Karabağlar riskli alanı rant alanı mı kentsel dönüşüm alanı mı?

01.09.2015
A+
A-

 

Karabağlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından riskli alan ilan edilerek kentsel dönüşüm yapılacağı belirtilmişti. Kentsel dönüşüm alanı olan bölge zemin etüdü bile yapılmadan, neye dayandığı belli olmayan şekilde yangından mal kaçırırcasına riskli alan ilan edildi.

Kervan yolda düzülür mantığı ile Bölge bir şirkete ihale edilerek projeleri hazırlanmaya başladı. Ancak yıllardır bu mahalleleri kuran, tüm sıkıntılara göğüs geren halkın varlığını hesaba katmadılar. Sandılar ki biz Ankara’da karar veririz, yandaş şirketlerle rant alanını paylaşırız. Bu konuda ihale öncesi yapılması gerekenler tüm MEGA projelerde yapıldığı gibi düzenlenir. Rantsal paylaşıma uygun olarak halkı kandırırız ve kentsel dönüşüm adı altında rantsal dönüşümü gerçekleştiririz.

Karabağlar’da bu hesap tutmadı. Çünkü Karabağlar’ın çilekeş halkı gücüne güvendi, örgütlendi, dernek kurdu. Toplantılar düzenledi. Halkı dönen dolaplar konusunda uyardı. Anlaşma tutanaklarını anlaşmazlık tutanağına çevirerek halkın büyük çoğunluğunun imza atmamasını sağladı. Bu olay devletin gözünü korkuttu. Ancak rantsal çevreler verilen sözün tutulmasını istediler. 540 hektar riskli alanda çoğunluğu sağlayarak kentsel dönüşüme başlayamayacaklarını bilince çıkaran rant çevreleri, 110 hektarlık bölümde, konutların az olduğu daha çok çıplak arsa olan bölümde kentsel dönüşüme başlayacaklarını ilan ettiler. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bu planı askıya çıkardı. Askı süresince Karabağlar Platformu halkı aydınlatma görevini yerine getirerek plana itiraz etmeleri için çalıştı.

Kentsel dönüşüm adı altında yapılan bu çalışmada önemli bir konu da Tapusuz yurttaşların hak kaybıdır.  Tapusuz yurttaşları yok sayan bu anlayışa karşı Karabağlar Halkının tek ve doğru istemi öncelikli olarak tapusuzlara belediyeler tarafından tapularının verilmesi ve hak kayıplarının önlenmesidir. Çünkü Çevre ve Şehircilik Bakanlığının esas aldığı yasa, tapusu olmayanlara konut vermiyor. Bu insanlar yıllardır oturdukları evlerinden sürülecekler, açıkçası sokağa atılacaklar ve bir hakları olmayacak. Buna karşı halk, haklı olarak en hızlı bir şekilde tapularının verilmesini istiyorlar ve bu konuda mücadelelerini sürdürüyorlar.

Hazırlanan projelerde kentsel dönüşüm adı altında halka sağlıklı, güvenilir konutlar vaat edenler nedense 110 hektarlık bölümde ticari seçenekli parsellere ağırlık vermişlerdir. Bu da gösteriyorki bu bir RANT PROJESİDİR.

Bu arazilerin bulunduğu bölge jeolojik açıdan riskli bir bölgedir.  Ama buna rağmen bu proje uygulanmak isteniyor. Bu kafalarda şu soruyu getiriyor: Zamanında bu arsayı ucuza kapatanlar Çeşme-İzmir Otobanına yakın bu bölgeyi imara açtırarak rant mı elde edecekler?

“Uzundere meselesi; kanunen Büyükşehir Belediyesi de, ilçe belediyesi de yapabilir ama Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, ‘Sen dur, burası büyük bir alan, ben yapayım.’ diyor. Bir kısım maliklere 3,5 emsal, tam yeni fuar alanının karşısı, iyi bir yer olacak. Bakıyorsunuz Selim Gökdemir, Vaha İnşaat, eski AKP meclis üyesi. Onun yerine diyelim 3,5 emsal veriyorsun, boş olan yeri acele kamulaştırma kararı alıyorsun, ortada planı somutlaştırıyorsun.” dedi.” (Haberler.com, 3 Ocak 2015,Av. Mustafa Kemal Turan’ın konuşması)

İşte bunu biz söylemiyoruz. Balçova  arsa mağdurlarının avukatı söylüyor.

Kimin hakkında?

Yandaş Selim Gökdemir hakkında.

