Batılı Emperyalistler, Kültür Hırsızıdırlar da…
M. Gürdal Çıngı
Evet, öyledirler; vurguncudurlar, yağmacıdırlar, talancıdırlar!
Ülkelerin yeraltı ve yerüstü maddi servetlerini yağmaladıkları gibi, manevi değerlerini, kültür hazinelerini, geçmişlerini de çalarlar, hırsızlarlar ve utanmadan arlanmadan müzelerinde sergilerler…
Bunların başında da bir zamanlar “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk: İngiltere” gelir. İngiltere’nin, dünyaca ünlü British Museum’u gelir!
British Museum
Sonra Fransa gelir, Fransa’nın ünlü Louvre Müzesi gelir.
Sonra Almanya gelir. Almanya’nın, Müzeler Adası’ndaki beş ünlü müzeden, özellikle Pergamon Müzesi gelir. Diğer 4 müzede de; Bode, Neues, Alte Nationalgalarie ve Altes’te de kaçak eserler vardır ama en ünlüsü Pergamon Müzesi’dir. Gördüğümüz gibi, adı bile Bergama’mızdan geliyor.
Sonra Avrupa’dan Hollanda gelir, Belçika gelir.
Sonra Rusya gelir. Puşkin Müzesi gelir.
Ve tabiî ki ABD gelir. ABD’deki Dumbarton Oaks Müzesi, Worcester Sanat Müzesi gelir.
Gelir oğlu gelir…
Öyle ki; eğer British Museum’da sergilenen tarihi eserler, çalındıkları, hırsızlandıkları ülkelere geri verilseler, neredeyse British Museum boş kalır!
En azından bu kadar ünlü olmaz, olamaz!
Çünkü sergiledikleri ve en çok ilgi gören eserler, çaldıkları eserlerdir; kendi kültürel tarihlerinin eserleri değil.
Müzenin öne çıkan eserleri arasında Halikarnas Mozolesi (Türkiye) Büyük Ramses’in Büstü (Mısır) ve Rosetta Taşı (Mısır) yer alıyor.
Halikarnas Mozolesi
Rosetta Taşı
Nijerya’dan çalınan ve aralarında kraliyet kıyafetleri ve kişisel süs eşyalarının da bulunduğu bir grup heykelden oluşan Benin Bronzları var.
Etiyopya’dan çalınan kadehler, silahlar, mücevherler ve tabotlar (kutsanmış sunak tabletleri) gibi litürjik nesneleri içeren Maqdala Koleksiyonu var.
Çin’den çalınan Shang, Zhou, Wei ve Jin gibi hanedanlara ait yaklaşık 23 bin eser var.
Bakın bunu nasıl anlatıyor Ürdünlü ünlü arkeleog Nizar Al-Tarşan:
***
Ürdünlü arkeolog Al-Tarşan: Çalınan tüm eserler iade edilirse İngiliz müzesi boş kalır
05.08.2025
İngilizlerin Ortadoğu’dan çaldığı eserlerin British Museum’un büyük kısmını oluşturduğuna dikkat çeken Ürdünlü arkeolog Al-Tarşan, İngilizleri tarihi tahrif etmekle suçladı.
Ürdün Üniversitesi Arkeoloji Profesörü ve Uluslararası Tarihçiler Birliği üyesi Nizar Al-Tarşan, Sputnik’e açıklamasında, Doğu’nun kültürel mirasının İngilizler tarafından yağmalanmasını değerlendirdi.
