Durun siz kardeşsiniz!

07.05.2015
A+
A-

 

Eski Yeşilçam filmlerinde böyle olurdu. Senaryoda birbirlerine düşman karakterler, filmin sonunda bir bilen tarafından uyarılırlar: “Durun siz kardeşsiniz!”, diye. Sonrası malum… Gerçekte olmayan düşmanlığın ortadan kalkması, sarılmalar, gözyaşları…

Günümüzde de böyle bir senaryo yürütülüyor. Senaryoyu yazan emperyalizm. Baş oyuncular Tayyip ile Demirtaş. Ve tabiî Davidson, Kılıçdaroğlu, Bahçeli gibi figüranlar…

Filmin adı mı?

Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)! Ülkemiz ve Ortadoğu için Kürt sorununa emperyalist çözüm de diyebiliriz.

BOP, Afganistan’dan Batı Afrika’ya dek, bütün bu coğrafyada yer alan ülkelerin hallaç pamuğu gibi atılmasıdır, sınırların değiştirilmesidir. Emperyalizme kolay lokma haline getirilmesidir, bu ülkelerin. Bunun için haritalar da yayımladı emperyalistler. Bu haritalarda ne görüyoruz?

Bütün bu coğrafyada en büyük sınır değişikliği; Türkiye, Irak Suriye sınırlarının değişimiyle oluyor. Emperyalistler, tıpkı İsrail gibi, Barzani odaklı bir Özgür Kürdistan (onlar Free Kurdistan diyor) kurma çabasındalar.

Ülkemizdeki Kürt siyasetçileri ise (PKK, HDP) güvender olup (kendini güvende hissedip sevinen) hep birden “Bin yıldır ilk kez böyle bir devlet olma fırsatı yakalamışız, neden istemeyelim?”  oportünizmi içindeler.

Tayyip mi?

O, koltuğu kaybetmemek için emperyalistlere her türlü tavizi vermeye hazırdır. Ülke çıkarlarına zarar geliyormuş, hiç umurunda olmaz. Zaten bu suçları birlikte işledikleri tapelerle kanıtlanan Davidson’u Başbakan yapması da bundan. Emperyalizme hizmet ortak paydasında sırt sırta veriyorlar.

Tayyipgil’in ve Demirtaşgil’in kardeş olduklarını söylemekte abartı da yok. Seçimlerde AKP ve HDP adaylarında kardeş olanlar var. Aşiret derebeylerinden birisi AKP’dense diğeri HDP’den aday. Örneğin, vaktiyle Hakkari Yüksekova’da 25 yıl belediye başkanlığı yapan, daha sonra iki dönem DYP’den, bir dönem AKP’den milletvekli olan aşiret reisi Mustafa Zeydan’n oğullarından Rüstem Zeydan daha önce de olduğu gibi AKP’den, Abdullah Zeydan ise HDP’den Hakkari milletvekili adayları… Bitlis’te ise eski ANAP’lı Edip Safter Gaydalı AKP’den, ağabeyi Mahmut Celadet Gaydalı ise HDP’den milletvekili adayı.  HDP’nin İstanbul birinci bölge ikinci sıra adayı Hüda Kaya ise açıktan Tayyip övgüsü yapan bir dinci hatun kişi, Tayyip’in balkon konuşmasını izlerken ağladığını söylüyor televizyonlarda. Bunlar elle tutulur kardeşlik belgeleri…

Kardeşlik yeni değil. AKP iktidarı boyunca kardeştirler. Apo da bunu itiraf etmedi mi, AKP iktidarına desteklerinin sayesinde Tayyip’in ayakta kaldığını, “10 yıldır AKP’yi ayakta tutan benim” diyerek?

