İşverenlerde hiç insaf yok mudur?

İşverenlerde hiç insaf yok mudur?

 

Yoktur!

Soruyu kendimiz sorduk kendimiz yanıtladık ama gerçek bu.

Kanıtımız mı?

Bildiğimiz gibi 1 Ocak itibarıyla Asgari Ücrete zam yapıldı. Hem de ne zam: Birinci 6 ay için yüzde 6, ikinci 6 ay için yüzde 6.

Yapılan bu zamlarla, Bekâr bir işçinin aylık net Asgari Ücreti (Asgari Geçim İndirimi de dahil) Ocak-Haziran 2015 ayları arasında 949; Temmuz-Aralık 2015 ayları arasında ise 1000 TL oldu.

2014 yılı Temmuz-Aralık döneminde 891 TL olan Asgari Ücret, 949 TL olan yeni asgari ücretle birlikte aylık 58, günlük 1,93 TL artmış oluyor.

Ne denir?

Bozdur bozdur harca!

Bu günlük artışla her gün (üstüne 7 kuruş daha ekleyerek) iki simit alabilirsin örneğin ya da kilosu 10 TL’den 193 gr peynir de alabilirsin. Bir bardak çayı kahvelerde içebilirsin ama pastanelerde, simit saraylarında çay-simit keyfi yapamazsın. Hele çay-simit-peynir zinhar yiyemezsin… Kilosu 32 TL olan kuşbaşı etten 60 gr alabilirsin ama onunla yemek yapamazsın… Uzatmayalım. Gerçek bu. Matematiksel rakam bu.

Aylık 949 TL’yi 30 güne bölersek ele geçen günlük ücret: 31,63 TL oluyor.

İkinci 6 aydaki ele geçecek olan 1000 TL’yi aya bölersek ele geçen günlük ücret: 33,33 TL oluyor.

Üstelik de Asgari Ücret Tespit Komisyonunda yer alan Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temsilcisi bile bir işçinin geçimi için gereken tutarı net 1424 lira 70 kuruş olarak bildirmişken yapılan zam bu kadar.

TÜİK rakamları da elbette bir işçinin geçimine yetecek ücret değildir. Asla değildir. Ama devletin kendi kurumu bile bu rakamı vermişken, yapılan zam günlük 1 lira 93 kuruşla, aylık ortalama 58 lirayla sınırlı kalmıştır.

İşçisine bu rakamları reva gören Tayyipgiller hükümeti, emeklilere de farklı davranmadı. Onlara da acınası bir ücret zammını reva gördü: % 2.32. Bu zam oranıyla en düşük emekli maaşına 24 TL zam yapılmış oldu. Bu rakam içinse konuşmaya bile değmez demekten başka bir şey yok doğrusu.

İşçi Sınıfımıza ve emeklilerimize bu artışları, ücretleri reva gören işverenlerin kendileri ise ürettikleri ürünlere zam üstüne zam yapıyorlar, kârlarına kâr katıyorlar sürekli olarak. 2014 yılı sonunda elde ettikleri kâr oranları yüzde 25-30’dan aşağı düşmüyor istatistiklere göre…

 

 

Kim belirliyor Asgari Ücreti?

Bu komisyonda, Asgari Ücret Tespit Komisyonunda kimler, hangi kurumların temsilcileri var?

Asgari Ücret Tespit Komisyonu, 1 Ağustos 2004 tarihli Asgari Ücret Yönetmeliğine göre; 5’i işçi, 5’i işveren, 5’i de hükümet temsilcisi olmak üzere, toplam 15 kişiden oluşuyor. Bunların bileşimi de şöyle:

Hükümeti temsilen:  Bakanlık Çalışma Genel Müdürü veya Yardımcısı, Bakanlık İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürü veya Yardımcısı, Devlet İstatistik Enstitüsü Ekonomik İstatistikler Dairesi Başkanı veya Yardımcısı, (İşgücü, Hizmetler, Fiyat İstatistikleri ve İndeksler Dairesi Başkanlığı),  Hazine Müsteşarlığı Temsilcisi, Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığından konu ile ilgili dairenin başkanı veya yetki vereceği bir görevli;

