekirdek çitleyerek hep birlikte eğlenceli yaz akşamlarının paylaşıldığı o güzel günler aranır olmuş”.

Bütün çabası, nereden bir haksız kazanç elde ederiz, vurgun vururuz, çalarız-çırparız olan açgözlü Ortaçağcılar ve diğer burjuva politikacıları; ülkemizin Turizm Cenneti olan beldelerimizin bakir koylarına, kıyılarına, göllerine göz diktiler.

Buralardaki korunması gerekli kültür ve tabiat varlıklarımıza, Arkeolojik Alanlara, Doğal Sit Alanlarına, Zeytin bahçelerine saldırmaktalar. Çünkü onlar için, tarihin, kültürün, doğal varlıkların hiçbir değeri yoktur.

Dört buçuk yıl önce (09.12.2015 tarihinde) Çukurbağ Yarımadası’ndaki “imar vurgunu” yoluyla sağlanan haksız kazançları görmüş ve sorumlular hakkında suç duyurusunda bulunmuştuk.

Tayyipgiller’in yakın arkadaşı, aile dostu, iş ortağı, çocuklarının finansörü olan yandaşlar; 30 dönümü arkeolojik alan, geriye kalanı da 3. derece SİT Alanı olan ve tapu kaydında “Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlığıdır” şerhi bulunan150 dönümlük Zeytinliği, 2007 yılında 6 milyon Avroya kapatmışlardı.

Daha sonra, yanlarına aldıkları Kaş’ın AKP’li Belediye Başkanı ile birlikte; bu arazinin imara açılması için, daha doğrusu imar vurgunu yoluyla haksız kazanç elde etmek için girişimlere başladılar. Söz konusu arazinin “orman alanı” değil, ‘tercihli kullanım alanı’ olarak değiştirilmesini istediler.

Fakat bu sinsi ve ahlâksız girişimi sezen Antalya Gıda Tarım Hayvancılık İl Müdürlüğünden bazı namuslu yöneticiler; 3573 sayılı yasa uyarınca; “(…) zeytinli tarla niteliğindeki taşınmazların tarım dışı amaçla kullanılmasının mümkün olmadığı”, gerekçesiyle arazinin imara açılmasına itiraz etmişlerdi.

Bu kez, Kaş Gıda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğüne başvurarak; “zeytinli tarla” vasfındaki arazinin “tarla” vasfına dönüştürülmesini istediler. Burası da; “söz konusu taşınmazların Tarla vasfında olmadığı, bu nedenle talep edilen cins değişikliği işleminin uygun görülmediği”ni bildirmişti.

Devletin İl ve İlçe düzeyindeki bu kurumlarının olumsuz görüşüne karşın, Kaş İlçe Tarım Müdürlüğüne tekrar başvurmuşlar ve önceden ayarladıkları Gökhan Göktaş isimli bir memurdan aynı gün içinde istedikleri cevabı almışlardı.

Bu arada çıkartılan 1/25000’lik İmar Planı, Antalya Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından onaylanarak, anılan arazinin bulunduğu alan, aynen yandaşların talep ettikleri gibi “tercihli kullanım alanı” olarak belirlenivermişti.

Böylece Meis Adasının karşısındaki Kaş İlçesi Çukurbağ Yarımadası’nda, bir bölümü Arkeolojik SİT Alanı olan Zeytinlik arazinin imara açılmasının önündeki “engeller”i kaldırtan Tayyip yandaşları; araziye ellerini bile değdirmeden ya da değer artırıcı hiçbir işlem yapmadan, tamamen kayıtlar üzerinde yaptırdıkları değişiklikle büyük bir rant sağlamış oldular. Ve dört buçuk yıl öncesinin fiyatlarıyla 6 milyon Avroluk arazi; oldu 30 milyon Avro.

Biz, o zamanlar, yapılan bu vurgunun; Anayasanın 63’üncü maddesi ile devlete yüklenen; tarih, kültür ve tabiat varlıklarını koruma görevinin ihlali, 2863 Sayılı Tabiat ve Kültür Varlıklarını Koruma Kanununun 5’inci maddesinde ve 3573 Sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılaştırılması Hakkında Kanunun 4086 Sayılı Yasa ile değişik 20’nci maddesinde öngörülen hükümlere aykırı olduğu ve bu nedenle de anılan fiillerin; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun, “Nüfuz Ticareti” ve Görevi Kötüye Kullanma” suçlarının maddi unsurlarını oluşturduğu gerekçesiyle; Çukurbağ Yarımadası’ndaki araziden imar vurgunu yoluyla haksız kazanç sağlamak için hukuksuz girişimlerde bulunan Selim Doğan ve Remzi Gür ile bunların bu suçlarına yardım ve yataklık eden Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkanı Menderes Türel, Kaş Belediye Başkanı Halil Kocaer ve Antalya Tarım İl Müdürü Gökhan Göktaş hakkında Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na Suç Duyurusunda bulunmuştuk.

Bizim bu suç duyurumuz AKP’nin hukuk bürolarına çevrilen yargı tarafından sonuçsuz bırakıldı maalesef.

