İzmir Barosu Genel Kurulu’nda Mücadeleci Avukatlar heyulası dolaştı

09.11.2022
A+
A-

Av. Tacettin Çolak

Takip edenlerin bileceği gibi, Nisan ayında İzmir Barosu Başkanlığı’na bağımsız aday olduğumu ilan etmiştim.

Bizim bu adaylığımız, birilerince, “kürsüyü kullanmak için aday oluyor” diye algılandı.

Esasen bu bile bir Baro’da gelinen durumu çok iyi anlatıyor.

Yani kişiler meslek örgütünün genel kurullarında tekil olarak kendisini ifade edemiyor, konuşma olanağına kavuşmak için aday olmak zorunda bırakılıyor.

Bizim de meslekte ve İzmir Barosu’nda bir geçmişimiz ve kıdemimiz var. Sevenlerimiz, sayanlarımız var. Dolayısıyla Baro’daki grup kastlaşmalarını yıkmak için Mücadeleci Avukatlar olarak ekibimizi kurduk ve çalışmalarımıza başladık.

Genç avukatlarla yola çıkarak yürüttüğümüz mücadele ile seçim sürecinde temel ilkelerimiz meslektaşlara duyuruldu. Ciddi anlamda olumlu tepkiler aldık.

Özellikle gençliğin dinamizminin baro yönetimlerine yansıtılması ve liyakatli meslektaşların önünü kesen blok liste oylaması yerine çarşaf liste ile seçimlere girilmesi önerilerimiz ilgi çekti.

Ancak büyük barolarda grup aidiyetleri o kadar trajikomik bir hal aldı ki, meslektaşların bazıları; yeni önerilerin doğru olup olmadığından çok, grup liderlerinden gelecek sinyali gözlemliyorlar. Bir başka anlatımla; barolardaki grupçuluk futbol takımı taraftarlığı düzeyine kadar inmiş durumda.

Bu durum 22-23 Ekim 2022 günlerinde toplanan Genel Kurul’da tam anlamıyla bir kez daha kendisini gösterdi. Grupların taraftarları çığlıklar eşliğinde desteklerini sundular. Birbirlerine yuh çektiler.

Bütün bunlar bir yana, (Avukatlık Yasasındaki ikinci toplantının üye tam sayısının 1/10’undan az olamayacağına dair hüküm uyarınca) hemen her genel kurul; öğleden sonra 15.00’larda ancak başlayabilmektedir.

Neden?

Çünkü Avukatlar Barolara tepkili.

Çünkü Avukatlar, Barolara yabancı.

Hele hele avukat meslektaşlarımız grup kastlarının dışında kalmışsa kendini dışlanmış hissetmekte.

O nedenle Genel Kurullara ilgi göstermiyor, heyecan duymuyorlar. Ve biraz da ceza baskısıyla birinci günkü toplantıya değil de ikinci gün oy kullanmaya geliyorlar. Zira Avukatlık Yasasına göre mazeretsiz genel kurula katılmayanlara İlçe Seçim Kurulunca para cezası uygulanıyor.

Fanatik grup yapılanmalarıyla avukatların barolara küskünlüğü giderilebilmiş değil.

Mücadeleci Avukatlar, İzmir Barosu’nun Genel Kurulu’nda bu tespitleri yaparak, genç-işçi ve kamu avukatlarının sorunlarını merkeze alarak bir mücadele başlattı.

Amerikan-İngiliz siyasal sistemindeki gibi İzmir Barosu’ndaki Çağdaş-Cumhuriyetçi tahterevallisinin değişmesi gerektiğini, bütün grupların içindeki sessiz çoğunluk içinde bulunan liyakatli meslektaşların baro yönetimlerine gelmesi gerektiğini savunduk.

Baro’da en geniş demokrasiyi savunduk.

Baro Emekçilerinin haklarının zamanında ödenmesini, yürürlükte bulunan Toplu İş Sözleşmesini uygulamayan bir Baro yönetiminin ağzıyla kuş tutsa demokrat olamayacağını her yerde söyledik.

Tezlerimize itiraz etmek ya da tartışmak yerine hep yapıldığı gibi “susuşa” getirilmeye çalışıldık.

Genel Kurul salonunda yaptığımız konuşmalarla da baroyu kendisine mülk sanan grupların hatalarını teşhir ettik.

Yönergelerle ihdas edilmiş, yöneticilerini genel kurullarında seçimle belirlemiş Gençlik Merkezi gibi merkezlerin Baro yönetimi tarafından engellendiğinin eleştirisini yaptık.

Genel Kurul konuşmalarımız kimilerince yürekten alkışlandı ve tebrik edildik. Kimileri ise haklı eleştirilerimizi bıyık altı gülüşlerle geçiştirmeye çalıştı.

Yıpranmamış, saygın arkadaşlarımızdan oluşan listemiz maalesef stantlarda gördüğü taltifin karşılığı oyu alamamıştır.

Başkanlar düzeyindeki oyumuz 219’dur.

Meslektaşlarımızın bir kısmı tıpkı ülkenin siyasal iklimi gibi, büyük grupların oylarını bloke etmesinin önüne geçmediler/geçemediler. Yanımıza gelip, cesaretimizden dolayı kutladılar, ama oylarını vermediler.

Canları sağ olsun…

Öte yandan genel kurul sürecinde ise bir hayli ibretlik olaylar yaşadık.

Yarışan beş ayrı başkan adayı tarafından imzalanan protokol, ilkin Baro Başkanı’nın merkez binaya afiş astırmaması ile delindi. Önceki Baro Başkanı “protokol bizi bağlamaz” diyerek, seçim hukukunu hiçe saydı. Aynı zamanda kendi grubunun başkan adayını da çizmiş oldu.

Genel Kurula gidilirken, aday olanlar baro merkezine afiş asmayıp nereye asacaklar?

Bu salt bir örnek…

Çağdaş Avukatlar Grubu’nun İzmir Barosu’ndaki benmerkezci, hak-hukuk tanımayan uygulamaları o kadar çok ki, sadece birkaçını yazıp bitirelim yazımızı.

Önceki Baro Başkanı, Genel Kurul’daki konuşmasında; “baro emekçilerinin haklarını da biz savunuyoruz” diye kallavi laflar etti.

Oysa gerçeklik hiç de öyle değil.

Baro’da yetkili sendikanın imzaladığı Toplu İş Sözleşmesinin 40’ıncı maddesine göre (mealen), hükümetin yaptığı Asgari Ücret artışlarının yüzde ellisinin baro çalışanlarının ücretlerine yansıtılacağı yönünde bir hüküm bulunmaktadır. TİS’in bu maddesi Ocak ayında yürürlüğe giren Asgari Ücret artışından sonra aradan on ay geçmesine karşın Baro Yönetimince uygulanmamıştır. Bu tavrıyla Çağdaş grup, işçilerin hakkının yenmesine neden olmakla birlikte sendikayı da tanımamaktadır.

Genel Kurul kürsüsünden bunu teşhir ettiğimizde ise sadece gülümsemişlerdir.

“Cumhurbaşkanı ile Diyanet İşleri Başkanı ile kavgalıyız” diyenlerin, kavga dedikleri şeyin özünde mızıldanma olduğunu gözlerinin içini baka baka söyledik.

Dedik ki;

Madem Cumhurbaşkanı ile kavgalısınız; iyi de o koltuğu Anayasa’nın 101’inci maddesindeki koşulları taşımayan birisi işgal ediyor. Peki buna ne yaptınız? Sordunuz mu “Diploma Nerede?” diye…

Yanıt yok.

Diyanet İşleri Başkanı hakkında bir açıklamadan dolayı yargılanıyorsunuz. Elbette buna karşı yanınızdayız. Ama aynı adam sizin eleştirdiğiniz konuşmasında, TCK 216’ncı madde kapsamındaki “Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik” suçunu işliyor.

Peki buna karşı suç duyurusundan bulunmak yerine niye basın açıklaması yapmakla yetiniyorsunuz? Böyle bir suçun kovuşturulması için Baro’lar harekete geçmeyecekse kim geçecek?

Yanıt yok.

Evet, İzmir Barosu’nun bu genel kurulunda yıllardır kanıksanan iki grubun (Çağdaşçılar, Cumhuriyetçiler) kişiselleşmiş kısır çekişmelerinin dışında prensip mücadelesi verenler de vardı.

Korkmadan, yılmadan gerçekleri haykıran Mücadeleci Avukatlar da vardı.

Genç meslektaşları “usta-çırak” ilişkisi içinde gören, “biraz pişsinler sonra baro yönetimlerine gelsinler” diyen çağdışı anlayışı teşhir ettik.

Sözlerimiz birilerine ağır geldi.

Ama başlangıç itibariyle ve bir aylık bir çalışmanın karşılığını da bulduk.

Velhasıl İzmir Barosu Genel Kurulu’nda Mücadeleci Avukatlar heyulası dolaştı.

Tohumlarını attı.

Önümüzdeki süreçte köklerini salmaya başlayacak.

Şimdiden başladık bile…