Arap coğrafyasının, Haçlı Seferleri’ne kadar uzanan büyük eser hırsızlıklarıyla dolu bir geçmişe sahip olduğunu söyleyen Al-Taşran, “Ancak sistematik yağma, en büyük sorun olan İngiltere’nin sömürgeci genişlemesiyle başladı. İngiltere, Doğu medeniyetlerinin izlerini silmek amacıyla Suriye ve Irak’taki arkeolojik alanları kasıtlı olarak tahrip etti” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü:
İngilizler tarafından Mezopotamya ve Levant’tan çalınan binlerce eser şu anda British Museum’da sergileniyor. Birçok uzman, çalınan tüm eserler kaldırılsa koleksiyonun boş kalacağını ve bunun da İngiltere’nin antik tarih eksikliğini ortaya koyacağını söylüyor. Bu sadece bir soygun değil, aynı zamanda büyük bir tarihi tahrifat. Anıtların yanı sıra, bilimsel ve felsefi eserler içeren el yazmaları çalınmış, yaratıcılarının düşüncelerinin meyvesi olan antik eserlere gömülü teknolojiler ve fikirler çalınmıştı.
Bu hazineler yasadışı yollarla ihraç edildikten sonra Batılı ülkelerin, bunlarda yer alan bilgiyi sahiplendiğini ve daha sonra bölgenin tarihini yeniden yazmayı ve Arap kültürel mirasını itibarsızlaştırmayı amaçlayan kitaplar, makaleler ve çalışmalar yayınlayarak tarihi gerçekleri çarpıtmaya başladığını kaydeden Al-Taşran, şunu dedi:
Bu durum, hem çok sayıda oryantalist çalışma hem de değerli eşyaları koruma bahanesiyle bu hırsızlıkları meşrulaştıran yerel yandaşlar sayesinde mümkün oldu. Oysa bu varlıkların ülkelerinden uzaklaştırılması onlara sadece zarar verdi. Arap ülkeleri bugün eserlerini geri almaya çalışıyor, ancak İngiltere ve Batı’nın inatçı direnişiyle karşı karşıya kalıyorlar. Ayrıca, kültürel hazinelerin iadesini zorunlu kılan katı uluslararası yasaların olmaması da cabası. Bu konudaki diplomatik çabalar ne yazık ki etkisiz kalıyor.” (https://anlatilaninotesi.com.tr/20250805/urdunlu-arkeolog-al-tarsan-calinan-tum-eserler-iade-edilirse-ingiliz-muzesi-bos-kalir-1098358897.html)
***
British Museum’da Anadolu’muzdan, Trakya’mızdan hırsızlanan, çalınan eserlerin sayısı 75.300. Yani British Museum’de çalınan en çok eseri bulunan 3’üncü ülkeyiz.
“Müzenin en dikkat çekici bölümünü Türkiye’nin antik şehirlerinden getirilen eserlerin sergilendiği 15 ile 23 numaralı salonlar arasındaki galeriler oluşturuyor. Bugün bu salonlarda çoğunlukla Muğla’dan getirilen eserler bulunurken, Yunanistan ve Türkiye’nin farklı kentlerinden eserler de görülebiliyor.
“Bu galeriler arasında tamamen Muğla’dan getirilen tarihi eserlerin oluşturduğu iki salon bulunuyor. Antik dünyanın 7 harikasından biri sayılan “Halikarnas Mozolesi” kalıntıları, bu ismin verildiği 21 numaralı salonda sergileniyor.
“Burada, Kral Mausolos, eşi Artemisia ile dev at ve aslan heykellerinin yanı sıra savaş sahneleri kabartmaları ve büstler ziyaret edilebiliyor. Mermer üzerine işlenmiş kabartmaların bir kısmı ABD’deki müzelere geçici olarak gönderilmiş durumda.
“Halikarnas Mozolesi, bir koridorla “Nereidler Anıtı” galerisine bağlanıyor. Anıtın parçalarının neredeyse tamamen birleştirilerek tekrar inşa edildiği galeride bugün Muğla’daki Ksanthos Antik Kenti’nden getirilen diğer eserler de sergileniyor.
“British Museum’un ziyaretçilerini, ana giriş kapısının hemen içinde 2 aslan heykeli karşılıyor. Halikarnas Mozolesi kazısından çıkarılan iki aslanı geçip müzenin merkezindeki 2. Elizabeth Büyük Salonu’na ulaşan ziyaretçiler, yaklaşık 2 metreye 3 metre büyüklüğündeki Knidos Aslanı’nı görebiliyor.
“Bugün Muğla’nın Datça ilçesinde bulunan Knidos’tan kaçırılarak İngiltere’ye getirilen bir diğer heykel ise çiftçilerin bereket tanrısı Demeter heykeli.” (https://www.aa.com.tr/tr/kultur/turkiye-ingiltere-muzelerindeki-anadoluya-ait-eserlerin-iadesi-icin-devrede/2984607#)
Ülkemizden kaçırılan en ünlü eserler ve bulundukları ülkeler de şunlar:
1- Günümüz Antalya-Kaş sınırlarındaki Ksanthos Antik Kenti’nden Nereidler Anıtı (British Museum),
2- İzmir-Bergama’dan Zeus Sunağı ya da Büyük Sunak olarak da adlandırılan Pergamon Sunağı (Pergamon Müzesi),
3- Muğla-Bodrum’dan-Halikarnassos’tan Mozaik (British Museum),
4- Çanakkale-Troya’dan Büyük Diadem (Puşkin Müzesi),
5- Muğla-Datça’dan Knidos Aslanı (British Museum),
Knidos Aslanı
6- Aydın-Didim’den-Miletos Antik Kenti’nden Güney Agora Kapısı -modern ilaveler ile rekonstrüksiyonu- (Pergamon Müzesi),
7- Gümüşhane-Satala Antik Kenti’nde bulunan bronz Aphrodite büstü (British Museum),
8- Aydın-Karacasu-Aphrodisias’tan İhtiyar Balıkçı Heykeli (Pergamon Müzesi),
9- Antakya’da bulunan Üç Güzeller Mozaiği (Louvre Müzesi),
10- Antakya’da bulunan Mevsimler Mozaiği (Louvre Müzesi),
11- Muğla-Bodrum’dan-Halikarnassos Mozolesi Kalıntıları (British Museum),
12- Antakya’dan Hermes ve bebek Dionysos’u gösteren Roma dönemi taban mozaiği (Worcester Sanat Müzesi / ABD),
13- Antakya’dan Herakles ve Dionysos’un İçki Yarışması sahnesini betimleyen mozaik (Worcester Sanat Müzesi / ABD),
14- İzmir-Bergama’dan-Pergamon Antik Kenti’nde bulunan Athena Tapınağı Propylonu (Pergamon Müzesi),
15- Antalya-Kaş sınırlarındaki Ksanthos Antik Kenti’nden Payava Lahdi (British Museum),
16- Antalya’daki Perge Antik Kenti’nden Tykhe heykeli (Belçika Brüksel Kraliyet Sanat Müzesi),
17- Antalya-Kaş sınırlarındaki Ksanthos Antik Kenti’nden Harpy Anıtı (British Museum),
18- Hatay’daki antik Alalah (modern adıyla Aççana Höyük) bölgesinde bulunan İdrimi Heykeli (British Museum),
19- İzmir’den-Smyrna’dan Dionysos Başı (Hollanda Ulusal Arkeoloji Müzesi),
20- Antalya’daki Korydalla antik kentinden “Sion Eserleri” (Dumbarton Oaks Müzesi / ABD).
Gördüğümüz gibi, ülkemizin batısından doğusuna, kuzeyinden güneyine her bölgesinden antik eserler çalınarak götürülmüştür, başta British Museum olmak üzere Batılı devletlerin müzelerine.
Yukarıda dediğimiz gibi Batılı Emperyalistler, dünyanın yedi iklim dört bucağından tarihi ve kültürel eserleri çalarak hırsızlık yapmışlardır. Ve bu hırsızlıkların yapıldığı ülkeler, tarihi ve kültürel eserlerini geri istemektedirler haklı olarak.
