“Hırsızlar İmparatorluğu”nu yıkacağız

01.06.2015
A+
A-
“Hırsızlar İmparatorluğu”nu yıkacağız

HKP Genel Başkanı Nurullah Ankut’un 31 Mayıs 2015 tarihinde TRT’de yayımlanan seçim konuşmasının tam metnini sunuyoruz:

 

Saygıdeğer Halkımız;

Türkiye yeni bir Genel Seçime götürülüyor, bildiğimiz gibi. Fakat bu sadece göstermelik bir seçim. 1950’den beri yani 65 yıldan bu yana sandıktan her seferinde Amerika’nın istediği iktidarlar çıkarılıyor. Yani biz değil Amerika seçiyor Türkiye’de bir dört-beş yıl daha kimin hükümet olacağını. Bu bir oyun. Bir hile, bir düzen. Bir kandırmaca.

Neyse geçelim…

Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu duruma, daha doğrusu içine sürüklendiği, düşürüldüğü duruma bakınca seçimlerin filan hiçbir önem taşımadığını görürüz.

Çünkü Türkiye bugün Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıktığı günlerden çok daha ağır, çok daha karanlık günleri yaşıyor.

Neden mi daha ağır bugünkü durum?

Şundan:

1919’da Türkler ve Kürtler bugün olduğu gibi ayrışmış, birbirlerine düşman kamplarda yer almış değillerdi. Yekvücuttu her iki halk.

Ayrıca da 1919’da düşman, işgal ordusuyla topraklarımızı çiğneyerek, kan dökerek, ırza geçerek ilerliyordu. İşgaller yapıyordu. Ege’de Batılı Emperyalistlerin maşası Yunan Ordusu, Güneyde Fransız ve İtalyan Emperyalistleri, Karadeniz’de yine İngiliz Emperyalistlerinin maşası Pontus çeteleri, Doğuda ise yine İngiliz, Amerikan, Fransız Emperyalistlerinin maşası Antranik Ozanyan komutasındaki Ermeni Ordusu insanlık dışı katliamlarını sürdürüyordu. Müslüman Halkı camilerde toplayıp ateşe vererek su kuyularına baş aşağı canlı canlı atıp üstlerine kayalar yuvarlayarak ve daha akla hayale gelmeyecek caniliklerle katlediyordu.

İstanbul’da ise Batılı Emperyalistlere teslim olmuş Padişah Vahdettin ve hükümetleri Mustafa Kemal ve Birinci Kuvayimilliyeciler hakkında idam fermanları çıkarıyordu.

Yani durum apaçık ortadaydı, herkesçe görülüp anlaşılıyordu.

Bugünse halkımız parça parça bölünmüş durumda. Üstelik de düşman; ülkemizi askeri üsleri, NATO, Avrupa Birliği gibi askeri ve siyasi örgütleriyle; IMF, Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü gibi ekonomik örgütleriyle ve sanayimizin tamamını oluşturan tekelci şirketleriyle kıskıvrak bağlamış olmasına rağmen kendisini gözlerden uzak tutmayı, gizlemeyi başarabilmiştir.

Türkiye, aslında Yeni bir Sevr süreci yaşıyor. Sevr bataklığına çekilip orada boğulma, yok edilme süreci yaşıyor. Ve her geçen gün de adım adım oraya sürüklenip götürülüyor.

Kim tarafından mı?

İşte yukarıda saydığımız Batılı Emperyalistler tarafından. Amerikan Emperyalistleri, Avrupa Birliği Emperyalistleri tarafından. Yani Birinci Kuvayimilliye öncesinde Türkiye’yi parça parça ederek yok etmek isteyen Batılı Emperyalistler, bugün de yeniden Türkiye’nin önüne Yeni Sevr Haritası koymuşlardır ve onu kabule zorlamaktadırlar.