İşçi tarafını: Bünyesinde en çok işçiyi bulunduran en üst işçi kuruluşunun (TÜRK-İŞ) değişik işkolları için seçeceği beş temsilci,

İşveren tarafını: Bünyesinde en çok işvereni bulunduran işveren kuruluşunun (TİSK) değişik işkolları için seçeceği beş temsilci oluşturuyor.

Komisyon, Bakanlığın çağrısı üzerine toplanıyor ve Bakanlıkça hazırlanan gündeme göre çalışıyor.

Komisyon, en az on üyenin katılımı ile toplanıyor ve oylarının çoğunluğu ile karar veriyor. Karara katılmayan üye, isterse katılmama gerekçesini belirtiyor. Oyların eşitliği halinde, Başkanın bulunduğu taraf çoğunluğu sağlamış sayılıyor. Komisyonun her toplantıda aldığı kararlar karar defterine yazılıyor ve başkan ve üyelerce imzalanıyor.

İşte bizim bu yazımızda konu edeceğimiz işveren tarafının (TİSK) temsilcilerinden Metin Demir.

 

Metin Demir kimdir?

Asgari Ücret Tespit Komisyonundaki TİSK temsilcilerinden biridir.

Ayrıca TİSK Yönetim Kurulu Üyesidir. Türk Sanayici ve İşadamları Vakfı Mütevelli Heyeti üyesidir. Ankara Ticaret Odası Meslek Komitesinde Başkanlık yapmaktadır. TOBB medikal sektör meclisinin kurulduğundan bu yana üyesidir ve son dönem Başkan Yardımcılığını yürütmektedir. Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası kurucuları arasında bulunmakta olup, Sendikanın Birinci ve İkinci dönem Yönetim Kurulu Başkanlığını yapmıştır. Halen üçüncü dönem Yönetim Kurulu Başkanlığını ve TİSK Yönetim Kurulu Üyeliğini yürütmektedir. (http://tisk.org.tr/tr/Tisk-Yonetim-Kurulu)

İşte bu M. Demir, asgari ücretin açıklandığı toplantıda aynen şunları söyledi-söyleyebildi:

“İşçi işveren iki taraf da memnun değil bu belirlenen ücretten. Ancak ülkemizin içinde bulunduğu pozisyon özellikle kuzeyimizde ekonomik kriz, Ortadoğu’da siyasi kriz, Amerika’dan Japonya’ya kadar krizin olduğu bir 2015 yılında Türkiye’nin özellikle ihraç pazarı çok ciddi anlamda sıkıntıda. Biz asgari ücret tespiti ile hükümetimizin Orta Vadeli Programındaki 3 + 3, özellikle bu noktada biz ısrarlıydık. Ancak enflasyondaki artış oranları, yeniden belirleme oranları, birçok parametreyi komisyonumuzun yapmış olduğu üç toplantı içerisinde aldığımız veriler doğrultusunda bu teklifimizi % 50 artırarak 4,5 + 4,5’a çekmiştik. Ancak tekrar görüşmeler neticesinde, çünkü bir tarafın anlaşması gerekiyor, işçi tarafının anlaşmaya hiçbir şekilde yanaşamaması bizi anlaşmaya zorladı ve bizim hiç hayal bile etmediğimiz % 6 artı oranlarına geldi komisyon kararı. Gerçekten bizim hiç düşünmediğimiz, aklımızdan ucundan bile olmayan oranlar. Bundan dolayı iş dünyasında inşallah 2015 yılında başarılar, ihracatında, işinde artış olur da istihdamımız etkilenmez diye düşünüyoruz.

“Asgari ücreti artırmak önemli değil. Arttırabiliriz ancak özellikle işsizlerin bu oranda, çift haneli rakamla artmış olduğu bir ortamda, genç işsizlerin % 20’lere yaklaştığı bir ortamda, gerçekten asgari ücreti arttırarak işe ulaşmayı zorlaştırabiliriz endişesini taşıyoruz. Ve var olan istihdamda çalışanların da işini kaybetme tehlikesini de düşünmek gerekiyor. Birçok parametreyi düşünerek hareket edersek daha sağlıklı olur. Halen arz talebe baktığımız zaman, halen işe talebin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda, asgari ücreti fazla arttırarak işsizliği daha da tırmandırmanın doğru olmayacağını düşünüyoruz. Özellikle de işverenin işyerinin de sürekliliğini sürdürebilmesinin sağlaması açısından da bu son derece önemli.

“Hayırlı uğurlu olsun 2015 yılı inşallah ülkemize. Asgari ücret tespit komisyonu olarak da bizler pozitif anlamda bir katkı yapmışızdır diye düşünüyorum. İstikrar açısından belki böyle bir şeye ihtiyacımız var 2015 yılı zor bir yıl olacak hem ülkemiz açısından, hem dünya açısından.

“Biz üçlü, madem bu kadar yükselmişken üçlü anlaşmanın olmasını gerçekten çok arzuluyorduk. Ama maalesef gene işveren heyeti olarak biz kabul etmek durumunda kaldık. Keşke üçlü olsaydı hep beraber elimizi taşın altına koysaydık. Teşekkür ediyorum.” (https://www.facebook.com/permalink.php?id=123939274423149&story_fbid=401012783382462)

 

Yalana bak! Tehdide bak!

Neler söylüyor, nasıl yalanlar atıyor görüyor musunuz?

İşçi tarafı fedakârlık yapmayınca, ülkenin âli (yüksek) menfaatlerini düşünerek kendileri işveren tarafı olarak fedakârlık yapmışlar ve hiç hayal etmedikleri, akıllarının ucundan bile geçmeyen bir rakama imza atmak zorunda kalmışlar…

Ancak işsizliğin çift rakamlara çıktığı, genç işsizlerin oranının yüzde 20’lere yaklaştığı bir ortamda, işverenlerin hayal bile etmedikleri bu yüksek rakam karşısında, çalışanlar var olan işlerini kaybedebilirlermiş. “işe talebin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda, asgari ücreti fazla arttırarak işsizliği daha da tırmandır”mamak gerekiyormuş… İşçilerin ve sendikacıların bunu da düşünmeleri gerekiyormuş…

Ya düşünmezlerse?..

Kendileri bilirmiş…

Bir cümlede kaç yalan, kaç tehdit:

Bir; ülkemizdeki işsizliğin nedeni asgari ücretin yüksekliğiymiş.

Yalan! Hem de külliyen yalan! Allahtan kork, kuldan utan be insafsız, be vicdansız.

Ülkemizdeki işsizliğin nedeni kapitalizmdir. İşsizliğin bir nedeni çalışılacak iş bulamamaksa diğer bir nedeni de kapitalizmin “Yedek İşsizler Ordusu” yaratarak, ücretleri asgari düzeyde tutma, sosyal hakları ya hiç vermeme ya da en azını verme politikasının sonucudur. Böylece, düşük ücrete çalışmak istemeyenlerin yerine binlerce, on binlerce o ücrete çalışacak insanı yedekte tutma politikasıdır.

Kapitalizmin bir üst aşaması olan Emperyalizmin metropoller dışındaki tüm dünya ülkelerini kapitalizmce geri düzeyde tutarak, tüm yeraltı ve yerüstü servetlerini sömürme, yağmalama, talan etme ve o ülkeleri gerilik batağında, üretimsizlik kıskacında tutma politikalarının bir sonucudur işsizlik.

İki; İşsizlik rakamları çift haneli rakamlardayken, genç işsizliği % 20’lerdeyken çok daha düşük ücretle işçi çalıştırmaları mümkünmüş.

Elbette mümkün. Türk olmadı, Kürt, olmadı eski Sovyet ülkelerinin, Sosyalist kamp ülkelerinin insanları, olmadı savaşlar, işgaller sonucu mülteci durumuna düşürdükleri halkların (Irak, Suriye, Libya) insanları ne güne duruyor çok daha düşük ücretle, boğaz tokluğuna çalışmaya razı olan…

Siz işverenlerin ülkede yatırım yapmayarak, var olan fabrikaları kapatarak, ya yabancı ülkelere yatırım yaparak ya da paranızı inşaatlara, AVM’lere, sıcak para getiren alanlara yatırarak işsizliği çoğaltmanızın sonucudur bütün bunlar.

Ha bir de bakanları, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik asgari ücret için “İyi artış” diyerek yalan söylüyor. Ve ülkemizdeki asgari ücretin, birçok Batı ülkesinden fazla olduğunu söylüyor F. Çelik. Yani yalanının üstüne yalan katıyor.

Yalan. Külliyen yalan!

Bizden daha düşük asgari ücret veren ülkeler yok mu?

Var elbette. Ama bunlar çok az. Ve yanlış örnek, örnek değildir. Bakalım rakamlara hangi Batı ülkesinden söz ediyorsunuz: Almanya’dan mı? Fransa’dan mı? İngiltere’den mi? Norveç’ten mi? Danimarka’dan mı? Hangisinden?..

Letonya, Litvanya, Estonya, Romanya, Arnavutluk, Bulgaristan gibi yıkılmış, çökertilmiş, acze düşürülmüş eski Sosyalist Kamp ülkeleri mi? Hangisinden?

Üstelik de rakamlar görecelidir. Aynı rakam değişik sonuçlar verebilir.

Nasıl mı?

Örneğin yukarıda adlarını saydığımız Doğu Avrupa ülkelerinde rakam olarak asgari ücret bizden düşük görünebilir. Ama o ülkelerde; elektrik, su, doğalgaz gibi hizmetler bedava. Dolayısıyla o rakamları da eklediğimizde o ülkelerdeki asgari ücretler de bizden fazla oluyor. Yani nereden baksan yalan… (Cem Kılıç, Milliyet, 31 Aralık 2014)

Üstelik de rakamın şu ya da bu olması önemli değildir. Önemli olan o rakamın karşılık geldiği alım gücüdür. Eğer o parayla daha yüksek bir hayat standardı sağlanabiliyorsa mesele yoktur.

O yüzden de hangi araştırmayı, hangi istatistiği ele alırsanız alın sonuç değişmiyor: çalışanlar, geçinemiyorlar ve hayatlarından memnun değiller. Örneğin, “Türkiye’nin mavi yaka ve ara kademede insan kaynakları sitesi eleman.net”in gerçekleştirdiği “2015 Maaş zammı Memnuniyet Araştırması” verilerine göre çalışanların yüzde 62’si zam almazken, yüzde 88’i ise aldığı zamdan memnun değil.” (Yurt Gazetesi, 10 Ocak 2015)

Yine WIN/Gallup International Association’ın “2014 Yıl Sonu Raporu”na göre Türkiye mutluluk derecesinde en mutsuz ülkeler kategorisinde. 65 ülke içinde 56’ncı sırada. (Milliyet, 6 Ocak 2015)

Ama bunlar böyle. Bunların işleri güçleri yalan dolan, aldatma, hile hurda. Dara, zora düştüklerinde de Allah’la aldatma. Başka bir şey değil…

Ama bu böyle gitmez. Başta İşçi Sınıfımız gelmek üzere tüm emekçilerimiz, halkımız bu zulüm düzenine mutlaka son verecektir. Bu böyle biline!