Yetsin be, yetsin şu İblisçe yalanlarınız hainler!

17.04.2020
A+
A-

18 yıldan beri her konuda olduğu gibi Koronavirüs salgınında da ilk andan itibaren sürekli yalan söylediniz millete…

Kötülükten başka hiçbir şey yapmadınız. Olumlu bir tek adımınız olmadı. Korona belası göz göre göre geliyorken hemen hiçbir önlem almadınız. Ne sınırları kapattınız ne de ulaşımı (kara, deniz, hava) durdurdunuz. Ve ne de pek çok İslam ülkesi Korona tehlikesi sebebiyle Umreci göndermezken Mekke’ye, siz Kaçak Saraylı Caligula’nın buyruğuyla 21.500 kişiyi yolladınız Suudi Arabistan’a. Tabiî onların çoğu da Koronavirüs kapıp döndü oradan. Ve yaydılar Türkiye’nin dört bir yanına belayı.

Ne diyor Tayyip’in dış Bakanı Çavuşun oğlu Mevlüt?

“Kendimizin tıbbi ekipman ihtiyacı olmasına rağmen İngiltere, İtalya ve İspanya gibi önemli müttefiklerimizin de aralarında bulunduğu 34 ülkeye yardım elimizi uzattık.” (https://t24.com.tr/haber/cavusoglu-kendimizin-tibbi-ekipman-ihtiyaci-olmasina-ragmen-34-ulkeye-yardim-elimizi-uzattik,872758)

Siz zaten Türkiye Halkının en ağulu düşmanları arasındasınız be… Sizin dostunuz, müttefikiniz AB ve ABD Emperyalist Haydut Devletleridir ve Siyonist İsrail’dir. Çünkü sizi devşirip iktidar yapan ve 18 yıldır da orada tutan onlardır.

Sizden herhangi bir olumlu davranış beklemiyoruz. Tek bir şey istiyoruz: Felaketin boyutlarını gizlemeyin. Salgının çapını gerçeğe aykırı biçimde küçülterek onda bire, hatta daha aza indirmeyin.

Halkımız nasıl, ne boyutta bir felaketle karşı karşıya olduğunu görsün, bilsin ki kendi imkânları ölçüsünde tedbirini alsın. İşi basit sayıp umursamazlık etmesin.

Ya da salgınla mücadelenin yönetimini Kaçak Saray’daki Hafız’dan alıp Tabip Odalarına verin. Buralardaki bilim insanlarımız hiç değilse bundan böyle, olumlu anlamda yapılması gerekenler neyse onları planlasın ve uygulamaya koysun.

Tabiî bunların hiçbirini yapmazsınız, yapamazsınız, değil mi?

Çünkü siz halksever, yurtsever ve namuslu herkese düşmansınız, sınıf karakterinizden dolayı…

Şu ana kadar tespit edilen vaka sayısı 78.546, öyle mi? Can kaybı ise 1769, öyle mi?

Hadi be! Yalancılar…

Bakın, hem de sizin propaganda bürosu haline dönüştürdüğünüz TRT’ye, onun bir kanalına hasbelkader çıkarılan namuslu bir bilim kadını ne diyor bu konuda:

***

Videonun Tapesi:

Yani bizim, şu ana kadar test yaptığımız vakalar, vakaların yüzde 15-20’si. O zaman bizim şu anda 23 bin vakamız var diyorsak; şimdi tıbben de baktığımızda, her 1 teşhis ettiğimiz vakaya karşın toplumda 10 tane teşhis etmediğimiz vaka var denir.

Bizim vaka sayımız 23 bin ise ortalamada, o zaman onu 10’la çarpacağız: 230 bin vakamız var. Ama biz diyoruz ki biz zaten şu ana kadar vakaların yüzde 20-25’ini test ettik, bilemediniz yüzde 30’u olsun, o zaman bu 230 bini de biz en az 3 ya da 4’le çarpacağız. Yani şu anda Türkiye’nin vaka sayısı 23 bin değil 600 ila 800 bin, belki 900 bin. Bu kadar vakamız var bizim aslında.

***

Dr. Meltem Hanım bu açıklamayı 16 gün önce yaptı. Biliyoruz ki virüs hızla yayılıyor. Bizce şu anki vaka sayısı milyonun altında değildir.

Hükümet yanlısı hekimlerin iddialarına göre Türkiye’de can kaybı oranı yüzde iki. Olaya objektif bakan doktorlarsa Türkiye’de bu oranın yüzde üç civarında seyredeceğini söylüyorlar.

Bu durumda bugüne kadarki kayıplar 20 binle 30 bin arasındadır.

Tabiî bu tahminlerimiz konunun uzmanlarının yani sağlık bilimcilerin açıklamalarına göredir.

ABD’deki Michigan Üniversitesi’nden Sağlık Ekonomisi Uzmanı Prof. Dr. Onur Başer de Türkiye’de yaşanmakta olan felaketle ilgili olarak Deutsche Welle Türkiye’ye şu değerlendirmelerde bulunuyor:

“Türkiye’de siyasilerin işe gitmeleri önlemek için radikal kararlar alması gerektiğini savunan Onur Başer’e göre aksi takdirde Türkiye altından kalkamayacağı büyük bir sıkıntının içine girebilir.

“Türkiye’de en düşük ihtimalle uzun vadede 32 milyon kişinin koronavirüsten etkileneceğini ifade eden Prof. Başer, bunun da 150 bin ile 600 bin arasında ölüm vakası anlamına geldiğini dile getiriyor. Yatışı olan hasta sayısının da 640 bin civarında olacağı tahminini aktaran Başer, “En az 320 bin solunum cihazına ihtiyaç duyulacak. Bu insanlar makineye bağlanmaz ise ölüm oranı yüzde 90’lara çıkabilir” dedi. Prof. Dr. Onur Başer ayrıca, Türkiye’nin OECD ülkeleri içinde sağlık harcamaları en düşük ülke olduğunu ve mevcut bütçe ile böylesi bir salgına hazır olmadığını belirtti.” (https://www.dw.com/tr/prof-ba%C5%9Fer-t%C3%BCrkiye-mevcut-b%C3%BCt%C3%A7e-ile-b%C3%B6yle-bir-salg%C4%B1na-haz%C4%B1r-de%C4%9Fil/a-52893980)

Açıkça ifadelendirildiği gibi, bu felaket süreci böyle devam ederse 32 milyon insanımız virüsle enfekte olabilirmiş. Yani nüfusun yüzde kırkını aşan bir kesim, bu hastalık etkeniyle karşılaşabilirmiş.

Bunun sonucunda da 150 binle 600 bin arası insanımız hayatını kaybedebilirmiş. İşte şu an karşı karşıya olduğumuz felaketin boyutu budur, arkadaşlar…

 

Saygıdeğer halkımız;

Bu ABD devşirmesi ve taşeronu Tayyipgiller iktidarından size zerre kadar da olsa fayda gelmez. Onlar yalnızca vurgunlarını, soygunlarını, yandaşlarına ve efendilerine sadakatle hizmeti düşünürler.

Bakın, bu felaket günlerinde bile ihanet, soygun ve talanlarında hiç hız kesmediler. Onlar öyle programlanmıştır yapımcıları tarafından. Yani ABD Emperyalist Çakalı tarafından…

Bunlar da, efendileri olan ABD Emperyalistleri ve AB Haydutları gibi, yalnızca Para Tanrısı’na tapar… Kıyamet gününe inanmaz…

Bu sebeple bunlarda ne vicdan ara, ne merhamet, ne din, ne iman, ne de insani herhangi bir değer…

O zaman başımızın çaresine kendimiz bakacağız…

Bu ölüm tırpanını elinde tutan virüse karşı iki silahımız var elimizde:

Birincisi bu lanetle hiç karşılaşmamak…

Bunun için de namuslu bilim insanlarımızın, hekimlerimizin öneri ve uyarılarına dikkatlice ve disiplinlice uyacağız…

İkincisi de Bağışıklık Sistemimizi elden geldiğince güçlü tutacağız. Yani beden ve ruh direncimiz sağlam olacak.

Bunları başarırsak bu belanın bize zarar vermeden defolup gitmesini sağlayabiliriz…

7 yaşındayken ailesi ABD’ye göç eden dahi bilim insanı Shiva Ayyadurai de aynen bizim gibi Bağışıklık Sisteminin önemine vurgu yapıyor. ABD’deki can kayıplarının fazlalığını, orada insani bir sağlık sisteminin olmayışına ve Amerikan insanının GDO’lu ürünlerle ve yağlı burgerlerle beslenmesine bağlıyor. Yani bağışıklık açısından kofti oluşuna bağlıyor. Tabiî haklı olarak…

Dünyanın en yoksul ülkelerinden Çad Halkının Amerikan Halkından çok daha güçlü bir Bağışıklık Sistemine sahip olduğunu söylüyor.

İşte Shiva Ayyadurai’nin konuya ilişkin kanaatlerini belirten birkaç paragraf:

“Doktor Shiva Ayyadurai, Kovid-19 ve ABD’deki oligarşi hakkında önemli saptamalarda bulunuyor.

“Diyor ki; “Büyük ilaç şirketleri, büyük tarım kimyasalları üreticileri ve büyük aşı üreticileri Amerikan sağlık sistemini kontrol eder hale geldi bugün. Bu elitler 2015’te BM üzerinden bir ütopya geliştirdiler. Bu da elitlerin iktidar projesiydi. Bir bağışıklık projesi yaptılar. Dünyadaki herkesi aşılayıp hastalıklara karşı bağışık hale getireceğiz dediler. Ben Cytosolve adında bir şirket kurdum. Burada vücudumuzdaki kimyasal yapı modelleniyor ve hangi hastalıklara karşı açık olduğumuz ve buna karşı ne yapmamız gerektiğini bize söylüyor. İlaç sektörü şu an krizde. 15 yıl ve 5 milyar dolar harcadıkları ilaçlar, toksik etkiler yüzünden FDA (ABD İlaç ve Gıda İdaresi) tarafından onaylanmıyor. Yani ilaçtan para kazanamıyorlar. İşte bu yüzden ilaç şirketleri aşı işine yöneldi. 1986’da Aşı Mahkemesi oluşturuldu. Çünkü 1962 ile 1986 arasında doğru yöntemlerle geliştirilmemiş, doğru yollardan denenmemiş, riskli aşılar yüzünden pek çok sakatlık meydana geldi. İşte bu mahkeme normal adalet sistemi içinde değil sağlık bakanlığı bünyesinde oluşturuldu ve en yüksek tazminat 250 bin dolar ile sınırlandırıldı. Bugün aşı, ilaçtan çok daha kârlı bir sektör. Tazminat cezası çok az, maliyet düşük.”

“(…)

“Hintli deha, immünoloji (bağışıklık) sisteminin A, C ve D vitaminleri ile güçlendirilmesinin dahi virüsü alt edebileceği görüşünde.

“Asıl sebep Amerikalıların korkunç kötü beslenmesi:

“Bütün gün şeker ve GDO’lu hamur yerseniz, GDO’lu sentetik şeyler dışında faydalı hiçbir doğal besin almazsanız, kilo alırsınız, güneşe de çıkmazsanız, kronik hastalıklara davetiye çıkarırsınız ve bağışıklık sisteminiz çöker. Bunun için virüs beklemenize gerek yok zaten ölüm reçetesi bu.”

“Ayyadurai, Çad’ın dünyanın en fakir ülkesi olmasına rağmen oradaki insanların Amerikalılardan 10 kat daha güçlü bağışıklık sistemine sahip olduklarına dikkati çekiyor.” (https://odatv4.com/beyaz-turkler-komplo-teorisi-sever-oldu-16042008.html)

Doktor Shiva, bu Covid-19’un, ABD Emperyalistlerinin biyolojik savaş üssünde ürettikleri bir virüs olma ve oradan sızıntıyla insanlığın başına bela kesilmesi olasılığını da gündeme getiriyor:

“Doktor Shiva Ayyadurai, Çin’de görülen Kovid-19 ile İran ve İtalya’dakilerin farklı türler olduğunu söylüyor.

“Ve ona göre tüm bunların kaynağı, ABD’deki (Temmuz 2019’da ‘sızıntı’ yüzünden kapatılan) biyo savaş üssü Fort Detrick olabilir.

“Doktor Shiva, “Bu derin devlet için Amerikan, Çin, Hindistan çıkarları önemli değil, önemli olan kendi küresel çıkarları” diyor.

“Ayyadurai’ye göre, Big Pharma, Bill Gates, Hillary Clinton bu işin arkasındaki derin devlet ekibinden.” (agy)

Bizce de olabilir…

 

Saygıdeğer arkadaşlar;

Demek ki yine iş başa düşmüştür:

Bu göremediğimiz düşmana karşı soğukkanlı ve özgüvenli olacağız.

Olabildiğince (imkânlar ölçüsünde) doğal ve sağlıklı besleneceğiz.

Diyetli yaşayacağız: Keyif verici zararlıların hafifinden de ağırından da uzak duracağız.

Kilomuza ve iştahımıza biz hükmedeceğiz. Kilo kontrolümüzü elimizde tutacağız.

Ve sporla yaşayacağız…

Aşırı stresi kendimizden uzak tutacağız…

Biliyorum; bu yerli-yabancı Parababalarının, bu Antika ve Modern Parababalarının vurgun, soygun ve sömürü düzeninde halk kesimleri için bunları yapmak çok zor…

Fakat biz alın teriyle geçim sağlayanlar için hayat hep zor olmuştur. Fakat zorları aşmadan da kurtuluşa ulaşmak mümkün değildir.

Hatırlayalım ki biz işkenceler altında, işkencecilerimizin korkaklıkları ve ibişlikleri karşısında kahkahalar atabilen insanlarız. Bunları yapalım, gerisine de Kader diyelim…

Yine hatırlayalım ki Antika Tarihte Kader bir Tanrıdır. İyiliği de kötülüğü de içinde barındıran bir Tanrı. O zamanlar Zerdüştiliğin Ahura Mazda ve Ehrimen (ya da Ahriman)’ı gibi, İslam’ın Allah ve İblis’i (Şeytan’ı) gibi iyilik ve kötülüğün yaratıcıları birbirlerinden ayrılmamıştı. Kader Tanrı’nın yapısı içindeydi.

Demek ki şimdi bize düşen görev, Kader’in kötücül güçlerinin baskın gelmesine izin vermemektir.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

17 Nisan 2020

Nurullah Ankut

HKP Genel Başkanı