Suriye’de ABD ve Barzani öncülüğünde Kürt devletçiği kurulurken…

08.11.2020
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

                                                                                  Myles B. Caggins ve Mustafa Bali

Tayyipgiller’in harekâtları ve gerçekler…

ABD, Suriye’de, Fırat’ın doğusunda, “Rojava Özerk Bölgesi” diye adlandırılan bölgede Kürt Devletçiğini adım adım kuruyor. Her gün yeni bir adım atıyor bu konuda. Süreç çok hızlı akıyor…

Hatırlarsak gelişmeleri hızlıca, geçtiğimiz yıl Suriye’de, PKK-YPG-PYD-DSG’ye karşı Türk Ordusu “Barış Pınarı Harekâtı” düzenledi. İlk açıklanana göre, harekât 480 kilometrelik Suriye sınırı boyunca 30-40 kilometre derinliğe kadar sürecek ve operasyon o zaman duracaktı. Böylece “sınırlarımızdaki teröristler sınırlarımızdan uzaklaştırılacaklar ve sınırlarımız güvence altına alınmış olacaktı.”

Tayyipgiller harekâtın amacını ve kapsamını böyle açıkladılar.

Ve bu harekât ABD’ye rağmen gerçekleştiriliyordu(!)

Oysa gerçeklikte ne oldu?

Harekât başlamadan önce ABD’nin ve zımni olarak Rusya’nın onayı alındı. Ve değil 40 kilometre, 10 kilometre derinlikten sonra ve çok küçük bir alana girilerek harekât sonlandırıldı. Çünkü ABD’nin manyak Başkanı Trump yapılan anlaşmayı açık etti 7 Ekim’de attığı bir tweet’le. Ve devletler arası ilişkilerde o zamana kadar görülmemiş bir üslup kullanarak açıkça, netçe tehdit etti Tayyip’i:

“Daha önce de güçlü bir şekilde ifade ettiğim gibi, Türkiye benim harika ve emsalsiz mantığım çerçevesinde sınırı aştığını düşündüğüm bir şey yaparsa, Türkiye’nin ekonomisini tamamen yerle bir ederim. (Daha önce yaptım!)” (https://www.amerikaninsesi.com/a/trump-turkiye-tehdit-s%C4%B1n%C4%B1r%C4%B1-asarsa-ekonomilerini-yerle-bir-ederim/5113747.html) 

Bununla da yetinmedi Trump. 9 Ekim’de de Tayyip’e şöyle bir tweet daha attı ve “aptal olma” dedi!

“Sayın Başkan,

“İyi bir anlaşmaya varalım! Binlerce insanın katledilmesinden sorumlu olmak istemezsiniz ve ben de Türk ekonomisini mahvetmekten sorumlu olmak istemem – ki bunu yaparım. Rahip Brunson sırasında size zaten bunun küçük bir örneğini gösterdim.

“Bazı sorunlarınızı çözmek için çok çalıştım. Dünyayı hayal kırıklığına uğratmayın. İyi bir anlaşma yapabilirsiniz. [SDG Genel Komutanı] General Mazlum sizinle müzakere etmeye istekli ve geçmişte asla vermeyecekleri tavizleri vermeye de istekli. Onun bana yazdığı, benim yeni aldığım mektubun bir kopyasını size gönderiyorum.

“Bu işi doğru ve insancıl bir şekilde hallederseniz, tarih sizi iyi hatırlayacaktır. İyi şeyler yaşanmazsa, tarih sizi sonsuza dek bir şeytan olarak hatırlar. Sert adam olma. Aptallık etme!

“Seni daha sonra arayacağım…” (https://tr.wikipedia.org/wiki/Bar%C4%B1%C5%9F_P%C4%B1nar%C4%B1_Harek%C3%A2t%C4%B1)

PYD’liler, neredeyse bir kurşun atmadan çekildiler 10 kilometre öteye. Ve bu harekât sonrası Fırat’ın Doğusu denen Rojava Bölgesi, “özgürlüğüne” kavuştu ABD’nin koruması sonucu… Ve bugün artık Tayyipgiller “Fırat’ın Doğusu”na operasyon sözcüklerini ağızlarına bile almıyorlar. Hiç o konuya girmiyorlar bile…

Bakın bu gerçekliği de ABD’nin Suriye özel temsilcisi James Jeffrey nasıl açık ediyor:

“Jeffrey Türkiye’nin Rojava’ya yönelik operasyonun ardından 17 Ekim 2019’da ABD heyetinin Ankara’ya geldiğini ve Türkiye ile bir mutabakata varıldığını anımsatarak, “Bunun korunmasını sağlamak için çalışıyoruz. İdlib ve siyasi süreç konusunda çok yakın koordinasyonumuz var ve yaptığımız şeyi aynen yapmaya devam edeceğiz” diye konuştu.” (https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/260820204)

Mutabakat ne?

Bunu yine Jeffrey söylüyor:

“Biz, geçen sene 17 Ekim’de Türk tarafı ile müzakere ettiğimiz, kuzeydoğu Suriye’deki ateşkesten son derece memnunuz…” (https://odatv4.com/pkk-dostu-abdliyi-heyecanlandiran-gelisme-06092013.html)

Tabiî niye memnun olmasın ABD?

“Ekim’deki Barış Pınarı Harekatı’nı hatırlayacaksınız; Trump, önce o rezil mektubu, ardından Başkan Yardımcısı Pence ve Dışişleri Bakanı Pompeo’yu gönderdi. ABD’nin Suriye’de “güvenli bölge” oluşturma sözü üzerine harekata ara verildiği, verilen söz tutulmazsa devam edileceği duyuruldu. ABD sözünü tutmadı, ama bir daha Barış Pınarı’nın adı bile anılmadı.

“İşte bu konuda, James Jeffrey’nin İstanbul’a geldiği gün ABD’li bir başka ismin açıklaması daha oldu. O isim, Dışişleri Bakanlığı Avrupa ve Avrasya İlişkileri Müsteşar Yardımcısı Vekili Philip Reeker’dı. Türkiye’nin Doğu Akdeniz’deki faaliyetlerini şikâyet eden Amerikan Helenik Enstitüsü’ne, Bakan Pompeo adına bir mektup gönderen Reeker, “Türkiye’nin Ekim 2019’da Suriye’nin kuzeydoğusuna sınır ötesi harekât düzenlemesini takiben bakanlarına ve kurumlarına getirilen ABD yaptırımlarının, ‘hâlâ yürürlükte olan müzakere edilmiş ateşkesin temelini oluşturduğunu’” bildirdi.” (https://odatv4.com/pkk-dostu-abdliyi-heyecanlandiran-gelisme-06092013.html)

 

İşte bu! İşte bu kadar!

Yani?

Yani Rojava’ya dokunulmayacak!

Dokunan?

Yanacak!

Yani “Barış Pınarı Harekâtı” gerçekte Türk Halkının, özellikle de Tayyip’in “hülooğğ”cularının gazını almak amacıyla gerçekleştirilmişti.

 

Bu ve benzeri harekâtlarda Mehmetçikler düşüyor toprağa…

Türk Ordusu’nun çeşitli zamanlarda gerçekleştirdiği bu ve benzeri harekâtlar sonucu (Fırat Kalkanı Harekâtı’nda 71, 20 Ocak 2018’de başlayan Zeytin Dalı Harekâtı’nda 54, 9 Ekim 2019’da başlayan Barış Pınarı Harekâtı’nda 9) toplamda 134 Mehmetçiği kaybettik. Ki bu 27 Şubat tarihindeki rakam. O günden bu yana da birer ikişer kayıplar vermeye devam ediyor Türk Ordusu.

20 Şubat 2020’de başlayan İdlib Harekâtı’nda 20, 27 Şubat 2020’deki saldırıda 36 olmak üzere de şehitler verdik Suriye’de.

Şimdi de özellikle İdlib bölgesinde Ortaçağcı çetelerin saldırıları sonucu şehitler vermeye devam ediyoruz birer ikişer. En son 6 Eylül’de gerçekleştirilen saldırıda 1 Mehmetçik daha şehit düştü.

 

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi J. Jeffrey’i “heyecan”landıran gelişmeler:

Suriye’de Kürt “Devletçiği” kuruluyor…

 

Kısacası, “Rojava Özerk Bölgesi” diye adlandırılan Fırat’ın Doğusunda, ABD Ordusu’nun koruma ve kollamasında örgütlenme devam ediyordu Amerikancı Kürt Hareketi tarafından. Geçtiğimiz aylarda, PKK ve PYD-DSG’nin başını çektiği “Kürt Ulusal Birlik Partileri (PYNK)” ve Barzanici “Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS)” arasında “Birlik” görüşmeleri başlatıldı ABD’nin girişimiyle. Toplantılar yapıldı ABD’li yetkililerin katılımıyla… Ve “Ortak Açıklama”yla duyuruldu bu süreç. Buna ilişkin, Kurtuluş Yolu’na Temmuz ayında yazdığımız yazıda bilgiler vermiştik.

O günden bu yana ABD’li yetkililer geldiler gittiler ve bu oluşumu ete kemiğe büründürdüler.

                                            ABD’lilerin gözetiminde “Birlik Görüşmeleri”…

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey ve beraberindeki heyet, resmi temaslarda bulunmak üzere 26 Ağustos’ta Ankara’ya geldiğinde Jeffrey; “Ankara’ya Cenevre’den geldiğini belirterek, Suriye meselesiyle ilgili heyecan verici gelişmelerin olduğunu dile getirdi.” (https://www.rudaw.net/turkish/middleeast/turkey/260820204)

Neymiş o “heyecan verici gelişmeler”?

ABD’nin eski Suriye Büyükelçisi Robert Ford, Barzani’nin kanalı Rudaw için yazdığı yazıda, “ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey’in de aynı amaçla bu hafta başında Suriye’nin kuzeyinde, terör örgütü PKK’nın Suriye kolu PYD’nin omurgasını oluşturduğu Kürt Ulusal Birlik Partileri (PYNK) ve Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) temsilcileri ile görüştüğünü belirtti.” (https://odatv4.com/abdullah-agar-isyan-etti-gozlerimizin-icine-baka-baka-yapiliyor-23092034.html)

Yani görüşmeler ABD’nin gözetiminde sürüyor.

“ENKS ile PYNK arasında ‘ortak yönetim’ müzakereleri başladı

“(…)

“Rojava’da ABD’nin gözetiminde Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) ile Kürt Ulusal Birlik Partileri (PYNK) arasında devam eden birlik görüşmeleri devam ediyor.

“Rûdaw’a konuşan Suriye Kürt Demokrat Sol Parti Sekreteri Salih Gedo, “ENKS ile PYNK Rojava’da ortak yönetim müzakerelerine başladı. Konu ile ilgili ilk toplantı 29 Ağustos’ta gerçekleştirildi” dedi.

“Salih Gedo, tarafların siyasi karar mekanizması konusunda anlaştıklarını ve bu konuda görüşmelerin tamamlandığını söyledi.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/300820206)

Peki “Birlik” görüşmelerindeki “Ortak Yönetim” konusu nasıl çözülmüş? “Ortak Yönetim”de yer alacakların oranını kim önermiş, daha doğrusu kim belirlemiş?

Tabiî ki ABD!

Bu konuyla ilgili 15 Eylül tarihli haber şöyle:

“ABD’den Rojava’da ‘Siyasi Karar Mercii’ için eşit paylaşım önerisi

“Suriye Kürt Ulusal Konseyi (ENKS) Başkanlık Konseyi Üyesi Süleyman Oso, “ABD, Rojava’da Siyasi Karar Mercii’nde ENKS ve PYNK’nin yüzde 40’ar temsiliyete sahip olmasını önerdi” dedi.

“(…)

“Rûdaw TV Haber Bültenine katılan Süleyman Oso, bugün yaptıkları toplantıda Kürtler arasındaki birlik görüşmeleri ve ABD’nin “Siyasi Karar Mercii” ile ilgili önerisini müzakere ettiklerini belirtti.

“ENKS’li yönetici Oso, “ABD’nin Siyasi Karar Mercii için taraflara önerdiği yüzde 40’lık temsiliyeti ENKS olarak kabul ettik” ifadelerini kullandı.

“ABD’nin hazırladığı plana göre, Rojava’da kurulacak “Siyasi Karar Mercii”inde ENKS ile PYD’nin öncülüğünü yaptığı PYNK partilerine yüzde 40’ar temsiliyet ve yüzde 20’de Rojava’daki diğer taraflara verilmesi öngörülüyor.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/150920208)

İşte “Birlik” görüşmelerindeki gerçek durum bu. Ortada bir görüşme falan yok esasında. Olan: ABD’nin “hazırladığı plan”lar ve “öneri”lerin (siz onu emirler anlayın!) tereddütsüz kabulüdür…

Gerisi?..

Gerisi faso fiso… Yâr bana bir eğlence kabilinden görüşmeler…

ABD’nin Suriye’deki Amerikancı Kürt Hareketini devletleştirmek için attığı adımlardan birisi de geçtiğimiz aylarda gerçekleşti bildiğimiz gibi. Amerikancı Hareketin elindeki bölgede bulunan Suriye petrollerinin üretimi ve satışı için ABD’li bir şirketle PYD-YPG’yi anlaştırdı ABD Yönetimi.

Böylece hem Suriye petrollerine el koydu hem Amerikancı Hareketi maddi güce kavuşturdu hem de kendi üzerine düşen masrafı azalttı …

Bu anlaşma Uluslararası Hukuk’un ihlaliymiş, yasadışıymış, ahlâki değilmiş, haydutlukmuş, hırsızlıkmış… Bunların hiçbirisine takılmıyor ABD ve PKK-PYD. Kendi çıkarları için satıp geçip gidiyorlar…

Yani Jeffrey’i “heyecan”landıran gelişmeler bunlar.

Niye “heyecan”lanmasın ABD’liler?

Yıllardır gerçekleştirmek için çaba sarf ettikleri “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)” hayata geçiyor adım adım. Ortadoğu’da sınırlar kendi istekleri doğrultusunda değişiyor, yeni devletçikler kuruluyor kendilerine bağlı ve bağımlı.

 

Aşka bak Efendi!

Şimdi Suriye’de sürüp gelen büyük aşkın medyaya bir kez daha yansıyışına şahitlik edelim.

Görüyoruz ki, ABD Hayduduyla Amerikancı Kürt Hareketi arasındaki ilişkiler artık “aşk” kıvamına erişmiş.

Ne mi olmuş?

IŞİD’le Mücadele Uluslararası Koalisyonu Doğal Kararlılık Operasyonu Sözcüsü Albay Myles B. Caggins, görev süresi dolduğu için başka bir yere tayin olunmuş. Gidişi dolayısıyla da bir tören düzenlenmiş ve törende “Ödül” de verilmiş kendisine DSG tarafından. 6 Eylül tarihli habere göre şunlar olmuş törende:

‘ABD’li komutan, DSG’ye veda konuşmasında ağladı

“ABD’nin öncülüğündeki IŞİD’le Mücadele Uluslararası Koalisyonu Doğal Kararlılık Operasyonu Sözcüsü Albay Myles B. Caggins, görev süresinin bitmesi nedeniyle ‘Demokratik Suriye Konseyi’nin kontrolündeki bölgede düzenlediği basın toplantısında gözyaşlarına hâkim olamadı.

“YPG’nin de içerisinde yer aldığı Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) Basın Sorumlusu Mustafa Bali ile gazetecilerin karşısına geçen ABD’li Albay Myles B. Caggins, canlı yayında veda konuşması yaparken ağladı.

‘Gerçek kahramanlar’

“Bali ile kucaklaşırken gözlerinden dökülen yaşları eliyle sildikten sonra titreyen bir sesle konuşmaya başlayan Caggins, ‘DSG’nin büyük bir güç olduğunu ve IŞİD’e karşı mücadelede birlikte savaştıkları için mutlu olduğunu’ söyleyerek şöyle konuştu:

“Dünya IŞİD’e karşı savaşan gerçek kahramanların DSG olduğunu unutmayacak. DSG’nin cesur erkek ve kadınları koalisyonun hava kuvvetlerini destekleyerek dünyaya IŞİD’in yenilebileceğini kanıtladı.”

“(…)

“Görev süresinin uzatılmasını istediğini, ama talebinin kabul görmediğini aktaran Caggins, ‘artık DSG’ye destek veremeyecek olmasından üzüntüsünü’ ifade etti.” (https://sptnkne.ws/D8Ex)

Halkçı Hukukçulardan, Çağdaş Nasrettin Hoca diyebileceğimiz Av. Metin Bayyar, bu gibi durumlar için; “Aşka bak efendi!” der.

Allah bizleri böyle aşklardan korusun!

ABD Emperyalistlerinin aşkından hiçbir halka hayır gelmez. Bu kesindir tarihen…

Giden aşkından ağlar da gelen aşkını ilan etmez mi?

Etmiş zaten. O da şunları söylemiş 7 Eylül’de:

Yeni Koalisyon Sözcüsü’nden Kürtlere mesaj!

“IŞİD’e Karşı Uluslararası Koalisyon Sözcüsü Albay Myles Caggins’in yerine göreve gelen Albay Wayne Marotto, Kürtlere destek sözü verdi. Albay Marotto, sosyal medyada yayınlanan bir videosunda da Kürtçe, “Çawa yî baş î Kurdistan, zor spas û xwehafîz” dedi.

“(…)

Rûdaw’a demeç veren Albay Marotto, “Irak ve Irak Kürdistan Bölgesi halkı geride kalan 5 yıl içerisinde teröre karşı büyük bir direniş örneği gösterdi ve IŞİD’e karşı kahramanca savaşarak zafer kazandı” dedi.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/0709202014)

Yani?

Yeni bir partnerle sürecek aşk…

Hadi hayırlısı, denemez bu durum için. Çünkü hayırlı olmayacağı kesin.

 

Suriye ve Türkiye’deki Kürt Sorunu’nunda Barzani rol alıyor,

Umutlar Barzani’ye bağlanıyor

Konumuza yeniden dönersek; ABD Emperyalistleri, Suriye’deki (ve Irak’taki ve tabiî ki Türkiye’deki) “Kürt Sorunu’nun çözümünde”, bir yandan zorunlu olarak PKK-PYD-DSG ile iş tutarken bir yandan da Barzani Hareketini de işin içine aktif bir biçimde katıyor yukarıda aktardıklarımızdan okuduğumuz gibi. Ve sadece katmakla kalmıyor onların rol alması, ön alması, başa geçmesi için de çaba sarf ediyor. Barzani Hareketi de bu işe baştan teşne. Baştan gönüllü… Hele de bir zamanlar kendisine “Caş: Hain” diyen PKK’ye karşı ön alması onu çok mutlu ediyor…

Peki PKK ne diyor bu işe? Ya da HDP ne diyor? Ya da diğer Kürt Örgütleri ne diyorlar?

Hepsi olumlu buluyor ve alkışlıyor Barzani Hareketini. Destekliyorlar.

Bildiğimiz gibi, Kürdistan Bölgesi Başkanı Neçirvan Barzani, beraberindeki bir heyetle; “Türkiye Cumhurbaşkanlığı’nın resmi daveti üzerine”, 4 Eylül’de Türkiye’ye geldi, Tayyip’le ve Çavuşoğlu’yla görüştü.

Bu görüşme üzerine, HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş şunları söyledi:

“HDP ve Kürt halkı olarak Güney Kürdistan hükümetinden beklentimiz şudur; Rojava ve Kuzey Kürtleri ile olan mesele barışçıl yollarla çözülmesi için olumlu rol üstlensinler. Kuzey Kürdistan’da kırk yıldır savaş var. Bu savaş sadece burayla sınırlı kalmıyor. Rojava’ya ve Güney’e de sıçrıyor. Halkımız, Güney partilerinden, sayın Barzani ve Güney Kürdistan hükümetinden böyle bir görev üstlenmelerini bekliyor. Çünkü uluslararası alanda belli bir rol, değere ve konuma sahipler. Türkiye’ye tamam biz iyi komşuyuz, dostluk ilişkilerimizi sürdürürüz ancak sizin de Kürdistan’ın diğer parçalarında meseleyi Kürtleri bastırarak, sindirerek çözemezsiniz, bu yaklaşımınız başarılı olmaz, demeli. Çünkü sorunun tek çözüm yolu barıştır, demokrasidir. Biz de Güney’deki kardeşlerimizin bu tarihi rolü oynamalarını istiyoruz. Türkiye hükümeti de bu gerçeği görecektir, Kürt güçleri arasında çelişki çıkaramayacaktır.”

“En büyük korkularının Kürt güçleri arasındaki çelişki ve çatışma yaşanması olduğunu vurgulayan Hasan Özgüneş, “Sayın Barzani’den beklentimiz bu tür oyunlara yol vermemeleridir. Yirminci yüzyıl Kürtlerin yüzyılıdır. Tüm parçalarda Kürt halkı resmi bir statü sahibi olacaktır” şeklinde konuştu.

“Neçirvan Barzani’nin Kürt meselesinin demokratik yollarla çözümü konusunda rol alabileceğini belirten Özgüneş, “Tüm Kürtler adına güçlü bir diplomasi yürütüp halkımıza moral verebilirler. Birlikte güç var, başarı var. Çelişki ve çatışmada ise yenilgi ve yoksulluk vardır. Kürt halkının birliği için de onlardan öncülük bekliyoruz. Önümüzde bunun için büyük bir engel yok” dedi.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/040920202)

Hizbullahçı HÜDA-PAR ne dedi bu konuda?

