Derdim Çoktur Hangisine Yanayım

23.11.2025
775
A+
A-

Prof. Dr. Özler Çakır

 

24 yıllık “Yüzyılın Felaketi” AKP’giller iktidarının halkımıza yapmadığı kötülük kalmadı. Neredeyse her yeni güne, Halk Ozanımız Pir Sultan Abdal’ın;

Derdim çoktur hangisine yanayım

Yine tazelendi yürek yarası

dizelerinde dile getirdiği onmaz acılarla başlar olduk çocuk, kadın, işçi düşmanı hainlerin kurdukları ölüm saçanlar imparatorluğunda.

8 Kasım’da Kocaeli Dilovası’ndaki parfüm dolum deposunda meydana gelen patlama ile yürek yaralarımız yine tazelendi. Dakikalar içerisinde kızgın alevlere teslim olan bina… İçeride çığlık çığlığa kavrulan canlar… Altı işçi kadın…

Bu emekçi kadınlarımızın üçü daha henüz çocuk, 15-16-17 yaşındalar. Üstelik ikisi kardeş bu genç kızlarımızın. Diğer üç emekçi kadınımız ise ileri yaşta. İkisi 65, biri 55 yaşında. Çocuk ve yaşlı kadın işçileri bir anda sarıveren devasa alevler, onların cehenneminin Parababalarının acımasız sömürü düzeni olduğu gerçekliğini tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.

Olayın görüntülerini ve ilgili haberleri büyük bir öfkeyle, büyük bir hınçla izlerken, bu yangının 25 Mart 1911’de ABD’nin New York şehrinde patronların insanlık dışı koşullarda, yoğunlukla kadın işçileri çalıştırdığı Triangle gömlek fabrikasındaki yangınla ne kadar benzerlik taşıdığını düşündüm.

1911’deki yangında 146 işçiye mezar olan dokuz katlı Triangle binası, işçilerin güvenliği bakımından çok büyük riskler taşıyordu. Binada yalnızca bir yangın merdiveni bulunmaktaydı. Ancak bu merdiven dayanıksızdı ve olası bir yangında binadaki tüm işçileri tahliye etmek için yeterli değildi. Üstelik, katlardan birinde merdivene açılan kapı, “hırsızlığı!” önlemek amacıyla işçilerin üzerine kilitleniyordu. İşte bu binada çıkan yangında 123 kadın, 23 erkek işçiyi katletmişti 1900’lü yılların ABD’sinde ABD’li Parababaları.

2025 Türkiye’sinde patronlar, bırakın sağlıksız bile olsa bir yangın merdiveni olmasını, doğru dürüst bir çıkış kapısı bile olmayan kaçak binada çalıştırıyor işçi kardeşlerimizi. Yangından sonra cenazeler, binanın girişi forkliftle kırılarak çıkarılabiliyor ancak. Parfüm dolum deposundaki patlama, bu soysuz düzenin gözlerini kâr hırsı bürümüş egemenlerinin işçi düşmanı, halk düşmanı düzenbazlıklarını belgeleriyle bir bir ortalığa saçıyor.

Güven Demirbaş’ın sahibi olduğu binanın, yangının çıktığı ikinci kısmının kaçak olduğu ve bunun 2021’de tespit edildiği, yıkım kararı verildiği ama AKP’giller’in belediyesinin binayı yıkmak yerine faaliyetine göz yumduğu ortaya çıkıyor. Üstelik binanın hemen yanında Çalışma Bakanlığına bağlı İŞKUR Ofisi bulunuyor.

Bu durumdaki binada faaliyet gösteren parfüm dolum atölyesi, AKP’giller yandaşı Ravive Kozmetik’e ait. Şirket patronu olarak paravan isim İsmail Oransal görünse de asıl sahibi 2021’de Kolombiya’dan gelen uyuşturucu için yapılan operasyonda Türkiye’de tespit edilen kozmetik firmasının sahibi Ali Osman Akat. Uyuşturucu suçundan 170 yılla yargılanıp, yalnızca 4 ay yatıp çıkan, Avrupa’ya gönderdiği 140 bin litre dezenfektan zehirli çıktığı için geri gönderildiği halde ürünleri TBMM’de satılan, başta Süleyman Soylu olmak üzere AKP’giller’in önde gelen isimleriyle medyada boy boy fotoğrafları yer alan Ali Osman Akat. İsmail Oransal da Ali Osman Akat’ın yeğeni.

Ne ilişkiler değil mi?..

Genel Başkan’ımız Nurullah Efe’nin yıllardır açıkça dile getirdiği gibi, AKP’giller’in binbir suça batmış çıkar amaçlı kurulmuş mafyatik, organize bir suç örgütü olduğunun son kanıtlarından biri daha (https://www.sozcu.com.tr/depo-patronunun-suc-dosyasi-kabarik-cikti-p258431).

İşte Ravive Kozmetik’in uyuşturucu kaçakçılığı da dahil olmak üzere kirli işlere bulanmış bu zalim patronları, çocuklarımızı, gencecik kızlarımızı, yaşlı kadınlarımızı, hiçbir güvenlik önlemi olmadan, ne merdiveni ne de penceresi olan izbelikte günde 12 saat, sigortasız çalıştırıyorlar. İsmi, levhası bile olmayan ve işçileri adeta ölmeden önce mezara gömen bu işyeri hakkında 2024 yılından bu yana resmi makamlara çeşitli şikâyet başvuruları yapılmasına karşın, başvurulara resmen dalga geçercesine yanıtlar veriliyor, vatandaşların çabaları sonuçsuz kalıyor.

Binanın bulunduğu Mimar Sinan Mahallesi Muhtarı, 11 Temmuz 2024’te Dilovası Kaymakamlığına aşağıdaki şikâyet dilekçesini veriyor:

“Mimar Sinan Caddesi konut alanları içinde bulunan parfüm dolum tesisinin faaliyet esnasında çıkardığı ses, görüntü ve iş yerinde bulunan kimyasal maddeler tehlike arz etmektedir. Bölge halkından gelen şikâyetler neticesinde defalarca uyarmamıza rağmen hiçbir tedbir almamaları artık dayanılmaz hale getirmiş durumdadır. Mahalle sakinlerimizin can ve malı için tehlike teşkil etmektedir. Tedbir alınması için zatı alinizden arz ve talep ederiz.”

3 Temmuz 2024’te işleme konan dilekçe, gereği için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Kocaeli İl Müdürlüğü ile Dilovası Belediyesine havale ediliyor. Ama bilin bakalım ne oluyor?

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü adına Vali Yardımcısı Mustafa Ayhan tarafından aşağıdaki yanıt verilerek hiçbir işlem yapılmıyor.

“Müdürlüğümüz teknik personellerince söz konusu bölgede 11 Temmuz 2024 tarihinde inceleme yapılmış olup başvuru dilekçesinde işletmeye ait herhangi bir unvan/ticari unvan ile adres belirtilmediğinden tarafımızca adres tespit edilememiştir.”

12 Aralık 2024’te, bu kez CİMER’e bir ihbar yapılıyor Ravive Kozmetik ile ilgili olarak. İhbarda şöyle deniyor:

“Mimar Sinan Mah. İş Bankası yanı Vahdet Camii bitişiğinde ismi levhası olmayan parfüm imalatı ve dolumu yapılan iş yerinde mahallemizin kadınları ve çocukları yaklaşık 15 çalışan olup bunların çoğu sigortasız çalışıp iş güvenliği hiç olmayıp ihtiyacı olan kadınların kovulma tehdidiyle çalıştırılıp yemek parası 70 lira karşılığında ‘yemeği kendiniz yiyin’ diyerek işçiyi, kadını sömüren bu doymaz işyeri sahibini yüce devletimize şikâyet ediyorum.”

