Bunları ancak toprak ıslah eder…

10.09.2019
A+
A-
Bunları ancak toprak ıslah eder…

Bunların tamamı, ABD-CIA devşirmesidir.

Bunların tamamı, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Vatanının ve Halkının düşmanıdır.

Bunların hiçbirinde vicdana ve ahlâka ilişkin değerler teşekkül etmemiştir.

Tüm bu sebeplerden dolayı, bugüne kadar bunlardan Halkımıza ve Vatanımıza zerre miktarda olsun bir fayda gelmemiştir, ama dağlar kadar, deryalar kadar zarar gelmiştir, kötülük gelmiştir.

Bunlar, bu yaşlarından sonra da asla değişmezler, düzelmezler, iflah olmazlar.

Bunları ancak toprak ıslah edebilir…

Ünlü Alman düşünürü Nietzche’nin şu sözü, böyleleri için söylenmiştir.

Der ki Nietzche bunlar için; “Keşke hiç doğmamış olsalardı.”

Neylersiniz ki bu düzenler, bu dolaplar dünyasında var böyleleri de. Hem de bol miktarda…

 

İşte ABD Emperyalist Çakalı, vatanlarına ve halklarına maddi menfaatleri için her ihaneti duraksamadan yapsınlar diye böylelerini seçer, işbirlikçileri olarak, taşeronları, piyonları olarak.

Bunların patronları da, kendilerine verilen ihanet görevi de aynı olduğu için, dikkat ederseniz, her zaman tortopturlar. Zaman zaman birbirlerine karşı olumsuz ifadeleri olsa da aslında hep bir aradadırlar, aynı yolun yolcusudurlar, aynı görevle görevlendirilmişlerdir.

Tayyip’in devşiricisi tâ 90’lı yılların ilk yarısında Refah Partisi Beyoğlu İlçe Başkanıyken, ondaki ihanet potansiyelini görüp keşfeden, dönemin ABD Ankara Büyükelçisi, CIA Şeflerinden Morton Abromowitz’dir.

Tayyip’e parti kurup iktidara taşıma karşılığında BOP Eşbaşkanlığı görevini veren yine ABD Haydut Çakalının casus örgütü şeflerinden olan bu Morton Abromowitz’dir.

O günden bu yana da kararlı bir biçimde, hiç sapmaksızın ABD’li yapımcı ve efendilerine hizmette bulunmaktadır Tayyip ve onun AKP’giller’i.

Onun yaptığı ihanetler ve kötülükler, dolayısıyla da işlemiş olduğu ağır suçlar saymakla bitmez…

Tayyip’in Kaçak Saray’ının Arka Bahçeli’si, CIA, NATO milliyetçisi, Kontrgerilla’nın Türkiye’deki Paramiliter Örgütü MHP’nin lideri olan Devlet Bahçeli’dir. CIA yönetimindeki Kontrgerilla’nın Türkiye şubesinin siyasi parti görünümü adı altındaki yapısının tepesinde bulunan bu şahıs da, kaçınılmaz bir biçimde CIA’yla iç içedir. Ve onun hesabına çalışmaktadır.

Geçen günlerde İşçi Sınıfını duraksamadan ve gözünü kırpmadan satıp geçen, yine bir ABD-CIA Örgütü olan Türk-İş’in Başkanı Ergun Atalay da bunlarla aynı kişiliktedir, karakterdedir ve bunlarınkiyle aynı karanlık, kirli ilişkilerin içindedir.

Türk-İş, hatırlanacağı gibi, 1952 yılında, gerçek işçi sendikalarının örgütlenmesinin önünü kesmek için ABD, dolayısıyla da CIA yönetimine giren Türkiye Parababalarının kurdurttuğu bir sarı sendikal örgüttür.

Gerçekte yaptığı işlev açısında bir işveren örgütüdür. Yani İşçi Sınıfı içinde ajan olarak çalışan ve İşçi Sınıfını sanki onun örgütüymüş gibi aldatan ve onu her seferinde ve her yerde Parababalarına acımasızca satan bir gangster, sarı ihanet örgütüdür.

Eskiler bilir; Türk-İş kurulduğu yıllarda, onun maddi finansmanını ABD ve CIA sağlamıştır büyük ölçüde. Ayrıca CIA ajanları yine yıllar boyu bu sendikanın merkezinde yerli sarılara yani hainlere İşçi Sınıfını nasıl kandırıp patronlara peşkeş çekeceğini en ince noktalarına varıncaya kadar anlatmış, öğretmişlerdir.

Yani Türk-İş adındaki bu ihanet sendikası, yıllar boyu teknik personel kadrosunda CIA ajanlarını çalıştırmış, onların yönlendirmesiyle ihanet görevlerini ayrıntılıca öğrenmiş ve bu aşağılık işte deneyim sahibi olmuştur.

Yine o günleri yaşayanlar bilir; 12 Mart ve 12 Eylül Faşist Diktatörlüklerinde DİSK’e bağlı namuslu sendikacılar tutuklanıp işkencelerden geçirilirken ve hatta bazıları DİSK Deri-İş Başkanı Kenan Budak gibi faşist cellatlar tarafından kurşunlanarak katledilirken, bu CIA yönetimindeki sarı ihanet sendikası, Faşist Diktatörlüğün emrindeki hükümetlere Çalışma Bakanı vermiştir.

12 Eylül  Faşist Diktatörlüğü sonrasında, yine bilindiği gibi, DİSK yıllar boyu kapatılmış, mallarına el konmuş, yöneticileri zindanlara tıkılmıştır.

Çıkarılan, her türlü hak aramanın yollarını tıkayan, grev ve toplusözleşme haklarını neredeyse pratikte uygulanamaz hale getiren gerici, faşist yasalar sadece Türk-İş’in önünü açmak ve sendikal planda ona hayat hakkı tanımak için düzenlenmiştir.

Türk-İş’in gerçek anlamda yaptığı bir hak mücadelesi, bir grev ve toplusözleşme, tarihinde yazmamaktadır. Hep ihanet ve satışlar tarihidir, Türk-İş’in tarihi.

Parababalarıyla hep içli dışlıdır bu sarı, gangster sendikanın yöneticileri.

Hatırlanacağı gibi, Türk-İş birkaç gün önce 200 bin kamu işçisini gözünü kırpmadan satıp geçti. İşte satış rakamları ya da belgesi:

“Ücreti 3 bin 500 liranın altında olan işçiye 150 lira iyileştirme, tüm işçilere ise bu yılın ilk 6 ayı için yüzde 8, ikinci 6 ayı için yüzde 4 oranında zam, 2020’nin ilk ve ikinci 6 ayı için ise yüzde 3’er ve enflasyon farkı oranında artışta karar kılındı.” (http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/ekonomi/1537620/Turkis_Baskani__toplu_sozlesmeye_neden_imza_attigini_acikladi.html)

Oysa devletin, düşük tutması için baskı yaparak TÜİK’e açıklattığı enflasyon rakamları bile şöyledir:

“TÜİK’in açıkladığı verilere göre enflasyon aylık yüzde 1.36 artış gösterdi. Yıllık enflasyon ise yüzde 16.65 oldu. Doğalgaza ve sigaraya yapılan zamlar ise enflasyon rakamlarına yansımadı.

“Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2019 yılı Temmuz ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ile Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) verilerini açıkladı. Buna göre TÜFE’de 2019 yılı Temmuz ayında bir önceki aya göre yüzde 1,36, bir önceki yılın Aralık ayına göre yüzde 6,44, bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 16,65 ve on iki aylık ortalamalara göre yüzde 19,91 artış gerçekleşti.

“Enflasyon rakamlarına doğalgaz ve market fiyatlarının yansıtılmaması, resmi enflasyon rakamları ile oynanıyor mu sorusunu akla getirdi. Geçtiğimiz ay ise, yerel seçim sonrasının zamları yansımadan açıklanan enflasyon oranları yine inandırıcı bulunmamış ve iktidarın memur, işçi ve emekli maaşlarına enflasyon farkı üzerinden yapılacak artışı düşük tutmak için bu yola başvurduğu belirtilmişti. Marketlerdeki fiyat etiketleri ise, enflasyon rakamlarının açıklanandan daha yüksek oranda olduğunu işaret ederken, TÜİK’e müdahale edilerek enflasyondaki artış belli bir sınırda mı tutuluyor sorusu yine akıllara geldi.” (https://www.yenicaggazetesi.com.tr/resmi-enflasyon-rakamlari-ile-oynaniyor-mu-244490h.htm)

Seçimler sonrası yapılan hayasızca zamlar, bu değerlendirmenin kapsamı içine sokulmamıştır, bilinçli olarak.

Birkaç örnek de bunlardan verelim:

“Zamlar ilk yarıyıl boyunca bekletilince, 23 Haziran seçimlerinin hemen ardından adeta zam sağanağı başladı. Böylece ilk partide çaya yüzde 15, şekere yüzde 16, motorine 23 kuruş, benzine 27 kuruş zam geldi. Temmuzla birlikte içki ve sigaranın üzerindeki vergiler yükseltilerek zamların önü açıldı. Ardından elektriğe yüzde 14.8, doğalgaza yüzde 14.7 zam yapıldı. Temmuz başında artan vergilerle geçen hafta da sigaraya paket başına 3 lira zam geldi.” (https://www.sozcu.com.tr/2019/ekonomi/zam-kurnazligi-maasi-buhar-etti-5269827/)

Gördüğümüz gibi, bir hafta içinde sağanak halinde yapılan zamlardır bunlar.

Böyle bir Türkiye’de Türk-İş’in yukarıda yaptığı sözümona sözleşme, düpedüz ihanet ve satış sözleşmesi olmaktan başka hiçbir anlam taşımaz.

Bu ihanet sonrası masadan kalkılmadan, mikrofonun açık kaldığını unutan Türk-İş Başkanı Ergün Atalay ne diyordu aşağılık ihanetine ilişkin?

Aynen şunu:

Uzasa işi karıştıracağız. En azından kapattım böyle.”

Ne diyor Hain, arkadaşlar?

Bir çırpıda satıp geçtim işçileri. Böylece de her türlü tartışmanın önünü kapatmış oldum. Eğer uzasaydı iş karışacaktı. O zaman rahatça satamayacaktım.

Dediği aynen budur…

Hain; ihanetini yapacak…

Halkımız der ya; kış kışlığını yapar, diye. Hain de hainliğini yapar. İlla ki yapar.

Gelelim “Bin Kalıplılar” dergahının CIA yetiştirmesi hain şeyhi Doğu Perinçek’e…

Önderimiz Hikmet Kıvılcımlı 1970 yılının başlarında bunun hain olduğunu netçe görmüş ve yaptığının “CIA Sosyalizmi” olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

“Mao! Mao!”, “Mao Kalpazanları” “CIA Sosyalizmi Nasıl Yapılır?”, “CIA Sosyalizmi Tarih Kalpazanları” başlıklı yazılarında ayrıntılıca anlatır, onun yapıp ettiğinin CIA Sosyalizminin kapsamı içine girdiğini.

O yıllardan bu yana, bu insan sefaleti de durup dinlenmeden CIA Sosyalizmine devam etmektedir. 12 Eylül öncesi işi muhbirliğe döker, nefis savunması yapan devrimcileri isim ve adres bildirerek ihbar eder, hazırlanmakta olan Faşist Diktatörlüğün temsilcilerine.

12 Eylül Faşist Diktatörleriyle kucak kucağa girer. Sorguda zaten bülbül kesilir. Faşist cellatların yaptıkları işkence ve katliamları yetersiz bulur. Onlara daha acımasız ve azgın davranmaları yönünde telkinlerde bulunur.

Barış cephesindedir, diyerek ABD Emperyalist Çakalını ve onun müttefiği Avrupa Birliği Emperyalist Haydutlarını ve onların saldırgan askeri örgütü NATO’sunu açıktan savunur. Hatta o yıllarda ABD’nin üretmiş bulunduğu, tüm dünyada insanlık düşmanı olarak lanetlenen Nötron Bombasının bile Sovyetler Birliği’ne ve Sosyalist Kamp’a karşı gerekli görüldüğü anda, duraksanmadan kullanılmasını önerir o emperyalist haydutlara.