“HÜDA PAR: Barzani’nin Ankara ziyaretinin olumlu sonuçları olacaktır

“(…)

“Rûdaw haber bültenine katılarak Başkan Neçirvan Barzani’nin Ankara ziyareti hakkında konuşan Zekeriya Yapıcıoğlu, ziyaretin hayırlara vesile olmasını diledi.

“(…)

“Yapıcıoğlu (…) Bu sorunun muhakkak çözülmesi gerektiğini belirtiyoruz. Kürdistan Bölgesi Başkanı’nın da bu konuda olumlu rol üstlenmesini umuyoruz.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/040920203)

Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Genel Başkan Yardımcısı Bayram Bozyel de bu konuda olumlu görüş bildirdi.

“Bozyel: Türkiye Kürtlerle ilişkilerini normalleştirmek zorunda kaldı

Bozyel, Kürdistan Bölgesi ile Türkiye ilişkilerinin gelişmesinin Kuzey Kürdistan’daki Kürt meselesinin çözümünde olumlu etkilerinin olacağını söyledi.” (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/040920205)

                                                                                                                James Jeffrey ve Barzani

Ve yine Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Vahap Coşkun da; “Çözüm olacaksa Barzani’nin rolü önemlidir” diyerek olumlu görüş bildirdi. (https://www.rudaw.net/turkish/kurdistan/040920201)

Yani HDP’lisinden PSK’lisine, HÜDA-PAR’cısından Aydınlarına; Barzani’nin öncü rol almasını diliyorlar.

Nereden nereye…

Ama ABD, sıfır numara Amerikanofil Feodal Barzani Hareketini, Irak’ta Federal Devlet biçiminde örgütlendirerek ve milyarlarca dolarlık yardımlar yaparak, Kürt Halkı için çekim merkezi haline getirdi, getiriyor. Ve böylece de Kürt Sorunu’nun çözümünde aktif bir rol oynatıyor. Tâ baştan itibaren aktardığımız gibi, Suriye’de de rol alması, ön alması için her türlü desteği sunuyor Barzani Hareketine.

O Barzani hareketidir ki; sıfır numara Amerikanofildir! Sıfır numara Amerikan uşağıdır!

Halkın Kurtuluş Partisi Genel Başkanı Nurullah Ankut, 3 Ekim tarihli; “Fidel, çeyrek yüzyıl önce söylemişti bunların Amerika’nın petrol bekçiliğine soyunacaklarını”, başlıklı değerlendirmesinde bunu açıklıkla anlatmıştı.

 

Kazanan biz olacağız!

Kaybeden ABD ve AB Emperyalistleri olacak!

Gördüğümüz gibi gelişmeler çok hızlı akıyor Suriye’de. Bir yandan Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü sağlanıyor, bir yandan Amerikancı Kürt Hareketi, ABD’nin güdücülüğünde ayrı bir devletçik peşinde hızla yol alıyor. Tabiî bu süreç ABD’nin BOP’una uygun işliyor. Onu hayata geçiriyor ABD.

Buna; “Katil ABD Ortadoğu’dan Defol!” diyerek yanıt vermeliyiz Bölge Halkları olarak. Ve yerli işbirlikçi iktidarları ve onların taşeronlarını da Tarihin çöplüğüne göndermeliyiz.

Kolay mı?

Kolay değil.

Gerçekleşir mi?

Elbette gerçekleşir. Ve gerçekleşecek de!

Yeter ki biz safımızı doğru belirleyelim ve ufkumuzu Uluslararası Proletarya Hareketinin çıkarları doğrultusunda belirleyelim. O zaman Bölge Halkları olarak aramızda çözülmeyecek hiçbir sorun, yıkılmayacak hiçbir Amerikancı emperyalist uşağı iktidar kalmaz.

Ve bir gün mutlaka; 5 parçaya bölünmüş Türk Halkıyla, 4 parçaya bölünmüş Kürt Halkı ve yine 21 devlete bölünmüş Arap Halkı da birliğini sağlayacak. Bölgemiz Batılı Emperyalistlerin geçemeyeceği yıkılmaz bir kale olacaktır.

Buna inancımız tamdır!

17.10.2020