Site rengi

Tasarım

Rojava’yı Kim Yönetiyor? (2)

11.07.2024
128
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

ABD yönetiyor!

Gün gibi açık bu gerçeklik.

Gazetemizin geçen ayki 189’uncu sayısında,“Rojava’yı Kim Yönetiyor?” başlıklı makaleyle bu konuyla ilgili bilgileri aktarmıştık.

Geçen aydan bu yana gelişen olaylara baktığımızda, bu tespitimizin ne kadar doğru olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.

Coğrafi olarak Kürtçe “Batı” demek olan ve “Batı Kürdistan anlamında kullanılan, Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan bölgeye verilen “Rojava” adıyla kurulan bugünkü adıyla Rojava Özerk Yönetimi,17 Mart 2016’da “Rojava Demokratik Federasyonu-Kuzey Suriye” adıyla kurulmuştur. (Kürtçe: Federaliya Demokratîk a Rojava – Bakurê Sûriyê).

Bölgenin adı, Aralık 2016’da güncellenen yönetim anayasasıyla birlikte Kuzey Suriye Demokratik Federasyonu (Kürtçe: Federaliya Demokratîk a Bakûrê Sûriyê) olarak değiştirilmiştir.

6 Eylül 2018’de Suriye Demokratik Konseyi kararı ile bölge Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi (Kürtçe: Rêveberiya Xweser a Bakur û Rojhilatê Sûriyeyê) adını almış ve Fırat, Afrin, Cezire bölgeleri ve Rakka, Münbiç, Tabka ve Deyrizor yerel sivil konseyleri için kullanılmaya başlanmıştır.

14 Aralık 2023 tarihinde ise adı Kuzey ve Doğu Suriye Bölgesinde Demokratik Özerk Yönetim olarak değiştirilmiştir. Yönetim, kimi kaynaklarda “Demokratik Özerk Yönetim” olarak da anılmaktadır. Rojava Özerk yönetimi olarak da adlandırılmaktadır.

Ve bu Özerk Yönetim, kurulduğundan bu yana kademe kademe, aşama aşama gelişerek yerel bir Devlet biçimini almaya başlamıştır.

Rojava Özerk Yönetimi Genel Meclisi adıyla Parlamentosu,

Toplumsal Sözleşme adıyla Anayasası,

Özerk Yönetim Genel Meclisi, Özerk Yönetim Genel Meclisi Başkanlık Kurulu, Özerk Yönetim Yürütme Meclisive buna bağlı Adalet Meclisi vb. kurulları, bağlı 7 bölgenin Yasama Meclisleri, Halklar Meclisi adıyla idari yapılanması vardır.

Ve yeni İdari Bölgeler Kanununa göre 6 büyükşehir, 40 şehir ve 105 beldeden oluşan Yerel Yönetim Organları vardır.

Ordusu vardır. Polisi vardır. Milis Güçleri vardır. Cezaevleri vardır.

Seçimler yapılıyor mu?

Evet. Şu ana kadar 1 Genel, 2 kez de Yerel Seçimler yapıldı.

3’üncüsü de yapılmak isteniyor.

Bütün bunlar ne demektir?

Rojava Özerk Yönetimi Devletleşmiş demektir!

Kürt Halkı, Kürt Ulusu Kendi Kaderini Tayin Hakkı çerçevesinde bunları yapıyorsa bunda yanlış olan bir şey var mıdır?

Yoktur.

Ama yanlış olan bir şey var: Kürt Ulusu, Kürt Halkı, Kendi Kaderini Kendisi Tayin etmiyor.

Pekiyi kim ediyor?

ABD ediyor. Diğer Batılı Emperyalist Devletler ediyor…

Bu devlet, Kürt Ulusu, Kürt Halkı, emperyalistlerin oyununa getirilerek, ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)”u uğruna İkinci İsrail-Müslüman İsrail olarak kuruluyor. Yanlış olan, acı olan, doğru olmayan bu!

Niye böyle söylüyoruz?

