Liseli Gençlik Ayakta! Laik Cumhuriyet’e, Laik ve Bilimsel Eğitim Haklarına, Okullarına, Öğretmenlerine Sahip Çıkıyor!
Prof. Dr. Özler Çakır
Gençliğimiz, 19 Mart’tan bu yana polis copuna, gözaltılara, tutuklamalara karşın alanlarda eylemlerde, protestolar yapıyor. Gençliğimizin bu tepkisi yalnızca İBB Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun AKP’giller iktidarı tarafından keyfi biçimde tutuklanmasına ve diplomasının hukuksuzca iptal edilmesine yönelik değil elbette. Üniversitelisiyle, liselisiyle, doğdukları günden bu yana AKP’giller iktidarından başka bir iktidar görmemiş gençliğimizin Ortaçağcı gericiliğe isyanıdır bu. Parababalarının sömürü düzenine isyanıdır. Onların hayallerini, umutlarını çalan, geleceklerini karartan, onlara gençliklerini yaşatmayan, Mustafa Kemal, Laik Cumhuriyet, Laik ve Bilimsel Eğitim düşmanı hainler haini iktidara isyanıdır.
Süregelen bu eylemlerin önemli bir kısmını da AKP’giller iktidarının “Proje Okulları”na dönüştürdükleri okullarda öğrenim gören Liseli Gençlik yürütüyor.
Proje Okulları, tıpkı 4+4+4 gibi, Değerler Eğitimi gibi, ÇEDES gibi, AKP’giller iktidarının, Laik ve Bilimsel eğitime saldırı projesinin bir parçasıdır.
Proje okulları, 2014 yılında, AKP’giller’in o günkü Eğitim Bakanı Nabi Avcı, hani ataması yapılmadığı için intihar eden öğretmen kızımız Merve Çavdar için “Gösterişçi intihar eylemi diye bir sendromdan bahsediliyor”, “İlgi uyandırmak veya ilgi çekmek veya isteklerinin yerine gelmesini sağlamak amaçlı” diyen bakan döneminde yürürlüğe girmişti. “O sizin yaşadığınız Türkiye eski Türkiye. Ora bitti, vedalaşın. Uyanın, uyanın. “Sizin ‘tarikat’ dediğiniz bizim ‘STK’ dediğimiz yapılarla bizim protokolümüz var, yapmaya da devam edeceğiz” diyen bugünkü Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, o dönemde MEB müsteşarıydı.
Ve 2014 yılında yürürlüğe koydukları proje okullarıyla amaçladıkları, ülkemizin İstanbul Erkek Lisesi, Vefa Lisesi, Ankara Atatürk Lisesi, Beşiktaş Anadolu Lisesi ve İzmir Atatürk Lisesi gibi nitelikli eğitim verilen köklü okullara saldırarak, müdür ve öğretmenlerini dağıtarak, tez elden kendi kadrolaşmalarını sağlayarak, yörüngelerine sokmaktı.
Tabiî amaç hâsıl olduğu için, bu okullara yönetici ve öğretmen atama sistemine de diğer okullardaki tayin sisteminden farklı düzenlemeler getirdiler. Millî Eğitim Bakanlığına Bağlı Özel Program ve Proje Uygulayan Eğitim Kurumlarına Öğretmen Atama ve Yönetici Görevlendirme Yönetmeliği’nde;
“Öğretmenliğe, Bakan onayı ile dört yıllığına atama yapılır. Öğretmenlerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.”, “Yöneticiliğe, Bakan onayı ile dört yıllığına görevlendirme yapılır. Yöneticilerin görev süresi aynı usulle dört yıl daha uzatılabilir.” ifadeleri yer alıyor. Yani bu okullara öğretmen ve yönetici atamaları doğrudan AKP’giller’in günümüzdeki Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in onayıyla gerçekleşiyor. Bu düzenleme ile “gitsin Laik, bilimsel eğitim veren nitelikli Laik Cumhuriyet öğretmen ve yöneticileri, gelsin Ortaçağcı gerici AKP’giller’in yandaş Eğitim-Bir-Sen’li müritleri” deniyor.
İşte bu hain plan doğrultusunda, proje okullarına yeni vuruşlar, Nisan ayı başındaki öğretmen ve atama ve yönetici görevlendirmeleriyle yapıldı. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre sayıları 2.153’e ulaşan, 79 bin 286 öğretmen ve 5.318 yönetici görev yaptığı proje okullarında, iktidarın kendi Ortaçağcı gerici uygulamalarına engel oluşturan 20.000 öğretmen kadro dışı bırakılarak sürgün edildi.
19 Mart sürecinden başlayarak meydanları dolduran ve AKP’giller’in kendilerine dayattığı Ortaçağcı gerici uygulamalardan bunalan Liseli Gençlik için Laik ve Bilimsel eğitim haklarına ve bu eğitimi verecek öğretmenlerine yapılan son saldırı bardağı taşıran son damla oldu. Kitlesel biçimde, okullarının tarumar edilmesine karşı olanca güçleriyle tepkilerini koymaya başladılar. İstanbul’dan Ankara’ya, İzmir’e, Mersin’e varıncaya, okullarında son derece cesur eylemler gerçekleştirdiler, yaratıcı döviz ve sloganlarla boykotlar düzenlediler. “Ferman Sizinse, Liseler Bizimdir”, “Öğretmenime Dokunma” dövizleriyle okullarında oturma eylemleri düzenlediler. “Liseliler Biat Etmez” pankartı ile İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaparak hem kendi haklarına ve geleceklerine hem de öğretmenlerine sahip çıktılar.
Aslında işin en güzel ama bir o kadar da düşündürücü yanı, öğretmenlerin okullarında kendilerine karşı yıllardır yapılan haksızlıklara, özlük haklarına ve meslek onurlarına yönelik saldırılara kitlesel biçimde, örgütlü biçimde koyamadıkları tepkiyi öğrencileri koydular. Öğretmenlerine, öğrenciler olarak önderlik ettiler, çok önemli dersler verdiler.
Liseli Gençliğimiz, Laik Bilimsel Eğitim savunusunu dillerine pelesenk edip, TÖS’ün, Fakir Baykurt’ların geleneğine sahip çıktıkları iddiasında olup, işyerlerinde, okullarda, alanlarda AKP’giller’in eğitim alanındaki Ortaçağcı gerici uygulamalarına, saldırılarına yönelik olarak kendilerinin 19 Mart’tan bu yana bir buçuk aydır süreklilik taşıyan eylemleri kadar sürekli ve organize bir tepkiyi, yıllardır yönettikleri sendikalarda örgütleyemeyen, çok laf yapan ama iş yapmayan, sendika yöneticiliğini ün, makam, post olarak gören koltuk sevdalılarına da çok önemli dersler verdiler. Hikmet Kıvılcımlı Usta’mızın saptamasıyla Jöntürk Geleneğinin devam ettiğini ve “Yıldırılamaz Gençlik” olduklarını dosta da düşmana da bir kez daha gösterdiler.
Usta’mız ne diyordu “Gençliğin Üç Alınyazısı” makalesinde?
“Aydın genç Antika çağın ezik, cahil köylüsü değildir. Aydın genç, hiçbir zulmün sindiremeyeceği Modern İşçi Sınıfı gibi bir yenilmez devrimci özgücün müttefikidir. Üstelik, gençliğimizin tükenmez “Genç Türkler” Devrimci Geleneği vardır. Yıldırılamaz gençlik!”
