Site rengi

Tasarım

İhracat yapabildiğimiz yegâne ürünlerden Kuru Üzüm de üreticileri de darda

12.09.2022
450
A+
A-

Ülkemizde yetişip de ihracatını yapabildiğimiz birkaç üründen biri de çekirdeksiz kuru üzüm, diğer adıyla Sultaniye. Sapsarı, tatlı mı tatlı bir üzüm. Yazın tazesini yemenin keyfi de bir başka. Kurusu da çok lezzetli, tatlı ihtiyacını karşılayan, demir içeriği ile besleyici de olan lezzetli bir atıştırmalık.

Sultaniye üzümde Ağustos ayında hasat dönemi başladı. Altın sarısı üzümler toplanıyor, temizleniyor ve kurutuluyor. Üreticiler alım fiyatının açıklanmasını bekliyor. Tayyip Erdoğan 20 Ağustos 2022’de üzüm alım fiyatını 27 TL olarak açıkladı. Geçen yıl 13 TL olan üzüm alım fiyatı 27 TL oldu.

Tarım Editörü Ali Ekber Yıldırım’ın verdiği bilgiye göre, çekirdeksiz kuru üzümün çok büyük bölümünü ihracatçılar alarak ihraç ediyor. Arz fazlası ürünü almak üzere Toprak Mahsulleri Ofisi görevlendiriliyor. Bu nedenle Ofis’in üzüm alım fiyatı devlet tarafından açıklanıyor.

Kuru üzüm alım fiyatlarının açıklanması son birkaç yıldır farklı ağızlardan yapılır oldu. 2019 ve 2020 yılında fiyatı dönemin Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli açıklamıştı. 2021 yılı üzüm alım fiyatı çok düşük olunca Tarım Bakanı kameralar önüne geçmeye utanmış olacak, bu kez fiyat Toprak Mahsulleri Ofisi tarafından basın bülteniyle duyurulmuştu. 2022’ye geldiğimizde de Tayyip Erdoğan’ın bilfiil kendisinin açıkladığını görüyoruz, fındıkta olduğu gibi. Açıklanan fiyatın çok büyük bir şey olduğunu düşünüyor olsa gerek ki, benim ağzımdan duyulsun, diyor.

Peki gerçekten öyle mi, açıklanan 27 TL’lik kuru üzüm fiyatı üreticiye bırakın geçimini sağlayacak bir gelir getirmeyi acaba masraflarını karşılamaya yetecek mi?

Yine Ali Ekber Yıldırım’ın ilgili yazısında aktardığına göre, Toprak Mahsulleri Ofisi, 2019 yılında 9 numara çekirdeksiz kuru üzümün kilosunu 10 liradan, Tariş Üzüm Birliği ise 10 lira 75 kuruştan almıştı. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli 2020 ürünü 9 numara çekirdeksiz kuru üzüm alım fiyatını kilo başına 12 lira 50 kuruş olarak açıkladı. Toprak Mahsulleri Ofisi ve Tariş bu fiyattan alım yaptı. 2021 ürünü 9 numara üzüm fiyatı ise TMO tarafından 7 Eylül 2021’de 13 lira olarak basın bülteni ile açıklandı.

Ancak üreticilerin açıklamalarına göre, fahiş oranlarda artan tarımsal girdi maliyetleri yüzünden kuru üzümde girdi fiyatları en az yüzde 200 artmış durumda. Bu yüzden üreticiler alım fiyatlarının da en az bu oranda olması beklentisi içerisindeydi. Ancak açıklanan fiyat artışı yüzde 100 seviyesinde. AKP’giller fındıkta da benzer bir artış yapmış ve üreticiyi yine hüsrana uğratmıştı. Çünkü bunlar halkın hiçbir derdini ve sorununu umursamazlar. Tek dertleri kendi küplerini doldurmaktır. Kendilerini iktidara taşıyan ve orada tutmaya devam eden ABD ve AB Emperyalistlerinin emirleri doğrultusunda, diğer tüm tüketim maddelerinde olduğu gibi tarım ve hayvancılıkta da ülkemizi bu emperyalistlere mahkûm, bunlara bağımlı hale getirmekten başka bir şey bilmez ve istemezler. Bunu yaparken de onlara göre her yol mubahtır.

