Elektrikte vurgun…

Uluslararası Finans-Kapitalistler, on yıllardır (özellikle 1950’den bu yana) Türkiye’yi sağmal sürü gibi sömürüyorlar. Yeraltı ve yerüstü servetlerini yağmalamak, Birinci Kurtuluş Savaşı sonrası özellikle Sovyetler Birliği’nin maddi ve teknik yardımlarıyla kurulmuş Kamu Mallarını (Sümerbank, TEKEL, Türk Telekom, PETKİM, EBK, Şeker fabrikaları, Alüminyum fabrikaları vb.ni) Özelleştirme adı altında iç etmek için her türlü çabayı gösteriyorlardı. Ve bu amaçlarına da esas olarak 24 Ocak 1980’de Turgut Özal tarafından hayata geçirilen ekonomik önlemler paketiyle kavuşmuş oldular. 12 Eylül Faşist Darbesi de zaten bu halk düşmanı projeyi hayata geçirmek için gerçekleştirilmişti. O tarihten itibaren “Serbest Piyasa Ekonomisine Geçiş” adı altında çok yoğun bir şekilde Kamu Malları “Özelleştirilmeye” başlandı.

Bu süreç sonraki yıllarda da artarak devam etti. Artık iktidara gelen-getirilen her parti “Özelleştirme”yi savunuyor ve ne kadar çok özelleştirme yaptığıyla övünüyordu. Bu peşkeşi Tayyipgiller iktidarı da aynen benimsedi. Daha doğrusu kendisini iktidara getiren ABD Emperyalistlerinin ekonomik vurgun ve talan örgütleri olan IMF ve Dünya Bankası’nın emirlerini harfiyen yerine getirdi. Maliye Bakanlarından Kemal Unakıtan (pespayelikte, çapsızlıkta, kalitesizlikte en önde gelenlerinden bir tanesiydi Tayyipgiller’in) Kamu Mallarından olan Sümerbank için “adını Tarihten sileceğiz” diyerek kamu mallarına olan düşmanlıklarını açıkça ve pervasızca itiraf etti. Öyle de yaptılar. Özelleştirilmedik kamu malı neredeyse kalmadı. Henüz özelleştirilmeyen birkaç kurum da (Otoyollar, Köprüler) sırada…

İşte biz bu yazı dizimizde bir kamu malı olan elektrik üretim ve dağıtımının özelleştirilmesinin ve yerli Parababalarına peşkeş çekilmesinin üzüntü verici hikâyesini anlatacağız.

Önce elektrik üretim ve dağıtım işi özelleştirildi

15 Temmuz 1970 tarihinde çıkarılan bir kanunla elektriğin üretim, iletim, dağıtım ve ticaretini yapmak amacıyla Kamu İktisadi Teşekkülü (KİT) statüsünde, Türkiye Elektrik Kurumu (TEK) kuruldu. TEK, 12 Ağustos 1993 tarihinde Türkiye Elektrik Üretim İletim AŞ (TEAŞ) ve Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ) adı altında iki ayrı KİT olarak yeniden yapılandırıldı.

1994’te TEAŞ ve TEDAŞ’ın tüzel kişiliklerini elde etmelerinin ardından üretim ve iletim hizmetleri; TEAŞ’a, dağıtım hizmetleri ise TEDAŞ’a verildi.

Ayrıca 2001 yılının başlarında çıkarılan kanunla da TEAŞ; Türkiye Elektrik İletim AŞ (TEİAŞ), Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ) ve Türkiye Elektrik Ticaret ve Taahhüt AŞ (TETAŞ) adı altında, üç ayrı KİT olarak yeniden düzenlendi.

İşte bunlardan Elektrik Üretimi ve Dağıtımı, Özelleştirmeye uğrayan alanlardan bir tanesi oldu.

Elektrik İletimi ise şimdilik kamuda.

233 Sayılı “Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname” ile yapılan düzenlemede TEK, Kamu İktisadi Kuruluşu (KİK) olarak yer almış ve çalışmalarının da kamu hizmeti niteliğinde olduğu tanımlanmıştır. Ancak, 1993 yılında çıkarılan 93/4789 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile TEK iki ayrı İktisadi Devlet Teşekkülü’ne ayrıştırılmış, böylece üretmiş olduğu hizmetlerin de kamu hizmeti kapsamından çıkarılması sağlanmıştır.

Elektrik dağıtım şebekelerinin özel sektör eliyle işletilmesi amacıyla ilk özelleş­tirme girişimine 1989 yılında başlanmıştır. Bu yıllarda 3096 Sayılı Yasa çerçeve­sinde ilk olarak Kayseri ve Civarı Elk. TAŞ, Çukurova Elk. AŞ. Kepez AŞ. ve Aktaş Elk. AŞ. ilgili bölgelerinde elektrik üretim, iletim, dağıtım ve ticareti ile görev­lendirilmişlerdir. Aynı kapsamda görevlendirilen şirketlerden bazıları, verilen görevlendirmelerin iptal edilmesi üzerine yargı yoluna başvurmuş ve birçoğu davalarını kazanmışlardır.

Yapılan görevlendirmelerin hukuksal zemine oturmaması ve dava konusu ol­ması iktidarı değişik modeller aramaya itmiş ve 3096 Sayılı Yasa’dan sonra sıra­sıyla, önce Yap-İşlet-Devret modeli olarak bilinen 3996 Sayılı Yasa devamında da Yap-İşlet modeli olarak bilinen 4283 Sayılı Yasa yürürlüğe girmiştir.

Bu modellerin uygulamaya konulması, işletmede yaşanan sorunları çözümle­mediği gibi tarifelerin yükselmesi ve yatırımların mahsuplaşılması gibi konular­da da sıkıntılar yaratmış ve beklenen yararların sağlanamayacağı görülmüştür. Yapılan özelleştirmelerin nasıl acı bir reçete olduğu da, gerek uygulamalarda gerekse yargı kararlarında açıkça ortaya çıkmıştır.

Yaşanan bu acı deneyimlere karşı özelleştirme politikasından vazgeçilmemiş, uluslararası sermayenin talepleri doğrultusunda yine İngiltere’den alınan bir model ile “Elektrik Sektörünün Yeniden Yapılandırılması” adı altında “serbest­leştirme” ve “özelleştirme” amacına dönük olarak 2001 yılında 4628 Sayılı Elekt­rik Piyasası Yasası hayata geçirilmiştir. ( Elektrik Özelleştirmeleri Raporu, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası, 42. Dönem Enerji Çalışma Grubu, Ankara, Mart 2012 )

 

 

Elektrikteki vurgun süreci

04.12.1984 tarihli ve 3096 Sayılı “Türkiye Elektrik Kurumu Dışındaki Kuruluşların Elektrik Üretimi, İletimi, Dağıtımı ve Ticareti ile Görevlendirilmesi Hakkında Kanun” ile Türkiye Elektrik Kurumu dışındaki, özel hukuk hükümlerine tabi sermaye şirketleri statüsüne sahip yerli ve yabancı şirketlerin elektrik üretimi, iletimi, dağıtımı ve ticareti ile görevlendirilmesi düzenlenmiştir. Bu Kanun ile nükleer santraller hariç diğer elektrik üreten santrallerin özel sektör aracılığıyla yapılması ve/veya işletilmesinin önü açılmıştır.

Bu kanunun uygulanmasında ana olarak iki model uygulanmıştır. Bunlardan birincisi “Yap-İşlet-Devret (YİD)” Modeli”, diğeri de “Yap-İşlet (Yİ)” Modelidir.

YİD, bir altyapı tesisinin özel sektör tarafından tasarlanıp, finansmanının sağlanarak inşa edilmesi ve yapılan yatırımın bedelinin (kâr dahil) geri ödenmesini sağlayacak bir süre kadar işletilip, sürenin sonunda tesislerin bedelsiz olarak kamuya devrini öngören modeldir.

 Yap-İşlet (Yİ) ise bir altyapı tesisinin özel sektör tarafından tasarlanıp, finansmanının sağlanarak inşa edilmesi ve hizmetin ifa edilmesini öngören modeldir. Bu modelde yatırımın kamuya devir zorunluluğu bulunmamaktadır.

Ülkemizde Yİ modeli sadece elektrik üretimi sektöründe uygulanmış olup, yasal çerçevesini 16.07.1997 tarih ve 4283 Sayılı “Yap-İşlet Modeli İle Elektrik Enerjisi Üretim Tesislerinin Kurulması ve İşletilmesi İle Enerji Satışının Düzenlenmesi Hakkında Kanun” teşkil etmektedir.

4283 Sayılı Kanun ile Yİ modeli ile üretim şirketlerine ülke enerji plan ve politikalarına uygun biçimde elektrik enerjisi üretmek için mülkiyetleri kendilerine ait olmak üzere termik santral kurma ve işletme izni verilmesi ile enerji satışına dair esas ve usuller düzenlenmiştir. Hidroelektrik, jeotermal, nükleer santraller ve diğer yenilenebilir enerji kaynakları ile çalıştırılacak santraller bu Kanunun kapsamı dışında bulunmaktadır. Söz konusu model sadece termik santrale dayalı enerji sektörü projeleri için uygulanabilecek niteliktedir.

Elektrik Enerjisi Özelleştirme Uygulama Modelleri

Hazırlayan Doç. Dr. H.Yurdakul Yiğitgüden

Elektrik üretimi özelleştirmeye açıldı

Hayatın her alanında kullandığımız elektrik çeşitli kaynaklardan üretiliyor. Bunlar; Kömür (Kömür; Taş Kömürü, Linyit, Asfaltit, Petrokok ve Kok toplamını ifade etmektedir.), Doğalgaz, Petrol, Hidrolik, Odun, Hayvan ve Bitki Artıkları, Jeotermal, Güneş, Rüzgâr, Biyoyakıt, Kaya Gazı ve Nükleer’dir.

Bütün bu enerji kaynakları da; Bitümlü Şist (Oil Shale) Santrallerinden Biyokütle Santrallerine, Dalga Enerjisi Santrallerinden Doğalgaz Santrallerine, Fuel-Oil Santrallerinden Gel-git Enerjisi Santrallerine, Güneş Panelleri (PV)’den Güneş Santralleri (CSP)’ye, Hidroelektrik Santraller (Rezervuarlı)’dan Hidroelektrik Santraller (Akarsu)’ya, Hidroelektrik Santraller (Pompaj Depolamalı)’dan Jeotermal Santrallere, Kömür Santrallerinden Nükleer Santrallere, Rüzgar Santralleri (Karadakiler)’den Rüzgar Santralleri (Kıyı Ötesindekiler)’e, Turba Kömürü Santralleri’ne kadar değişik santrallerde işlenmekte ve enerji üretmektedirler.

Ülkemizde henüz Nükleer santrallerden enerji üretilmemektedir. Yine kimi enerji kaynakları da, örneğin Kaya Gazı gibi, kullanılmamaktadır. Ülkemizde kullanılan enerji kaynakları Kömür (kömür; taş kömürü, linyit, asfaltit, petrokok ve kok toplamını ifade etmektedir.), doğalgaz, petrol, hidrolik, odun, hayvan ve bitki artıkları, jeotermal, güneş, rüzgâr, biyoyakıt’tır.

İşte bütün bu yakıtları işleyerek elektriğe dönüştürme görevi Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ)’a verilmişti. Elektrik Üretim AŞ (EÜAŞ)’ye bağlı santraller ise 1989 tarihinde çıkartılan bir kanunla özelleştirilmeye açıldı. Ve o günden bu yana bir yandan var olan üretim santralleri özelleştiriliyor, diğer yandan yeni santralleri genellikle özel sektör kuruyor. Kamu artık eskisi kadar santral kurmuyor. Bu özelleştirme ve yeni santral kurmama sonucunda da kamunun elektrik üretimindeki payı sürekli olarak düşüyor. Doğal olarak da özel sektörün payı büyüyor…

Şimdi bunu bizzat TEÜAŞ’ın hazırladığı “Elektrik Üretim Sektör Raporu 2013”ten okuyalım:

“Elektrik Enerjisi Sektörü Reformu ve Özelleştirme Strateji Belgesi çerçevesinde EÜAŞ mülkiyetindeki 28 adedi hidroelektrik ve 18 adedi termik olmak üzere toplam 46 santralın özelleştirilmesine yönelik çalışmalar 2013 yılı içerisinde de yürütülmüştür.

“EÜAŞ, 2013 yılı sonu itibariyle, 12,918 MW kurulu güce sahip 69 hidroelektrik ve 10,864 MW kurulu güce sahip 17 termik santrale sahip olup, toplam 23,782 MW kurulu gücü ile Türkiye kurulu gücünün % 37.1’ini (2012’de % 43.4) ve Türkiye elektrik enerjisi üretiminin ise % 33.4’ünü (2012’de % 37.8) karşılamıştır. 2013 yılı sonu itibariyle 240.1 milyar kWh olarak gerçekleşen Türkiye elektrik üretimi miktarının 80.1 milyar kWh’i EÜAŞ tarafından gerçekleştirilmiştir.

 “(…)

“EÜAŞ’ın Türkiye’deki konumuna bakıldığında ise gerek kurulu güç olarak gerekse de elektrik üretim değerleri açısından 2013 yılında da lider konumda olduğu görülmektedir.

“Ancak, EÜAŞ’ın Kurulu gücünde 2012 yılına göre 2013 yılında % 4’lük bir düşüş yaşanırken, aynı yıllarda özel sektörde artış oranları 2012 yılı için % 12.2, 2013 yılı için ise % 24.6 olarak gerçekleşmiştir. Elektrik üretiminde ise, EÜAŞ tarafında 2012 yılında yaşanan % 1.9’luk düşüş, 2013 yılında da özelleştirmelerin büyük etkisiyle sürmüş ve bir önceki yıla göre % 11.5’lik bir azalma yaşanmıştır. Özel sektörün elektrik üretim rakamları ise 2012 yılındaki % 8.7’lik bir artışı gösterirken, 2013 yılında bu artış biraz hız kesmiş ve % 7.5 olarak gerçekleşmiştir.

“(…) Bu gelişmeler dışında kısa ve orta vadede, özel sektörün devreye alacağı yeni santrallerle elektrik piyasasında çok daha fazla pay sahibi olacağı görülmektedir.

“Bunun yansıması olarak elektrik üretiminden satışlarda, İstanbul Sanayi Odasının verilerine göre 2008-2010 döneminde 3 yıl arka arkaya 2. sırada yer almasına rağmen EÜAŞ, 2011 yılında 4. ve ardından 2012 yılında da 5. sıraya gerilemiştir. (…) Kurulu güç rakamları, Enerjisa Enerji Üretim A.Ş.’nin 2013 sonu itibariyle en yüksek kurulu güce sahip özel elektrik üretim şirketi haline geldiğini göstermektedir.”

“Türkiye enerji sektöründe büyüme rakamları, gelişmiş ülkelere kıyasla oldukça yüksektir. Son 10 yılda Türkiye elektrik ve doğal gaz talep artış oranları bakımından Avrupa’da ilk sırayı almaktadır. 2012 itibariyle yaklaşık 75.6 milyon nüfusa sahip olan Türkiye’de kişi başına enerji tüketiminin % 2.58 artışla 1588 kep (kilogram eşdeğer petrol), elektrik tüketiminin ise % 3.49 artışla 2577 kWh olduğu hesaplanmıştır.

“(…)

“2013 yılında elektrik tüketimimiz bir önceki yıla (242.4 milyar kW-saat) göre % 1.28 artarak 245.5 milyar kW-saat, elektrik üretimimiz ise bir önceki yıla göre (239.50 milyar kW-saat) hemen hemen hiç değişmeyerek (+% 0,3) 240.15 milyar kW-saat olarak gerçekleşmiştir.

“Kaynaklar açısından bakıldığında, 2013 yılı itibariyle, toplam elektrik üretiminin % 43.8’i doğalgazdan, % 26.2’si kömürden, % 24.7’si hidrolik kaynaklardan, % 3.1’i rüzgardan, % 1.0’ı sıvı yakıt ve asfaltitten, % 1,0’ı atık ve jeotermalden karşılanmıştır. 2012 yılı ile kıyaslandığında rüzgâr, doğalgaz ve hidrolik kaynaklardan yararlanma oranı artarken, kömürün oranında düşme görülmüştür. EÜAŞ’ın bu üretimde 2011 yılında sahip olduğu pay % 40.4’den, 2012 yılında % 37.8’e, 2013 yılında ise 3 santralın özelleştirilmesiyle birlikte % 33.4’e düşerken, geri kalan % 66.6’lık üretim ise özel sektör tarafından karşılanmaktadır.”

Raporun verileri çok açık: Kamunun (EÜAŞ’nin) elektrik üretimindeki payı giderek azalmakta, özel sektörün payı ise giderek yükselmektedir. Ve bu süreç hızlanarak devam edecek, kamunun payı sıfırlanacaktır bu gidişle.

Özelleştirmeye giren elektrik üretim santrallerini yabancı tekellerle ortaklık kurmuş yerli Parababaları, Finans-Kapitalistlerin şirketleri satın almaktadır; EnerjiSA Enerji Üretim AŞ, Aksa Enerji Üretim AŞ, Zorlu Enerji Elektrik Üretim AŞ, Akenerji Üretim AŞ, Soma Elektrik Üretim ve Tic. AŞ, Park Termik Elektrik San. ve Tic. AŞ, İçdaş Çelik Enerji ve Tersane ve Ulaşım San. AŞ, Eren Enerji Elektrik Üretim AŞ gibi…

Dikkat çeken bir nokta olarak da şunu belirtelim ki, elektrik üretimi içinde özel sektör şirketi olarak en büyük payı Sabancı’nın EnerjiSA’sı almaktadır.

Ve yine raporun verilerine göre rüzgâr, doğalgaz ve hidrolik kaynaklardan yararlanma oranı artarken, kömürün oranında düşme görülmektedir. Bu da HES ve RES’lerin artacağının göstergesidir. Yani akarsularımız (nehirlerimiz, derelerimiz), açık alanlarımız daha fazla yağmaya uğrayacak demektir…

Burada bir şeyi belirtmeden geçmeyelim: Biz elbette enerji üretiminin kamu eliyle olmasını istiyoruz. Her alanda olduğu gibi enerji üretimi alanında da özelleştirmeye karşıyız. Ama biz aynı zamanda (Nükleer enerji dahil) tekniğin son sözü enerji kaynaklarının kullanılmasından da yanayız. En modern, en güvenli, en çevreci, en sağlıklı bir biçimde gerçekleştirilmiş üretim kaynaklarının kullanılmasından yanayız. Doğaya, Çevreye, Tarihe, Hayvanlara, Bitkilere ve tabiî İnsana zarar vermeyecek, ya da en az zarar verecek kaynakların kullanılmasından yanayız. Öbür türlüsü, şu anda olduğu gibi dışa, büyük Batılı Emperyalist devletlere bağlılığı getirir. Sanayileşmemizin önünde engel olur. Demokratik Halk İktidarında buna izin vermeyeceğiz. Ne kendi kaynaklarımızın ne de başkasından aldığımız kaynakların Uluslararası Parababaları tarafından kullanılmasına izin vermeyeceğiz.

Elektrik dağıtımının özelleştirilmesi süreci

Elektrik üretiminin özelleştirilmesinden sonra sıra dağıtım şirketlerine geldi. Türkiye Elektrik Dağıtım AŞ (TEDAŞ)’a bağlı enerji santralleri, Türkiye belli başlı bölgelere ayrılarak, her bölgeye de birkaç şehir bağlanarak özelleştirildi. 21’e ayrılan dağıtım bölgelerini değişik Finans-Kapital Şirketleri satın aldı.

