Vurgun sırası Koronavirüs zenginlerinde…

06.05.2020
A+
A-

Kapitalist sistemde kör Pazar kanunları geçerlidir

Sınıflı Toplum; vurgun, soygun, yağma ve talan düzenidir. Tâ başından itibaren insanın insanı ezmesine, sömürmesine ve zulmetmesine dayanır. Örneğin günümüzde kapitalistler, işçinin ürettiği ürünlerdeki artıdeğeri sömürerek, kârlarına kâr, zenginliklerine zenginlik katarlar.

Üretim, planlı bir üretim olmadığı için kimi zaman şu ya da bu Tekelci Kapitalist şirket öne geçer, kimi zaman bir başkası.

Üretimin esası Pazar ekonomisine dayandığı için, hangi alanda Pazar daha fazlaysa o alana yatırım yaparlar Kapitalistler. Kimi zaman bu yatırımlar boşa gider. Pazar, istenilen, düşünülen oranda artmaz ve Parababaları buradan yeterince kâr elde edemezler. Dolayısıyla bir kısmı iflas eder, piyasadan çekilir.

Bir kısmı ise, doğru bir belirleme yapmışlarsa, yaptıkları yatırım sonucu kârlarına kâr katarlar. Büyürler ve piyasaya hâkim olurlar. Önce kendi ülke pazarlarına, sonra uluslararası pazarlara hâkim olurlar. Tabiî başka ülkelerde de aynı işi yapan kapitalistler vardır. Aralarında büyük rekabetler olur ama sonuçta, esas olarak bir üretim dalında yirmi büyük Tekelci Şirket kalırsa artık aralarındaki rekabet sona erer. Daha fazla rekabet hepsinin çökmesine neden olur çünkü. Ve aralarında anlaşırlar. Pazarları paylaşırlar…

Bu süreç, ekonominin her dalında aynı seyri izler. Ve sonuçta önce bir ülkede, sonra tüm dünya üzerinde Tekelci Şirketler üretimi ve ekonomiyi ele geçirirler. Yani Emperyalist Çokuluslu Tekelci Şirketler dünya pazarlarını ele geçirmiş olurlar. Dünya pazarlarına aralarında paylaşırlar. Kendi üretimlerine gereken hammaddeleri, yardımcı maddeleri ele geçirmek için de kendi ülke devletlerini kullanarak, gerekirse zor yoluyla, savaşlar yoluyla bunları ele geçirmek ve hâkimiyetlerini sürdürmek isterler.

Bu yüzden de yerel ya da bölgesel ya da dünya çapında savaşlar çıkartırlar. O kadar acımasızlardır, vicdansızlardır. Hep kendilerini düşünürler. Bu savaşlarda halkların yaşadığı acılar onları asla ilgilendirmez. Aksine onlar, acılar üzerinden yatırım yaparlar ve yatırımlarını kâra dönüştürürler.

Olağanüstü durumlar, Tekelci Şirketlere olağanüstü kârlar elde etme olanağını sağlar. Normal zamanlarda diyelim ki bir birim üretim yapıyorlarsa, olağanüstü zamanlarda beş-on-yüz birim üretim yapmaya başlarlar. Çünkü bunları sağlayan şirketler dünya üzerinde on ya da bilemediniz on beş-yirmi kadardır. Pazar bunlardan sorulmaktadır çünkü.

Yani tekelci şirketler, Parababaları için olağanüstü durumlar, olağanüstü zamanlar, büyük fırsatlar zamanıdır. Büyük vurgunlar, talanlar, yağmalar zamanıdır. Ve hiç acımaksızın bunları yaparlar. Kimsenin gözünün yaşına bakmazlar. Acıma hissi duymazlar.

Örneğin savaş zamanları emperyalistler için yağma Hasan’ın böreğidir, kaymaklı ekmek kadayıfı günleridir. Savaş araç gereçleri üreten tekelci şirketler başta olmak üzere örneğin gıda üretimi yapan şirketler kârlarına kâr katarlar. Çünkü ikisi de zorunlu olan, ertelenemez olan tüketimlerdir. Dolayısıyla bu alana yatırım yapanlar kazançlı çıkar. Ya da şeker kıtlığı olur, şeker zenginleri çıkar. Buğday zenginleri çıkar. Bunların tümü yaşanmış gerçeklerdir.