Bu bir yana, Mart başında İmralı’ya giden HDP heyetince (Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, Altan Tan), Apo’nun “Başkanlık sisteminin düşünülebileceği”ni söylediği, hatta “Biz Tayyip (Erdoğan) Bey’in başkanlığını destekleriz. Biz  AKP ile bu temelde bir başkanlık ittifakına girebiliriz” dediği belirtildi. (Yurt Gazetesi, 2 Mart 2015)

Bunun adı da devrimci veya sol literatürde oportunizmdir.

Şubat sonunda çözüm sürecinde uzlaşılan 10 maddeye gelince… Açıklanan maddelerin içi boş. Anlayan varsa beri gelsin! Şu bilgiler yer aldı Sırrı Süreyya’nın ağzından basında:

“1. Demokratik siyaset tanımı ve içeriği

“2. Demokratik çözümün ulusal ve yerel boyutlarının tanımlanması

“3. Özgür vatandaşlığın, yasal ve demokratik güvenceleri

“4. Demokratik siyasetin devlet ve toplumla ilişkisi ve bunun kurumsallaşmasına yönelik başlıklar

“5. Çözüm sürecinin sosyo ekonomik boyutları

“6. Çözüm sürecinde demokrasi güvenlik ilişkisinin, kamu düzenini ve özgürlükleri koruyacak şekilde ele alınması

“7. Kadın, kültür ve ekolojik sorunların yasal çözümleri ve güvenceleri

“8. Kimlik kavramı, tanımı ve tanımlanmasına dönük çoğulcu demokratik anlayışın geliştirilmesi

“9. Demokratik cumhuriyet, ortak vatan ve milletin demokratik ölçütlerle tanımlanması, çoğulcu demokratik sistem içerisinde yasal ve anayasal güvencelere kavuşturulması

“10. Bütün bu demokratik hamle ve dönüşümleri içselleştirmeyi hedefleyen yeni bir anayasa”. (Milliyet, 28 Şubat 2015)

Bunlar içi boş maddeler. Aman fincancı katırları ürkmesin, halk dönen gizli oyunların farkına varmasın düşüncesiyle yapılan bilgilendirme. Demirtaş’n dediği gibi “Çözüm sürecinde kapalı kapılar ardında gizli iş yapıyor izlenemini vermemek lazım” çünkü. (Hürriyet, 26 Şubat 2015, Ahmet Hakan ile söyleşi)

Bu amaçla zoraki verilen 10 madde bunlar, içi boş, kimsenin bir şey anlamayacağı veya itiraz etmeyeceği, muğlak maddeler…

Oysa, daha önce, Aralık 2014’te murat edilenin ne olduğunu, CHP Sakarya Milletvekili  Engin Özkoç, 26 Ekim 2011 tarihinde Mecliste “terör” konusunda yapılan gizli oturumda BDP Grup Başkanvekili’nin süreçle ilgili taleplerini aktararak açıklamıştır. Şunları istiyorlardı:

“1- Türkiye’nin 25 eyalete bölünmesi.

“2- Öcalan’n serbest bırakılması.

“3- Özerklik koşularının gündeme getirilmesi.

“4- Eyalet başkanlarının TBMM’ye getirilmesi.

“5-  Özerklik hakkının saklı olması.

“6- Her eyaletin kendi özerk güvenlik güçlerinin olması.” (Cumhuriyet, 29 Aralık 2014)

Bu açıklama örtbas edildi. İşte 10 maddenin arkasındaki gerçek asgari anlaşma maddeleri bunlardır veya bu çerçevededir. Başkanlık sistemi  ve Tayyip’in başkanlığı ise o günlerde henüz gündemde yoktu. Şimdi Tayyip’in başkanlığı da cabası…

Mart başında bu taleplere başka bazı talepler de eklendi. İdris Balüken aktardı:

“- Ceza yasalarında reform yapılmalı

“- Siyasi partiler yasası değiştirilmeli

“- Kamusal alanda çok dilli hizmet verilmesi sağlanmalı

“- Değiştirilen köy isimleri geri verilmeli

“- Anadilde eğitim için şartların oluşturulması.” (Yurt Gazetesi, 2 Mart 2015)

Özetle, AKP ile HDP arasında bir gıllıgışlı ittifak söz konusudur. O halde, seçim arifesinde bu koparılan fırtına ne ola ki, denecek. Tayyipgil Demirtaş’a sövüyor, Demirtaş Tayyipgil’e… Hatta insanlar ölüyor (Ağrı provokasyonu).

