Bunların yalanlarına kanma! Peşlerine düşme!

04.11.2015
A+
A-
Bunların yalanlarına kanma! Peşlerine düşme!

 

 

HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut’un TRT’de yayımlanan seçim konuşmalarını yayımlıyoruz:

 

Saygıdeğer Halkımız!

Üç sene önce, Silivri Zindanı’nda soruyorlar Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a:

Bu şike davası nasıl gelişecek? Fenerbahçe’yi nasıl etkileyecek?

Cevabı aynen şu:

“Ne şikesi! Ne şike davası! Memleket elden gidiyor.”

Bizce de çok doğru bir tespit.

Biz de 1991’den bu yana durup dinlenmeden tekrarlıyoruz, ABD-AB Emperyalistlerinin Türkiye’yi en az üç parçaya böleceğini. Nitekim, bu namussuzca planlarını o günün ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Condoleeza Rice 2003’te açıkladı; Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırları değiştirilecektir, diye. Haziran 2006 tarihli Amerikan Silahlı Kuvvetler Dergisi’nde BOP adı verilen bu alçakça planın renkli haritası da yayımlandı. ABD Emperyalist haydutları İtalya’daki NATO Koleji’nde ders olarak da işlediler bu planı, hem de haritasını sınıfa asarak. Ve hem de sınıfta bir Türk subayı olduğu halde. Tabiî tepki olarak Türk subayı dersi terk ediyor. Çünkü karşısındaki haritada Türkiye üçe bölünmüş durumdadır.

Biz, ABD Emperyalist haydutlarının, adım adım bu planlarını hayata geçirmek için çabaladıklarını sürekli tekrarladık. En son 7 Haziran Seçimleriyle ilgili yaptığımız TRT konuşmalarında yine gelmekte olan bu felaketi çığlık çığlığa anlattık.

Bu emperyalist Haçlılar güruhunun BOP Haritasının Irak’ta, Libya’da ve Suriye’de hayata geçirildiğini, sıranın Türkiye’ye geldiğini, bu çakalların gözlerini Türkiye’ye diktiklerini feryat ederek söyledik.

Ne yazık ki bu öngörümüz 7 Haziran sonrasında en kör gözlerin bile göreceği açıklıkta ortaya çıktı. O günden bu güne 2500’ü aşkın Türk ve Kürt genci ABD’nin bu aşağılık planı uğruna hayatlarını kaybetti. ABD Emperyalistleri planlarını hayata geçirebilmek için iki halkı birbirine karşı savaşmaya ittiler. Türkler ve Kürtler birbirleriyle kanlı bir hesaplaşmanın içindedir artık ve her geçen gün genç bedenler kanlar içinde toprağa düşmektedir. Ve toprağa düşen her beden, Türk ve Kürt Halklarını birbirine bağlayan tarihi, kültürel bağların bir bölümünü de kendisiyle birlikte koparıp gitmektedir. Yani şu anda hızlı bir ayrışma ve parçalanma sürecindedir Türkiye. Suriyeleşme süreci başlamıştır artık.

Emperyalistler dünyasında sınırlar hep kanla yazılır, kanla çizilir. Toprak on binlerin, yüz binlerin hatta milyonların kanıyla sulanmadan yeni haritalar yapılamaz. Emperyalist çakalların BOP Haritasının hayat bulması için de milyonlarca masum Müslümanın kanıyla sulanması gerekmektedir ülkemizin de dahil olduğu Ortadoğu topraklarının. Ne yazık ki bu haritanın Türkiye’de de hayata geçirilmesi için daha on binlerce ve belki de çok daha fazla Türk ve Kürt gencinin hayatını kaybetmesi gerekecektir. Ve bu savaş, harita tümüyle hayat bulmadan durmayacaktır. Halkları birbirine karşı kışkırtan ve kırdıran ABD Emperyalistleridir. O bakımdan bu alçaklar istemeden ne silahlar susar ne de akan kan durur.

Meclisteki yerli satılmışlar Çözüm Süreci vs. diyorlar. Hayır! BOP Haritasının hayata geçirilme sürecidir ve savaşıdır. Bu savaş, ne Türklerin savaşıdır ne Kürtlerin savaşıdır. Amerika’nın savaşıdır bu. Avrupa Emperyalistlerinin savaşıdır.

Meclisteki Dört Amerikancı Parti de yani AKP de, CHP de, MHP de, HDP de; IŞİD de, El Nusra da, El Kaide de, ÖSO da, PKK de, PYD de, YPG de ABD Emperyalistlerinin kullandığı değişik enstrümanlardır, kuklalardır, piyonlardır. Adımız gibi emin olalım; Suriye’nin parçalanması netleştikten sonra yani PYD Kürdistanı da Irak’taki Barzanistan gibi bir devlet statüsüne kesince kavuştuktan sonra ABD namlularının hedefi Türkiye olacaktır. Ve BOP’un Türkiye ayağı da böylece hayata geçmiş olacaktır.

 

Saygıdeğer Halkımız!

Meclisteki bu Amerikancı Dörtlü Çete, Weashington’daki İblis’in bu sadık hizmetkarları her gün saatler boyu televizyonlarda konuşuyorlar. Bir teki olsun, bir tek kere olsun Türkiye’nin içinde bulunduğu bu vahim durumdan söz ediyor mu?

Onlar hiçbir gerçekliği olmayan masallarla seni kandırmaya çalışıyorlar. İşte 7 Haziran öncesi de konuştular bu ekranlardan. Ne anlattılar sana?

Hiç. Bayram çocuklarını boyalı şekerlerle avutur gibi seni avutmaya çalıştılar. Biri, ben sana iki bayramda şu kadar bayramlık vereceğim, dedi. Öbürü, ben ondan daha çok vereceğim, dedi. Biri, ben asgari ücreti şu kadar artıracağım, dedi. Öbürü, ben ondan daha fazlasını vereceğim, dedi. Tıpkı sarı sendikaların toplusözleşme masaları denen ihanet ve satış masalarında İşçi Sınıfımızı Parababalarına satarken yaptıkları gibi, geyikler yaptılar.

Çünkü yok bunların halka verebilecekleri bir şey. Bunlar aynı yolun yolcusu. Bunlar, bu ihanetler, bu vurgunlar, bu soygunlar, bu katliamlar düzeninin temsilcileri ve savunucuları. Bunların hiçbiri kendi akıllarıyla, kendi vicdanlarıyla düşünüp davranamazlar. Bunlar Washington’daki Firavunun sıradan kuklalarıdır. Bunların ellerini, kollarını, başlarını, dillerini perde gerisinden hep o kuklacı oynatır.

Zaten bunların hepsi birer proje partisidir. AKP doğrudan ABD, İngiltere ve İsrail yapımıdır. Görevi de BOP’un hayata geçirilmesinde taşeronluk yapmak, İsrail’in düşmanlarının bertaraf edilmesinde rol almak ve İslam’ın içinin boşaltılarak bir CIA-Pentagon İslamı haline dönüştürülmesinde kendisine verilen emirleri uygulamaktır.

CHP, CIA ve MOSSAD kaynaklı bir kaset operasyonuyla yönetimi değiştirildikten sonra artık tam anlamıyla bir proje partisine dönüştürülmüştür.

MHP, zaten 1965’te CIA’nın emrindeki Kontrgerilla’nın bir özel örgütü olarak kurulmuştur.

HDP ise 1991’den itibaren yani Sosyalist Kamp’ın çöküşüyle birlikte dümeni Amerika’ya kıran ve onunla eklemlenen Amerikancı Kürt Hareketi’nin siyasi plandaki partisidir.

Bunların Türkiye’yi götürebilecekleri bir tek yer vardır: Suriyeleştirmek. Bunlara verilen görev, orada BOP Planı çerçevesinde Türkiye’nin parçalanmasına yani Yeni Sevr’in pratiğe geçirilmesine katkı sunmaktır.

 

Saygıdeğer Halkımız!

Bunların yalanlarına kanma. Peşlerine düşme. Bunlara bin defa inansan bin defa harcarlar, satarlar seni. Kuşlar gibi tuzağa gitme. Bize kulak ver. Bizi anlamazsan bunların binbir yalanıyla nasıl başa çıkabilirsin?

Bunlara da sözümüz var:

Ey ihanetlerin, muhbirliklerin, düzenbazlıkların, vurgunların, katliamların arkadan dolaşan bıçakları!

Ey yiğitçe, dürüstçe, mertçe konuşmaların, yüzleşmelerin, hesaplaşmaların kaçakları!

Sanmayın ki yaptıklarınız yanınıza kalacak! Tüm ihanetlerinizin hesabını bir bir vereceksiniz! Bundan kurtuluşunuz yok. Aklınızda mıh gibi tutun bunu.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!

