BOP’a, Ortaçağcı Gericiliğe ve Başkanlığa Geçit Vermeyeceğiz!

28.02.2017
A+
A-

Tarih: 19 Mayıs 1919.

O günlerde vatanımızın içinde bulunduğu karanlığı aydınlatan ışığın ortaya çıktığı gün. Antiemperyalist Birinci Kurtuluş Savaşı’mızın önderi Mustafa Kemal’in ve Birinci Kuvayimilliyecilerin vatanımızı bilfiil işgal etmiş olan emperyalistlere ve onların yerli işbirlikçilerine karşı Antiemperyalist Kurtuluş Savaşı’mızı fiilen başlattığı gündür 19 Mayıs günü. Ve bugünün devamında gelen emperyalizme karşı savaş, vatanımızın her karış toprağına yayılmış ve kurtarılmıştır vatanımız emperyalistlerden ve onların yerli işbirlikçilerinden, gericilerden, yobazlardan… Ve kurulmuştur  Laik Cumhuriyet.

 

Tarih: 25 Şubat 2017

Ne yazık ki vatanımızda o günlerden bugünlere çok şey değişmiştir. Vatanımızı topuyla, tankıyla, silahıyla işgal girişiminde başarısız olan emperyalistler, vatanımızı içeriden fethetmek amacıyla 1950 yılından bu yana kendi işbirlikçileri olan partileri iktidara taşımışlardır. Ve o günden bugüne dek de halkımızı inim inim inletmekte, yeraltı ve yerüstü servetlerimizi sömürmekte ve Birinci Kurtuluş Savaşı Zaferimizin intikamı olacak olan “Büyük Ortadoğu Projesi (BOP)”nu uygulamaktadırlar, işbirlikçi iktidarları aracılığıyla.

 

Peki, ne midir, “Büyük Ortadoğu Projesi”?

Büyük Ortadoğu Projesi; Irak’tır, Libya’dır, Suriye’dir.

Acılar içerisinde kıvranan halklar, ağlayan çocuklar, kan, zulüm, ölüm demektir. Bin devletli bir dünya ve ülkemizin en az üçe bölünmesi demektir.

Peki, kimdir bu projenin baş aktörü ve uygulayıcıları?

Tabiî ki dünyanın baş haydudu ABD ve AB Emperyalistleri ve onların ülkemizdeki yerli işbirlikçisi ve bir piyonu olan AKP’giller ve onun başşefi Kaçak Saraylı’dır. AKP’giller ki; kurulduklarından bu yana efendileri olan ABD Emperyalistlerine hizmette kusur etmemiş, onların sadık bir hizmetkârı olmuş ve vatanımızı parçalayacak olan “Büyük Ortadoğu Projesi”ne başşefleri olan Kaçak Saraylı tarafından “Ben Eşbaşkanıyım” diyerek imzalarını atmışlardır.

Ve işte bugün BOP’un eşbaşkanı olan AKP’giller’in başşefi Kaçak Saraylı, Cumhurbaşkanlığı bile meşru değilken, başkanlık hayallerine düşerek, 15 Temmuz Ganimet Paylaşım Savaşı’ndan ABD tarafından galip getirilmesinden sonra,  vatanımızı hızlıca, Tayyibistan Faşist Din Devleti sokma yoluna girmiştir sınıf karakterleri gereği. İşte AKP’giller’in hayal ettikleri budur:

Vatanımızı Faşist Din Devleti haline sokarak BOP’u uygulatmak istiyor ABD Emperyalistleri. Bunun en kolay yolunu da AKP’giller’in başşefini “Başkan” yapmaktan geçtiğini düşünüyorlar, şu an için.

Vatanımızın her köşesinde patlayan BOP’un bombalarını, günden güne artan açlığı, sefaleti, işsizliği kullanarak, “Beni başkan yaparsanız bunların hepsi geçer” diyerek de kandırmaktadır halkımızı.

