Türkiye, Gıda Enflasyonunda OECD Ülkelerinin 8 Kat İlerisinde
Sema Kıvılcım
Karar gazetesinden Berfu Kargı’nın haberine göre, Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Eylül 2025 verilerini açıklandı. Bu verilere göre, Türkiye bir kez daha açık ara enflasyon lideri oldu. Türkiye’de AKP’giller’in istatistik üretme kurumu TÜİK’in açıkladığı yıllık enflasyon oranı bile OECD ortalamasının yaklaşık sekiz katına ulaştı.
Eylül 2025 verilerine göre, OECD ülkelerinde ortalama yıllık enflasyon %4,2. Türkiye’de istatistiklerle dilediği gibi oynayabilen TÜİK’e göre enflasyon oranı yüzde 33,3. Araştırmalarına ve açıklamalarına daha fazla güvendiğimiz Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG)’a göre aynı dönem için enflasyon oranı yüzde 63,23. Yani gerçek enflasyon TÜİK’in çakma enflasyon oranının neredeyse iki katı. Hal böyleyken, bu çarpıtılmış oran bile OECD ülkeleri içinde açık ara zirvede yer alıyor. Diğer yandan enflasyonun en yüksek seyrettiği gıda fiyatları yüzde 36,1, enerji fiyatları yüzde 29,7 artmış aynı dönemde. Son 4 yılda dünyada gıda fiyatları düşerken, Türkiye’de gıda fiyatları yüzde 634 arttı.
OECD verileri Türkiye’deki resmi istatistik kurumu olan TÜİK’in verilerine dayanılarak hazırlanıyor. Bu yüzden bundan sonra yazacağımız enflasyona ilişkin oranlar TÜİK’in verileri olacak. Ama biz en baştaki karşılaştırmadan şunu bilelim ki, gerçek enflasyon oranları TÜİK’in açıkladığı enflasyon oranlarının en az 2 katıdır. Yani yazının bundan sonraki bölümlerini bu vahameti düşünerek okuyalım.
Şu ana kadar bahsettiğimiz enflasyon oranları Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE)’ye dayanıyor. Bir de üretici enflasyonu var tabiî. Üretici Fiyat Endeksi (ÜFE), belirli bir referans döneminde ülke ekonomisinde üretimi yapılan ve yurt içine satışa konu olan ürünlerin üretici fiyatlarını zaman içinde karşılaştırarak fiyat değişikliklerini ölçen fiyat endeksi olarak tanımlanıyor. ÜFE kapsamındaki sektörler tarım, avcılık, ormancılık, balıkçılık, madencilik ve taş ocakçılığı, imalat sanayii ve elektrik, gaz ve su sektörleri olarak sıralanabilir. Tüketici Fiyat Endeksi gibi Üretici Fiyat Endeksi de tırmanıyor.
Nisan 2025’te yüzde 22,5 olan üretici enflasyonu Ekim’de yüzde 27’ye çıktı. Son aylarda sürekli yükseliş var. Elbette bu yükseliş Tüketici Fiyat Endeksi’ni de tetikleyecek. Zaten yüksek olan oranlar daha da artacak.
OECD’nin 38 üyesinden 17’sinde enflasyon artarken, 7 ülkede düşüş, 14’ünde ise yatay seyir kaydedildiği bildiriliyor ilgili raporda. Ayrıca, 7 ülkede enflasyonun yüzde 2’nin altında kaldığı açıklanıyor.
OECD ülkelerinde 34 ülkede enerji enflasyonu artışı tespit ediliyor. Enerji enflasyonu Ağustos’ta yalnızca yüzde 0,8 iken, Eylül’de yüzde 3,1’e sıçramış. Bu sıçrayış ani ve büyük bir yükseliş olarak değerlendiriliyor. Aynı dönemde bizdeki artış yukarıda da söylediğimiz gibi yüzde 29,7. Yani OECD ülkelerinin yaklaşık 10 katı.
Gıda fiyatlarındaki yıllık artış OECD genelinde yüzde 5 seviyesinde seyrediyor. Bizde yüzde 36,1 oranında. Yani OECD ülkelerinin 7 katından fazla. Enerji ve gıda enflasyon oranlarını kıyasladığımızda ülkemizin açık ara öne geçtiğini görüyoruz.
Buna karşın AKP’giller İktidarının bırakalım bu yüksek oranlara çözüm üretmeyi, işleri daha da zorlaştırdığı, enflasyonun hep yukarı seyir izlediği ortada.
İşte basına yeni yansıyan bir haber. Bandırma Limanı’na kaçak olarak getirilen 469 ithal hayvandan 120’si gemide ölüyor. Limana ağır bir koku yayılıyor. Bu koku olmasa belki de skandal hiç duyulmayacak. Ama muhtemelen kokudan ötürü olay ortaya çıkıyor.
AKP’giller sözde et fiyatlarını düşürmek için et ithal ediyor. Yani yüksek gıda enflasyonunu düşürme bahanesi adı altında daha fazla ithalat yaparak üreticiyi ağır girdi maliyetleriyle baş başa bırakıyor. Son yıllarda tarım ve hayvancılık maliyetlerinin ve girdilerde dışa bağımlılığın artması nedeniyle üretici üretemez hale getirildi. Son 14 yıldır sürekli hayvan ithal ediyoruz ve yılda 1 milyar dolar yabancı üreticilere gidiyor. Yerli hayvancılık bitirilmiş durumda. AKP’giller “yerli ve milli” üretimi desteklemek bir yana ithal ürünlerle üreticiye bir darbe daha vuruyor.
İşte dana etinde son 5 yıldaki artış yüzde 924. Yerli hayvan ırkımız yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. AKP’giller’in iktidara geldiği yıllarda mevcut hayvanların yüzde 37’sini yerli ırklar oluştururken, bugün bu oran yüzde 5’e gerilemiş durumda.
Sadece et hayvancılığı değil süt hayvancılığında da üretici perişan durumda. Üretici maliyetlerini karşılayamaz hale geldiği için süt hayvanlarını kesime gönderiyor. Ülkemizdeki süt hayvanı sayısı da azaldı.
İthalat üreticiye bir darbe vurmakla kalmıyor, iki darbe birden vuruyor. Kontrolsüz bir şekilde Suriye, Irak ve İran’dan ve başka ülkelerden ithal edilen hayvanlarla birlikte şap hastalığı gibi hızla bulaşan hastalıklar da geliyor. Bu hayvanların gittiği her yere bulaşıcı hastalıklar da taşınıyor ve çiftçinin elindeki sağlıklı hayvanları da hastalanıyor. Üretim kayıpları ve hatta hayvan kayıpları artıyor.
Et Balık Kurumu gibi piyasayı dengeleyecek kurumlar da yok edildiği için köylünün-çiftçinin-üreticinin maliyetlerini karşılayıp geçimini sağlayabileceği bir fiyattan ürünü alacak kimse yok. Bu fiyatlar et ürünleri üreten ve satan firmalara yüksek gelince nispeten daha ucuz olan ithal et talep ediyorlar İktidardan. AKP’giller de onların isteği doğrultusunda ithalat kapılarını açıyor.
Etten verdiğimiz bir örnek bile AKP’giller iktidarında işlerin nasıl yürüdüğünü göstermeye yeter sanıyoruz. Kendi üreticisine, tüketicisine yani kendi ülkesinin insanına karşı olumlu hiçbir his beslemeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu sebepten dünyada enflasyon oranları nispeten düşüşler gösterse de bizde hız kesmeden artmaya devam ediyor. AKP’giller iktidarda olduğu sürece de bu artış devam edecek. Çünkü onlar giderayak, hem kendi çıkarları ve hem de kâr düzeninin bekçiliğini yaptıkları Parababalarının çıkarları için sinekten yağ çıkarırcasına, ülkemizin en ücra köşesindeki gariban köylünün bir tanecik ineğine varıncaya kadar neyimiz var neyimiz yoksa yiyip bitirmek istiyorlar.
17 Kasım 2025