Hele de petrol ve türevleri. Her zaman için vurgun kaynağıdır ama öyle dönemler olur ki, petrol fiyatları alır başını gider. Tutabilirsen tut olur. Ve petrol üreticisi ve işleyicisi şirketler vurgun üstüne vurgun vururlar böyle dönemlerde. Zaten çok büyük tekelci şirketlerdir. İyice büyürler…

 

Bu gibi salgınlar döneminde hangi ekonomi dalındaki şirketler yükselişe geçiyor?

 

En başta sağlık sektörü.

Bundan 15 yıl önce, 2005 yılında yine bir virüs salgını, Kuş Gribi salgını olmuştu, bugünlerde Koronavirüs salgını olduğu gibi. Ve bir ilaç ve aşı tekeli, Roche’un ürettiği Oseltamivir etken maddeli Tamiflu adlı ilaçtan milyarlarca dolar vurgun vurmuştu bir anda.

Yine aynı ilaç tekeli, Domuz Gribi salgınında da milyarlarca dolarlık vurgun vurmuştu:

“(…) Salgın döneminde “Tamiflu” adlı ilacıyla öne çıkan Roche, sadece bu ilaçtan 2009 yılında 2.9 milyar dolar kazandığını açıkladı. Şirket 2008 yılına göre Tamiflu satışlarını % 435 artırdı. (…)

2009 yılı değerlendirme toplantısında konuşan Schwan, pazardaki ortalama büyümenin % 6 olduğu bir yılda Roche’un % 11’lik büyümeyi yakaladığını belirtti. Şirketin 2009 yılı toplam gelirleri 45.8 milyar dolara ulaştı. (…)

“(…)

“Domuz gribinin hızlı yayılmasına bağlı olarak Tamiflu satışlarının 2.9 milyar dolara çıktığının altını çizen Schwan, şöyle devam etti: “Tamiflu’nun üretim kapasitesini çok arttırdık. Yalnızca 2009 yılında hükümetlere ve ulusal boyuttaki şirketlerimize 150 milyon kişinin tedavisine yetecek miktarda, 1.5 milyar doz karşılığı Tamiflu tedarik ettik. Tamiflu’nun toplam ilaç satışlarımızdaki payı % 7 oldu.” (https://www.milliyet.com.tr/ekonomi/abartilan-domuz-gribi-tamiflu-satisini-4-e-katladi-roche-yuzde-11-buyudu-1196047)

Bu Tekelci İlaç, laboratuar tetkikleri ve vitamin şirketi şimdi de, Koronavirüs günlerinde de, vurgun vurmaya devam ediyor.

Sadece Roche mu?

Hayır! Tüm Çokuluslu İlaç ve Aşı şirketleri kâr ediyor. Çünkü sadece bir ilaç, bir aşı yeterli olmuyor. Başka ilaçlar ya da aşılar da gerekli oluyor ve onları da başka ilaç şirketleri üretiyor. Böylece yeni dolar milyarderleri ortaya çıkıyor. Ki bir kısmı da zaten ortaklar. Birbirlerinin şirketlerinde de hisseleri var.

İşte Koronavirüs günlerinde olağanüstü kâr eden bir İlaç şirketi daha: Gilead Sciences.

Sözcü Gazetesi yazarı Aykut Erkin yazıyor köşesinde 21 Nisan’da:

“Gilead Sciences… ABD’de önemli ilaç üreticilerinden…

“Şirketin 2015’te hisseleri 200 dolardı…

“Koronavirisün Amerika’ya girdiği günlerde, 21 Ocak’ta hisseleri 62.6 dolara kadar düşmüştü. Yani… 5 yılda büyük kayıp yaşamıştı…

“ABD’li şirketin hisseleri koronavirüs ilacına ilişkin yaptığı çalışmalara bağlı olarak özellikle son üç ayda büyük bir dalgalanma yaşadı. Covid-19 hastalarının tedavisinde etkili olduğu iddia edilen remdesivir ilacına ilişkin olumlu haber akışı Nasdaq’da işlem gören Gilead Sciences’ın hisselerini de kademe kademe zirveye taşıdı. Şirketin hisseleri yüzde 34 yükselişle geçen cuma günü 83.99 dolardan günü tamamladı. (Hatırlatalım: Ocak ayında 62.6 dolar)

“Şirketin piyasa değeri ise son üç ayda 12 milyar dolar arttı ve 93.7 milyar dolardan 105.7 milyar dolara yükseldi.” (https://www.sozcu.com.tr/2020/yazarlar/aytunc-erkin/uc-ayda-12-milyar-dolar-kazandiran-ilac-kimin-5762108/?utm_source=yazarlar&utm_campaign=diger_yazilar&utm_medium=diger)

Olaylar o kadar iç içe geçiyor ve o kadar birbiriyle bağlı ve çarpıcı gerçekler içeriyor ki, biz ne kadar kısa yazalım desek de bir türlü olmuyor. Konu konuyu açıyor.

Örneğin Gilead Sciences’ın bu kadar kısa sürede bu kadar çok kâr elde etmesinin çok önemli bir nedeni de, Remdesivir adlı ilacı üretiyor olması. Ve işin ilginç tarafı bu ilacın tanıtımını ya da reklamını bizzatDünya Sağlık Örgütü (DSÖ)”nün Genel Müdür Yardımcısı Bruce Aylward’ın (bilerek ya da bilmeyerek) yapmasıdır:.

Niye?

Çünkü DSÖ olarak 25 Şubat’ta Pekin’deki basın toplantısında, aynen şunları söylüyor/söyleyebiliyor Bruce Aylward:

“Şu anda gerçek etkinliği olabileceğini düşündüğümüz tek bir ilaç var ve bu Remdesivir.”

İşte böylece, insanlar bu ilaca hücum ediyor. Devletler almak için sıraya giriyor… Ondan sonra gelsin çok büyük kârlar yani vurgunlar…

Ki bilim insanları bu ilacın tek başına yeterli olmadığını da sürekli dile getiriyorlar. Ama atı alan Üsküdar’ı geçmiş oluyor…

(Biz bu yazıyı 20 Nisan’da yazmaya başladık. Yukarıdaki yazdıklarımız o günlerin bilgileriydi. Oysa bugün yani 24 Nisan tarihli haberlerde açıklandı ki; denemeler sonucu Remdevsir’in etkisi sıfırmış. Üstelik de çok fazla yan etkisi varmış. Dolayısıyla hastalarda kullanımı durduruldu. Şimdi ne olacak? Remdesivir’i üreten Gilead Sciences, değer kaybedecek… ama bu arada vurduğuyla kalacak…)

Ha, derseniz ki DSÖ Genel Müdür Yardımcısı bunu istemeden söylemiştir. Biz de deriz ki, DSÖ ne yazık ki esas olarak Parababalarına hizmet ediyor. Trump’ın/ABD’nin yardımını kesmiş olması, onunla karşı karşıyaymış gibi görünmesi bizi aldatmamalı.

(DSÖ konusunda daha ayrıntılı bilgi için, Kurtuluş Yolu Gazetesi’nin 28 Aralık 2005 tarihli 12’nci sayısında “Birleşmiş Milletler’i ve Dünya Sağlık Örgütü’nü nasıl bilirsiniz?..” başlığıyla yazdığımız makaleye bakılabilir.)

Yine “ABD merkezli biyoteknoloji şirketi Moderna’nın hisse değeri, şirketin corona virüsüne karşı aşı üretme girişimleriyle bu yıl yüzde 152 artış kaydetti. Moderna, söz konusu aşıyı insanlar üzerinde de denemeye başlayan dünya genelinde birkaç şirketten biri.” (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/harvard-profesoru-salgin-sayesinde-milyarder-oldu-1734686)

Sözcü Gazetesi’nin 13 Mart tarihli haberini okuyalım şimdi de:

 

***

İşte corona zenginleri

Corona virüsü salgını tüm dünyayı sarsarken, çok az sayıdaki kişi bu süreçte servetlerine servet kattı. Çin’de ilaç, aşı ve tıbbi ürün geliştiricisi şirketlerin hissedarlarından Cui Jinhai, An Kong Li Wenmei ve Wang Jihua salgınla birlikte dolar milyarderleri listesine girdi. Bloomberg Milyarderler Endeksi verilerine göre, dünyanın en zengin 10 isminin yıl başından bu yana servet kaybı 163,3 milyar dolara ulaşırken, 500 kişilik listede 54 kişi servetlerini artırdı. Özellikle Çin’de ilaç ve tıbbi ürün üreticileri listede üst sıralara tırmandı.

Corona virüsü salgını tüm dünyada ekonomileri sarsarken, bu süreçten kazançlı çıkanlar da var. Çin’de bazı ilaç ve tıbbi ürün imalatçısı şirketlerin hissedarları, salgınla birlikte dolar milyarderleri kulübüne girdi.

Sozcu.com.tr’nin Bloomberg Milyarderler Endeksi’nden yaptığı derlemeye göre, dünyanın en zengin 10 isminin yıl başından bu yana servet kaybı 163,3 milyar dolara ulaştı.

Bu dönemde, dünyanın en zengin 500 kişisinden sadece 54’ü servetlerini artırdı. Servetlerini artıranlar arasında 6 kişi, sağlık sektöründe faaliyet gösteren şirketlerin patronları.

İLAÇ VE AŞI ŞİRKETLERİNİN PATRONLARI YÜKSELİŞTE

Bu kişilerden biri Çinli ilaç devi Hansoh şirketinin patronu Zhong Huijuan. Yıl başından bu yana toplam servetini 1,7 milyar dolar artırarak 15,4 milyar dolara yükseltti ve 61. sıraya yerleşti.

Salgından kârlı çıkan bir diğer isim, Singapurlu Li Xiting. Yıl başından bu yana servetini 3,2 milyar dolar artışla 12,4 milyar dolara yükselterek milyarderler listesinde 98. sıraya yerleşen Xiting, Çin merkezli tıbbi cihaz geliştiricisi ve üreticisi Mindray Bio-Medical Electronics şirketinin patronu.

Çin merkezli tıbbi cihaz geliştiricisi ve üreticisi Mindray Bio-Medical Electronics’in kurucularından Hong Konglu Xu Hang de bu dönemde servetini 2,9 milyar dolar artırarak 11,4 milyar dolara yükseltti ve listede 111. sıraya yerleşti.

Çinli ilaç üreticisi Jiangsu Hengrui şirketinin hissedarlarından Cen Junda da servetine bu dönemde 236 milyon dolar kattı ve toplam servetini 10,6 milyar dolara yükselterek 125. sıraya yerleşti.

Çin’den sonra salgının en çok vurduğu ülkelerden Güney Kore’de de Celltrion adlı tıbbi ürün imalat şirketinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanı Seo Jung-Jin, bu dönemde servetine 213 milyon dolar kattı ve toplam servetini 5,2 milyar dolara yükseltti. Jung-Jin, milyarderler listesinde 311. sıraya çıktı.

Çinli aşı üreticisi Kangtai şirketinin yönetim kurulu başkanı Du Weimin de bu süreçte servetini 783 milyon dolar artışla 4,8 milyar dolara yükseltti ve 355. sıraya ulaştı.

SALGININ MERKEZİNDEKİ ŞİRKETİN HİSSELERİ UÇTU

Corona virüs salgınının Çin’de ortaya çıktığı eyalet olan Hubei merkezli tıbbi ürün üreticisi Allmed’in hisse değeri yıl başından bu yana ikiye katlandı. Şirketin hisse değeri 7 Şubat’ta tavan yaptığından yıl başına göre artış yüzde 175 seviyesindeydi.

Gazlı bez ve kıyafetler, cerrahi maskeler ve çeşitli tıbbı ürünler üreten Allmed’in yönetim kurulu başkanı Cui Jinhai, bu süreçte bir dolar milyarderi oldu.

Bloomberg’ün hesaplamasına göre, salgın döneminde Çinli sağlık ve biyoteknoloji şirketlerinin toplam hisse değeri tam 17 milyar dolar arttı.

MİLYARDERLER KULÜBÜNE KATILDILAR

ABD’de San Francisco merkezli Vir adlı biyoteknoloji firmasının hisseleri de yıl başından bu yana neredeyse üçe katlandı. Dünkü “kara perşembe”de ABD borsalarında düşüş yüzde 10’u bulurken, Vir hisseleri yüzde 11 değer kazandı.