 

 

31 Ekim-2. Konuşma

Saygıdeğer Halkımız!

Parti binalarımızın tamamının dış cephelerinde, 8’inci Yüzyılda yaşamış büyük İslam Âlimi Abdullah Bin Mübarek’in altın değerindeki şu sözünün yazılı olduğu pankart asılıdır:

“İnsanların en alçağı, din kisvesi altında dünya menfaati sağlayandır!”

Bu sözü kim üstüne alınıp rahatsız oldu dersiniz?

Sizin de şu an hemen aklınıza geliveren malum şahıs.

AKP’nin Kaçak ve de Haram Saray’da mukim Büyük Patronu.

Polis müfrezeleri gönderdi partimizin kapılarına. Zorla girdiler içeri. Arkadaşlarımızla birlikte pankartlarımızı da alıp götürdüler karakollara.

Davalar açtırdı Büyük Patron, kendisine hakaret suçlamasıyla. Devam ediyor davalar. Yani arkadaşlar; Abdullah Bin Mübarek dünyadan göçüşünden 1200 yıl sonra yargılandı Türkiye’de bu sözünden dolayı.

Ne diyor Âlim?

Din, dünya menfaati sağlamaya aracı kılınamaz. Din, ancak Allah’ın rızasını almaya vesile olur. Dinin amacı ahlâklı, dürüst, özü sözü bir, güvenilir insan olmayı sağlamaktır.

Tabiî bu deyiş Büyük Reis ve avanesine hakaret, hatta küfür gibi gelir. Çünkü onlarınki gerçek Müslümanlık değil. Kur’an’da ayet ayet ortaya konan, Hz. Muhammed ve Dört Halifenin yaşayışlarıyla örneklik ettikleri İslam değil. Onlarınki Muaviye-Yezid İslamı. Bugünün deyişiyle Amerikan İslamı, CIA İslamı. Yani içi boşaltılmış, özü alınmış, kuru bir kabuğa çevrilmiş ve tersyüz edilmiş İslam.

Namuslu ilahiyatçılar boşuna feryat etmiyor. Yaşar Nuri, Hayri Kırbaşoğlu, İhsan Eliaçık vb.

Ne diyor bu dürüst ilahiyatçılar?

Profesör Hayri Kırbaşoğlu:

“Bu iktidar döneminde de yaşanan bu; görüntüde dindarlık var, içi boş, kof.

“Bu aynı zamanda BOP’un da istediği şey; içi boşaltılmış bir İslam. Şu anda bu gerçekleşti Türkiye’de. Bütün derdi “masa, kasa, nisa” olan bir anlayış. Şu anda İslamcıların şartı beşten, üçe düştü: Masa; iktidar. Kasa; para. Nisa; cinsellik, kadın. Cinsellik bohçası daha açılmadı ama var. Ya da şöyle; şöhret, rüşvet, şehvet…”

Profesör Yaşar Nuri Öztürk:

“On küsur yıllık icraatı gulûl (kamu malı hırsızlığı) suçlarıyla dolu olan AKP iktidarının bu gulûl siyasetlerini kotaran kodaman kadrolarının hiçbirinin cenaze namazı ‘Müslüman’ sıfatıyla kılınmaz. Hatta onların katıldığı saflarda, girdikleri camilerde namaz kılınamaz.”

Son derece de doğru tespitlerdir bu namuslu ilahiyatçıların söylemiş olduğu sözler.

AKP’liler için din, içtenlikli, saf, dürüst insanlarımızı kandırmada bir araçtır. Siyasette rantı en yüksek olan ticari metadır.

Ne diyor bunların eski AB Bakanı?

Bir iki ayet salladık mı seçmeni kandırmaya yeter de artar bile. Kur’an sureleriyle “Bakara Makara” diyerek dalga geçiyor bu insan sefaletleri.

Kur’an ne diyor bunlar için?

Aynen şunu:

“Ayetlerimiz hakkında (alaylı) konuşmaya dalanları gördüğün zaman (…) onlardan yüz çevir. (…) o zalimler topluluğuyla beraber oturma.” (En’am Suresi, 68. Ayet)

Bu CIA dininin siyasetteki getirisinin yüksekliğini gören diğer Amerikancı partiler de, yarışa girdiler bu ahlâksızca işte. CHP’nin TESEV’ci, Sorosçu Şefi Kılıçdaroğlu, Mustafa Kemal’e “Kefere Kemal” diye saldıran kaşar Kuvayimilliye ve Laiklik düşmanını transfer edip Genel Başkan Yardımcısı yaptı. Bildiğimiz gibi aynı şef, TR-705 kod adlı tescilli CIA ajanını da vekil seçtirip bir diğer Genel Başkan Yardımcısı yaptı. Böylece hem CIA diniyle dinlenmiş oldu hem de CIA’yla kaynaşmış oldu.

Saf, içtenlikli insanlarımızın milli duygularını sömüren bir başka Amerikancı parti olan MHP de zaten evvel ezel din sömürüsüne bayılır. Onlar, Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslümanız, sloganıyla kandırırlar insanlarımızı. Oysa bu partinin Bahçeli şefi Amerikancılığını kanıtlamak için “Ben ömrümde İran’a bile 2 sefer gittim, Amerika’ya ise 9 sefer” diyerek taklalar atar ABD Büyükelçisi Ross Wilson’un önünde. Yine aynı kişi, Amerikan Deniz Piyadeleri denen sapık katiller sürüsü, Ege liman şehirlerimizde Türk kadınlarını serbestçe taciz edebilsinler diye, onları devrimci gençlerle birlikte protesto eden içtenlikli ülkücü gençleri yönetimlerden atarak cezalandırır. Ne milliyetçisi olacak bunlar! En has Amerikancıdırlar.

Elleriyle Bozkurt işareti yaparlar. Bozkurt özgürlüğün, bağımsızlığın, onurun sembolü olan bir hayvandır. Dolayısıyla da bunlar Bozkurt filan olamazlar asla. Başka şey olurlar ancak.

Kürtçü geçinen HDP’nin genç ve yakışıklı eşbaşkanı ise zaten açıktan Amerikancıdır. Gizlemez o kendini. NATO’yu, ABD’yi, Birleşmiş Milletler’i Türkiye’ye çağırır. Gelin Türkiye’yi de Irak gibi, Suriye gibi yapalım. Sizin de istediğiniz Amerikancı Kürt Devleti’ni kuralım, der. Ve o da medya ordusunu peşine takarak Cuma namazlarına başlar artık. IŞİD’le aynı anlayıştaki Şeyh Sait ve Said-i Nursi anmaları tertipler. Şeyhlerin ellerini öper.

 

Bunların biri dinci oynar, öbürü Altı Ok’çu. Biri Türkçü oynar, öteki Kürtçü. Gerçeklikte ise hiçbiri değildir bunlar. Bunların karakteristiği Amerikancılıktır. Amerika’nın BOP çerçevesindeki ihanet oyununun değişik aktörleridir bunlar. Hepsi de efendileri tarafından kendilerine verilen rolü oynamaktadır.

 

Ey Halkımız!

Kanma bunların oyununa. Sen de yüz çevir bu Amerikancı zalimler topluluğundan. Bunlar Türkiye’nin, Türk ve Kürt Halkının düşmanları cephesindedir. Senin umutlarını, sevinçlerini çaldı bunlar. Acılara tutunarak yaşamaya daha ne kadar katlanacaksın?

İşte biz Halk İktidarını kurduğumuzda bunların ekonomideki ve siyasetteki varlıklarına son vereceğiz.

Peki biz iktidarımızda başka ne mi yapacağız?

Bunlarla birlikte nüfusumuza oranları binde bir olan yani 78 bin Amerikan işbirlikçisini, Türkiye düşmanını da tasfiye edeceğiz. Bildiğimiz gibi bunlar, siyaseti de, ekonomiyi de, medyayı da, kültürümüzü de ele geçirmişler ve Türkiye’yi kıskıvrak bağlayıp halkımızı tutsak etmişlerdir. Yabancı emperyalistlere peşkeş çekmişlerdir.

Bunların sosyal varlıklarının ortadan kaldırılmasıyla birlikte ekonomi de, siyaset de, medya da özgürleşecek; halkçı yani halk yararına çalışan kurumlar haline gelebilecektir.

Özetçe arkadaşlar; bu Amerikancı hainler, vurguncular, soyguncular, madrabazlar, katiller, hırsızlar düzenini baştan ayağa yıkacağız. Yepyeni, tertemiz, halkımızın en yiğit, en dürüst, en fedakâr, en çalışkan, en hakkaniyetli ve en merhametli önderlerinin öncülüğünde sadece halkın menfaatini düşünen, bunu sağlamak için uğraşan Gerçek Halk İktidarını kuracağız.

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!