Seçim hilelerini yasallaştırıyorlar

10.04.2022
A+
A-

Av. Tacettin Çolak

Burjuva-bezirgân partiler; iktidarda kalabilmek için sürekli seçim yasalarıyla oynarlar.

Seçimlerin; dürüst-eşit-adil olmasının hiçbir önemi yoktur. Varsa yoksa kendilerinin kazanması…

Özellikle iktidar partilerinin bütün seçim süreçlerinde; oy verme kabinlerinde, sandık başlarında, birleştirme tutanaklarında hile yaptıkları bilinmektedir.

Öte yandan, hazine yardımı vb. yollarla kamu kaynaklarını kasalarına aktardıkları yetmiyormuş gibi, devletin kurumlarını da siyasal faaliyetlerine alet etmekten çekinmiyorlar.

Geçtiğimiz günlerde (21 Mart 2022’de); Tayyip Erdoğan tarafından, AKP’nin “kuruluşundan günümüze Milletvekilleri ve İl Başkanları Toplantısı”nda binlerce AKP’linin Kaçak Saray’da ağırlanması bunlardan bir tanesi ve en yenisidir.

Lafa gelince burasının kamuya ait olduğu yalanını yutturmaya çalışırlar.

Ama “kamuya ait” yerde siyasal parti toplantısı yapmaktan çekinmezler.

Hem de bütün masraflarını kamuya yıkarak…

Bu bile büyük bir eşitsizlik değil mi?

Bütün seçim çalışmalarında yine kamu kaynaklarını kullandıklarını, altlarındaki araçların kamuya ait olduğunu, bu araçların yakıtlarının kamuya yüklendiğini de belirtmeliyiz.

Bunlar halktan o kadar uzaklaşmışlar ki, bizzat kendilerinin tespit edip çağırdığı toplantıya katılanlara bile güvenmiyorlar. Toplantıya ancak PCR testi yaptıranlar alındığı gibi, gelenler de defalarca x-ray cihazından geçiriliyorlar.

Yani herkesten, her şeyden korkuyorlar.

Yirmi yıldır çöktükleri devletin bütün olanaklarını partilerinin emrine vermekten çekinmiyorlar. Bir taraftan “herkesin cumhurbaşkanıyız” diyorlar, diğer taraftan da cumhurbaşkanlığı makam ve mevkiini parti çalışmalarının merkezine yerleştiriyorlar.

Bu durumu eleştirenlere de “Cumhurbaşkanına Hakaret”ten davalar açtırmaktalar.

Bunlarla da yetinmiyorlar, seçim yasalarıyla sürekli oynayarak kendilerine ayrıcalıklar sağlıyorlar.

Geçtiğimiz günlerde Meclise sevk edilen seçim yasa teklifindeki seçim yasakları maddesi ile bir siyasi parti genel başkanı olan Tayyip Erdoğan’ı bütün seçim yasaklarından azade tutuyorlar.

Dolayısıyla Tayyip Erdoğan; seçim propagandasının başlangıç tarihinden oy verme gününe kadar seçim propagandası ile ilgili gezilerde makam ve resmi araçları kullanabilecek. Açılış törenleri yapabilecek, resmi ziyafetler verebilecek, devlet olanaklarıyla yapılan karşılama ve uğurlama törenlerine katılabilecek.

Şimdi bunun neresi; dürüst-eşit-adil bir seçim?

Yazının kaleme alındığı günde aralıksız 17 saat Anayasa Komisyonunda görüşülerek kabul edilen yasa teklifinde; her koşulda iktidar ittifakının milletvekili sayısını artırıcı düzenlemelere yer verilmekte.

Örneğin; Ülke seçim barajı yüzde 10’dan yüzde 7’ye indirilecek.

Milletvekili dağılımında, ittifak içindeki her partinin seçim çevresinde aldığı oy sayısı dikkate alınacak. Yani sırf ittifakta olmak seçim çevresinde milletvekili çıkarmak için yeterli olmayacak. İttifak içindeki her parti ittifakın oyu ile değil kendi oyu ile milletvekili çıkartabilecek.

Bir başka anlatımla, ittifakta olmak ancak ülke barajını aşmaya yarayacak, seçim çevrelerinde her partinin kendi oyuna bakılacak.

Geçmişte ittifaklar sistemi yoktu.

AKP erimeye başlayınca MHP’yi de teslim aldılar ve seçim barajını aşabilmek için bu ittifak sistemini getirdiler. Özünde bir koalisyon oluşturdular.

Daha doğrusu burjuva-bezirgân partilerin tamamı halk nezdinde güvenilirliklerini kaybedip, kendi koydukları barajlara takılma tehlikesi belirince birbirlerini kurtarmak için hem iktidar hem de muhalefet olarak ittifaklara yöneldiler.

Şimdi ise iktidardaki ittifak, muhalif ittifakın önünü kesmek için milletvekili çıkartma sistemini değiştiriyor. Onunla da yetinmiyor, seçim kurullarının yapısını da değiştirerek yandaşlarından oluşturacağı bu kurullarla seçim sonuçlarını lehine çevirmeyi planlıyor. Yani işi şansa bırakmıyor.

Değişikliğe göre; TBMM’de grup kurmuş olmak, seçime katılabilmek için yeterli olamayacak.

Bu düzenlemenin, kapatmayı düşündükleri HDP’nin milletvekillerinin bir partide grup oluşturarak seçime girmelerinin önünü kesmek için getirildiği besbelli.

Yine bu düzenlemeyle İyi Parti örneğinde olduğu gibi, örgütlenmesini tamamlamamış partilerin olası milletvekili transferleriyle seçimlere katılmalarının önünü kesmek istiyorlar.

Değişiklikle; Siyasi partiler ilçe, il ve büyük kongrelerini üst üste iki defa ihmal etmemiş olma koşuluyla seçime katılabilecek.

Bu düzenlemeyle de yıllardır HKP’ye çıkarttıkları fiili engelli yasallaştırmış olacaklar.

Oysa 40 yıldır yürürlükte olan 2820 sayılı “Siyasi Partiler Yasası” ve 61 yıldır yürürlükte olan “Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkındaki Kanun”da seçimlere katılabilmek için büyük kongre yapmak yeterliydi.

Zira İl ve İlçe kongrelerini yapıp yapmamak siyasi partilerin iç işleyişidir. Devlet karışmasına bağlı değildir.

Yapılacak değişiklikle; İl ve İlçe Seçim Kurullarının oluşumunda şimdiye kadarki yerleşmiş olan; en kıdemli yargıcın başkanlığında oluşturulma uygulaması terk edilerek kura sistemine geçilecek. Yani son yıllarda yargı mekanizması içine doldurulan ve yargıçlık görevi verilen geçmişte AKP’de yöneticilik yapmış avukatların da seçim kurulu başkanı olmalarının önünü açmış olacaklar.

Velsahıl, tipik bir Tefeci-Bezirgân kafası.

Şeytanın bile aklına gelmeyecek ve fakat Anayasa’ya açıkça aykırı yöntemlerle biraz daha iktidarda kalma hesapları yapıyorlar.

Ne kadar işe yarar göreceğiz.

Ancak, Meclisteki muhalefetçikler şimdiden figüranlığı kabul ettiler.

Komisyonlarda olsun, genel kurulda olsun muhalefetin tek bir önerisi dahi kabul görmüyor. Ama bunlar bu keyfi değişikliklerin görüşülme süreçlerine katılarak keyfiliğe, gayrı-meşruluğa meşruiyet kazandırıyorlar. İktidar ittifakını, yaptığı hukuksuzluklarla baş başa bırakma cüretini gösteremiyorlar.

Peki neden böyle davranıyorlar?

Çünkü kendileri de aynı yolun yolcusudurlar.

İktidar ittifakının getirdiği ve HKP gibi devrimci-sosyalist partilerin önünü kesmeye yarayacak bu değişiklikler kendilerinin de işine geliyor.

“Bu partiler seçime giremiyor, girseler bile barajı aşacak oyları yok” yalanlarıyla kendileri de muhalif oyları bloke etmiş oluyorlar.

Yani iktidarıyla-muhalefetiyle alan memnun satan memnun!

Olsun bakalım, biz her türlü saldırı ve engellemeye karşın her zaman mücadeleye devam ediyoruz, edeceğiz.

“Burjuvazi bizi gizli yargılamak istedikçe, biz hapishaneden çıkışımızdan, yolda gelişimizden, mahkeme koridorlarından geçişimizden, mahkemenin ilk duruşma, son karar celselerinden, kapı altlarında bekleyişimizden, hapishane içinde yaşayışımızdan, özetle her yerden ve her şeyden yararlanarak; olanak bulursak yüksek sesle, bulamazsak fısıldayarak, ağzımızı dikerlerse kaşımızı gözümüzü oynatarak yüzümüzle; yüzümüze maske geçirirler, peçe takarlar ise başımız, elimiz, kolumuz, ayağımızla; elimize kelepçe, boynumuza lâle, kolumuza zincir, ayağımıza pranga takarlarsa, duruşumuz, oturuşumuz, hatta giyinişimizle… öldürülürsek cesedimizle, gömülsek mezarımızla; yakılarak dumanımız havaya savrulsa heyulamızla, hatıramızla… Her neyle olursa olsun, ajitasyonumuzu yapacağız! Burjuvazi bizi istediği kadar ezsin, sıksın, kapasın, biz bir delik bulup kızıl soluğumuzu halka duyuracağız! Ve bu uğraşmamızda, en sonunda, hep burjuvazi yenik, biz galip çıkacağız; burjuvazi zarar edecek, biz şekilden kaybettiğimizi sorunun içinden, görünüşte kaybettiğimizi gerçekte, lafta kaybettiğimizi halkın gönlünde mutlaka ve mutlaka kazanacağız!” (Hikmet Kıvılcımlı, Legaliteyi İstismar.)