Kurtuluş Partililer dalgalar halinde Taksim’i zorladı

05.05.2016
A+
A-

 

1 Mayıs 2016’ya Kurtuluş Partililer damgalarını vurdu.

Kurtuluş Partisi’ni görmezden, duymazdan, bilmezden gelen burjuva basın bile; görmek, duymak, bilmek zorunda kaldı bir kez daha, aynen 2015 1 Mayısı’nda olduğu gibi. Hangi televizyon kanalını açarsanız açın, hangi gazetenin sitesine giderseniz gidin, hangi sosyal medya mecrasını takip ederseniz edin (facebook’tan twit’tıra, ekşi sözlük’ten indimedya’ya vd.), tümü kurtuluş Partisi’nin İşçi Sınıfının anavatanı olan Taksim Meydanı için mücadelesini vermek, göstermek, duyurmak zorunda kaldı.

Şan olsun Kurtuluş Partililere!

Çünkü Taksim Meydanı Kurtuluş Partililer için onlarca yıldan bu yana vatandır. Ve vatan son karışına kadar korumak, eğer yerli yabancı Parababaları ve onların işbirlikçisi iktidarlar tarafından ele geçirilmişse de yeniden almak, zaptetmek için mücadele edilmelidir.

İşte Kurtuluş Partililer AKP’giller’in bütün engellemelerine, yasaklamalarına, sarı ganstger sendikacıların, 4’lü çetenin teslimiyetine ve Bakırköy Pazaryerine’ne, Bakırköy çukuruna düşmelerine karşın Taksim için, anavatan için saldırdı, saldırdı, saldırdı, dalgalar halinde. Bir değil, iki değil, üç kez saldırdı. Üç kez yürüdü düşmanın üstüne, Üç kez zorladı Taksim’i…

Polisin orantısız gücüne, gazına, suyuna, copuna karşı bir milim bile gerilemedi. Zorladı, zorladı, zorladı…

Çünkü onlar biliyorlar ki, ancak direnenler ve savaşanlar zaferi kazanır, teslim olanlar değil.

Kurtuluş Partililer aslında günler öncesinden bu savaştan galip çıkmışlardı. Parababalarının ve onların AKP’giller’inin dayatmalarına karşı bilinç ve inançtan, cesaret ve kararlılıktan oluşan çelik iradeleriyle galip gelmişlerdi. 1 Mayıs günü de bu zaferlerini kutladılar sadece. Dosta da düşmana da yenilmez iradenin ne olduğunu gösterdiler. Ve gördü halkımız ve teslim etti hakkımızı.

Onlarca Kurtuluş Partili (69 kişi) gözaltına alındı.

Kadınından erkeğine; işçisinden kamu çalışanına, ev hanımına, avukatına, üniversitelisinden, liselisine kadar onlarca Kurtuluş Partili gözaltına alındı.

Ama ne alınma: her Kurtuluş Partili haykırıyor alınırken:

Yaşasın 1 Mayıs! Yaşasın İşçilerin Birliği! Kahrolsun ABD-AB Emperyalizmi!

İnliyor Beşiktaş Meydanı Kurtuluş Partililerin haykırışlarıyla. Dur, diyor polis, bağırma, diyor, direnme, diyor.

Ne mümkün durdurmak, ne mümkün bağırtmamak, ne mümkün susturmak, ne mümkün direndirtmemek…

Direnmek onların harcında var. Direnmek onların etinde, kanında, canında var.

Direnmek onlara Usta’larından, Hikmet Kıvılcımlı’dan bir miras.

O Usta’ya ihanet edilir mi hiç?

O Ustaya layık evlatlar olunmaz mı hiç?

Onlar da oldular.

Yürüdüler zalimin üstüne! Yürüdüler zalimin zulmüne karşı!

İlk dalga gözaltına alındı. 21 kişiydiler. Ama keşke almasaydık demek zorunda kaldı polisler.

Niye mi?

Onları polis otolarına bindirmek mümkün olmuyordu. Girmiyorlardı, sığmıyorlardı. Çünkü onlar birer deve dönüşmüşlerdi. Çünkü onlar İşçi Sınıfının, Taksim Anavatanının onurunu taşıyorlardı. Sığarlar mıydı o polis otolarına hiç?

Mücadele orada da kalmadı. Polis otobüslerinde de aynen devam etti. Ve polis otobüsleri inledi karakola varıncaya dek Kurtuluş Partililerin sloganlarıyla:

Yaşasın 1 Mayıs!

Taksim 1 Mayıs Alanıdır!

Direne Direne Kazanacağız!

Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!

Yaşasın Halkın Kurtuluş Partisi!

Polisler şaşkınlık içindeydi, polisler ne olduğunu bir türlü anlayamıyorlardı. Kim kimi gözaltına almıştı, kim kimi karakola getirmişti?

Onlarca yıldır ilk kez böyle bir şeye tanık oluyorlardı ve irade karşısında çaresiz kalmışlardı. Çünkü karakolda sloganlar haykırılıyordu:

Yaşasın 1 Mayıs!

Taksim 1 Mayıs Alanıdır!

Yaşasın Halkın Kurtuluş Partisi!

Susmak bilmiyordu Kurtuluş Partililer… Ve onlar çaresiz teslim oldular. Kurtuluş Partililer özgürce haykırdılar sloganlarını… Beşiktaş karakolunun her tarafına devrimci soluklarını sindirdiler.

 

***

Polis rahatlamış, eylemi bitirdik sanmıştı. Zaten de Kurtuluş Partililerden başka kimsecikler yoktu Beşiktaş’ta.

Ama o da ne?

Yine geliyorlardı; haykırarak, geliyorlardı coşkuyla, geliyorlardı, kararlılıkla, geliyorlardı, cesurca geliyorlardı…

Nereden çıkmıştı bunlar? Gözaltında değiller miydi?..

Geldiler ve haykırdılar bir kez daha:

Yaşasın 1 Mayıs!

Taksim 1 Mayıs Alanıdır!

Direne Direne Kazanacağız!

Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!

Yaşasın Halkın Kurtuluş Partisi!

Onları da gözaltına aldılar, Onlar da yiğitçe, kararlıca direndiler. Onlar da aynı birinci müfrezede olduğu gibi, haykırdılar sokakta, haykırdılar arabalarda, haykırdılar karakolda… kadını, erkeği, çocuğu… Hep bir ağızdan haykırdılar sloganlarını, haykırdılar öfkelerini, haykırdılar inançlarını…

***

Aradan yarım saat geçmişti ki yeni bir dalga, yeni bir müfreze, hem de ne müfreze?

İnançla, kararlılıkla, coşkuyla geliyorlardı!

Koşarak geliyorlardı, Taksim’e çıkma inancıyla geliyorlardı! Durdurabilene aşkolsundu…

Polis bu geliş, bu inanç, bu karalılık, bu cesaret, bu özgüven karşısında, bu yeni genç dalga karşısında teslim oldu: Yapın basın açıklamanızı istediğiniz yerde, demek zorunda kaldı.

Yaptılar açıklamalarını, ama durmadılar orada.

Dururlar mıydı hiç, durabilirler miydi hiç Hikmet Kıvılcımlı’nın öğrencileri? Kurtuluş Partisi’nin militanları?

Ellerinde pankartlar

Gidiyor bu çocuklar

Kalkın ayağa, kalkın

Gidiyor bu çocuklar

Polisle yaşanan arbededen ve orantısız güç karşısında onlar da gözaltına alındılar.

Ama onlar da birinci ve ikinci müfrezenin yaptığını yaptılar: haykırdılar öfkelerini, haykırdılar sloganlarını…

Sonuçta o gün Beşiktaş’ta; inanç vardı, bilinç vardı, mücadele vardı, kararlılık vardı, cesaret vardı, yiğitlik vardı, korku nedir bilmemek vardı.

O gün Beşiktaş’ta kim kimi gözaltına aldı, kim kimi karakola götürdü bu hiç belli olmadı polisler açısından. Ama Kurtuluş Partililer için; zafer vardı, irade vardı, yenmek vardı!

Yendiler onlar o gün AKP’giller’i.

Yendiler onlar o gün Parababalarını!

Yendiler onlar o gün Bakırköy çukuruna gidenleri!

Taksim mücadelesi onlarda vücut buldu! Onlarda şekillendi o gün!

Onlar planlamışlardı önceden yapacaklarını milim milim. Hiçbir şey tesadüfî değildi. Kurtuluş Partisi önderliğiydi o. Hiçbir şeyi tesadüfe bırakır mıydı hiç?

 

Şan olsun Kurtuluş Partililere!

Şan olsun 1 Mayıs’a!

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!