Kim İl Sung Yoldaş’ın “Devrimci Yaşamın İlkeleri” Kitabı Üzerine

20.05.2026
74
A+
A-

Orhan Sur

 

Halkın Kurtuluş Partisi Genel Sekreter Yardımcısı ve Ankara İl Başkanı Av. Sait Kıran, başta HKP Genel Başkanı Nurullah Efe olmak üzere HKP’nin tüm önderleri gibi ömrünü Halkların Kurtuluş Davasına, Sosyalizm mücadelesine adamış bir Gerçek Devrimcidir. 12 Eylül Faşist Diktatörlüğü sürecinde yapılan operasyonlarda tıpkı HKP’nin şu anki diğer önderleri gibi işkencelerden geçirilmiş, her seferinde alnının akıyla çıkmıştır. Mesleki anlamda iyi bir avukattır; Parababaları düzeninin sömürdüğü işçilerin davalarına bakar. Bir taraftan İşçi Sınıfının siyasi iktidarı ele geçirme mücadelesini yürütürken diğer taraftan işçilerimizin, çalışanlarımızın yasal haklarını almaları için mücadele eder.

Sait Kıran Yoldaş’ın bir özelliği daha vardır: Gerçek anlamda bir bibliyofildir. Farklı türden kitapları büyük bir iştahla ve keyifle okur, kısa sürede bitirir. Ve sağ olsun, en beğendiği, en dikkate değer gördüğü kitapları Yoldaşlarına da tavsiye eder. Kore Devrimi’nin Önderi Kim İl Sung Yoldaş’ın “Devrimci Yaşamın İlkeleri” başlıklı kitabı da Sait Kıran Yoldaş’ın önerdiği kitaplardan biridir.

Yar Yayınları’ndan çıkan kitabın dili son derece sade, Kim İl Sung Yoldaş’ın anlatımı son derece durudur. Kitaptaki bize göre en dikkat çekici nokta ise Kim İl Sung Yoldaş’ın Devrimci Yaşamın İlkelerine ilişkin tespitlerinin Halkın Kurtuluş Partisi’nin genel ilkeleriyle ne denli paralellik gösterdiğidir. Bu da şaşırtıcı ya da tesadüfi bir durum değildir elbette.

Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı’nın da sağlığında ısrarla belirttiği gibi, her ülkenin kendine özgü sınıf ilişki ve çelişkileri, orijinallikleri vardır. Bir ülkede gerçekleşen devrimi, tüm araç ve yöntemleriyle bir başka ülkede aynen kopyalamak ve başarıya ulaştırmak mümkün değildir. Ancak savaşın, hele hele de devrimci savaşın evrensel ilkeleri vardır. Devrimci kavgaya yeni araçlar, yeni yöntemler elbette eklenebilir, değişen koşullar göz önünde bulundurularak eklenmelidir de. Bu, söz konusu ülkedeki devrimcilerin bilinçli ve yaratıcı inisiyatifiyle mümkün hale gelebilir. Fakat devrimci savaşın özü, teker teker savaşçılardan beklediği ideolojik sağlamlık, çalışkanlık, fedakârlık, özgüven gibi birçok unsur, dünyanın her yerinde aynıdır.

O sebeple Türkiye’deki Devrimci Hareketin öncüsü, Gerçek TKP’nin tek devamcısı olan HKP’nin Devrimci Yaşamın İlkelerine yaklaşımıyla devrimci savaşını zafere ulaştırmış bir ülkenin önderi olan Kim İl Sung’un yaklaşımının örtüşmesi son derece doğaldır. Tüm bu nedenlerden dolayı biz de bu paralelliğin, bu örtüşmenin en azından küçük bir bölümünü Kurtuluş Yolu Gazetesi’nin sayfalarına taşımayı yararlı gördük.

Kim İl Sung Yoldaş, kitabında, Japonya’ya karşı Kore Halkının 20 yıl boyunca sürdürdüğü ve zafere ulaştırdığı silahlı mücadeleden süzülüp gelen zengin deneyimlerle aşağıdaki satırları yazar:

“Eğer biri devrimin tanımını hazır bir kalıba sıkıştırırsa, dogmatizme sapacaktır. Önemli olan kalıplar değil, fiili durumdur. Komünistler, klasiklerde veya başka bir yerde bulunmasa bile, ülkedeki fiili duruma uygun bilimsel bir tanımı tereddütsüz kabul etmelidir.” (Kim İl Sung, Devrimci Yaşamın İlkeleri, Çev: Asım Yenidünya-Can Uğur İnanç, Yar Yayınları, 1. Baskı, Mart 2025, s. 10)

Gördüğümüz gibi Kore Devrimi’nin yiğit önderi, her ülkenin kendi orijinalliklerinin mutlaka dikkate alınması gerektiğinin, devrimin “hazır bir kalıba” sıkıştırılmaması gerektiğinin altını çiziyor. Aynı ilkeyi, Türkiye Devrimi’nin Önderi, HKP’nin İlk Genel Başkanı Hikmet Kıvılcımlı da çok genç yaşlarda bilince çıkarmış ve işkencelerle, mahpusluklarla dolu pratik mücadelesine hayatının her aşamasında, Diyalektik ve Tarihsel Maddeciliğin kılavuzluk ettiği teorik çalışmaları da eşlik etmiştir. İşte o sebeple bugün, Türkiye topraklarına gerçek anlamda ayağı basan tek siyasi hareket Halkın Kurtuluş Partisi’dir. Devrimcilik iddiasındaki kimi grupların Antiemperyalist Birinci Ulusal Kurtuluş Savaşı’mız konusunda, Ordu Meselesi’nde, Kürt Meselesi’nde, Laiklik Meselesi’nde, Tayyipgiller’in sınıf yapısı ve kökeni konusunda ve Türkiye için hayati önem taşıyan daha pek çok farklı meselede sürekli zikzaklar çizmesi, bu meselelerin özünü bir türlü kavrayıp bu özle uyumlu siyaset yapamamaları hep Kim İl Sung Yoldaş’ın vurguladığı bu altın değerindeki ilkeyi atlayıp dogmatik bir şekilde “Kara Kaplı”ların içine hapsolmalarından kaynaklanmaktadır. O “Kara Kaplı”ların yani Marksist-Leninist Klasiklerin özünü de ne kadar kavrarlar, orası da tartışmalıdır tabiî.

Kore Devrimi’nin Önderi, kitabın ilerleyen sayfalarında aynen şu ifadeleri kullanır:

“Benim değişmez inancım, gerçek bir komünistin gerçek bir vatansever olduğu ve gerçek bir milliyetçinin de gerçek bir vatansever olduğudur.” (age, s. 12)

Halkın Kurtuluş Partisi’ni, özellikle de HKP Genel Başkanı Nurullah Efe’nin Türkiye ve dünya siyasetine ışık tutan videolarını takip eden okurlarımız, bu konuda da Kim İl Sung’un tespitiyle HKP’nin tespitinin ne kadar örtüştüğünü kolayca anlayacaklardır.

Ne diyor Kim İl Sung Yoldaş?

Gerçek bir komünist, gerçek bir vatanseverdir.

Evet, HKP de hep bu düsturu savunagelmiştir. HKP Genel Başkanı Nurullah Efe, yaptığı konuşmalarda sayısız kez her ülkedeki Gerçek Komünistlerin gerçek vatanseverler olduğu vurgusunu yapmıştır. Dikkat edersek Kim İl Sung Yoldaş, gerçek bir milliyetçinin de gerçek bir vatansever olduğunu dile getiriyor. Türkiye’de Amerikancı Burjuva Kürt Hareketi’nin yörüngesinde dolaşan vatansız, satılmış, ajanlaşmış Sevrci Soytarı Sahte Sol’dan farklı olarak HKP, milliyetçilik konusunda da Kim İl Sung Yoldaş’la paralel düşünceleri savunmaktadır.

Ne diyoruz hep?

“Türkiye’de milliyetçilik, sosyalizmdir.”