SGK İl Müdürlüğü, 2 Ocak 2025 tarihinde, ihbarı yapan duyarlı vatandaşımızın aklıyla dalga geçercesine bir yanıt veriyor:

“İşyerinin iş sağlığı ve güvenliği açısından denetlenmesi için alınmayan tedbirlerin neler olduğunu, iş yerinin hangi kısmında ne zamandan beri alınmadığını, çalışanların nasıl etkilendiğini, iş yerinin tam unvanını, adres ve iletişim bilgisini belirttiğiniz takdirde başvurunuz işleme alınacaktır. Çocuk işçilerin ise yaşlarını ve kimlik bilgilerini paylaşmanız gerekmektedir.” (https://halktv.com.tr/makale/adresi-bulamadik-diye-denetlememisler-985974)

Patronun bilgisi dahilinde göstermelik denetime gelen Dilovası Belediyesi zabıtaları da her seferinde kozmetik rüşvet paketlerini alarak denetimlerini(!) tamamlıyorlar. (https://halktv.com.tr/makale/zabitalar-parfum-alip-denetlemeden-gidiyormus-986192)

Tüm bu süreç gösteriyor ki yerli-yabancı Parababalarının sömürü düzeninin bekçiliğini yapan hain AKP’giller iktidarı, çıkar ilişkileri içinde bulunduğu bu şerefsiz, uyuşturucu kaçakçısı, işçi düşmanı patronları korumak için ne yapılması gerekiyorsa yapıyor. 2020 yılında kurulan ve 2022 yılında 27 bin 982 TL’lik kâr bildiren, 2024 yılının sonu ve 2025 yılı itibarıyla 1 milyar 858 bin 479 TL’lik kâr açıklayan şirketin varlığını, ölümüne çalıştırdıkları çocuk ve yaşlı kadın işçilerin kanı üzerine inşa etmelerine izin veriyor.

Bu yüreğimizi yakan olayla birlikte, okullarda olması gereken, eğitim hakları en temel çocuk haklarından biri olarak devlet güvencesi altında olması gereken çocuklarımızın, Parababalarının zalim sömürü çarkları arasında her gün birkaçının kurban edildiği “Çocuk İşçiliği” acı gerçekliğimiz bir kez daha gözler önüne seriliyor.

Yazımızın yazıldığı günlerde, gül yüzlü iki çocuğumuzun daha yaşamdan koparıldığı haberleri yer alıyor medyada. 14 yaşındaki tarım işçisi Nursefa Samur, ayçiçeği hasadı sırasında traktöre bağlı biçerdöverin altında kalarak can veriyor. Anamur’da Türkiye’nin ilk MESEM Projeli Okulu olarak açılan Rüştü Kazım Yücelen Mesleki Eğitim Merkezi MESEM öğrencisi 16 yaşındaki Alperen Uygun, asansör kurulumu için gittiği inşaatta 3. kattan düşerek yaşamını yitiriyor.

Patronlara ucuz işgücü sağlama kurumları olarak çalışan, çocuk işçiliğini meşrulaştıran ve çocuklarımız için adeta ölüm okulu haline gelen MESEM’lerde can veren öğrencilerimize bir yenisi daha eklenmiş oluyor böylelikle. Ve çocuk düşmanı olan AKP’giller iktidarında, 2025 Kasım ayı itibarı ile iş cinayetlerinde can veren çocuklarımızın sayısı İSİG verilerine göre 78 oluyor. Yine İSİG’in 12.06.2025 verilerine göre son on iki buçuk yılda en az 770 çocuk işçi iş cinayetlerinde can veriyor.

 

Sayısal Veriler, Çocuklarımızın İşçi Olarak Çalıştırıldığı Vahim Tabloyu Ortaya Koyuyor

İSİG Meclisi’nin TÜİK Hane Halkı İş Gücü Araştırması 2024 yılı sonuçlarını baz alarak yayımladığı rapora göre 15-17 yaş grubunda 3 milyon 894 bin çocuk bulunurken, bunların 970 bini kayıtlı işçi olarak çalışıyor. Buna ek olarak 504 bin çocuk da mesleki eğitim merkezleri (MESEM) kapsamında patronlara çalışıyor. Böylece toplamda kayıtlı çocuk işçi sayısı 1 milyon 474 bine ulaşıyor. Kayıt dışı çalışmayla bu rakamın toplamda 3.5 milyona yaklaştığı belirtiliyor (https://www.isigmeclisi.org/21250-tuik-2024-cocuk-istatistiklerini-acikladi-15-17-yas-arasi-cocuklarin).