Yıldırım’ın yazısında belirttiğine göre, ülkemizde son 5 yıllık veriler değerlendirildiğinde 4 milyon hektar civarındaki bağ alanında yılda ortalama 4 milyon ton üzüm üretiliyor. Üretilen üzümün yaklaşık verilerle 2 milyon tonu sofralık, 1 milyon 500 bin tonu kurutmalık ve 450 bin tonu da şaraplık olarak değerlendiriliyor.

Dünya üzüm üretimine bakıldığında 2020 yılı verileri ile 6,9 milyon hektarda 78 milyon ton üzüm üretimi gerçekleştiriliyor. Tarım ve Orman Bakanlığı Tarımsal Ekonomi ve Politika Geliştirme Enstitüsü verilerine göre, dünya yaş üzüm üretiminde İspanya yüzde 13,14 payla ilk sırada. İkinci sırada yüzde 11 ile Çin yer alırken, yüzde 10,9 ile Fransa üçüncü sırada.

Dünya kuru üzüm ihracatında ise 2021 verileri ile Türkiye yüzde 31,3 ile ilk sırada yer alırken, İran yüzde 10,4 ile ikinci, Amerika Birleşik Devletleri yüzde 9,4 ile üçüncü, Şili yüzde 8,1 ile dördüncü, Güney Afrika ise yüzde 7,8 ile beşinci sırada yer alıyor.

Çekirdeksiz kuru üzüm üretiminde ve ihracatında dünya lideri olan Türkiye, ürettiğinin çok büyük bölümünü ihraç ediyor. Son 5 yıllık ortalamalara göre 74 bin hektar alanda üretilen çekirdeksiz kuru üzüm üretimi 260 bin ton ile 320 bin ton arasında değişiyor. Bu üretimin yıllık ortalama 40 bin tonu yurt içinde tüketiliyor. Kalanı ise ihraç ediliyor.

Gördüğümüz gibi, çekirdeksiz kuru üzümün büyük bir bölümü özellikle Avrupa ülkelerine ihraç ediliyor. Ancak diğer tarımsal ürünlerde olduğu gibi kuru üzüm ihracatında da önemi bir sıkıntı var: Pestisit kalıntısı.

İhracatta yapılan analizlerde pestisit yani böcek ve zararlıları öldürücü ilaç kalıntısı tespit edildiğinde bu durum AB (Avrupa Birliği)’nin hızlı alarm sistemine düşüyor. Buradan tüm AB üyesi olan ülkeler de uygunsuz ürünleri görmüş oluyor. Pestisit tespit edilen ürünlerin ihracatına izin verilmiyor. Tonlarca ürün zayii oluyor. Kimi durumlarda ürünlerin üretici ülkeye geri gönderilmesi söz konusu olabiliyor. Bu durumda da bir yolu bulunarak pestisit kalıntısı içeren ürünler iç piyasada satılarak bizim halkımıza yediriliyor. Elin Avrupalısı, Amerikalısı ilaçlı ürünleri haklı olarak ülkesine almazken, bizim iktidar koltuğunda oturanlar ürünlerin ülkeye geri gönderilmesine ve hatta iç pazarda satılmasına göz yumuyorlar. Yani bile isteye halkımızı zehirliyorlar, zehirlenmesine göz yumuyorlar.

Türkiye ihracatta lider olduğu bir üründe dahi ilaç kalıntısı sorununu niye çözemiyor?

Çünkü bu konuda devlet tarafından yapılmış hiçbir planlama ve davranış yok. Çiftçilerimiz pestisitlerin ne ölçüde verileceği, verildikten ne kadar süre sonra hasat yapılması gerektiği gibi konularda yeterli teknik bilgiye sahip değil. Devletten bu konuda bir destek de almıyorlar. Ayrıca devletin insan sağlığı için ciddi zararları olan bu pestisitlerin satışından doğru kullanımına kadar denetlemesi gerekirken böyle bir uygulama da yok. Her çiftçi bilgisi-deneyimi ölçüsünde rastgele kullanabiliyor pestisitleri.

