TUİ Kongresi’nde Nakliyat İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu’nun konuşması

01.10.2014
A+
A-

TUİ Kongresinin Değerli Katılımcılar, Konuklar, Kardeşler, Yoldaşlar,

Hepinizi Saygıyla Selamlıyorum.

Binlerce kilometre uzaklardan, Türkiye’den geliyorum. Türkiye İşçi Sınıfının, Emekçi Halklarının selamlarını getirdim.

13 Mayıs 2014 tarihinde Soma Madenlerindeki işçi katliamında kaybettiğimiz 301 işçi kardeşimizin eşlerinin ve çocuklarının selamlarını getirdim.

ABD Emperyalizminin casus örgütü CIA’nın 41 yıl önce tezgâhladığı faşist darbeye karşı direnişte katledilen yüreği insan sevgisiyle dolu sosyalist Salvador Allende’yi,

Yine faşizme karşı mücadelede katledilen devrimci sanatçı Viktor Jara’yı,

Ülkemizde en çok bilinen “Oğulları Ölen Analara Türkü” şiirinde;

 

Dursun,

Dursun yas esvaplarınız.

Yığın derleyin,

Gözyaşlarınızı;

Bir metal oluncaya kadar:

Bununla vuracağız,

Gündüz gece;

Bununla çiğneyeceğiz,

Gündüz gece;

Bununla tüküreceğiz

Gündüz gece

Kin kapılarını,

Kırıncaya kadar

diyen devrimci kavganın şairi Pablo Neruda’yı da saygıyla anıyorum.

Değerli Yoldaşlar,

Kongremiz, başını başhaydut ABD Emperyalizminin çektiği AB ve diğer emperyalist ülkelerin, uluslararası Finans-Kapitalistlerin; Dünya İşçi Sınıfına, ezilen, sömürge-yarısömürge halklarına, uluslarına yönelik saldırılarının yeni senaryolarla devam ettiği bir dönemde yapılmaktadır.

Gerici emperyalist cephe, ekonomik, siyasi, askeri ve casus örgütleri olan; Dünya Bankası, IMF, OECD, NATO, CIA vb. örgütleriyle, çeşitli uluslararası antlaşmalarla Dünya İşçi Sınıfı ve ezilen sömürge ve yarısömürge halklara yönelik ekonomik ve siyasi zulüm politikalarını devam ettirmektedir.

Ortadoğu’daki zengin petrol ve doğalgaz kaynaklarına sahip olmak için 2003’teki Irak’a yönelik emperyalist işgal ve sonrası dönemde 3,5 milyon insan yaşamını yitirmiş, Irak üçe bölünmüştür.

Emperyalist senaryoların bir parçası olarak İsrail Siyonizminin saldırıları sonucu Gazze’de parklarda oynayan çocuklar, hastanelerde yatanlar, kadınlar olmak üzere iki binin üzerinde insan ölmüştür.

Ortadoğu’da emperyalist çıkarları için halklar arasında dinsel, mezhepsel ayrımlar kışkırtılarak birbirlerine düşman edilmektedir. Suriye Halkı dört yıldan beri emperyalist saldırı altındadır ve direnmektedir.

Filistin Halkı başta olmak üzere Ortadoğu Halkları emperyalizme karşı direnmektedirler.

Değerli Yoldaşlar,

1990’lardan (Sosyalist Kamp’ın yıkılışından) bugüne İşçi Sınıfımızın ekonomik-demokratik-siyasal hakları gerilemektedir. İşçi sağlığı-iş güvenliği işsizlik sigortası, emeklilik, reel ücretler emperyalist metropoller de dahil olmak üzere dünya genelinde tüm ülkelerde gerilemektedir.

Sermaye sınıfı, emperyalist tekellere kâr ve daha fazla sömürü için İşçi Sınıfımızı kölelik koşullarına mahkûm etmektedir. Taşeronlarda, güvencesiz, kuralsız çalışma düzeni kural olmaktadır. Uluslararası tekeller, markalar ucuz işgücü ve kölelik koşullarında çalışma düzeni için yarısömürge ülkelere sermaye ihracı yapmakta,  oralarda fabrikalar açmaktadır.

Dünyaca ünlü markalara üretim yapan Bangladeş’te 24 Nisan 2013’de meydana gelen işçi katliamında 1132 işçi kardeşimiz yaşamını yitirdi. Bangladeş’te işçi ücretleri, mücadele sonucu % 77 zamla aylık 38 dolardan 77 dolara çıkmıştır. Diğer yarısömürge ülkelerde de İşçi Sınıfımız açısından durum benzerdir.

Uluslararası tekeller, Finans-Kapitalistler, Uluslararası Çalışma Örgütü İLO üzerinden de etki yaratarak, çalışma standartlarını geçmişe göre uluslararası planda daha alt seviyelere düşürmeye çalışmaktadırlar.

Değerli Yoldaşlar,

İçerisinde yaşadığımız tarihsel süreçte Uluslararası İşçi Sınıfı dayanışması, mücadelesi Proletarya Enternasyonalizmini daha önemli duruma getirmiştir. Dünya İşçi Sınıfının sermayenin egemenliğine, emperyalizme karşı ekonomik-demokratik-siyasi mücadelesi, insanca yaşayabilecek ücret, çalışma koşulları-işçi sağlığı-iş güvenliği, emeklilik ve diğer sosyal haklar için mücadele kaçınılmaz sorumluluğumuzdur.

Değerli Yoldaşlar,

Türkçede bir deyim var. “Ölümü gösterip, sıtmaya razı etmek” diye. Dünya genelindeki sendikal mücadelenin durumunu anlatıyor bu deyim. Sermaye sınıfının, örgütlerinin İşçi Sınıfına yönelik saldırılarına karşı etkili mücadele ortaya koyulamıyor. Elbette sorunu yalnızca ekonomik-demokratik mücadele ile sınırlamak doğru değildir.

Ancak ekonomik-demokratik mücadele aracı olan sendikalar, İşçi Sınıfının ekonomik-sosyal hakları elinden alınırken gerekli etkili mücadeleyi ortaya koyamamıştır. Elde olan ya da kalanla yetinmek durumunda kalmışlardır. Mevcut durum sendikaları da sürecin parçası durumuna getirmiştir. Bu sonuç İşçi Sınıfımızın mücadelesinin toplumsal ve tarihsel öneminin sorumluluğunda olan bizler açısından kabul edilemez.

Dünya Sendikalar Federasyonumuzda ifadesini bulan sendikal politikalar, İşçi Sınıfımızın ve ezilen halkların da geleceğidir.

Mücadelemizi daha kitlesel ve dünya genelinde etkili duruma getirmek bizlerin sorumluluğu olmalıdır.

ETİKETLER: