Hikmet Kıvılcımlı – Sosyalizm Nedir?

13.02.2021
A+
A-

Hikmet Kıvılcımlı

A) Sosyalizmin Sözü

Ortada hiç kimsenin çürütmeye kalkışamayacağı bir gerçeklik var. Sosyalizm sözcüğü, en çok 150 yıl önce icat edildi. Bu sözcük Frenkçeden gelmedir. Ama, Fransız icadı değildir. Sosyalizm, en sistemli gürültülü gösterilerini Fransa’da yapmış ise de, İngiltere’de doğmuştur. Çünkü ilk Sosyal Devrim İngiltere’de olmuş, Kapitalizmi orada iktidara getirmiştir. Sosyalizm bir antitez olarak dünyaya gelebilmek için, önce Kapitalizmin doğması gerekmiştir.

Önce Kapitalizm, ondan sonra Sosyalizm gelişimi, günümüzdeki geri ülkeler için şart sayılamaz. Nitekim, bir ülke içinde, kapitalist ilişkilerin henüz girmemiş bulunduğu sektörler varken, o ülkeye egemen düzen kapitalizm ise, sosyalizm iktidara çıkabilmiştir. Bütün ülke ekonomisinin ve sınıf ilişkilerinin önce kapitalist olması beklenmemiştir. Yeryüzünün bir tek ülke kadar küçüldüğü günlerde, kimi ülkelerin, ayrıca kapitalizm gelişmesini beklemeksizin sosyalizme geçmeleri mümkün olmuştur. Yalnız Tarihte önce Modern Kapitalizm gelmiştir. Kapitalizmin girmediği ülkede sosyalizm başlamamıştır.

Yeryüzünde Kapitalizmin ilk iktidara geldiği toprak İngiltere olduğu için, Sosyalizm sözcüğünü ve kavramını ilk bulan adam, büyük İngiliz ütopisti (hayalci sosyalisti) Robert Owen olmuştur. Owen, 1820 yıllarında “Akıllıca Toplum Düzeni” dediği şeye “Sosyalizm” adını koymuştu. Ondan sonra, Fransa’nın en büyük Ütopisti Saint-Simon’a öğrenci olanlar içinde en namuslu kalanlar “Producteur” (Üretmen) adıyla çıkardıkları dergide “Sosyalizm” deyimini yaydılar,

Sosyalizmin Sözü bu.

 

B) Sosyalizmin Özü

Sosyalizmin Özünü anlamak için Dünyada, Türkiye’de ve Bilimde doğuşuna kısaca değmeliyiz.

 

1- Dünyada Sosyalizm: Kapitalizmin Ürünü.

Tarihte, Medeniyetle birlikte sonsuz devrimler oldu. Sınıf çekişmeleri sosyal bir devrime ulaşamadığı için medeniyetlerin çöküşleriyle sonuçlandı. Bu çöküşlere Tarihsel Devrimler adı verilebilir. Ancak Kapitalizm doğduğu zaman, derebeyiliği aşındırarak en sonunda devirince, medeniyet yıkılmadı, iktidara burjuvazi geçti. Bu değişikliğe Sosyal Devrim denildi. Tarihsel Devrimde Toplum yıkılıyordu, Sosyal Devrimde yalnız bir sınıfın tahakkümü yıkılıyordu, Toplum daha başarıyla yoluna devam ediyordu.

İnsanlık ölçüsünde bambaşka bir gelişme sağlayan Sosyal Devrimin muştulayıcıları burjuva devrimcileri oldu. Bir Sosyal Devrim teorisi olan Sosyalizm de ister istemez burjuva devrimcilerinin attıkları temellere dayandı.

Engels der ki:

“Teorik biçimi ile sosyalizm, başlangıçlarında 18’inci Yüzyıl’daki büyük Ansiklopedistlerce temelleri atılmış bulunan prensiplerin, daha mantıklı bir sonuca vardırılmak istenen daha ileriye götürülmüş sürekliliğidir.” (F. Engels, Anti-Dühring, c. 1. Felsefe, s. 1)

Demek Sosyalizmin davranışı ve düşüncesi, Tarihte burjuvazinin icat ettiği Sosyal Devrim pratiği ve teorisidir.

Kapitalistler, kendi çağları için insanlığa ilerleme getirmiş Sosyal Devrimi, sonradan kötülemeleri ve Sosyalizme düşman kesilmeleri, çıktıkları kabuğu beğenmemeleridir; Kapitalizmin kendi kendisine sövmesidir, medeniyeti Antika çağlardaki gibi batırmak isteyen intihar felsefesidir. Sosyalizmin Tarihsel anlamı bu denli önemlidir.

