Deniz Gezmiş’in, suratına tükürdüğü adamın heykelini Köyceğiz’e diktiler!

05.06.2017
A+
A-

Muğla Köyceğiz’deki Kurtuluş Partisi Gençliği olarak, bir gün ilçemizin meydanına indiğimizde bir “heykel”le karşılaştık. Köyceğiz’in merkezinde yıllardan beri iki heykel vardı: Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın önderi Mustafa Kemal’in heykeliyle, onun en yakın silah arkadaşı İsmet İnönü’nün büstü. Fakat en son dikilen heykel, Haldun Menteşeoğlu’nun heykeliydi!

Köyceğiz Gazetesi’nin haberine bakalım:

Menteşeoğlu’nun Heykeli Dikildi

“Köyceğiz Atatürk Kordonu girişine hemşehrimiz eski İmar İskân Bakanı Merhum Haldun Menteşeoğlu’nun heykeli dikildi.

1960-1974 yılları arasında Süleyman Demirel hükümetleri zamanında İçişleri ve İmar İskân Bakanlığı yapan ve Köyceğiz Gölü kenarına yaptırdığı kordon ile ilçemizin gelişmesine katkı sağlayan Merhum bakanımız adına kordon girişine heykeli dikildi. Köyceğiz Belediyesince yaptırılan heykel geçtiğimiz gün yerine monte edildi. İleriki günlerde çevre düzenlemesi yapılarak açılışının yapılacağı öğrenildi.” (Köyceğiz Gazetesi, 5 Mayıs 2017, sayfa 6)

Haldun Menteşeoğlu, 60’lı yıllardan 12 Eylül 1980 Faşist Darbesine kadar devletin çeşitli kurumlarında görevler yaptı. Menteşeoğlu aynı zamanda Morrison Süleyman’ın yani Demirel’in Adalet Partisi’nin İmar ve İskân Bakanı ve İçişleri Bakanı’dır. Köyceğiz doğumlu olan, Mason Morrison Süleyman’ın Menteşeoğlu’su, Deniz Gezmiş’lerin yakalandığı dönemde İçişleri Bakanı’dır. Sanırız ki; AKP’giller’in yönetiminde olan Köyceğiz Belediyesi’nin H. Menteşeoğlu heykeli dikmesinin sebebi, Menteşeoğlu’nun Köyceğizli olmasından ziyade bu sebeptendir. Fakat bilmezler mi ki Morrison Süleyman’ın Haldun Menteşeoğlu’su, Kahraman Deniz Gezmiş karşısında nasıl da madara olmuştur?

Deniz Gezmiş’in yakalandığı zamanki meşhur parkalı fotoğrafını çeken fotoğrafçı Ergin Konuksever anlatıyor:

“Yakalandığının ertesi günü (17 Mart) Ankara’ya, İçişleri Bakanlığı’na getirildi. İki yanında polis vardı. Daha önce de yakalanmıştı. İyi ve güçlü gözüküyordu. İdam edileceği ne bizim ne onun aklına geldi. Ama bakışları veda eder gibiydi. Yeşil parkasının içinde dimdik duruyordu. Konuşmak istedim ama hızla uzaklaştırdılar. Yukarı çıktığında Bakan Haldun Menteşeoğlu’nun yüzüne tükürdü” dedi.” (http://www.milliyet.com.tr/yesil-parkali-fotografin-hikayesi-gundem-2054663/)

Bu olayın devamını Deniz Gezmiş’in kendisinden dinleyelim:

“İçişleri Bakanı’nın karşısına çıkarılıyorum. Çok keyifliydi. Ayaktaydı. Odası, sabahın sekizinde gazetecilerle doluydu. Ben hep başımı dik tutmaya, canlı, dipdiri görünmeye çalışıyorum. Nasıl bitkinim oysa, ayaklarımı güçlükle sürüklüyorum. Ayakta duracak gücüm yok. Ama belli etmiyorum. “Geçmiş olsun” dedi İçişleri Bakanı, gülerek. Suratına baktım pis pis. Hiçbir karşılık vermedim. Bakan, gazetecilere döndü: “Şu pejmürde kılıklı adam, Halk Kurtuluş Ordusu’nun kahramanıymış” dedi. “Beğenemedin mi,” dedim. “Tabii kahramanıyım. Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu’nun savaşçısıyım. Ne olduklarını gösterdiler. Bundan sonra da gösterecekler,” dedim. “Nereye gidiyordun?” dedi. “Devrime,” dedim. Duvardaki haritayı gösterdi, haritada Sivas’ı gösterdi. “Buradan mı gidiliyor devrime?” dedi. “Senin kafan almaz böyle şeyleri,” dedim. “Karşınıza bir gün dikildiğimiz zaman anlarsın,” dedim. “Türkiye’de bir tek ordu vardır, o da Türkiye Cumhuriyeti Ordusu’dur,” dedi. “Onun için Demirel ve senin gibi uşakları, hemen istifayı bastınız,” dedim. Sinirlendi. Üzerine yürür gibi yaptım, bir adım attım. Geriledi. Şaşırdı. Dehşetli bir panik havası içinde, elini kolunu sallayarak kekeleyerek, “Gö-gö-götürün bunu,” dedi. Sürükleyerek çıkardılar beni odadan. “Göstereceğiz sana da, senin gibilere de, Amerika’nın güvenilir uşakları!” diye bağırdım kapıdan çıkarılırken. Gördüm: Gazetecilerin yüzlerinde büyük bir şaşkınlık vardı.” (Erdal Öz – Gülünün Solduğu Akşam, Can Yayınları)

İşte böyle anlatıyor Deniz Gezmiş, Bakan Menteşeoğlu’nu nasıl da madara ettiğini.

Deniz Gezmiş’in dediği gibi; Morrison Süleyman, onun Adalet Partisi ve onun İçişleri Bakanı Haldun Menteşeoğlu “Amerikanın güvenilir uşakları”dır!

Köyceğiz’de Belediye yönetimini AKP’giller aldıklarından beridir; Köyceğiz’e bol bol “yol yaptılar”. Daha önceden örgütlenmiş olan Ortaçağcı Gerici Tecavüzcü Ensar Vakfı, ilçenin en işlek yerlerinden birine dernek bürosunu açtı. Birçok gerici dernek, iplerini koparmışçasına ardı ardına gerici konferanslar vermeye başladılar.

Bundan daha önce, Köyceğiz’in girişine bir heykel daha dikilmişti: Elindeki sepette Köyceğiz’de bol bol yetişen turunçgiller meyveleri olan bir genç kadın heykeli. AKP Köyceğiz Belediye Başkanı Kamil Ceylan’ın belediye başkanı olur olmaz diktirdiği bu heykele halkımız çok güzel bir isim takmıştı: “Kamil’in Annesi” Halkımız, “Başkanlığa gelir gelmez annesinin heykelini dikti” demişti kendine has mizahi anlayışıyla.

Şimdi ise işbirlikçi Amerikan uşağı Haldun Menteşeoğlu’nun heykelini dikiyorlar. Menteşeoğlu’nun AKP Köyceğiz Belediye Başkanı Kamil Ceylan’la bir yakınlığı var mıdır orasını bilemeyiz; ama Menteşeoğlu’nun babasının ABD Emperyalizmi olduğundan eminiz!

Köyceğiz Kuvayimilliye şehridir. Köyceğiz’e bir heykel dikilmesi gerekiyorsa; bu ABD Emperyalizminin görevlendirdiği Demirel’in Menteşeoğlu’sunun değil, 17 yaşında Kuvayimilliyeci Yörük Ali Efe’nin kızanı olmuş, daha sonra ise Köyceğiz Kuvayimilliye Komutanlığına yükselmiş olan, daha sonra 1920’de kurulan gerçek Türkiye Komünist Partisi’nin Gençlik Başkanı olan, 1954’te Menderes gericiliğine karşı gerçek Vatan Partisi’ni kuran ve ömrünü Türkiye İşçi Sınıfına, Emekçi halkına canı pahasına adayan, Türkiye Devriminin Önderi Kızıl Savaş Bayrağı Hikmet Kıvılcımlı’nın heykeli olmalıdır.

Sözümüzdür, ABD ve AB Emperyalistlerini ve onun yerli uşaklarını vatanımızdan kovup Demokratik Halk İktidarı’nı kuracağız. O gün, Köyceğiz’e Hikmet Kıvılcımlı heykelini de halkımızla dikeceğiz.

 

Köyceğiz’den

Kurtuluş Partisi Gençliği