 

TÜİK’in son dört yıllık Hane Halkı İş Gücü Araştırması istatistiklerinde çocuk işçiliği

Aşağıdaki alıntılar, TÜİK’in “İstatistiklerle Çocuk 2020, 2021, 2022, 2023” veri portallarından yapılmıştır.

“Hanehalkı İşgücü Araştırması 2020 yılı sonuçlarına göre ise; 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı %16,2 oldu. İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde; bu oranın erkek çocuklar için %23,4 kız çocuklar için %8,6 olduğu görüldü.”

“Hanehalkı İşgücü Araştırması 2021 yılı sonuçlarına göre; 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı %16,4 oldu. İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın erkek çocuklar için %22,9 kız çocuklar için %9,5 olduğu görüldü.”

“Hanehalkı İşgücü Araştırması 2022 yılı sonuçlarına göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı %18,7 oldu. İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın erkek çocuklar için %27,0 kız çocuklar için %10,0 olduğu görüldü.”

“Hanehalkı İşgücü Araştırması 2023 yılı sonuçlarına göre 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılma oranı %22,1 oldu. İşgücüne katılma oranı cinsiyete göre incelendiğinde, bu oranın erkek çocuklar için %32,2 kız çocuklar için %11,5 olduğu görüldü.”

Yukarıdaki istatistikler, yıllar itibarıyla, ülkemizde çocuk işçiliğinin giderek arttığına ve 2024 yılı verilerine göre her dört çocuktan birinin çalıştığına işaret ediyor. Tabiî bunlar resmi rakamlara yansıyanlar. Bir de kayıt dışı çalışmayı dikkate alırsak yüzdeler daha da artacaktır.

Okulda olması gereken çocuklarımız patronlara ucuz işgücü oluyor

2023-2024 eğitim öğretim yılına ait MEB Örgün Eğitim İstatistikleri ile TÜİK Çağ Nüfusu Verileri kullanılarak yapılan analizlerin, zorunlu eğitim çağındaki 612.814 çocuğun okul dışında kaldığı acı gerçekliğimizi ortaya koyuşu TEDMEM’in “2024 Değerlendirme Raporu”nda yer almaktadır (https://tedmem.org/storage/publications/April2025/RsyTd5Ck0u5TlAUQd7yS.pdf).

Raporda, bu sayının, bir önceki yıl 442.643 olarak kaydedildiği, dolayısıyla bir önceki yıla kıyasla, okul dışında kalan çocuk sayısında %38,4 oranında bir artış olduğu ve bunun son üç yılın en yüksek seviyesini işaret ettiğine vurgu yapılmaktadır.

Zorunlu eğitim çağında olmasına rağmen okul dışında kalan çocukların yaş gruplarına göre dağılımı incelendiğinde, en yüksek oranın 14-17 yaş aralığında olduğu görülmektedir. Okul dışında kalan toplam 612.814 çocuğun %12,1’i (73.872) ilkokul kademesine denk gelen 6-9 yaş aralığındaki çocuklardan, %14,1’i (86.269) ortaokul kademesine denk gelen 10-13 yaş aralığındaki çocuklardan ve %73,9’u (452.672) ortaöğretim kademesine devam etmesi gereken 14-17 yaş aralığındaki çocuklardan oluşmaktadır.

Zorunlu eğitim çağına denk gelen 14-17 yaş aralığındaki neredeyse her 11 çocuktan 1’i okul dışında kalmakta, cinsiyetler bazında ele alındığında ise söz konusu yaş aralığında neredeyse her 11 erkek çocuktan 1’i ve her 12 kız çocuktan 1’i okul dışında kalmaktadır.