Gerçeklik bu da ondan.

Görelim bunu:

“ABD, Rojava bölgesinin idari yönetimini yenileyecek”

“(…)

“29 Ağustos 2019

“Suriye Kürt Ulusal Konseyi’nin (ENKS) Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Kamiran Haco ve İbrahim Biro’dan oluşan heyet, ABD’nin başkenti Washington’da Dışişleri Bakanlığı yetkilileri ile üç gün devam eden bir dizi görüşme gerçekleştirdi.

“(…)

“ENKS Dış İlişkiler Komitesi’nden İbrahim Biro, Independent Türkçe’ye yaptığı açıklamada, ABD Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı ve Suriye Özel Elçisi Joel Rayburn başta olmak üzere ABD’li yetkililer ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini söyledi.

“ABD’nin mevcut yönetimin devamından yana olduğunu ama idareyi yenilemek istediğini vurgulayan Biro, “Washington Rojava’da ENKS ve diğer bileşenlerin de yeni yönetiminde olmasını istiyor.” (https://www.indyturk.com/node/65561/d%C3%BCnya/%E2%80%9Cabd-rojava-b%C3%B6lgesinin-idari-y%C3%B6netimini-yenileyecek%E2%80%9D)

Yani gördüğümüz gibi, Rojava’nın idari yönetimini de ABD belirliyor.

Bildiğimiz gibi Kürt Ulusu; Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de olmak üzere 4 parçaya bölünmüş durumdaydı.

Ancak ABD’nin “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)” kapsamında yaptığı operasyonlarla, gerçekleştirdiği işgaller ve saldırılarla bu durum değişti.

Irak’ın, Saddam Hüseyin liderliğindeki meşru BAAS Partisi yönetimi, ABD ve Batılı EmperyalistlerceIrak işgal edilerek devrildi. Lideri Saddam Hüseyin asıldı. Ve Irak, fiilen 3, resmi olarak2’ye bölündü. Kuzey Irak’ta (Başur’da); Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Kürdistan Bölgesi veya Irak Kürt Bölgesel Yönetimi adıyla Özerk bir Bölge oluşturuldu. Ki buranın gayri resmi adı Barzanistan’dır.

Aynen Rojava’da olduğu gibi orada da Meclis var, Hükümet var, Yerel Yönetimler var. İdari birimler var. Ordu var. Polis var. Cezaevleri var… Yani Devlet var.

Bunu kim sağladı Irak Kürtlerine?

ABD ve Batılı Emperyalistler.

Kim koruyor bu Özerk bölgeyi?

ABD.

Pekiyi Suriye Kürtlerine kim sağladı Özerk bölgeyi? Kim kurdurdu Özerk Yönetimi? Maddi kaynağını kim sağlıyor? Ordusunu-polisini kim eğitiyor-donatıyor? Kim her türlü araçlarla destekliyor bu Özerk Yönetimi?

ABD!

Batılı Emperyalistler!

Bu çok açık bir gerçek mi?

Gerçek. Hem de apaçık bir gerçek!

Irak’taki, başını Barzani Aşiretinin çektiği Kürt Hareketi Amerikancı mı?

Amerikancı!

Suriye’deki, başını PKK’nin-PYD’nin-YPG’nin çektiği Kürt Hareketi Amerikancı mı?

Amerikancı!

Kim bunu inkâr edebilir?

Kaldı ki buralarda yönetimde olanlar dainkâretmiyor…

“Biji ABD!” diye slogan atıyorlar. “Amerika uzaklardan gelen dostumuzdur”, diyorlar.“ABD bölgemizden gitmemelidir”, diyorlar…

Amerikan komutanlarının yönetiminde, Amerikan Conileriyle birlikte Irak’ta Antiemperyalist ve Yurtsever Saddam’a karşı, Suriye’de Antiemperyalist ve Yurtsever Beşşar Esad Yönetimine karşı savaştılar ve bu sözde Özerk Bölgeleri ya da Devletçikleri kurdular.

ABD ve Batılı Emperyalistlerin açıktan, yekten siyasi-ekonomik-askeri-mali-idari vb. vb… yardımları olmasa buralar kurulabilir miydi?

Hayır.

Şu anda Suriye’de ABD’yle ve Koalisyon Güçleri adıyla faaliyet yürüten Batılı Emperyalist Devletlerle işbirliği içinde olan kim?Kim Suriye’nin petrolünü çalıyor? Kim Suriye’nin tahılını çalıyor?

Yine bu Amerikancı Hareketler: PKK’liler-SGD’liler-PYD’liler…

Başlıktaki sorumuzu yineleyelim:

Rojava’yı kim yönetiyor?

ABD!

Bunu 3’üncü Seçim sürecinde ve geçen Haziran ayından bu yana gerçekleşen olaylarla görelim şimdi.

İlk Yerel Seçim tarihi 30 Mayıs idi. Ancak başını PKK-PYD-SDG-DSG’nin çektiği “Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK)” ve başını Barzanilerin çektiği “Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS)”ve diğer Kürt partileriarasındaki çelişkiler giderilemedi.ENKS seçimleri boykot edeceğini açıkladı.Ayrıca Türkiye ve Suriye yönetimleri de zaten karşı çıkıyordu seçimlerin yapılmasına. Yanio andaki verili uluslararası konjonktürden ötürü seçimler 11 Haziran’a ertelendi. PYNK şu açıklamayı yaptı erteleme gerekçesi olarak:

Seçimlerin 30 Mayıs’ta yapılması kararlaştırılmıştı ancak çalışmalarımız sırasında; Kuzey ve Doğu Suriye’de belediye seçim hazırlıkları için belirlenen sürenin yeterli olmadığı görüldü.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/06062024)

Aradan geçen günlerde verili koşullarda bir değişiklik olmayınca,11 Haziran’da yapılacağı açıklanan seçim, günü belli olmaksızın, Ağustos ayına ertelendi. Erteleme gerekçesi olarak da yine benzer şeyler söyledi PYNK:

“Rojava Özerk Yönetimi, bugün yaptığı yazılı açıklamayla seçimlerin, ‘siyasi parti ve ittifakların talebi ve tamamen demokratik bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla’ ertelendiğini duyurdu.”(agy.)

Bu ertelemeyi özünde kimler istedi?

ABD ve diğer Batılı Emperyalistler!

Niye?

Çünkü ABD tek bir ata oynamaz. Tek bir oyun planı yoktur ABD’nin. Kısa, orta ve uzun vadeli projeleri, planları vardır. Kimi zaman birini kullanır, kimi zaman birini… Hem nalına vurur hem mıhına vurur. Burada da böyle oldu.

Türkiye-AKP’giller, görünürde canhıraş bir biçimde seçimlerin yapılmamasını, aksi takdirde Rojava’ya karşı harekât gerçekleştireceğini açıkladılar. Gerçekteyse ABD’nin BOP’unda yer alarak, Eşbaşkanı olarak bu zemini onlar hazırladı gönüllü olarak. Yani aslında; bu ne perhiz bu ne lahana turşusu deyimi kapsamındadır, onların yaptıkları çığırtkanlıklar.

BOP tamamen bu değil midir?

Ortadoğu’da 22 Devletin sınırlarının yeniden çizilmesi, yeni yeni devletçikler kurulması değil midir hedeflenen?

E o zaman gerçekleşiyor işte BOP…Niye feryat ediyorsunuz şimdi? Niye Eşbaşkan olduğuyla övündü Tayyip?..

“Fırat Kalkanı (24 Ağustos 2016), İdlib Operasyonu (8 Ekim 2017), Zeytin Dalı (20 Ocak 2018), Barış Pınarı (9 Ekim 2019)”adlarıyla harekâtlar yaptı Türk Ordusu. Sözde sınır güvenliği sağlandı Amerikancı Kürt hareketine karşı. Gerçekte ise ABD’nin korumasında ve kollamasında Devletçik oluşturuldu güvenli Rojava bölgesinde.