Usta’mız Hikmet Kıvılcımlı, bundan yaklaşık 60 yıl kadar önce konuyla ilgili olarak aynen şunları yazmıştır:

“(…) Türkiye’nin en az 40 yıllık yanılgısı ve yenilgisi, MİLLİYETÇİLİK sözcüğünün SOSYALİZM’den başka hiçbir anlama gelemeyeceğinin bir türlü kavranılmak istenmeyişinden doğmuştur. Bu denklemi tersine çevirince de aynı sonucu buluruz.” (Hikmet Kıvılcımlı, Türkiye’de Sosyalist Konferansı İçin Çağrı, Sosyalist Gazetesi, Sayı 1, 20 Ocak 1967)

Demek ki gerçek bir milliyetçi, aslında gerçek bir sosyalistmiş. Namuslu şairimiz Ahmed Arif’in dediği gibi gerçek sosyalistler de “vatan sevmenin ustası” olduğuna göre, tıpkı Kim İl Sung Yoldaş’ın belirttiği gibi gerçek bir milliyetçi aynı zamanda gerçek bir vatansevermiş.

Kim İl Sung Yoldaş, aynı zamanda devrimde kadınların ve gençliğin rolünü de son derece berrak bir şekilde kavramıştır. Şöyle yazar:

“Kadınların devrimin bir tekerleğini ileriye doğru ittiği iddiam sadece soyut bir kavram değildir. Japonlara karşı verilen kanlı devrimci mücadelenin tarihine ve Koreli kadınların özgürleşmesinin doğrudan bir katılımcısı ve mücadelelerinin bir görgü tanığı olarak kendi gerçek deneyimlerime olmalı dayanmaktadır.” (age, s. 16)

“Ben, gençleri her zaman devrimin öncülleri olarak gördüm. Onlar, devrimci mücadelenin ve toplumsal hareketin yükünü çeken ve geleceğin kaderini omuzlayan öncü, ana güç, omurga güçtür.” (age, s. 64)

Kadınlarımızın ve gençlerimizin devrimci mücadeledeki bu rolü, Halkın Kurtuluş Partisi’nin Tüzüğünün daha girişinde ifadesini şöyle bulmaktadır:

“(…) yarımız olan Kadını ön safta bulmak, Gençliğe sonsuz inanmak.”

Demek ki bu konuda da Kim İl Sung Yoldaş’ın gözlem ve tespitleriyle Gerçek Devrimcilerin gözlem ve tespitleri bire bir örtüşmektedir.

Kore Devrimi’nin Önderi Kim İl Sung kitabında; cesaret, fedakârlık, alçakgönüllülük, tevazu, dünya nimetlerini elinin tersiyle itme, çalışkanlık gibi erdemlere de değinir.

Örneğin kitabın bir yerinde aynen şunları yazar:

“Çalışmaya [kastedilen devrimci örgüt içinde çalışmaktır- Orhan Sur] hevesli olmayan insanlar arasından güçlü bir inanç sahibi bir insanın çıktığını hiç görmedim. İnançlarında zayıf olanlar arasından devrimci yükümlülüklere yoğun sadakat gösteren bir insan çıktığını gördüm. Aralıksız çalışma, bir insana güçlü bir inanç verir.” (age, s. 28)

“(…) İnanç ve irade ancak devrimci örgüt içindeki yaşam ve pratik faaliyetler yoluyla geliştirilir; ancak aralıksız eğitim ve kendini yetiştirme yoluyla sağlam ve güvenli hale getirilebilir.” (age, s. 49)

Kim İl Sung Yoldaş ne kadar da çarpıcı bir tespitte bulunuyor, değil mi?..

Demek ki devrimci inanç, bir dinin mensubunun Dinine ya da Tanrısına duyduğu gibi kör bir inanç değilmiş. İnancın da maddi bir temeli varmış. Bu maddi temel, HKP Genel Başkanı Nurullah Efe’nin sürekli dile getirdiği gibi bir devrimcinin, kapasitesinin tamamını hareketin ve partinin günlük sorunlarını çözmek, devrimci hareketi daha da ileriye taşımak adına yeni yollar, yöntemler bulmak için sürekli bir çaba içerisinde olmasıymış. Bu maddi temel olmadan harekete ve partiye duyulan tabiri caizse “platonik aşk”, aslında devrimci inancın günbegün azalmasına yol açıyormuş. Demek ki Kim İl Sung Yoldaş’ın dediği gibi “aralıksız çalışma” yani Nurullah Efe’nin ifadesiyle “özel hayatını paranteze alma”, yine Hikmet Kıvılcımlı Usta’nın deyişiyle “hayat boyu kendi imkânlarıyla kişinin profesyonel devrimci gibi yaşamaya çalışması”, bir devrimciye güçlü bir inanç veriyormuş.

Peki, böylesine bir yaşantının ön şartı nedir?

Kim İl Sung Yoldaş, onu da veciz biçimde şöyle anlatır:

“Eğer bir insan hayatı bir zevk olarak görüyorsa, devrim yapamaz ve sadece yonca içinde yaşamaya çalışır.” (age, s. 10)

“80 yıl boyunca çektiğim zorlukları gözden geçirerek gençlere şunu söylemek istiyorum: Eğer paranın ve zenginliğin büyüsüne kapılırsanız kirli bir adam olursunuz…” (age, s. 46)

Aynen de öyledir…

Gerçek Devrimciler için hayat, en hayvancıl duygularımızı, kör güdülerimizi tatmin edeceğimiz bir süreç değildir. Onlar için hayat mücadeledir, kavgadır, insanın insanı yük hayvanı yerine koyduğu bu zalim düzenin ortadan kaldırılması için aralıksız bir şekilde savaşmaktır. Yaşama anlam katan en önemli erdem de budur zaten. Partileri HKP’nin çatısı altında mücadele eden Gerçek Devrimciler “paranın ve zenginliğin büyüsüne” kapılmazlar. Daha fazla malım mülküm olsun diye kapasitelerinin tamamını devrimci mücadeleye vakfetmekten geri durmazlar. Mekke İslamı’nın devrimci prensibi olan “Ümmetin en yoksulları düzeyinde bir yaşam”a benzer bir hayat sürmeyi baştan, gönüllüce kabul etmiştir onlar. Yine HKP Genel Başkanı Nurullah Efe’nin altını çizdiği gibi onların tatilleri, bayramları, “kafa izinleri” olmaz. Çünkü onlar, kavganın ateşinden uzaklaştıkları bir günün bile Halkın Kurtuluş Davasında mutlaka bir gedik açacağını çok iyi bilirler.

Gerçek Devrimciler, nasıl yaşanması gerektiğini bildikleri gibi nasıl ve ne uğurda ölmeleri gerektiğini de çok iyi bilirler. Bunu da yine Gerçek Devrimci Kim İl Sung Yoldaş’ın kaleminden takip edelim:

“Mücadeleye ülkesi, insanları ve insanlık için başlayan bir insan, hayatını ülkesi, insanları ve insanlık için sonlandırmalıdır. Ancak o zaman [o insanın – O. S.] hayatı, insanlar tarafından sonsuza kadar asil ve güzel bir hayat olarak hatırlanacaktır.” (age, s. 41)

Kore Devrimi’nin yiğit önderi, bu konuda da sonuna kadar haklıdır. Gerçek Devrimciler için en güzel ölüm, savaş meydanlarında, devrimci kavganın sloganlarını haykırırken gelen ölümdür. O sebeple HKP Genel Başkanı Nurullah Efe’nin dediği gibi Gerçek Devrimciler “ölümle dans ederler.” İnsanın şöyle ya da böyle öleceğini bilirler ve ölümsüzlük yanılgısına asla kapılmazlar. Ve Kahraman Gerillamız Che Guevara’nın Bolivya dağlarından yazdığı meşhur mektubundaki sözlerini her daim en önemli yaşam ve ölüm prensibi olarak ve “başım gözüm üstüne” diyerek kabul ederler:

“Ölüm nereden ve nasıl gelirse gelsin; savaş sloganlarımız kulaktan kulağa yayılacaksa ve silahlarımız elden ele geçecekse ve başkaları mitralyöz sesleriyle, savaş ve zafer naralarıyla cenazelerimize ağıt yakacaklarsa, ölüm hoş geldi, safa geldi…”

Dilerseniz Kim İl Sung Yoldaş’ın kitabından alıntılara burada son verelim ve Yoldaşlarımıza kitabı mutlaka edinip okumaları, hatta yiğit kadın Yoldaşımız Ayça Okur’un önerisini yineleyerek bu konuda eğitim çalışması yapmaları yönündeki naçizane önerimizi dile getirerek yazımızı sonlandıralım.

10 Mayıs 2026

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.