Çinli hızlı test kiti ve bağışıklı testi geliştiricisi Guangzhou Wondfo Biotech şirketinin hisseleri de bu yıl yüzde 40 değer kazandı. Bu sayede şirketin patronu Li Wenmei ve eşi Wang Jihua, dolar milyarderi oldu.

Eski bir doktor olan ve aşı üreticisi Hualan adlı biyolojik mühendislik şirketinin yönetim kurulu başkanlığı koltuğunda oturan An Kang de bu süreçte dolar milyarderleri listesine giren isimlerden oldu.” (https://www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/iste-corona-zenginleri-5677556/?utm_source=szc&utm_medium=free&utm_campaign=ilgilihaber)

***

 

Düşünün, sağlık alanında faaliyet gösteren Tekelci şirketler, Koronavirüs salgını günlerinde yüz binler, milyonlar değil, milyar dolarlar kazanıyorlar.

Sadece sağlık alanındaki şirketler mi kazanıyor?

Hayır.

Daha bundan 20-30 yıl önce düşünülemeyecek şeylerin günlük hayatımıza girmesiyle yeni olanaklar, fırsatlar doğdu tekelci şirketlere. Ya da yeni Tekelci Şirketler çıktı bu alanlardan. Bildiğimiz gibi, iletişim teknolojisinin olağanüstü hızlı gelişimi birçok yeni ticaret alanı-vurgun alanı ortaya çıkardı.

Masaüstü, dizüstü, tablet bilgisayarlar, internet erişim hızlarındaki çok büyük gelişmeler, arkasından cep telefonları ve akıllı cep telefonları pazarları derken, üreticiler ürünlerini internet üzerinden pazarlamaya da giriştiler. Başlangıçta çok az şirket bu işe yatırım yapmışken günümüze geldiğimizde internet üzerinden ticaret yapmayan firma kalmadı. Bir kısmı bizzat internet üzerinden satışlar yapıyor, bir kısmı ürünlerinin reklamını yapıyor. En küçük bir firma bile mutlaka internet sitesi kuruyor. Sosyal mecra denilen alanlarda tanıtımını, pazarlamasını, satışını yapıyor.

Bir kısım şirketler de herhangi bir üretim yapmadan, alışveriş siteleri olarak kuruldu ve üreticilerin ürünlerini satıyor komisyon karşılığı. Ama bunlar öyle böyle değil çok büyük alışveriş siteleri haline geldiler e-ticaretin gelişmesiyle birlikte…

Bunlar, üreticilerin ürünlerini, hem de dünyanın her yerinden, her köşesinden satmaya başladılar. Giriyorsunuz bir alışveriş sitesine, istediğiniz ürünü; gıdadan elektroniğe, kitaptan ahşap ürünlere, tekstilden beyaz eşyaya, hazır yemekten lokantalardan siparişlere, aklınıza hangi ürün geliyorsa, anında satın alabiliyorsunuz. Evden, işten, okuldan herhangi bir yerden, köyden, şehirden, tarladan, deniz kenarından, ormandan, dağdan… Neredeyseniz oradan. Yani elinizi sıcak sudan soğuk suya sokmadan, bir tıkla erişebiliyorsunuz istediğiniz her şeye. Hem de kredi kartı üzerinden. Yani peşin parayla satış yapmış oluyor şirketler. Kimileri satışlarını arttırmak için taksit bile yapıyorlar. Para trafiği de tamamen sanal ortamda gerçekleşiyor ama şirketlerin kasalarına bankalar aracılığıyla giriyor sonuç olarak.

Bu alanda en büyük alışveriş şirketleri hangileridir?

1- Amazon; 2- Ali baba; 3-. Ebay; 4- JD.com; 5- Wallmart… diye gidiyor.

Birinci, üçüncü ve beşinci şirketler ABD’li. İkinci ve dördüncü şirketler Çinli.

Özet olarak bugünkü salgından kazançlı çıkan, kârlarına kâr katan sektörler özel olarak şunlardır:

1- İlaç, aşı, tıbbi araç gereç ve malzeme üreten şirketler,

2- Perakende ve e-ticaret şirketleri,

3- Temizlik şirketleri,

4- Teknoloji şirketleri,

5- Eğlence şirketleri,

6- Oyun şirketleri.