Gerçek bu değil mi?..

Bu.

Bakın ABD’li general bunu nasıl anlatıyordu:

“ABD’li General Pont: Uluslararası koalisyon, sınır güvenliği konusunda Türkiye ile anlaştı, Türkiye’nin SDG üzerinde hiçbir tehdidi olmayacak

“(…)

“24 Ağustos 2019

“Birleşik Ortak Görev Gücü (uluslararası koalisyon) Komutanlarından General Nicholas Pont, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) düzenlediği Suriye’nin Haseke kentinde 600 delegenin katıldığı ‘Terörün Bitirilmesinden İstikrarın Sağlanmasına’ yıllık toplantısında konuştu.

ABD’li General Nicholas Pont

“SDG güçlerini eğitmeye devam

“ANHA’nın haberine göre General Pont, uluslararası koalisyonun SDG güçlerine eğitim başta olmak üzere desteklerinin devam edeceğini belirtti.

“(…)

“Uluslararası koalisyon sınır güvenliği konusunda Türkiye ile anlaşma yaptı. Bugünden itibaren Suriye Demokratik Güçleri üzerinde Türkiye’nin hiçbir tehdidi olmayacaktır.” (https://www.indyturk.com/node/64286/d%C3%BCnya/abd%E2%80%99li-general-pont-uluslararas%C4%B1-koalisyon-s%C4%B1n%C4%B1r-g%C3%BCvenli%C4%9Fi-konusunda-t%C3%BCrkiye-ile)

Var mı 2019’dan bu yana Türkiye’nin herhangi bir davranışı?

Yok! Kuru gürültü dışında yok!

Olsun demiyoruz. Olmasın tabiî ki. Çünkü sonuca ulaşması mümkün olmayan her harekât her iki taraftan da can kayıplarına yol açıyor. Analar-babalar-eşler-çocuklar ağlıyor.

İşte bütün bu gelişmelerden cesaret alan Amerikancı Kürt Hareketi atak yaptı. Konumunu, özellikle siyasi konumunu pekiştirmek istedi dünya kamuoyu nezdinde, Anayasa, Seçimler vb. diyerek.

Ancak gelen tepkileri gören ABD; şimdilik dur, dedi. Ertele, zaman kazanalım. Türkiye’yi tümüyle karşımıza almayalım. Türkiye bize gerek, dedi. Ortaçağcı cihatçı caniler İdlib’de beslenip korunurken, işgalci Suriyeliler Türkiye’ye doldurulmuşken, Türkiye kamuoyunu zorlamaya gerek yok, dedi…

Bunu, Barzanilerin yayın organı Rudaw şöyle yazdı:

“Kürtlere dost ülkeler ABD ve Fransa ile bazı AB ülkelerinin seçime ilişkin tavırları da Rojava yönetiminin gündeminde.  Söz konusu ülkeler seçimin bu dönemde yapılmasını istemiyor ya da ertelenmesini istiyor.

“Rojava Özerk Yönetimi’nin dost ülkelerin endişeleri ile halkın önerilerini Yüksek Seçim Komiserliği ile birlikte değerlendirip 48 saat içerisinde seçimin kaderine ilişkin açıklama yapması bekleniyor.”(https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/05062024)

Ve sonuçta beklenen ve istenen (ya da emredilen) oldu:

“Rojava’da yapılacak olan yerel seçimler ertelendi

“06-06-2024

“Haber Merkezi – Rojava’da 11 Haziran’da yapılması planlanan yerel seçimler Ağustos ayına ertelendi.

“Rojava Özerk Yönetimi, bugün yaptığı yazılı açıklamayla seçimlerin, ‘siyasi parti ve ittifakların talebi ve tamamen demokratik bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla’ ertelendiğini duyurdu.