Onlar halkımızı kandırmaya devam etsinler, biz gerçeği açık açık söylüyoruz; tüm bunların sorumlusu başta ABD-AB Emperyalistleridir. Daha sonra onlarla etle tırnak gibi kaynaşmış ve hainliğin, hırsızlığın, vurgunculuğun dibine düşmüş olan AKP’giller ve onun “Başkanlık” hayaliyle yanıp tutuşan başşefi Kaçak Saraylı’dır.

Bu yüzden AKP’giller önümüze tiyatro bir referandum getirmiştir; Başkanlığa Evet mi? Hayır mı?

Peki bu tiyatronun amacı ne?

Tabiî ki de Faşist bir Din Devleti kurmak. Ve bizler de, Kurtuluş Partisi Gençliği olarak AKP’giller’in, Faşist bir Din Devleti kurmak amaçlı önümüze getirdiği bu Başkanlık Anayasasına karşı en yüksek sesimizle HAYIR diyoruz ve HAYIR demeyi de sürdüreceğiz.

Ancak mesele sadece saf bir başkanlığa EVET mi? HAYIR mı? meselesi değildir.

Eğer olaya bu gözle bakarsak ülkemizin zaten bir “Hırsızlar İmparatorluğuna” dönüşmüş olduğunu unutabiliriz. Bugüne kadar Kaçak Saraylı ve avanesi ülkemizde ne yasa, ne hukuk bırakmıştır. Mahkemeleri kendi yararları doğrultusunda kullanmış, yasaları kendi suçlarını örtmek için değiştirmiş ve işlemez hale getirmişlerdir. İşte bu sebepten Kaçak Saraylı mücrim ve avanesi ne kadar çabalarlarsa çabalasınlar; “Yeni Anayasa” diye ortaya sürdükleri demagojik düzenbazlık ve ihanet belgesini, sandıktan yüzde 90’ları bulan bir oy oranıyla bile çıkarmış olurlarsa olsunlar, asla meşru olamazlar. Yapıp ettiklerinin de hukukla da, yasayla da, Anayasayla da zerrece ilgisi olmaz. 

AKP’giller’in başşefi, Anayasayı ortadan kaldırdı. O, Anayasayla oluşturulmuş olan Laik Cumhuriyet’i yıkıp enkaz yığınına döndürdü. Vatana ihanet suçları işledi defalarca. Savaş suçu işledi. Kamu malını aşırıp, yağmalayıp zimmetine geçirdi. Ve yıktığı Türkiye Cumhuriyeti’nin yerine, hakla hukukla zerrece ilgisi olmayan bir “Hırsızlar İmparatorluğu” kurdu. Şimdi de onu,“Tayyibistan Faşist Din Devleti”ne dönüştürmekle meşguldür.

İşte şimdi tüm bu suçlarını örtbas etmek için “Başkanlık Anayasası” adlı tiyatro oyununu önümüze sundu. Bu oylamayı da rahat bir şekilde referandumdan geçirebilmek için Kontrgerilla’nın özel örgütü olan Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile doğaları gereği kol kola girdi. Ve birlikte Tayyibistan Faşist Din Devletine doğru adımlar atmaya başladılar çoktan.

Tabiî ki de AKP’giller bugünleri iktidara geldikleri günden beri hazırlamaya başlamışlardır. İlk olarak kendilerine karşı olan Mustafa Kemal’ci subayları “Ergenekon, Balyoz vb.” adlı operasyonlarla ordudan atarak bu işe girişmişler daha sonra da Laikliğe karşı azgın bir saldırı başlatarak yıpratmışlardır ülkemizi.

Liselerimizde, üniversitelerimizde laik ve bilimsel eğitimi yok edici faaliyetlere girişmiş, yerine bilimsellikten uzak ve gerici bir eğitim getirmişlerdir. Ve sonuç olarak AKP’giller’in “dindar ve kindar” nesli ortaya çıkmıştır.

 

AKP’giller’in saldırıları sadece bu kadarla mı sınırlı kalmıştır?

Tabii ki de HAYIR!