2012 yılında uygulamaya konan 4+4+4 Kesintili Eğitim sistemi bu tablonun ortaya çıkmasında temel bir rol oynamıştır tabiî ki. Ancak bu da yetmiyor, çocuklarımızı en erken yaşta okuldan kopararak, onları kendilerine mürid, Parababalarına ucuz işgücü yapmak isteyen Ortaçağcı gerici AKP’giller iktidarına. Şimdi de çocuklarımızın çok daha erken yaşlarda okuldan koparılacakları ya da “mesleki eğitim” göz boyaması altında sermayenin emrine sokulacağı tuzakların hazırlığını yapıyorlar.

Konumuz çerçevesinde verilere yeniden dönecek olursak, yukarıda verdiğimiz 2020-2024 yılları arası TÜİK istatistiklerinde yer alan 15-17 yaş grubundaki çocukların işgücüne katılım yüzdelerindeki artış ile değindiğimiz 14-17 yaş arasındaki zorunlu eğitimde olması gereken ancak okul dışında kalan çocukların sayısındaki artışın paralellik göstermesi, ülkemizde süregelen acımasız sömürü düzeninin, çocuklarımızı nasıl patronların kârına kâr katan köleler haline getirdiğinin diğer bir kanıtıdır.

TEDMEM’in raporunda, UNICEF Türkiye’nin “Ulusal nüfus içerisinde okul dışı kalmış çocuklara yönelik analiz raporu”ndan yararlanarak yaptığı değerlendirmede, zorunlu eğitim çağındaki çocuklarımızın okul dışında kalma temel nedenleri arasında düşük gelirli ailelerde erken yaşta çalışma zorunluluğu, düşük hane geliri, artan okul masrafları gibi ekonomik nedenler ön plana çıkmaktadır.

Yani raporlarda yer alan veriler, ideolojisi din bezirgânlığı olan, Tefeci-Bezirgân Sermayenin iktidardaki siyasi temsilcisi, vurguncu, talancı, halk düşmanı AKP’giller iktidarının işçi-emekçi halkımızı yoksulluğa, açlığa mahkûm etmesinin sonucu olarak halk çocuklarımızın nasıl geleceksizleştirildiğinin, Parababalarının zulüm ve sömürü çarkları arasında çocuk işçiler olarak yaşamlarının nasıl karartıldığının, nasıl katledildiklerinin somut göstergeleridir.

Bu hırsızlar imparatorluğunun yarattığı işsizlik ve pahalılık cehenneminde, çocuklarımızın anneanneleri, babaanneleri, dedeleri de çalışmak zorunda kalmaktadır. Yine resmi veriler 65 yaş üstü çalışanların her yıl arttığını göstermektedir. 65 yaş üstü grubun işgücüne katılım oranı 2022 yılında %12.1, 2023 yılında %12.2, 2024 yılında % 13,1 oldu. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre, kayıtlı olarak çalışan emekli sayısı 2024 yılının ilk dört ayında 35 bin artarak 2 milyon 139 bine ulaştı. Üstelik bu rakamlar kayıt altına alınanları göstermekte. Nitekim, Dilovası parfüm deposunda katledilen kadınlarımız, yoksulluk nedeniyle çalışmak zorunda kalan ileri yaştaki (55, 65) işçi kadınlarımızdı.

İşte 24 yıldır giderek artan biçimde Kaçak Saray haramzadeleri tarafından, onların bekçiliğini yaptığı Parababaları düzeni tarafından, ocaklarına açlık, yoksulluk ateşi düşürülen halkımıza, kadınlarımıza, çocuklarımıza çektirilen acılar…

Halkımız feryat ediyor her gün “Ben bu derde kande derman bulayım?” diyerek.

Biz de diyoruz ki “Meğer dost elinden ola çaresi.”

O dost, bu ülkenin Gerçek Devrimcilerinin, Gerçek Halkseverlerinin, Gerçek Vatanseverlerinin partisi olarak mücadele yürüten, “İnsana dost, kadına dost, çocuğa dost, doğaya dost, hayvana dost” Halkın Kurtuluş Partisi’dir.

Gelin bu dost eli tutun, bizimle birlikte örgütlü mücadeleye katılın, değerli işçi-emekçi halkımız!

Çocuk işgücü sömürüsü dahil, her türlü sömürüyü ortadan kaldıracak olan Devrimci Demokratik Halk İktidarını, birlikte kuralım.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.