“(…)

“ABD Dışişleri Sözcüsü de “Suriye’nin kuzey ve doğu bölgelerinde seçim koşullarının bulunmadığını” söylemişti.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/06062024)

Bu ertelemede belirleyici olanın kim olduğu, kararı kimin verdiği son cümlede yazıyor gördüğümüz gibi…

Böylece Türkiye’nin gazı alındı. Türk Halkı bir kez daha kandırıldı, uyuşturuldu.

Bakın bu gerçeği, bu somut gerçeği Amerikan Merkez Komutanlığı (CENTCOM) eski generali Frank McKenzie nasıl ifade ediyor, Amerika’nın Sesi’ne verdiği özel röportajda:

“McKenzie: Suriyeli Kürtlerin özerklik hakkı var

“11 Haziran 2024

“(…)

“Amerika’nın Sesi’ne verdiği özel röportajda eski Amerikalı general, ‘Suriye ile daha büyük bir anlaşma bağlamında olsun ya da olmasın, Kürtlerin kesinlikle bir tür özerkliğe hakkı olduğunu söylüyorum.’ dedi.

“Beşar Esad hükümetinin buna herhangi bir sevgi göstermediğini biliyorum. Kürtlerin şu anda çok tehlikeli bir durumda olduğuna inanıyorum. Bunu herkesten daha çok biliyorlar. McKenzie, ‘Kesinlikle, en azından şimdi, gelecekleri Amerika’nın varlığının devamına bağlı’ dedi.

“(…)

“McKenzie, ABD’nin Suriye’deki askeri varlığının ABD’nin Irak’taki varlığına bağlı olduğunu söyledi.

“Çünkü Irak, Suriye’deki güçlerimiz için bir platform haline geldi” dedi ve “Suriye’de, IŞİD’in Fırat Nehri Vadisi’nde ortaya çıkmasını önlemek için ortaklarımıza destek veriyoruz.”(https://www.dengeamerika.com/a/mckenzie-interview-self-government-kurds-syria/7651203.html?utm_source=twitter&utm_medium=social&utm_campaign=dlvr.it&s=03)

Gelecekleri kime bağlıymış Rojava Özerk yönetiminin?

“(…) en azından şimdi, gelecekleri Amerika’nın varlığının devamına bağlı”ymış…

Gördüğümüz gibi, McKenzie lafı hiç dolandırmıyor asker davranışıyla, netçe söylüyor.

Dedik ya; ABD bu. Hem nalına hem mıhına vurur, diye. Vuruyor da nitekim.

Seçimleri erteletince, “işbirlikçi”lerinin gönlünü almak için hemen ortak askeri tatbikat yapıyor:

“ROJAVA – DSG ile koalisyon güçlerinden ortak askeri tatbikat

“17-06-2024

“(…)

“ABD öncülüğündeki IŞİD’e karşı Uluslararası Koalisyon Güçleri ile Demokratik Suriye Güçleri’nin Rojava’nın Haseke kentinde bulunan Qasrk askeri üssünde askeri tatbikat düzenlediği bildirildi.

“Helikopterlerin de kullanıldığı tatbikatta farklı silah ve muhimmatlar kullanıldığı öğrenildi.  Çevrede art arda patlama sesleri duyuldu. 

“Koalisyon Güçleri doğu Deyrizor’daki Omar üssünde 12 Haziranda ortak bir tatbikat gerçekleştirmişti.

“DSG’ye yakın kaynakların aktardığına göre, söz konusu tatbikatlar DSG güçlerinin acil durumlarda hazırlıklı olması ve olası saldırılara karşı hızlı yanıt verme kapasitesini arttırmayı amaçlıyor.”(https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/17062024)

E tabiî ortak askeri tatbikat yapınca ve yapmak için ne gerekir?

Mühimmat.

E, onu da gönderiyor ABD:

“ABD’den Rojava’daki üslerine 40 araçlık askeri takviye

“26.06.2024

“(…)

“ABD güçlerine ait konvoy, dün gece saatlerinde El-Velid Sınır Kapısı’ndan Rojava Özerk Yönetimi’nin idaresindeki Haseke’ye giriş yaptı.

