0
8

Saygıdeğer Halkımız;

AKP’giller İktidarının sergilediği şu içler acısı sefalete bakar mısınız?..

İşgalci Yunan Çakal, adamızda askerleri, belediye başkanı ve kilise papazıyla birlikte kuzu çevirip kadeh kaldırıyor, AKP’giller’in AB Bakanı Ömer Çelik’se “Bu ciddiye alınacak bir adam değil.”, diyor.

Peki, sen neyi ya da kimi ciddiye alırsın, Hafız?

Adamlar gelmişler, 18 Adamızı işgal etmişler, oraları yerleşime açmışlar, silahlandırmışlar, belediyeler kurmuşlar, kilise yapmışlar, sonra da geliyorlar; işgalin, ilhakın keyfini çıkarmaya. Kuzu çevirip Uzo çekiyorlar.

Karasularımızda uçakları, helikopterleriyle dolaşıyorlar, buna müdahale etmek isteyen Türk görevliye, hem de Türkçe olarak “bre siktir” çekiyorlar.

Bunlarla bitmiyor felaket.

Bu karasularımızda avlanan bir balıkçımızı, makinelilerle tarayıp öldürüyorlar. Üç balıkçımızı da tutsak alıp, götürüp yargılıyorlar mahkemelerinde. Bu balıkçılardan biri üç senedir Yunan hapishanelerinde yatıyor.

AKP’giller’in Avrupa Birliği Bakanı ise bu olayları ve faillerini ciddiye almıyorum, diyor.

Saçmalamaya daha da derinlik katıyor. Bir de aynen şunu diyor:

“Yunanistan Savunma Bakanı Panos Kammenos’un Eşek Adası’na gitmesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan AB Bakanı Ömer Çelik, bu kişinin ciddiye alınacak biri olmadığını söylemişti.

“Oraya giderek Türkiye’nin egemenlik hakkını ihlal etmesi ya da Türk toprağı olan bir yeri Türkiye’nin elinden alması gibi bir şeyin söz konusu olmadığını dile getiren Çelik, gereken cevabın Türkiye’nin belirleyeceği bir zamanda verileceğini sözlerine eklemişti.” (http://www.hurriyet.com.tr/turkiyenin-esek-adasi-tepkisine-yunanistantan-cevap-40440285)

Süper bir saçmalama, değil mi?

İşte, AKP’giller’deki mantık, kavrayış bu seviyede.

Ne diyor?

“Oraya giderek Türkiye’nin egemenlik hakkını ihlal etmesi ya da Türk toprağı olan bir yeri Türkiye’nin elinden alması gibi bir durum söz konusu değildir.”

Eğer durum bu ise, mesele edilecek bir olay yok.

Eğer bir işgal ve ilhak yok ise, sen ne üzerine konuşuyorsun ki?

Adamın gelip gitmesi seni niye ilgilendirsin, eğer durum öyle ise?

Eee, o zaman, “Gereken cevap Türkiye’nin belirleyeceği bir zamanda verilecek.”, sözün ne oluyor?

Yunan Bakanın ve avanesinin sana yönelik bir davranışı mademki yok; o zaman sen, “belirleyeceğin zamanda” neyin cevabını vereceksin?

Laf ola, beri gele, der işte halkımız bunlara. Gerçek bir söz söylemeye, bir tavır koymaya yürek yoksunlukları engel olunca, işte böyle zırvalarlar insanlar.

Adam hareket koyuyor be!

Sadece söz söylemiyor, hareket koyuyor. Sadece sana “bre siktir”, demekle kalmıyor; işgal ve ilhak ettiği toprağında askerleri, papazı ve belediye başkanıyla birlikte âlem yapıyor. Seninle dalgasını geçiyor.

Yani, mütecaviz girmiş senin evine, mahremine el uzatmış, sen hâlâ “ciddiye almıyorum.”, diyorsun. “İleride bakarız icabına”, diyorsun.

Yazıklar olsun be!

AKP’giller’in sadece bu bakanı değil, Yunanistan karşısında zavallılık, acizlik sergileyen. Milli Savunma Bakanı Fikri Işık da benzer bir durum sergiliyor. İşte:

“Milli Savunma Bakanı Fikri Işık da konuya ilişkin olarak "Yunan Savunma Bakanı şov yapıyor. Onların şovuna alet olacak bir tutum içerisinde olmayacağız ama Türkiye'nin hiçbir şekilde emrivakiye boyun eğmeyeceğini de başta Yunan Savunma Bakanı olmak üzere hepsi çok iyi biliyor.” demişti.” (agy)

Fikri Işık, öbürünün aksine, dolaylı bir ifadeyle de olsa, Yunanistan’ın adalarımızı işgal ve ilhak ettiğini kabulleniyor.

Peki, o kabule rağmen ne söylüyor?

Şunu:

“Türkiye hiçbir şekilde emrivakiye boyun eğmeyecek. Bunu, başta Yunan Savunma Bakanı olmak üzere hepsi çok iyi biliyor.”

Yahu kim, neyi biliyor?

Neyi biliyor Yunanistan, Hafız?

Senin teslimiyetçi, yürek yoksunu bir iktidar olduğunu biliyor. O yüzden işte bu çakallıkları yapabiliyor.

İşgal 2004’te başlamış. Yani 13 yıldan bu yana sürdürüyor adam, işgal ve ilhakı. Yerleşime açmış, devlet kurumlarını oluşturmuş, kilisesini kurmuş, silahlandırmış, askerini yerleştirmiş; sen hâlâ “boyun eğmemek”ten bahsediyorsun. 13 yıldan bu yana boyun eğiyorsun be!

Hadi bunlar böyle de, Kaçak Saray’da oturup muhtarlar salonunda “konu mankeni” rolü oynayan gariban muhtarlar karşısında esip savuran, kükreyen, tüm dünyaya ayar veren, lafla nizamat veren, “Reis”iniz niye tık demiyor?

Sorabileniniz var mı içinizde?

Yok, değil mi?

Ona soru sormaya yeltenen, hakaret ve küfür yer. Hatta bu konuda ders almamakta inat eden dayak yer, AKP’giller dışına atılır. Zaten sizin de umrunuzda değil, vatanmış, milletmiş, halkmış… Hepinizin ana düşüncesi; “Aman bu fırsat bir daha ele geçmez. Küpümüzü iyi dolduralım…”

Tek derdiniz bu be!

Başka hiçbir şey umrunuzda değil. Ne vatan toprağının elden gitmesi sizi rahatsız ediyor, ne Türkiye Cumhuriyeti’nin onurunun Yunan Çakallar tarafından ayaklar altına alınması, ne de “bre siktir” şeklinde küfür edilmesi…

Siz bu işlerin adamı değilsiniz. Vatanı, milleti, halkı, ulusal onuru bilen, ona zerrece el uzatılmasına, toz kondurulmasına izin vermeyen insanlar değilsiniz.

Sizler, sadece Muaviye-Yezid Dini’nin Sahte İslamı’yla insanlarımızı aldatırsınız, kandırırsınız ve durup dinlenmeden kamu malı aşırırsınız.

Ne diyor Reis’iniz, 17-25 Aralık tapelerinde?

“Kupon arsalar benden habersiz satılmasın.”

Onlar benim payım…

Kupon olmayan arsalar da sizin payınıza düşmüş oluyor. Siz de onları lüplüyorsunuz.

İşiniz gücünüz bu. Hayallerinizi, rüyalarınızı süsleyen bunlar. Hangi millet malını nasıl iç edebilirim, kitabına uydurarak…

 

Saygıdeğer Halkımız;

Bak bir, kimlerin eline kalmışsın… Devletin kimlerin eline geçmiş…

Hâlâ uyanmayacak mısın?

Ne Laik Cumhuriyet’in kaldı, ne ordun, ne eğitimin, ne yargın; her şeyini çürütüp yıktı, bu AKP’giller. Ülken Kırk Haramiler Sofrasına döndü. Dünyadaki saygınlığın, güvenilirliğin, eritilip tüketildi, bitirildi.

Boşuna demiyoruz; “Mütareke günlerinden çok daha karanlık günlerde yaşıyoruz.”, diye. Aynen öyle işte…

Acilen İkinci Kuvayimilliye Seferberliğini başlatmalıyız. İkinci bir Kurtuluş Savaşı vermemiz gerekiyor. Düşmanlar hep aynı: Batılı Emperyalist Haydutlar, onların maşası Yunan ve Ermeni Çakallar ve içeride, İstanbul Hükümetlerinin devamı olan AKP’giller İktidarı ve Meclisteki Amerikancı Dörtlü Çete.

Eninde sonunda bu seferberliği başlatmaya mecbur kalacaksın. Mustafa Kemal’in deyişiyle; “İstikbalinin ve mevcudiyetinin yegâne temeli budur.”

Ya yok olmaya katlanacaksın, ya da İkinci bir Kurtuluş Savaşı’nı göze alacaksın.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

28 Nisan 2017

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here