Onun ihanetleri de Tayyipgiller’in ihanetleri gibi saymakla bitmez…

Hatırlanacaktır; 2014’ten bu yana da dümeni Kaçak Saray’a ve Tayyip’e kırmıştır bu sefalet. Kaçak Saray’ın Arka Bahçeli’si gibi bu da Kaçak Saray’ın eklentilerinden biridir artık.

Son günlerde, bilindiği gibi, Türk-İş Başkanı, hain işçi düşmanı Ergün Atalay’ı savunmuştur bu şahıs.

Aynı zamanda Kaz Dağları’nda 200 binin üzerinde ağaç katliamı yaparak ekosistemi mahveden, doğa düşmanı, canlı düşmanı ve toprağımızı zehirleyen Emperyalist Kanada Şirketi Alamos’u savunmuştur. O emperyalist tekelin vatanımıza yaptığı bu alçakça saldırıyı protesto eden yurtsever, namuslu insanlarımıza karşı da saldırıya geçmiştir, bu Bin Kalıplı ve onun tekkesinde yer alan müritleri.

Yine hukukun üstünlüğünü, yargı bağımsızlığını ve kuvvetler ayrılığını yerlebir eden, ne Anayasa ne de Kanun Devleti bırakan, Kaçak Saraylı Tayyip’in ve avanesinin önünde, Kaçak Saraylı tarafından uğradığı onca hakarete rağmen giderek esas duruşa geçen, hain ve fırıldak TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’nu savunmuştur.

Özetçe; vatana ve halka kim düşmanlık ediyorsa onun yanında yer almıştır bu CIA Sosyalisti hain şahıs…

Gelelim resimdeki sonuncu surete. Yani TBB Başkanı Metin Feyzioğlu’na…

Bu şahıs, hatırlanacağı gibi, azılı antikomünist, sosyal demokrasi döneği, hain ve faşist, burjuva hukuk profesörü Turhan Feyzioğlu’nun torunudur.

Turhan Feyzioğlu nam şahıs o denli döneklikler ve fırıldaklıklar yapmıştır ki siyasi hayatında, namı “Şerbetçi”ye çıkmıştır.

İşte böyle bir dedenin yetiştirmesidir bu kişi. Kendisi de dedesinin tüm olumsuz özelliklerini benimsemiş, içselleştirmiştir. O bakımdan asla tutarlı olamaz, dürüst ve namuslu olamaz. Her zaman için kaypak, dönek ve fırıldak olur. Halka da hep düşman olur bu, tabiî ki.

Resimde yer alan, aslında insani açıdan bakıldığında acınacak durumdaki bu şahıslar, insan kişiliğinin oluşma çağı ya da dönemi olan 3 ila 12 yaş aralığını boşa geçirmiş kişilerdir.

Gelişim Psikolojisinin verilerine göre insana sadece bu kritik süreçte vicdani, ahlâki ve insani değerler yüklenebilir ve onun sağlıklı bir kişiliğe sahip olması sağlanabilir.

O kritik eşik heba edildi miydi; ondan sonrasında bu yüce değerlerin insana yüklenmesi imkansıza yakın olabilecek düzeyde zor olur. Çünkü kişilik oluşmuştur, oturmuştur, davranış kalıpları belirlenmiştir artık…

Eğitim psikologları, kritik eşik için bu dönemde “ya hep ya hiç kuralı” işler, derler.

İşte yukarıda suretleri görülen bu şahısların tümü için, kritik eşik heba edilmiştir…

Olumlu değerler değil, onların tam tersi olan ne kadar anlayış varsa onlar yüklenmiş, onlar öğretilmiştir bu şahıslara.

Bu sebeple de bunlar düzelemezler, iflah olamazlar. Hele de bu yaşlardan sonra…

Yukarıda da dediğimiz gibi bunları ancak toprak ıslah eder, toprak zararsız hale getirebilir. Toprak kötülüklerine son verebilir…

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

21 Ağustos 2019