Bilmeyenler için  “Selim Gökdemir: Megapol İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı ve AKP  İzmir Büyükşehir Belediye Meclis üyesi” (Ak patronlar-Uludağ  Sözlük)

Geçtiğimiz dönem  bu zat AKP Bayraklı Belediye Başkanı adayı idi. Yüksek yapılarla ilgili parsellerin yoğun olduğu Bayraklı’yı seçmesi de düşündürücüdür. Varın gerisini siz düşünün…

Yandaş Selim Gökdemir bu konudaki düşüncelerini saklamıyor.  Capital ve Ekonomist dergilerinin  önderliğinde düzenlenen  “Anadolu’da Konuta Yön Verenler” toplantısında 17 Aralık  2013 tarihinde konuşmacılardan “Megapol  inşaat Yönetim Kurulu Başkanı Selim Gökdemir  kentin barındığı potansiyellere dikkat çekerek, önümüzdeki yıllarda ulusal ve uluslararası yatırımcıların İzmir’e geleceğini ifade etti. Gökdemir, 2014-2019 arasında İzmir’de 1 milyon metrekarelik inşaat yapacaklarını söyledi.  Bunun bir kısmı konutu kapsıyor. Yaklaşık 10 bin konut üretmeyi planlıyoruz. Bu da İzmir’e olan inancımızın göstergesi” şeklinde konuştu.

“Kentsel dönüşümde de şehrin yoğunlukla değil tasarımla güzelleştirileceğini aktaran Selim Gökdemir  “Geçmişte bunun örnekleri yaşandı. 2. Dünya Savaşı’nın ardından Avrupa’da gettolar oluşturuldu. Bu tip yapılar insanları mutsuz ediyor. Onun için tasarım önemli. İzmir’in Batı’ya doğru genişlemesi, Çeşme Otoban’ının çevresinde yeni imar adaları oluşturulması gerektiğine inanıyorum.” (Mete Tamer Omur, Hürriyet, Anadolu’da Konuta İzmir Yön Veriyor 19 Aralık 2013)

Yandaş sermaye ne güzel söylüyor. Ben zamanında arsayı ucuza kapattım. Şimdi oradan Çeşme Otobanı geçti.  Bunun çevresinde yeni imar adaları oluşturulması gerekir. Biz burada inşaat yaparız. Bir kısmı konut olur. Esasında ticari seçenekli inşaat yapılacak ama onu söyleyemiyor. Av. M. Kemal Turan’ın söylediği gibi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı 3.5 emsal vererek, ticari seçenekli inşaat izni vererek rantsal dönüşümün kapısını açıyor. İşte Selim Gökdemir’in mega projesi, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının yoksul halka kentsel dönüşüm uygulaması herhalde böyle olacak?

“Megapol İzmir, Yeni Fuar Alanı’nın karşısında yer alıyor. Onunla ilgili de proje çalışmalarımız sürüyor.”

“35 Liraya balık

“Projede geniş bahçeler, yaya yolları, beachclub, spa, wellness, açık ve kapalı yüzme havuzları, açık spor salonları, 7/24 güvenlik, housekeeping, kreş, restoran, cafe, market ve limuzin hizmetleri gibi bir çok artının yer aldığı bilgisini veren Gökdemir, “Gemi görünümünde bir restoranımız olacak. 300 kişilik bu restoranın en büyük özelliği, makul fiyatı. İzmir’de balık restoranları çok pahalı. Bizim hedefimiz kişi başı 35 lira gibi bir fiyatlandırma. Bu konsepti yaymak gibi hedefimiz var. Arjantin ya da Japon restoranları gibi o ülkelerin mimari tarzıyla dünya mutfaklarını sahil şeridine taşımak istiyoruz.” (Hürriyet  EGE, Megapolün Yatırım Atağı,  3 Haziran 2015)

Rantsal dönüşüm için kollarını sıvayanlar kentsel dönüşümden bunları anlıyorlar. Sermaye çevrelerinin gözünü dikeceği ve yoksul halkın sürüleceği bir ortamın yaratılması. İnsanın utanması gerekir. Eğer bu halk bir örgütlenirse olacakları siz hayal bile edemezsiniz. Bu insanlar bu mahalleleri kurarlarken gösterdikleri direnci, mahallelerinin peşkeş çekilmesi ve yaşam hakkı ile barınma haklarının ellerinden alınmaması için de göstereceklerdir.

Halkın istemi açıktır. Kendilerinin söz sahibi olacakları ve üretecekleri sağlıklı, güvenilir konutlarda yaşamak ve yerinde dönüşümle gerçekleşecek, komşularıyla, akrabalarıyla beraber paylaşabilecekleri yaşamdan kopmadan bir imar planlaması yapılması ve tapusuzlara mutlaka tapularının verilerek yapılacak konutlarda söz ve karar sahibi olmalarıdır.

HKP, rantsal dönüşüme karşıdır. Halkın istemediği, halkı doğal yaşamından koparacak ve yabancılaştıracak tüm dönüşüm programlarına da karşı çıkacaktır. Mimarlık ve mühendislik hizmetleri alınan, imar planı halkın istemlerine uygun olarak hazırlanan, yeşil dokuya önem veren, halkın ihtiyaçlarına cevap verecek sosyal tesis yerleri ayrılmış, alt yapısı hazırlanmış kentsel dönüşümü savunur.

HKP, tapulu ve tapusuz tüm konut sahiplerinin kentsel dönüşümden eşit şekilde yararlanmasını savunur. Yerel Yönetimlerin ve devletin bu konuda duyarlı olmasını ve halkın istemlerini dikkate almasını ister.

Karabağlar Halkı istemlerinde haklıdır. Kazanacaktır. Rantiyecilerin oyunları bozulacaktır. 27.08.2015