Onun için, bulduğu her doğruyu korku veya çıkar kaygısı ile gizlemeye kalkışmayan her burjuva düşünürü, sosyalizmin kaçınılmazlığını görmezlikten gelemez. Bilimsel Sosyalizmin kurucuları Marx-Engels’in birer burjuva çocuğu oluşları, o bakımdan hiç şaşılacak şey değildir, Sosyal Devrimciliğin burjuvaziden İşçi Sınıfına geçtiği bir çağda, her ayık ve namuslu düşünür sosyalizmden başka çıkar yol bulamaz. Artık dünyanın her yerinde, kendi beynine güvenci olan, doğru düşünmeye saygı duyan nasırlaşmamış her burjuva gencinin, derebeyileşmediği ve satılmadığı ölçüde sosyalist oluşu bundandır.

 

2- Türkiye’de Milliyetçilik: Sosyalizmdir.

Türkiye’de de, İşçi Sınıfımızın bayraklaştırdığı birçok Sosyalistler, burjuva aydınları oldular. Daha tipik örnek Türklere Türkçülüğü öğreten Ziya Gökalp en katışıksız burjuva ideologu idi. Ömrünün sonunda tüm düşüncelerinin muhasebesini dürüstçe yapar yapmaz, ne buldu?

Nice kafasını işletmeyen sağcıya ve şarlatan solcuya (hele Kadroculara) parmak ısırttı: Türkiye’de sosyalizmden başka gerçek milliyetçilik olamayacağını sezdi ve bu doğruyu açıklamakta sakınca görmeyen bir sosyalist olarak öldü.

Milli Kurtuluş hareketimiz, Mustafa Kemal’in unutulmaz deyimi ile: “Emperyalizme ve Kapitalizme Karşı” çıktı. Kapitalizme karşı olan ilericilik: Sosyalizm’den başka ne olabilirdi?

Türkiye Büyük Millet Meclisince kotarılan ilk “Halkçılık Programı”, bilinen Sosyalizm sözcüğünü “Halkçılık” diye tercüme etmekten başka bir şey değildi. Kapitalizmin bir başka düşmanı daha vardı. Derebeyilik gericiliği, Kuvayimilliyeci Mustafa Kemal’in Derebeyi veya gerici olduğunu kimse iddia edebildi mi?

Hayır.

Türkiye’de Sosyalizm düşmanlığı, Modern Toplum düşmanlığı oldu; ülkemizi dünyanın en geri derebeyi artığı durumuna sokmak istedi. O yüzden, Türkiye’de, Babil Çağı’ndan kalmış Tefeci-Bezirgânlığın, Finans-Kapital köleliğine karşı Modern Toplumu savunmak, Tarihin bir cilvesi olarak sosyalistlere düştü. Batı’da modern Kapitalizme gerçekleştirdiği Vatanseverlik ve Milliyetçilik, Türkiye’de sosyalistlerin boyunlarına borç oldu ve oluyor.

 

3- Bilimsel Sosyalizm: Modern Sosyalizmdir.

Bilimsel Sosyalizmin;

“Son amacı, modern Toplumun ekonomi kanunlarını örten peçeyi kaldırmak” (Karl Marx, Das Kapital, c. 1, 1. Giriş) idi.

Bilimsel Sosyalizm kurucuları için “Çağdaş Tarih”, “Çağdaş Siyaset”, “Modern Tarih” çerçevesi, bilim disiplini oldu. Engels, problemi daha çok Sosyal Politika açısından ele alarak dedi ki:

“Modern Sosyalizmin temeli, her şeyden önce göze çarpan iki şeyin ürünüdür: bir yandan sınıf zıtlıklarının ürünüdür, (Modern Toplumda bir zıtlıklar mülklülerle mülksüzler, ücretli işçilerle burjuvalar arasında vardır.), öte yandan, Modern Sosyalizm üretimde egemen olan anarşinin ürünüdür.” (F. Engels, Anti-Dühring, Giriş)

Bir ülkede, kestirmece:

1- Üretim anarşisi var mı?

2- İşçi-Patron zıtlığı var mı?

3- Mülklü-Mülksüz zıtlığı var mı?

Varsa, Sosyalizm kaçınılmaz problemdir.

Problemi diyalektikçe tersine çevirelim: bir ülkede her ağız bir SOSYALİZM mi konuşuyor?

Orada (Üretim anarşisi-Sınıf zıtlığı-Mülk zıtlığı) var demektir. Bu anarşi ve zıtlıkları Sosyalistler icat etmezler. Sosyalistleri icat eden o anarşi ve zıtlıklardır.

Sosyalistleri yeryüzünden kaldırmak mı istiyoruz?

Üretim Anarşisi ile Sınıf ve Mülk zıtlıklarını dünyada yok edelim. O zaman da, kendimizle birlikte bütün Dünya Sosyalist olmuş olur.

Sosyalizm’in Özü’de, kısaca budur.

 

(Sosyalist Sayı: 1, 20 Ocak 1967)

(Sosyalist, Sayı: 2, 7 Şubat1967)