Bunlar; Sabancı’dan (EneriSA) Kazancı’ya (Aksa), Kiler’den (Kiler Holding) Akkök’lere (Ak Enerji), “milletin a.ına koy”an M. Cengiz ve Ortakları N. Özdemir (Limak Holding)-N. Koloğlu’dan (Kolin İnşaat) Çalık’lara, Yıldızlar’dan Türkerler’e toplam 13 Finans-Kapitalist şirketiydi.

Tabloda da gördüğümüz gibi, özelleştirmeden aslan payını 4 dağıtım bölgesini alan Limak-Kolin-Cengiz ortaklığı almıştır. (Cengiz ayrıca Alarko’yla ortaklıkla dördüncü bölgeyi de almıştır.) 3 dağıtım bölgesini Sabancı’nın EnerjiSA’sı almıştır. Ve daha sonra 2 bölgeyle Aksa Enerji ve 1’er bölgeyle Ak Enerji, Kiler, İÇ Holding, Yıldızlar, Çalık, Elsan-Tümaş-Karaçay, Aydem Elektrik-Bereket Enerji, İşkaya Doğu OGG ve Türkerler İnşaat gelmiştir.

Sabancı’nın EnerjiSA’sı; Başkent Elektrik Dağıtım AŞ’yle Ankara, Kırıkkale, Zonguldak, Bartın, Karabük, Çankırı, Kastamonu’yu; Anadolu Yakası Elektrik Dağıtım AŞ’yle İstanbul Anadolu Yakası’nı ve Toroslar Elektrik Dağıtım AŞ’yle Adana, Gaziantep, Hatay, Mersin, Osmaniye, Kilis’i almıştır.  EnerjiSA’nın Elektrik dağıtımını gerçekleştirdiği toplam şehir sayısı 13+ İstanbul Anadolu Yakası’dır.

Limak-Kolin-Cengiz ortaklığı; Çamlıbel Elektrik Dağıtım AŞ’yle Sivas, Tokat, Yozgat; Uludağ Elektrik Dağıtım AŞ’yle Bursa, Balıkesir Çanakkale, Yalova; Boğaziçi Elektrik Dağıtım AŞ’yle İstanbul Avrupa Yakası; Akdeniz Elektrik Dağıtım AŞ’yle Antalya, Burdur, Isparta’yı almıştır. Liman-Kolin-Cengiz ortalığının aldığı toplam şehir sayısı 10+İstanbul Avrupa Yakası’dır.

Cengiz ayrıca, Alarko-Cengiz ortaklığıyla Meram Elektrik Dağıtım AŞ’ye bağlı Kırşehir, Nevşehir, Niğde, Aksaray, Konya, Karaman’dan oluşan 6 şehri daha almıştır.

Aksa Enerji; Çoruh Elektrik Dağıtım AŞ’yle Trabzon, Artvin, Giresun, Gümüşhane, Rize; Fırat Elektrik Dağıtım AŞ’yle Elazığ, Bingöl, Malatya, Tunceli’den oluşan toplam 10 şehrin elektrik dağıtım işini almıştır.

Yani toplam 4 şirket ve ortaklık toplam 40 şehrimizin elektrik dağıtımını üstlenmiştir. Ve aldıkları bu bölgeler-şehirler, elektrik kullanımının en çok olarak kullanıldığı, sanayileşmenin ve nüfusun yoğun olduğu yerlerdir. Yani bu özelleştirmenin de kaymağını yerli yabancı Finans-Kapitalistler yemektedir. Ve yine aynen üretimde olduğu gibi Sabancı’nın EnerjiSA’sı dağıtım işinde de lider konumdadır.

Diğer 9 şirket de kalan 41 ilimizin elektrik dağıtımını almıştır. Tabiî bunların da çoğu Finans-Kapital şirketleridir, Akenerji, Çalık gibi…

Gelecek sayıda: Elektrik üretiminin ve dağıtımının özelleştirilmesinin sonuçları-Perakende satış ve yeni vurgun alanları