“Aralarında ABD askerlerini taşıyan Bradley tipi zırhlı araçların da bulunduğu 40 araçlık konvoy, Haseke’ye bağlı Kasrek köyündeki askeri üsse ulaştı.

“Yerel kaynakların aktardığına göre konvoyda yakıt tankerleri, tıbbi malzeme ve mühimmat yüklü askeri araçlar bulunuyor.

“ABD ordusu, 24 Nisan’da Rojava’daki üslerine 40 araçtan oluşan askeri takviye yollamıştı.

“ABD güçleri, halihazırda Rojava’da Haseke, Rakka ve Deyrizor illerinde çok sayıda üs ve askeri noktada varlık gösteriyor. IŞİD’le mücadele kapsamında ABD, Rojava ve Suriye’nin bazı bölgelerinde Demokratik Suriye Güçleri (DSG) ile işbirliği yapıyor.”(https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/260620243)

Yani etle tırnak gibi kaynaşmış PKK-PYD-DSG…

Hatırlayacağımız gibi, binlerce TIR askeri malzeme gönderdi Rojava’ya ABD geçtiğimiz yıllarda. Hâlâ da gönderiyor. Donattı-Eğitti ve Orduyu, Polis gücünü oluşturdu Amerikancı Rojava Özerk Yönetiminin.

Ve ABD, Suriye’deki Amerikancı Kürt Partilerinin, gruplarının, Suriye Yönetimine karşı birliğini sağlamak için de çok çaba harcadı. Harcamaya da devam ediyor, gördüğümüz gibi.

Aşağıdaki haber, 2021 yılından:

“Suriye’deki Kürt grupların “birlik” görüşmelerinde yeni gelişme: ABD, ENSK ve PYNK yetkililerini buluşturdu

“Suriye’de Kürt gruplar, birlik için tekrar görüşmelere başlıyor. Bu kapsamda Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlık Konseyi Üyeleri ile Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) ABD’li yetkililerin gözetiminde bir araya geldi.

“30 Mart 2021

“Suriye’de “Kürtler arası birlik” söylemi iç savaşın çıktığı 2011’den sonra konuşulmaya başlandı.

“Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ile Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) başını çektiği Kürt Ulusal Birliği Partileri (PYNK) “birlik” onlarca defa bir araya geldi.

“Hatta ABD, Birleşik Krallık ve Fransa gibi ülkelerin yetkililerin bulunduğu heyetlerin gözetiminde de görüşmeler oldu.”

Ve tâ“2019’un sonlarında ABD’nin uluslararası koalisyondaki danışmanı William Robak ve yardımcısı Emily Brandt öncülüğündeki heyet, birlik çalışmaları kapsamında Kürt siyasi parti temsilcileri ile bir araya gelerek görüş ve önerilerini dinledi.

“ABD’li heyetin arabulucu olmasıyla PYD, iyi niyet belirtisi olarak önce ENKS’li birkaç yönetici serbest bıraktı, ardından ENKS’nin ofislerini açmasına izin verdi.

“Robak ve Abdi sponsorluğunda sürdürülen görüşmeler neticesinde Haziran 2020’de yapılan ortak açıklama ile 5 konuda anlaşmaya varıldığı duyuruldu.”(https://www.indyturk.com/node/337701/suriyedeki-k%C3%BCrt-gruplar%C4%B1n-birlik-g%C3%B6r%C3%BC%C5%9Fmelerinde-yeni-geli%C5%9Fme-abd-ensk-ve-pynk)

Yani ABD ve diğer Batılı Emperyalist Devletler işin içinde tâgöbeğine kadar…

Amaç; BOP çerçevesinde Suriye’nin meşru yönetimini devirmek idi. Onu başaramadılar, Rusya, İran ve kısmen Çin’in tutumundan dolayı. Ama bir mesafe aldılar; Rojava Özerk Yönetimini oluşturdular.

Yani, nereden, hangi alandan, hangi açıdan bakarsanız bakın Rojava’yı-PKK’yi-PYD’yi-DSG’yi yöneten ABD’dir. Batılı Emperyalistlerdir.

Bu gerçeği hiç kimse, hiçbir şekilde gizleyemez.

Biz bunları, bu gerçekleri yazdığımız için, Kürt Halkının Amerikancılaştırılmış unsurları bize saldırıyorlar. Irkçı, faşist vb. nitelemelerde bulunuyorlar.

Güneş balçıkla sıvanır mı oysa?

Bizim, Halkın Kurtuluş Partisi’nin dediği net oysa Kürt Halkının geleceği konusunda:

Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik temelinde, Çin sınırından Arktik Denizi’nekadar Türk-Kürt Halk Cumhuriyeti!

Biricik Devrimci Çözüm yolu budur. Yoktur başka çözüm yolu!

Bunun dışındaki yollar, baştan bu yana anlattığımız gibi, Amerikancı, Gerici Çözümdür. Kürt Halkının İkinci bir İsrail, Müslüman İsrail niteliğindeki kukla bir devlette yaşamasının yoludur…

İzin vermeyeceğiz!

Başaracağız!Ortadoğu’da çelikten, yıkılmaz bir kale yaratacağız!

Ant olsun!

 

Sonun Başlangıcı…

Dün (27 Haziran günü) yiğit lider Beşşar Esad, Suriye-Türkiye ilişkileri konusunda şunları söylüyordu:

“Esad’dan ‘Türkiye’ açıklaması: Tüm girişimlere açığız

“(…)

“Suriye Devlet Başkanı Esad, kendilerinin tavrının Türkiye ile ilişkileri normalleştirme konusunda ‘olumlu’ olduğunu belirterek Şam’ın bu yöndeki girişimleri memnuniyetle karşıladığının altını çizdi.

“Suriye lideri Beşar Esad, Rusya Devlet Başkanlığı Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev ve beraberindeki heyetin Şam’daki kabulü sırasında yaptığı açıklamada, Suriye’nin Türkiye ile ilişkilerini geliştirmeyi amaçlayan tüm girişimlere açık olduğunu vurguladı.

“Suriye Devlet Başkanlığı ofisinden yapılan açıklamaya göre Esad, ‘Suriye, Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesine, bu sürecin egemenliğine saygı ve Suriye devletinin egemenliğini tüm ülke toprakları üzerinde yeniden tesis etme arzusuna dayanması halinde olumlu yaklaşmaktadır’ dedi.

“Şam’ın bu yöndeki girişimleri memnuniyetle karşıladığını kaydeden Esad, bunun ‘ilgili tarafların Suriye’de ve tüm bölgede istikrarı güçlendirme arzusunu yansıttığını’ söyledi.

“Lavrentyev ise Rusya’nın Suriye ve Türkiye arasındaki ilişkilerin düzeltilmesiyle ilgilenen tüm ülkelerin girişimlerini desteklediğini teyit ederek, arabuluculuğun başarısı için koşulların her zamankinden daha elverişli olduğunu, Rusya’nın müzakereleri ilerletmek için çalışmaya hazır olduğunu ve hedefin Suriye ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yeniden tesis edilmesi olduğunu vurguladı.” (https://www.indyturk.com/node/733301/haber/esaddan-t%C3%BCrkiye-a%C3%A7%C4%B1klamas%C4%B1-t%C3%BCm-giri%C5%9Fimlere-a%C3%A7%C4%B1%C4%9F%C4%B1z)

Yani Beşşar Esad netçe; “Suriye, Türkiye ile ilişkilerin normalleşmesine, bu sürecin egemenliğine saygı ve Suriye devletinin egemenliğini tüm ülke toprakları üzerinde yeniden tesis etme arzusuna dayanması halinde olumlu yaklaşmaktadır”, diyerek kapı açmaktadır şartlı olarak.