AKP’giller yönettikleri bu sömürü düzenini her geçen gün biraz daha arttırmıştır. İşçilerin haklarını ellerinden almış, greve çıkan, haklarını arayan işçilerin grevlerini yasaklamıştır. Kendi kolluk güçleri tarafından dövülmüş, yaka paça sokağa atılmıştır işçiler. Ve zaten bir pislik olan bu sömürü düzenini iyice pisliğe batırarak devam etmiştir sınıfsal yapısının gereğini uygulamaya.

   Bu yüzden ölesiye istemektedirler AKP'giller Başkanlık Sistemini, yani Faşist bir Din Devletini. Yaptıkları suçlardan, vurgunlardan, hırsızlıklardan kurtulmak için!

Ancak bizim savaşımız sadece Başkanlık sistemine karşı alanı daraltılmış bir savaş değil.

Bizim savaşımız; Emperyalizme karşı, bizim savaşımız BOP’a, Faşizme, Ortaçağcı gericiliğe karşı yani tümüyle sömürücü düzene karşı kızıl bir savaştır.

Ve bu savaşımız, bu kahrolasıca düzeni kökünden söküp atana dek sürmeye devam edecektir.

Bugün ülkemizde milyonlarca insan açlık, işsizlik ve sefalet içerisinde yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Bir yerde iş bulup çalışabilme şansını yakalamış olan insanlar ise bu düzenin çarkları içerisinde her gün kat ve kat sömürülerek, insanca yaşam koşullarından uzak bir şekilde çalıştırılarak yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Çalışma saatleri 12 saati dahi geçkin olan insanlarımız tüm bu sıkıntılar içerisinde bir de geçim derdi ile uğraşmaktadır. Bugün ülkemizde 4 kişilik bir ailenin Asgari Geçim Endeksi 4500 TL’dir. Ancak onlara verilen ücret, bu miktarın yarısına bile yaklaşamamaktadır.

İşte insanlarımızı bu hale düşüren şey emperyalizmdir, sömürücü düzenin ta kendisi ve onun günümüzdeki liderleri olan başta ABD-AB Emperyalistleri daha sonra da onların ülkemizdeki yerli uşakları olan AKP’giller ve onun Başkanlık hayalleriyle yanıp tutuşan Başşefi’dir.

İşte biz bu sömürücü düzenin kendisine, Emperyalizme, onun halkları parçalama ve bölme planı olan BOP’a, Ortaçağcı-Gericiliğe ve ülkemizi Faşist bir Din Devleti haline getirecek olan Başkanlık sistemine HAYIR diyoruz.

Hayırlısı demiyoruz. Çünkü biz tüm bu pisliğin, suçların, hırsızlıkların ve vurgunların bir tiyatro oyunu olan referandum ile çözümü kavuşamayacağını biliyoruz.

Biz tüm bu pisliğin sadece ve sadece Kürt ve Türk Halklarının, ezilen işçilerin, köylülerin, gençliğimizin el ele vererek gerçekleştireceği DEMOKRATİK HALK DEVRİMİ ile temizlenebileceğini söylüyor ve biliyoruz.

Bunun için de başta ülkemizin gençliğini, Kurtuluş Partisi Gençliği saflarında örgütlenmeye, bizimle birlikte bu düzeni ve onun enstrümanlarını yıkmaya, yok etmeye çağırıyoruz.

Ve bunun için de ülkemiz gençliğini tek ve gerçek devrimci parti olan Halkın Kurtuluş Partisi ve Kurtuluş Partisi Gençliği saflarında örgütlenmeye ve; Emperyalizme, Ortaçağcı gericiliğe ve Tayyibistan Faşist Din Devletine karşı İkinci Kurtuluş Savaşı vermeye çağırıyoruz.

 

Yeni Sevr’e Karşı Yaşasın İkinci Kurtuluş Savaşı’mız!

Emperyalizme Hayır!

BOP’a Hayır!

Ortaçağcı Gericiliğe Hayır!

Başkanlığa Hayır!

Kurtuluş Partisi Gençliği