Örneğin bunlardan perakende ve e-ticaret şirketi Amazon’un kurucusu ABD’li Jeff Bezos’un servetine 28 milyar dolar daha eklendi bugünlerde. Serveti 143 milyar dolara çıktı. Jeff Bezos dünyanın en zengin kişisi olarak yerini iyice sağlamlaştırdı.

Öyle ki Amazon sadece Mart ayından bu yana 175 bin kişiyi işe aldı.

Yine bir örnek verirsek; 20 Nisan tarihli haberlere göre, ABD’nin en büyük süpermarket zinciri Walmart, marketlerde ve online siparişlerdeki yoğunluktan dolayı, son bir ayda aldığı 150 bin işçiye ek olarak, 50 bin kişiyi daha işe alıyor. Şirkette toplamda 2,3 milyon kişi çalışıyor. Ancak yeni işe alınan 200 bin kişinin yüzde 85’i yarı zamanlı ve geçici olarak çalıştırılacak.

Teknoloji şirketlerinden, ABD merkezli telekonferans hizmeti şirketi Zoom’un sahibi de katlayanlar arasına girdi bu salgın günlerinde. Zoom’un patronu servetini yıl başından bu yana 4,2 milyar dolar artırarak 7,8 milyar dolara yükseltti.

Bu dönemde insanlar evde kalınca,  Netflix abonesi oldular zaman geçirmek için ve Ocak-Mart döneminde platformun abone sayısı 15,8 milyon artarak 182,9 milyona ulaştı.  Böylece şirket, 2020’nin ilk çeyreği için belirlediği 7 milyonluk yeni abone hedefini ikiye katlamış oldu.

Eğlence ve otel şirketi Disneyland, 100 bin işçisini işten çıkardı geçtiğimiz günlerde. Şirket, 100 bin çalışanından, maddi destek için devlete başvurmalarını istiyor. İşçileri işten atan şirket, üst kademe yöneticilerine bonus ödemelerinden ve 1,5 milyar dolarlık kâr dağıtımından ise vazgeçmiyor!

Ülkemizde de durum aynen böyle doğal olarak. Migros, Carrefour, BİM, Şok, A101, Teknosa, Gittigidiyor, Hepsi burada vb. şirketler hem yeni işçiler alıyorlar hem de kârlarına kârlar katıyorlar…

Yani bir yandan birçok sektörden işçi çıkartılırken, dünya çapında milyonlarca, on milyonlarca (şu anda sadece ABD’de 22 milyon) işsiz ortaya çıkarken, kriz bir yandan da böyle yeni iş olanakları ortaya çıkartıyor. Yukarıda saydığımız alanlarda çalışan şirketler de artan iş hacmiyle birlikte yeni insanları işe alıyorlar. Bu bir çelişki. Ama gerçek bir çelişki…

Peki bu işe alınan işçiler hangi şartlarda çalıştırılıyorlar?

Yüz binlerce işçi şu Koronavirüs günlerinde, sağlık kuralları hiçe sayılarak, sosyal mesafe ve diğer kurallara uyulmaksızın gece yarılarına kadar (15-16 saat) süren çok uzun çalışma saatleriyle, iş güvenliği olmaksızın, üstelik çok düşük ücretlerle ve sendikasız çalıştırılıyorlar… Yemek, dinlenme saatleri kısıtlanıyor, servisleri yok ulaşım sıkıntısı çekiyorlar vb. vb…

 

Dünya çapında on milyonlarca işçi işten çıkartıldı…

Bu gibi durumlarda kimi sektörler de kaçınılmazca zarar ederler. Çünkü ürettikleri ürünlere talep azalır. Örneğin sokağa çıkma yasakları gelince, şehirlerarası yolculuklar engellenince, uluslararası uçuşlar yasaklanınca vb., petrol ve türevlerini üreten şirketler zarar ederler. Örneğin petrol fiyatları şu anda sıfırlanmış durumda.

22 Nisan tarihli habere göre:

“Alıcı yok, milyonlarca varil petrol gemilerde bekliyor

“Corona virüsü salgını petrol talebini çökertince, milyonlarca varil petrol boşta kaldı. Alıcı olmayınca California sahilinde petrol tankerleri 20 milyon varillik rekor yükle açık denizde beklemeye başladı. Dünya genelinde denizlerde 160 milyon varili aşkın petrolün tankerlerde depolanmış durumda olduğu belirtiliyor. 160 milyon varil nisan ayındaki günlük petrol tüketiminin iki katından fazlasına denk.” (https://www.sozcu.com.tr/2020/ekonomi/alici-yok-milyonlarca-varil-petrol-kiyida-bekliyor-5765159/)

Ama tabiî bu zararlar kârdan zarardır. Geçici zararlardır. Örneğin ABD Başkanı Trump, petrol fiyatlarının sıfırlanması üzerine diyor ki; biz de stoklarımızı güçlendiririz bu fiyatlardan petrol alarak… Yani uzun vadede yine kâr edeceğiz, diyor.

Turizm sektörü bu gibi durumlardan çok büyük oranda etkilenir. Hem yerli turist sayısı azalır, hem yabancı turist sayısı azalır. Dolayısıyla bu alanda faaliyet yürüten şirketler ilk elde işçi çıkartırlar. Sonra da şirketler kapanır. Başta da ekonomi kaybeder. Örneğin Türkiye bu yıl turizm gelirlerinden 50 milyar dolar bekliyordu. Bu gelir artık neredeyse sıfırlanmış durumda.

İnşaat sektörü eski önemini yitirir. İnsanlar can derdine, iş derdine düşer.

Otomotiv sektörü çok büyük kayba uğrar. Çünkü satışlar neredeyse bıçak gibi kesilir.

Örneğin makine aksamı üreten şirketler ise ürettikleri ürünleri satamazlar. Bunun üzerine ilk iş olarak işçilerini işten çıkartırlar.

Yine tekstil ürünleri vb. ürünleri üreten şirketler yeterince üretemez hale gelirler. Ürettikleri ürünleri alacak ortam yoktur çünkü. İşte onlar zarar etmeye başlarlar. Ve işçi çıkartırlar.

Yani bir yandan milyonlarca yeni işsiz ortaya çıkar, bir yandan da geçici de olsa yeni işçi ihtiyacı ortaya çıkar…

Büyük emperyalist devletler, çabuk toparlanırlar. Çünkü ekonomileri güçlüdür.

Ya bizim gibi ekonomice çöküşte olan ülkeler?

Onlar hep kaybederler. Her zaman kaybederler. Örneğin ülkemizde, satın aldığımız, çok büyük paralar ödediğimiz petrol fiyatları bu kadar düşmüşken, dolar fiyatı 7 lirayı buldu… Avro 7.60’larda. Ve bunun sonucu olarak da Türkiye’nin dış borcu sadece Mart-Nisan ayı arasında 53 milyar lira arttı.

Yani alavere dalavere mazlum halklar nöbete olur kapitalist düzende. Başka türlüsü olmaz.

 

Çare Sınıfsız Toplumdur!

Kapitalizmin kör Pazar kanunları ve Eşitsiz Gelişim yasasının sonuçlarıdır bunlar. Planlı, insan odaklı üretim ve dağıtım yapılmayınca, sadece kâr elde etmeye yönelik politikalar uygulanınca kaçınılmazca bunlar olur.

Dolayısıyla bu vurgunları, bu talanları, bu acıları, gözyaşlarını dindirecek bir tek çıkış yolumuz vardır.

İnsanın insanı ezmediği, sömürmediği, zulmetmediği, yük hayvanı yerine koymadığı; aksine insan ve insanlık davasını en üstte tutan, doğaya, çevreye, hayvanlara, bitkilere gözü gibi bakan insancıl toplumu kurmalıyız.

İnsanlık, bu Koronavirüs günlerinde de bir kez daha gördü ki; Kurtuluşumuz Sınıfsız, Komünist Toplumdadır.

Bu yüce amaca ulaşmak için önümüzdeki ilk hedef Demokratik Halk İktidarını kurmaktır.

Yerli yabancı Parababalarının ekonomik, siyasi vb. bütün tahakkümlerine son vermek ve ulusal bağımsızlığı kazanmak, sosyal kurtuluşu gerçekleştirmektir. 24.04.2020