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP) Programında, Üçüncü Bölüm “Köylü Meselesi”ne ayrılmıştır. Burada “Ekinciliğe Teknik” başlığı altında çok önemli tespitler yapılır ve tekniğin köylülüğün hizmetine nasıl sunulacağı da en ince ayrıntısına kadar anlatılır:

“EKİNCİLİĞE TEKNİK

“25- DEVLET TEKNİĞİNDEN FAYDALANMA: Zirai Donatım Kurumlarıyla Devlet Üretme Çiftlikleri, komşu köylerin en fakir ekincilerinden başlayarak, orta köylüsüne kadarki aile topraklarına sürme, ekme, gübreleme, tohum ıslâhı (iyileştirmesi) ve bilimsel yöntem yardımlarında bulunacaklar. 1941 yılı 1060 traktörle yalnız Ziraat Kombinaları (Devlet Üretme Çiftlikleri): tüm Büyük ve Orta  arazi sahipleri kadar buğday üretti ve Tarım alanının onda birine yardım etti. Bugün memlekette traktör sayısı 1 milyona ulaştıktan sonra makineler yarı boş duracaklarına, köy üretimimizin tamamen yeni araçlarla verimlendirilmesi için örgütlendirilecek.

“27- TEKNİK ve BİLİM ÖRGÜTÜ: Tarım Bakanlığı, tarım işletmelerinde faal tarım uzmanlarının geniş ağı haline sokulacak. Hayvan, sebze, orman, endüstriyel tarım, meyveli bitkiler ve süs bitkileri ve her çeşit tahıl için ayrı ayrı Teknik ve Bilim İSTASYON’ları gerek devletçe, gerek diğer örgütlerce kurulacak. ÜNİVERSİTE ve ENSTİTÜ’ler özellikle bitki ve hayvan ve toprak ıslâhları için araştırmalar, uygulamalı bilimsel çalışmalar yapacaklar. Ulusal gelirimizde her yıl ortalama 5 milyar YTL’lik kayba yol açan tarım zararlılarına, tarım hastalıklarına karşı ziraatçı ve veteriner müfettişler, BİNDİRİLMİŞ TARIM EKİPLERİ halinde çalıştırılacak.”

Demek ki tarım zararlılarına karşı köylümüz yalnız ve çaresiz bırakılmayacak. Ne yapılacak, tarım hastalıklarına, bitki böcek ve zararlılarına karşı Bindirilmiş Tarım Ekipleri kurulacak. Bu ekipler köylümüzün sorunlarına derman bulacak.

Yine HKP Programında, köylünün maliyetlerini dahi karşılamayan alım fiyatlarına yönelik de çözüm şu şekilde konur:

“15- FİYAT POLİTİKASI: Tarım ürünleri aleyhine, sanayi ürünlerinin fiyat artışı durdurulacak. Köy ürünlerinin gerçek köylü kooperatifleri eliyle ihracatı kolaylaştırılacak, Ofisin yönetim ve kontrolü köylü örgütlerine bırakılacak.

“Modern üretim küçük ekincilere kadar götürülerek tüm tarım ürünlerinin maliyet fiyatları indirilecek.”

Görüldüğü gibi, HKP, tarım ürünlerinin maliyet fiyatları indirilecek, diyor

Nasıl?

Köylü kooperatifleri kurulup etkin bir şekilde çalıştırılarak tarım ürünlerinin fiyatlarının maliyetlerin bile altında olması engellenecek. Tarladan markete ürünlerin fiyatlarındaki fahiş artışlar önlenecek. Tarladaki ürün ile marketteki ürün arasındaki fahiş fiyat farkı ortadan kaldırılmış olacak. Modern ekincilik ile üretim bollaşacak ve tarım ürünlerinin maliyetleri düşürülecek.

Peki ne zaman?

HKP öncülüğünde kurulacak olan Demokratik Halk İktidarında.

Mücadelemiz, halkımızı inim inim inleten bu vurgun, soygun düzeninden kurtulma mücadelesidir.