Böylece Çukurbağ Yarımadası’nda; “kişiye özel imar planları” ile yandaşların geçmişte yok pahasına aldığı yerlerin imara açılması sağlanmış, geri kalan sahipli araziler de ““orman” ya da “doğal park” halinde bırakılarak bu toprakları yüzlerce yıldır bekleyen, çilesini çeken, zorluğuna katlanan yerli halk ise atasından kalan arazisinde çivi bile çakamaz hale getirilmiştir.

Bu arada 24 Mayıs 2020 günü gece yarısında (Bayramın ilk gününde) Çukurbağ’ın tepesinde bir yangın yaşandı. 3’üncü Derece Doğal Sit Alanı olan Çukurbağ Yarımadası’nın burnundaki tepede çıkan yangın, yaklaşık 5 dekarlık makilik alanın kül olmasına yol açtı.

Yani tam otellik bir alan açmış oldular!..

Yangının hemen ardından çok haklı olarak; sabotaj, kasıt, imara açılma vs. iddia edildi.

Zira yanan arazi tapu kayıtlarına göre orman değil, “zeytinli tarla” niteliğinde.

Kaldı ki, Çukurbağ Yarımadası’nın büyük kısmı geçmişte devletin “zeytin kanunu” kapsamında vatandaşa tahsis ettiği arazilerdir. Yerli Halka göre bugün betonlaştırılan Çukurbağ Yarımadası’nda 1,5 milyon civarında yabani (bir kısmı aşılanmış) zeytin ağacı vardır.

Çukurbağ Yarımadası’nın yağmalanması burada bitmedi elbette.

Bir zamanlar pirnal kömürü yakılan, kireç ocaklarıyla bilinen yarımada 1971 yılından bu yana Ankara Gazeteciler Cemiyeti’nin de ilgi alanında.

Öyle ki, Ankara Gazeteciler Cemiyeti, geçmişte kamuya terk edilen arazileri imara açtırmak için yıllardır uğraş vermiş. Kaş’ta seçilen her yeni belediye başkanını ziyaret edip, mutlaka ilçeye bir tesis kazandırılacağından, dünyaya tanıtılacağından, her konuda destek olunacağından söz edilerek, yöneticileri imara açmaya ikna çalışmaları yapıyor.

Gazeteciler burayla niçin bu kadar ilgilenirler acaba?

Vurgun çok tatlı da ondan…

Yarımadada “Eko-Turizm” vasfı verilerek imara açılan ikinci özel mülk ise, CHP’nin başından kaset operasyonu ile uzaklaştırılan Deniz Baykal’ın da 16 bin 656 metrekarelik hissesinin bulunduğu parsel. Daha önce 49 ada, 19 parsel olarak tapuya kayıtlı olan arazide sınır düzeltme işlemi yapılarak 6 Eylül 2018’de 209 ada, 20 parsel olarak tapuya kaydedilmiş. Söz konusu parselin 16 bin metrekarelik diğer bir hissesi ise Deniz Baykal’ın baldızının oğlu olan Selçuk Akıltopu’na ait.

Tayyip’in adamlarından Cihan Kamer ile Hasan Doğan ailesi de İnceboğaz Mevkii’nde 2007 yılında satın aldıkları arazinin İmara açılmasının önündeki engelleri tüm üst düzey ilişkileri kullanarak aşmışlar ve arazinin “zeytinlik” vasfı ilgili yasalara aykırı biçimde “‘tarla” olarak tapuya kaydettirilmiş.

Sonuç olarak; geçmişte bir memurun Çukurbağ, Bayındır, Üzümlü ya da Kalkan sırtlarında orta ölçekli bir arazi ya da ev alabilecek koşulları varken, bu memurlar; yukarıda belirtilen imar ve arazi spekülasyonları sonucunda astronomik rakamlara ulaşan arazilerin artık yanına bile yaklaşamaz durumdadır. Böyle giderse bu bölgedeki “mülkler” el değiştirecek, yerel halkın önemli kısmı ata toprağında parya kalmaya, gündelik ve niteliksiz iş gücü olarak sömürülmeye mahkûm edilecektir.

Diğer yandan AKP’li ve CHP’li siyasiler; yanlarına Ankara Gazeteciler Cemiyeti’ni de alarak ülkenin en güzel, en yeşil yerlerini elbirliğiyle yağmalamakta ve talan etmekteler.

Bunların suçlarının neler olduğunu yukarıda yazdık.

Ancak geçtiğimiz ay çıkarttıkları yangınla otel ya da başka bir turistik tesise inşaat alanı açtıkları bölgeyi tekrar ağaçlandırmak yerine imara açılmasına izin veren her kim olursa vatana ihanet etmiş demektir.

Bu hainler; bugün için AKP yargısı tarafından “ak”lanabilirler. Ya da yargı denetiminden kurtulabilirler… Ama Halkın Demokratik İktidarında mutlaka yargılanacaklar ve gasp ettikleri SİT alanları, kültür ve tabiat varlıkları tek tek ellerinden alınacaktır.

Bu böyle biline…