Bu da oyunun bir parçası çünkü. Kökünü Gezi’de aramak gerek. Gezi, AKP ve PKK arasındaki ittifakı tehlikeye attı. Amerikancı Kürt hareketinin demokrat-sol kesimleri kandırarak emperyalizmin dümen suyuna sokan gücünü kıran bir hareketti. Apo’nun ağzıyla ABD Emperyalizmi HDP’yi bunun için kurdurttu. HDP’ye bir Türkiye Partisi görünümünü kazandırmaktı amaç. Böylece Türk Solu da, Tayyipgil’e karşı olan demokrat yığınlar da HDP’nin kuyruğuna takılarak kullanılabilirdi. Demirtaş’n geçen yılki Cumhurbaşkanlığı adaylığı bugünkü oyunun provasıydı. Başarılı da olundu.

Bu oyunun tutması için biraz sol bir söylem, Tayyip’e karşı keskin çıkışlar yeterliydi. Tayyip Başkan olmasın da ne olursa olsun gibi… Veya barajı geçmesi durumunda HDP’nin Kürt illerinde çıkaracağı milletvekilleri ile AKP’yi zayıflatması gibi…  Ve bu oyun önemli ölçüde tuttu da. HDP büyük olasılıkla barajı geçecek veya bir şekilde geçtirilecek. Hür Basın’ın Demirtaş pompalaması ortada. Olmadı, seçim oyunları ne güne duruyor?

HDP’nin barajı geçmesi de emperyalist planın daha rahat uygulanması anlamına gelir, Tayyip’e zarar vermez. Tersine Tayyip’in Başkanlık düşünü gerçeğe bindirir.  

İşte bu yüzden Ağrı provokasyonu, küfürleşmeler, saldırılar vb. yapılıyor. Yani bir kayıkçı döğüşüdür söz konusu olan. Daha inandırıcı olması için küfürleşmeler, saldırılar, provokasyonlar planlanıyor. Olan bu…

HDP’in barajı geçememe olasılığı da yok mu?

Evet, geçemeyebilir de. Zaten normalde kendi gücüyle  geçemez. Yukarıda anlattığımız oyunla sınırı zorluyor. Ama geçemese de Amerikancı Kürt Hareketi için fazla kayıp değil. Mağdur pozunda, emperyalistlerin de desteğiyle özerklik, Kürt Parlementosu çıkışları kitlelerde daha çok ses getirir ve haklılık duygusu yaratır.

Kardeşler (AKP ve HDP) sadece Kürt Sorunu’nda değil Ermeni Soykırımı yalanında da ittifak halindeler. Tayyip geçen yıl taziyesini bildirmiş ve emperyalistlerden çok takdir görmüştü. Bülent Arınç, “Türkiye bilerek soykırım yapmadı” dedi. Soykırımı dolambaçlı şekilde onaylamış oldu. Davidson tehciri “insanlık suçu” ilan etti, dolayısıyla o da başka bir şekilde soykırım dedi. Demirtaş ise açıktan soykırım diyor, Fatihalar okuyor. Demek ki, soykırım yalanında da ortaktırlar, müttefiktirler.

Emperyalist uşağı, oportünist kardeşlerden başka ne beklenebilirdi ki? Emperyalizm ne derse onu yapmak. Görevlerini yapıyorlar. Kirlidirler, halk düşmanıdırlar…

Bize düşen bu emperyalist uşaklarının maskelerini düşürmek. Halkımız elbet yaptıklarınınn hesabını soracaktır bu uşaklardan.