Kaldı ki bu tutumu da yeni değildir Beşşar Esad’ın. 8 Ağustos 2023’te yaptığı bir açıklamada da aynen bunları söylemiştir. Suriye’nin toprak bütünlüğü Türkiye tarafından tanınacak, dolayısıyla işgal altında tutulan topraklar terk edilecek, buradaki Ortaçağcı çeteler gönderilecek ve ilişki başlayacaktır.

Yoksa?

“Erdoğan’la neden buluşalım?”

“10-08-2023

“(…)

Suriye Devlet Başkanı Esad, ‘Türkiye önkoşulsuz görüşmenizi talep etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmeniz ne zaman mümkün olacak?’ sorusuna şöyle yanıt verdi:

“Önkoşulsuz görüşme demek gündemsiz demektir, gündemsiz demek hazırlıksız demektir, hazırlıksız demek sonuçsuz demektir. O halde Erdoğan’la ben neden buluşalım, meşrubat içmek için mi? Net bir hedefe ulaşmak istiyoruz, bizim amacımız Suriye topraklarından çekilmeleri, Erdoğan’ın amacı ise Türkiye’nin Suriye’deki işgalini meşrulaştırmak, bu nedenle Erdoğan’ın koşulları altında, bir görüşme yapılamaz.”

“Suriye’deki terörizm Türkiye’de üretiliyor” diyen Esad, “Terörden mi bahsediliyor? Nusra Cephesi ve Ahrar’uş Şam birileri için farklı taraflardır ama hepsi Türk yapımıdır ve şu ana kadar Türkiye tarafından finanse edilmiştir” değerlendirmesinde bulundu.” (https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/syria/10082023)

Yani, Tayyip şartlarımızı kabul etmeden bir görüşme yapmayacağım dedi Esad.

Tayyip ise bugün (28 Haziran) yaptığı açıklamada şunları söylüyor Türkiye-Suriye ilişkileri konusunda:

“Sayın Esed’le biz bu görüşmeleri yaptık”

“Türkiye ile Suriye arasında yeniden ilişkiler kurulur mu?” sorusuna yanıt veren Erdoğan, ‘Kurulmaması için hiçbir sebep yok. Biz Suriye ile bu ilişkileri geliştirmekte geçmişte nasıl birlikteysek yine aynı şekilde birlikte hareket ederiz’ ifadelerini kullandı.

“Suriye’nin iç işlerine karışmak gibi bir derdimiz, bir hedefimiz olamaz” diyen Erdoğan, şunları söyledi:

“Suriye halkı bizim kardeş halklar olarak beraber yaşadığımız bir topluluktur. Ve nasıl ki biz Suriye ile ilişkilerimizi canlı tuttuysak geçmişte, ailece görüşmelere varıncaya kadar sayın Esed’le biz bu görüşmeleri yaptık. Yarın olmaz diye bir şey kesinlikle mümkün değil, yine olur. Suriye’nin iç işlerine karışmak gibi bir derdimiz asla yok.” (https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/280620243)

Yani, Tayyip teslim oluyor. Olmak zorunda kalıyor. Gerçeklik bu. “Kardeşim Esad”dan “Katil Esed”e, “Zalim Esed”e dönüşen söylem, şimdi “Sayın Esed”e dönmek zorunda kalıyor.

Var mı başka bir yolu Tayyip’in?

Yok! Asla yok!

Bu girişimler, bu arayışlar Suriye’deki Kürt Sorunu’nu çözer mi?

Bunu zaman gösterecek. Ancak, devreden ABD’yi ve Batılı Emperyalistleri çıkartarak gerçek kurtuluş sağlanabilir.

Tayyip bunu yapabilir mi?

Mümkün değil.

Suriye’deki Amerikancı Kürt Hareketi bunu yapabilir mi?

Zor. Çok zor.

Bakalım hayat ne gösterecek…

Bizim içten dileğimiz; bölgede yaşayan Türk-Kürt-Arap-Süryani-Ezidi Halklarının bölgede barış içinde, kardeşçe, eşitlik, özgürlük temelinde kuracakları dostane ilişkilerdir.

Biricik ve gerçek, kalıcı çözüm budur…

28 Haziran 2024