Örneğin Çin, resmi yazıyla eserlerinin iadesini talep etmiştir. Ve bu konuyla ilgili olarak şunları yazmıştır British Museum yetkililerine:
“British Museum koleksiyonunda bulunan yaklaşık 8 milyon eser, İngiltere dışından geliyor ve büyük çoğunluğu uygunsuz yollardan hatta ahlâksız yollarla elde edilmiş durumda.”
Örneğin Mısır, British Museum’un Rosetta Taşı’nı iade etmesini istemesine rağmen verilmemesini; “Mısır’a karşı Batılı kültürel şiddetin” bir sembolü olduğunu söylüyor.
Gana ve Hindistan, eserlerin tarihi değeri yanında kutsiyeti bulunduğunu da belirterek eserlerini geri istiyorlar.
Ve bizim ve başka ülkelerin çalınmış eserlerini 1963 tarihli British Museum Yasası’nı gerekçe göstererek, özünde sudan gerekçelerle iade etmiyor İngiltere, British Museum.
“1963 tarihli Britanya Müzesi Yasası (c. 24), Birleşik Krallık Parlamentosu’nun bir yasasıdır. 1902 tarihli Britanya Müzesi Yasası’nın (2 Edw. 7. c. 12) yerini almıştır. Muhafazakâr Başbakan Harold Macmillan’ın ikinci bakanlığı tarafından yürürlüğe konulmuştur. Yasa, Britanya Müzesi ve Doğa Tarihi Müzesi’nin, az sayıda özel durum haricinde, koleksiyonlarını elden çıkarmasını yasaklamaktadır.” (https://en.wikipedia.org/wiki/British_Museum_Act_1963)
Ve bu yasayı gerekçe göstererek; eserlerin Londra’da daha iyi korunduğunu, zamanında resmi izinlerle getirildiğini ve söz konusu ülkelerin tanıtımına katkı sağladıklarını iddia ederek istekleri geri çeviriyor…
Utanmazlara bakın!
“Londra’da daha iyi korunuyorlarmış”, “zamanında resmi izinlerle getirilmişler”, “söz konusu ülkelerin tanıtımına katkı sağlıyorlarmış”…
Ve bu Batılı Emperyalistler, yağmacılıklarına, hırsızlıklarına dur durak bilmeden devam ediyorlar.
Şimdi dünyanın jandarması ABD. Ve şimdi hırsızlıkta, yağmacılıkta başı o çekiyor.
Irak’ın işgaliyle birlikte eşsiz tarihi eserlerini, neredeyse tüm tarihini, yağmaladılar. Çaldılar, ülkelerine götürdüler…
Suriye’nin tarihi ve kültürel mirasını yağmaladılar.
Ahlâksızlar. Yağmacılar! Talancılar! Hırsızlar!
İşte Batı Medeniyeti denilen, Sınıflı Toplum Medeniyeti budur!
Bundan başka bir şey değildir!
Kim ki, hangi ülke ki, hangi örgüt ve kurum ki Batılı Emperyalistlerle işbirliği yapar, onlardan medet umar; onlar uşaktır! Onlar satılmıştır! Onlar haindir!
EK:
HKP Programı’ndan:
Çevreye ve Tarihe Saygı
(…)
Dağ, nehir ve şehir adlarından da anlaşılabileceği gibi, ülkemiz, bizden önce, onlarca Antika Medeniyetin, hatta medeniyet öncesi toplumun yaşamış olduğu bir coğrafyaya sahiptir.
Şehirlerimiz, bu medeniyetlerden bize miras kalan pek çok yapı, tarihi eser ve kalıntıyla doludur. Bunları özenle korumamız, insan ve tabiat olayları tarafından bozulmalarını, yok olmalarını önlememiz gerekmektedir.
Parababaları, yalnız insana değil Tarihe ve Tabiata da hiç saygı duymamaktadır. Sevgi beslememektedir. Bu sebeple de şehirlerimizin Tarihi dokusunu, yeşil alanlarımızı, kıyılarımızı acımasızca tahrip etmekte, yok etmektedir. Şehirlerimizdeki Tarih varlıklarını kazıyıp, yerlerine iş merkezi, katlı otopark, lüks konutlar yapmaktadır. Namuslu bir bilim insanımız, geçen yıl; “Konya’da son yirmi yılda yapılan Tarih katliamı, önceki beş yüz yılda yapılana denktir” demişti. Diğer şehirlerimizde de hemen hemen aynısı yapılmaktadır.
Dünyanın en güzel yerleri arasında gösterilen kıyılarımız, yakıp yıkılarak, turistik otellerle, pahalı konutlarla doldurulmaktadır.
Bu tahribatı, hükümetleriyle, yerel yöneticileriyle Parababalarının emrindeki siyasiler yapmaktadır.
Oysa bilime göre, şehirlerin Tarihi dokusu korunur, yeni ilaveler, genişletmeler, çevredeki boş araziler üzerine yapılır. Eski ve yeni şehir birbiri üzerine bindirilmez.
Kıyılarımız, koylarımız, yeşil alanlarımız, göllerimiz, nehirlerimiz ve denizlerimiz de gözümüz gibi korunur. Kirletilmez, bozulmaz.
Para ve Kâr Tanrısına tapınan Parababalarının, bu insan, Tarih ve doğa katliamları onların cibilliyeti iktizasıdır. Torunlarımız bunları lanetle anacaktır.
Partimizse, Parababalarınınkinin tam tersi bir tutumla, bütün bu konularda sadece bilimin emrettiği şekilde davranacaktır. Yapılması gerekenleri, bedelini umursamaksızın, hızla yerine getirecektir.
Partimiz, insanlığın başından geçenleri sebep-sonuç ilişkileriyle açığa çıkarıp tam olarak anlayamadığımız sürece, geleceğimizin iyice görülüp bilinemeyeceği inancındadır. Bu sebeple Tarihe, ilgi ve saygıyla yaklaşır.
Dün içinden çıktığımız, Antika Tarihin en ünlü, en gelişkin iki imparatorluğundan biri olan, (diğeri de Roma’dır.) Osmanlı atalarımıza olduğu kadar, bizden önce bu topraklarda yaşamış Antika Medeniyetlere ve onlardan kalan kültür varlıklarına da sevgi ve takdirle bakar. Onların bilinmesi, bilinenlerin kavranması ve tanıtılması için her türlü çalışmayı yapar. İlgiyi, ihtimamı gösterir. Sekiz-on bin yıl önce yaratılmış olan Çatalhöyüklü Ana Tanrıça heykelini olduğu gibi, Bizans eseri Ayasofya’yı da, Süleymaniye’yi de, Selçuklu ve Osmanlı atalarımızın diğer eserlerini de aynı ilgiyle sever ve onların korunması, tanıtılması için çalışır.
Ülkemiz Antika Medeniyetlere ev sahipliği etme açısından dünyanın en zengin ülkelerinden biridir. Ama ne yazık ki, bu tarihimize ve onların kültür varlıklarına bugüne kadar hemen hemen hiç sahip çıkılmamıştır. Batılı Emperyalist canavarlar, bizim bu varlıklarımızı da önemli ölçüde yağmalamışlardır. Bugün Anadolu Medeniyetlerine ait tarih ve kültür varlıklarının hemen hemen yarısı bu emperyalist devletlerde, onların müzelerinde ve kolleksiyonerlerindedir.
Partimiz, çalınan bu zenginliklerimizin, uluslararası yasaların emrettiği biçimde, onlardan geri alınarak ülkemize, ait olduğu topraklara getirilmesini, bunlara sevginin-saygının gereği sayar.
Tabiî ülkemizdeki zenginliklerin de ortaya çıkarılması, çıkarılan ve bilinenlerin de korunmasını önemle savunur. Bunun için gerekli her çalışmayı yapar. Önlemi alır. Unutmayalım ki Tarih tekrar yaşanmaz, yaratılamaz. Onlar kaybolursa yerine yenisi konamaz… O yüzden onları, gözümüz gibi korumamız gerekir.



