AKP’giller; doğa-çevre talan ve yağmasına devam ediyor

04.12.2020
A+
A-

Av. Tacettin Çolak

Bu, onların eski huyu.

Daha doğrusu on sekiz yıldır ülkenin üstüne çöktüler; durmak ve doymak bilmeden vurgun ve talana devam ediyorlar.

Onlar için Türkiye Cumhuriyeti bir “ganimet”tir.

Yağmalanması da “mübah”tır.

Aynen böyle bakıyorlar ve öyle davranıyorlar.

Belediyeleri, Bakanlıkları, Genel Müdürlükleri ve her türden yerel ve merkezi yönetim birimini bu vurgun düzenin devamı için çalıştırıyorlar.

Vurgun ve talana uğrattıkları kamu mallarında, ülkenin tarihi ve doğal güzelliklerinde tüyü bitmemiş yetimin hakkı varmış, ileride bunun hesabı sorulurmuş gibi bir dertleri de yok.

Öyle ki, yaptıkları dinen de açıkça haram olmasına karşın, öbür dünya korkusuna dahi kapılmadan son hızla vuruyorlar da vuruyorlar. Başta kendileri olmak üzere, tüm yakınlarını ve yandaşlarını zengin ediyorlar.

Bunların samimi bir dini inançları da olmadığından fırsat bu fırsat deyip ganimet paylaşıyorlar.

Bu yağma ve talanın birçoğuyla hukuki mücadelelerimiz oldu, bundan sonra da olacak.

En son yapılan ise; ülkemizin akciğerleri olan orman alanlarından bazı noktaların orman sınırlarının dışına çıkartılmasıdır.

Resmi Gazetenin 26 Kasım 2020 tarih ve 31316 sayılı nüshasında yayımlanan CB (daha doğrusu Kaçak Saray) kararı ile; İzmir Bayraklı İlçesi Bayraklı Mahallesi ile Bursa İnegöl İlçesi Hamzabey Mahallesi ve Yenişehir İlçesi Çayırlı Mahallesinde bulunan ormanlık arazilerin orman sınırlarının dışına çıkartıldığı duyuruldu.

Bu alanların “orman sınırlarının dışına çıkartılması” demek; buraların yerleşime açılması demektir.

Dolayısıyla arkasından yeni peşkeş, vurgun ve rantların geleceği kaçınılmazdır.

Örneğin; Bayraklı’daki orman sınırları dışına çıkartılan bölge; Yamanlar Yaka Deresi mevkiidir.

Yaka Deresi’nin zemini inşaat yapımına uygun değildir.

Yaka deresi 1995 yılındaki sel felaketinde taşmış ve 58 insanımız yaşamdan kopmuştu.

İzmir Belediyesi tarafından yürütülen teknik çalışmalarla oluşturulan istinat duvarları ve taraçalarla yeni sel felaketlerinin yaşanmaması için önlemler alınmıştı.

Resmi Gazetede yayımlanan CB (daha doğrusu Kaçak Saray) kararıyla bu bölgeyi orman alanını dışına çıkartmakla imara açacakları ve uzun vadede yeni sel felaketlerine yol açacakları kesindir.

Bu halk düşmanı kararı “depremzedelere konut yapacağız” gerekçesiyle halka yerdirmeye çalışmaktalar. Ancak halkımızın bu çevre düşmanı karara karşı uyanık olması gerekir.

Sanki İzmir’de orman vasıflı yerlerden başka depremzedelere konut alanı açmak için yer kalmamış gibi, bu bahaneyle doğal SİT alanı olan bu bölgeyi orman vasfından çıkartarak yeni rant ve vurgun araçları oluşturmayı amaçlamaktalar.

Oysa çevrenin korunması ve halkın yararına sunulması için burasının yeşil alan, ormanlık alan, mesire yeri, günübirlik tesis alanı olması gerekmektedir.

Bu uygulama açıkça yeni bir çevre talanına yol açacaktır.

Artık bu tür kararları herhangi bir meslek odasına danışmadan ya da bir kurul halinde oturup fayda/zarar değerlendirmesi yapmadan tek bir kişi alıyor.

Ondan sonra da her söze başlayan bürokrat “cumhurbaşkanımızın talimatlarıyla” diye konuya girerek kendilerinin basit birer emir eri olduklarını kanıtlamış oluyorlar.

Kamu yönetiminde hiçbir liyakat olmadığı gibi, tam bir keyfilik hüküm sürmektedir.

Öyle ki AKP’giller; bu vurgun ve talan planlarını uzun vadeye yayarak hayata geçirmekteler.

Geçtiğimiz yıllarda 6831 sayılı Orman Kanununda Anayasanın 169’uncu maddesine açıkça aykırı değişiklikler yaptılar. Meclisteki muhalefet ya uyudu ya yapılan bu değişikliğin ardından gelecek orman ve çevre talanlarını öngörmediler ya da ses çıkarmadılar.

AKP’giller bu vurgun ve talan kararlarını Orman Kanununun Ek 16’ncı maddesine dayandırmakta.

Oysa Anayasa’nın Ormanların Korunması ve Geliştirilmesi”ni düzenleyen 169’uncu maddesine göre; Devletin, ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyup, tedbirleri alması, yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilmesi, bu yerlerde başka çeşit tarım ve hayvancılık yapılmaması için önlemler alması gerekir.

Anayasanın bu maddesinde; ormanların zamanaşımı ile mülk edinilemeyeceği ve kamu yararı dışında başka bir amaca özgülenemeyeceği, ormanlara zarar verebilecek hiçbir faaliyete ve eyleme müsaade edilemeyeceği, ormanların tahrip edilmesine yol açan siyasi propaganda yapılamayacağı açıkça tanımlanmıştır.

Dahası aynı maddeye göre; 31/12/1981 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler, şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler dışında, orman sınırlarında daraltma yapılamaz.

Görüldüğü gibi, yukarıdaki düzenlemeye göre orman sınırlarında daraltma ancak ve ancak 31.12.1981 tarihinden önce orman vasfını kaybeden yerlerde yapılabilir.

Bunun dışında orman sınırlarının daraltılması mümkün değildir.

Fakat, AKP’giller gözlerini karartmış bir şekilde Anayasayı ihlal etmekteler.

Ya da Meclisteki muhalefeti de kendilerine suç ortağı yaparak önceden Anayasa aykırı yasaları çıkartıp, sonrasında da Türkiye’nin dört bir yanında ormanlık alanları orman vasfı dışına çıkartıp imara açarak buraları beton yığınlarına dönüştürmekteler, yandaşlarına yeni rant alanları açmaktalar.

Buna karşı yerel yönetimlerin, meslek odalarının ve demokratik kitle örgütlerinin uyanık olması, toplumsal muhalefeti örgütlemesi gerekmektedir.

HKP Programı’nda doğa sevgisi şöyle tanımlanmıştır:

“Unutmayalım ki dünyamız, bilim insanlarının öngörülerine göre daha üç milyar yıl biz canlılara ev sahipliği edecektir. Doğanın bu hizmetini yapabilmesi için bizim de onun kanunlarına saygılı olmamız ve onu bir bütün olarak (dağlarıyla, ovalarıyla, ormanlarıyla, nehir, göl ve denizleriyle, bitkileriyle, hayvanlarıyla) canı gönülden sevmemiz gerekir. Partimiz, bu bilince sahiptir ve bu sevgiyi taşımaktadır.”

Halkın Kurtuluş Partisi, AKP’giller’in orman, doğa ve çevre düşmanı politikalarına karşı her zaman olduğu gibi bugün de mücadele etmektedir, edecektir.

Bu devran böyle gitmeyecek.

Elbette yapılan bu ihanetlerin hesabı sorulacak.

ETİKETLER: