Dünya Sendikalar Federasyonu’nun 70’inci kuruluş yıl dönümü için düzenlenen etkinlikte İstanbul- Makine Mühendisleri Odası’nda yapılan konuşmalar…

01.06.2015
A+
A-

 

Uluslararası Taşımacılık İşçileri Enternasyonali (TUI Transport) Genel Başkanı, DİSK/Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu:

Bugün Dünya Sendikalar Federasyonu (DSF)’nin 70’inci kuruluş yılı kutlaması için buradayız.

Dünya Sendikalar Federasyonu üyesiyiz Nakliyat-İş Sendikası olarak.

Dünya Sendikalar Federasyonu 70’inci yılını kutluyor. Ve Dünya Sendikalar Federasyonu Türkiye’de ilk defa böyle bir etkinlik yapıyor. İlk defa bir kuruluş yıldönümü etkinliği yapıyor.

DSF’nin 70’inci kuruluş yılıyla ilgili dünyanın değişik ülkelerinde etkinlikler yapılmaya devam ediyor.

126 ülkeden 90 milyon işçinin üye olduğu bir konfederasyon DSF. Dünyadaki en eski işçi konfederasyonu ve sınıf temelli, ücretli köleliğin ortadan kaldırılması amacıyla, baskının ve sömürünün olmadığı bir dünya yaratma amacıyla mücadele veren bir uluslararası işçi konfederasyonu.

Diğer konfederasyonlar gibi, sermayenin, kapitalizmin politikalarının, siyasi ve ekonomik politikalarının yedeğine düşmüş bir konfederasyon değil. İşçi Sınıfı davasının, İşçi Sınıfının bakış açısıyla, ekonomik ve siyasi bakış açısıyla mücadele veren bir sendikal örgüt. 1990 sonrasında birtakım gerilemeler olmuş olsa bile bu süreçte hızla gelişen ve mücadelesi giderek gelişen, büyüyen bir federasyon. O bakımdan biz de böyle bir anlayış içerisinde olduğumuz için sendika olarak DSF üyesiyiz.

Geçtiğimiz birkaç gün içerisinde de Taşımacılık Enternasyonali’nin Başkanlar Kurulu ve Avrupa Bölge Toplantısı yapıldı Sapanca’da. Ben aynı zamanda, Taşımacılık Enternasyonali’nin Genel Başkanlığını yürütmekteyim.

Son derece yararlı bir toplantı oldu. Çünkü konuştuğumuz dil farklı da olsa, dilimiz, inancımız farklı da olsa, farklı ülkelerde de yaşıyor olsak, İşçi Sınıfı olarak yaşadığımız sorunlar aynı. Birkaç gün devam eden toplantıda ortaya çıkan gerçekler; işte Uruguay’da işçilerin yaşamış olduğu sorunlar, Bahreyn’de işçi kardeşlerimizin yaşamış olduğu sorunlar, İtalya’da, Portekiz’de, Rusya’da işçilerin yaşamış olduğu sorunlar, Mısır’da işçilerin yaşamış olduğu sorunlar, Kıbrıs’ta, Yunanistan’da, özellikle Syriza denilen projeyle işçilerin ve emekçilerin yaşamış olduğu sorunlar ortada. Aslında sorunlar aynı. Yani benzer sorunlar…

İşçi Sınıfının, Türkiye’deki işçilerin yaşamış oldukları sorunlar, bugün Bursa’da Metal İşçilerinin; Tofaş’ta, Reno’da sarı sendikacılığa karşı başkaldıran metal işçilerinin yaşadığı sorunlar aslında aynı.

Ama bu sorunlara karşı nasıl bir çözüm? Nasıl bir mücadele?

Asıl olan o. Yani gerçekten İşçi Sınıfının çıkarları amacıyla mı bu sorunlara karşı ekonomik ve siyasi olarak mücadele edeceğiz ya da giderek bu emperyalist politikaların bir aracı haline gelen sarı gangster, işbirlikçi sendikalar mı İşçi Sınıfının sorunlarını çözecek?

İşte bunun örneği Türkiye’de Reno’da, Tofaş’ta görülüyor. Yıllardan beri örgütlü olan, işçilerin başını bağlayan sarı, işbirlikçi (MESS’le işbirliği içinde olan) sendikaya karşı işçiler başkaldırıyorlar, haklı bir mücadele veriyorlar. Buradan onlara da selam gönderiyoruz.

Yine Portekiz’de işçi kardeşlerimiz, demiryolu işçileri özelleştirmeye karşı direnişte. Onları da selamlıyoruz.

Almanya’da, İngiltere’de yine direnişler ve mücadeleler var, onları da buradan selamlıyoruz.

Taşımacılık İşçileri Enternasyonali geçtiğimiz yıl, aslında DSF, dünyada hiçbir sendikanın göstermediği bir duyarlılıkla, geçtiğimiz yıl Haziran ayında İstanbul’da Soma’yla ilgili uluslararası bir konferans düzenledi. Soma’da ölen işçi kardeşlerimize karşı da dünyada en sorumlu davranan, en duyarlı davranan örgüt aslında DSF. DSF katliamı duyar duymaz, Sayın Genel Sekreter Mavrikos buraya geldi ve Haziran ayında sendikamızla beraber İstanbul’da bir konferans düzenledik. Yani Soma’daki işçi kardeşlerimizle dayanışma amacıyla bir konferans düzenledik.

 

Değerli işçi kardeşlerim, Sayın konuklar

Yani sorunlar gerçekten ortada. Buna karşı gerçek anlamda sınıf sendikacılığı anlayışıyla mücadele edersek, DSF’de somutlanan, ifadesini bulan sendikal anlayışla mücadele ettiğimizde sömürüye karşı, ücretli köleliğe karşı kalıcı haklar kazanabiliriz.

Sınıfların, sınırların olmadığı bir dünyaya ancak İşçi Sınıfı mücadelesi üzerinden oluşabilir. Ezilen dünya hakları mücadelesi ancak böyle başarıya ulaşabilir. O bakımdan bugün gerçekten anlamlı bir gün.

Şunu da belirteyim biraz önce de söylemiştim. Bugün aksilikler hep bizi buldu bir anlamıyla. Aslında saat 10.30-11.00’de Galatasaray Lisesi önünde toplanma, oradan Taksim’e yürüyüş ve salon toplantısı olarak DSF’nin 70. yıl etkinliğini planlamıştık. Ancak sabah Sapanca’dan buraya gelecek servis aracının bir saat gecikmesi ve devamındaki eksiklikler sonucu programa bir saten fazla süre geç başlamak durumunda kaldık. Doğal olarak bu durum katılımı da etkiledi.

Ancak daha kitlesel, coşkulu DSF kuruluş etkinlikleri örgütleyecek durumdayız artık Türkiye’de, bunun bilinmesini isteriz.

  1. yıl etkinliğimize katılan kurumlarımıza, DİSK Genel Sekreteri, Limter-İş Genel Başkanına, Halkın Kurtuluş Partisi MYK üyesi Av. Pınar Akbina’ya, diğer halk örgütlerine, işyeri temsilcilerimize ve üyelerimize teşekkür ederiz.

Bu düşüncelerle bir kez daha

Yaşasın Proletarya Enternasyonalizmi!

Yaşasın Dünya Sendikalar Federasyonu DSF!

Bütün Dünyanın İşçileri Birleşin!

 

DSF Genel Sekreteri George Mavrikos’un Konuşması:

Sevgili Kardeşler, Sevgili Yoldaşlar,

Burada tüm kardeşlerimizle, diğer yoldaşlarımızla bir arada olmak bizim için gerçekten büyük bir gurur kaynağı.

Bugün burada DSF’nin 70’inci yılını kutlamak için toplanmış bulunuyoruz.

DSF ilkesel olarak sınıf temeline dayanan sendikacılığı esas almaktadır. Aynı zamanda bunun Türkiye’de yapılıyor olması da güçlü bir geleneğin parçası olması bakamından önemlidir. Burada başlangıçta şunu ifade etmek istiyorum ki, Türkiye’de bir süreden beri yiğitçe mücadele etmekte olan Bursa’daki otomotiv işçilerini, metal işçilerine buradan DSF olarak dayanışma mesajı göndermek istiyorum. Aynı zamanda Nakliyat-İş önderliğinde gerçekleştirilen Zet Farma Direnişi’ne de aynı şekilde dayanışma mesajımızı göndermek istiyoruz. Enternasyonal olarak dayanışma duygularımızı ifade etmek istiyoruz.

 

Sevgili Kardeşler,

Buradan Nakliyat-İş Sendikasına ve Sendikamızın Genel Başkanı Sayın Ali Rıza Küçükosmanoğlu’na çok teşekkür etmek istiyorum. Onlar bizi son derece konuksever bir biçimde karşıladılar.

Dün ve dünden önceki gün çok başarılı, sonuçları bakımından da çok başarılı iki tane toplantı yaptık burada. Kendisine müteşekkiriz.

Nakliyat-İş Genel Başkanı Ali Rıza Küçükosmanoğlu’nun da az önce söylediği gibi, Nakliyat-İş Sendikası Dünya Sendikalar Federasyonu’na üyedir. Aynı zamanda geçtiğimiz yıl Şili’de yapılan kongre sonrasında da Sayın Ali Rıza Küçükosmanoğlu Taşımacılık İşçileri Enternasyonali Genel Başkanı seçilmiştir. Bu yüzden diğer bölgelerden gelen yoldaşlarımız işte Latin Amerika bölgesi, Avrupa bölgesinden ve dünyanın çeşitli bölgelerinden gelen konuklarımız bu yüzden bu toplantı için İstanbul’da bulunuyorlar şu anda.

Şimdi sizlere DSF’nin tarihiyle ve DSF’nin ilkeleriyle ilgili çeşitli bilgiler vermek istiyoruz.

Dünya Sendikalar Federasyonu, İkinci Dünya Savaşı’nın bitimiyle birlikte, 1945 yılında kurulmuştur. Ve 1990 yılına kadar dünya İşçi Sınıfı hareketine sendikal anlamda öncülük etmiştir. Tüm dünyadaki çalışan işçileri kapsayan bir mücadele yürütmüştür. Öncelikle bizim savaştığımız cephe, sömürgecilik karşıtı cepheydi. Aparteid rejimine karşı mücadele ettik. Baskıcı rejimlere karşı mücadele ettik. İnsanın insan tarafından sömürülmediği bir dünyayı yaratmak için mücadele ediyoruz ve dünyada hiçbir köşe yoktur ki, hiçbir bölge yoktur ki, DSF’nin güçleri, DSF’nin sendikacıları en ön saflarda mücadele etmemiş olsun. Biz dünya çapında dünyanın bütün bölgelerinde, en ön saflarda mücadele ediyoruz.

1990’la 2000 yılı arasında çeşitli problemler yaşadık elbette. Fakat 2000’den 2015 yılına kadar yani son 15 yıllık süreçte yeniden toparlanma sürecine girdik ve hızlı bir büyüme içerisine girdik. Bugün Dünya Sendikalar Federasyonu dünya çapında 92 milyon üyeye sahip.

Bizim mücadelemizde temel şiarımız, Karl Marks tarafından ortaya koyulan “Dünyanın Bütün İşçileri Birleşin” sloganı altında biz mücadelemizi yürütüyoruz ve bu anlamda Proletarya Enternasyonalizminin önemine dikkat çekiyoruz.

Bizim için enternasyonalizm sadece teorik düzeyde değil, aynı zamanda pratikte de en önemli ilkelerden birisidir. Gösterdiğimiz, sahip olduğumuz enternasyonaliz ilkeye en bariz örnek olarak, geçtiğimiz yıl Soma’da yaşanan işçi katliamından sonra uluslararası düzeyde çeşitli kuruluşlara ve hükümetlere baskı yaparak bütün işçiler için, başta özelikle Soma işçileri, o bölge için daha çok iş güvenliğinin ön plana çıktığı tedbirlerin alınması için bir baskı unsuru yarattık. Bu enternasyonal dayanışmamızın bir örneğidir.

Bizim için enternasyonalizm demek, sadece sözde kalan bir kavram değildir. Biz bunu dünya çapında somut bir şekilde yaşıyoruz. İşçi mücadelelerinde, dünyanın her yerinde işçi mücadelelerinde somut olarak teoriden pratiğe enternasyonalizm ilkesini hayata geçiriyoruz.

Bizim için en önemli ilkelerden birisi de; sınıf mücadelesi ve sınıfın birlikteliği tabiî ki. İşçi Sınıfının mücadelesi ve İşçi Sınıfının birlikteliği ilkesidir.

Bildiğimiz gibi birçok sendikada her zaman birlik, birlik, birlik sürekli konuşup durulur. Fakat birlik, birlik diye slogan atanlar genellikle kendi şemsiyesi altında birliği önermektedir. Gelin bize dâhil olun diye. Örneğin ileriki günlerde Türkiye’de genel seçim süreci yaşanacak. Türkiye’nin şu andaki Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelin birleşelim, birleşelim diye sürekli söyleyip duruyor. Fakat sorduğumuz zaman nerede birleşelim diye, tabiî ki kendi partisi çatısı altında birleşmeyi öneriyor. Fakat Türkiye’de yaşayan insanlar olarak, aslında sizler Erdoğan’ın politikalarına karşı başka bir birliğin içerisinde yer almalısınız.

Ve burada şunu belirtmek gerekir, birlik dediğimiz zaman aklımıza şu soru gelir: Kiminle birlik kuracağız? Ve ne amaçla, ne yapmak için birlik kuracağız?

Bizim ayırt edici özelliğimizden biriside bizler antiemperyalist, antikapitalist bir sendikal hareketiz. Bizim tüzüğümüzde, bizim kongrelerimizde aldığımız kararlarda daima emperyalizme karşı mücadele ederek, sınıf farklarının olmadığı bir dünyayı kurmak için, böylesi bir mücadeleyi yürütmemiz gerektiğini karar altına almışızdır. Ve savunduğumuz bu değerlerle birlikte çeşitli uluslararası organizasyonların içerisinde de yer alıyoruz.

Örneğin İLO’da, Birleşmiş Milletler’de, FAO’da, bu tür organizasyonlarda sürekli bu ilkelerimizi hayata geçirmek için mücadele ediyoruz.

Şu anda bildiğiniz gibi, 70’inci yıl kutlamaları için buradayız. Fakat tarihten sadece ders almak yetmez. Tarihten aldığımız dersi bugün nasıl uygulayacağımızı ortaya koymamız gerekir ve oradan çıkardığımız sonuçlarla yarın ne yapacağımızı belirlememiz gerekir. En önemli noktalardan birisi budur.

Bu noktada eylem planlarımızla ilgili küçük bilgiler vermek istiyorum.

Birkaç gün sonra, önümüzdeki hafta, 1-2 Haziranda Brüksel’de gerçekleştirilecek, Avrupa Parlamentosu’yla birlikte gerçekleştirilecek toplantıda Latin Amerika’dan ve diğer bölgelerden yoldaşlarımızla dayanışma etkinliği yapacağız, toplantımızı yapacağız.

6-7 Haziran tarihinde yine Cenova’da kriz ve işsizlik konulu bir gösteri yapacağız, etkinlik yapacağız.

24-26 Haziran tarihlerinde Paris’te yine Petro kimya endüstrisindeki işçilerin sorunlarına dikkat çekeceğimiz bir organizasyon, bir etkinlik daha yapacağız.

DSF’nin 70’inci yıl etkinliklerini asıl kitlesel olarak, çünkü 3 Ekim tarihidir kuruluşu, 3 Ekim tarihinde yani tam 70’inci yılına girerken, Brezilya’nın Sao Paulo kentinde farklı ülkelerden binden fazla delegenin katılımıyla gerçekleştireceğiz.

Konuşmamı bitirirken burada Sayın Ali Rıza Küçükosmanoğlu’nun huzurunda, diğer katılımcı yoldaşlarımızın huzurunda şunu deklare etmek isteriz ki, bizler daima mücadelenizde sizinle birlikte olacağız. Daima İşçi Sınıfının yanında olacağız.

Bugün nasıl ki Bursa’daki Metal İşçilerinin yanındaysak, Zet Farma Direnişçilerinin yanındaysak, bu konuda son derece istikrarlı bir şekilde mücadelemizi yürüteceğiz, daima sizlere mücadelenizde destek vereceğiz, birlikte mücadele edeceğiz.

Çok teşekkür ederiz katılımlarınız için.

 

(Alkışlar)