İşin en vahim tarafı da, halkımız bu felaketin farkında değildir. Oysa, ABD Emperyalistlerinin BOP Haritası ortadadır. Bu haritaya göre Türkiye, “Free Kurdistan”, “West Armenia” ve Türklere bırakılan kısım olmak üzere üçe bölünmektedir.

Türkiye’de, 13 yıldan bu yana iktidarda bulunan AKP’nin büyük patronu, “Ben BOP’un yani Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Afrika Projesi’nin eşbaşkanlarından bir tanesiyim ve biz bu görevi yapıyoruz”, diye televizyon ekranlarından, kürsülerden onlarca kez dile getirmiştir bu ihanetini.

CIA’nın, Pentagon’un, Washington’un hazırlayıp uygulamaya soktuğu BOP Haritası; Irak’ta, Libya’da, Suriye’de ne yazık ki hayata geçirilmiştir. Bu ülkeler üçer parçaya bölünmüş, üstelik de hepsi kan denizine döndürülmüştür.

Zaten ABD Emperyalistlerinin, AB Emperyalistlerinin özgürlük ve demokrasi getirme yalanıyla girdikleri her ülke ölüm tarlalarına dönüşür. Cehennemin en kara dumanları yükselir o ülkelerin üzerinde. Bu emperyalistler, tarihleri boyunca nereye adım atmışlarsa ölüm celladı da hep bunların yanı başında olmuştur.

İşte 1990’dan bu yana bölgemiz Ortadoğu’da 6 milyon civarında Müslüman insan bu emperyalistler tarafından vahşice katledilmiştir. Hâlâ da gözleri doymuş değildir bu emperyalist haydutların.

Şimdi de gözlerini Türkiye’ye çevirmiş durumdadırlar. “Sıra sende Türkiye”, diyorlar. “Bölünme vaktin geldi”.

Ve aynen Birinci Milli Kurtuluş Savaşı’mız öncesinde olduğu gibi dış düşmanla ittifak etmiş yerli işbirlikçi hainlerle karşı karşıyayız şu anda.

Kim mi bunlar?

Meclisteki başta AKP gelmek üzere dört Amerikancı parti. Yani AKP, CHP, MHP ve HDP. Bunların ortak paydası Amerikancılıktır, NATO’culuktur, Avrupa Birlik’çiliktir, İMF’ciliktir.

Bunların bir tekinin, ABD ve AB Emperyalistlerine karşı bugüne dek gık dediğini duymuşluğunuz var mıdır?

Hayır.

Tam tersine bunlar belirli aralıklarla Washington’a giderler, Pentagon’a giderler. Oralara saygılarını, sadakatlerini sunarlar ve görev talep ederler efendilerinden. Bize görev ver, sana hizmette bulunalım, derler.

Amerika ve AB Emperyalistleri bölgemiz ülkelerini harabeye çevirirken ve oraları parça parça bölerken, halkları birbirine boğazlatırken bunların gıkı çıkmış mıdır?

Hayır.

Başta İncirlik gelmek üzere Türkiye’deki üslerinden kalkan Amerikan bombardıman uçakları ve helikopterleri o ülke topraklarını, şehirlerini, kasabalarını cehenneme çevirirken bunların bir teki olsun ses çıkarabilmiş midir bu katliama?

Hayır.

Amerikan askerleri bu haydutlukları, bu canavarlıkları sürecinde camileri bombalamışlar, oralarda ibadet eden Müslümanları tarayıp öldürmüşlerdir.

On binlerce Müslüman kadının ırzına geçmişlerdir. On binlercesinin gece evlerine, yatak odalarına baskınlar yapmışlar, arama bahanesiyle bedenlerini el atmışlardır. Televizyon ekranlarına yansıyan bir görüntüde uzun, beyaz Arap giysisi içindeki bir Arap erkeği, gözünden yaşlar süzülerek anlatıyordu bu faciayı: “Kadınlarımızın bedenlerini yokluyorlar, ses çıkaramıyoruz korkumuzdan”, diyordu. “Karşı çıkanları zaten hemen öldürüyorlardı”, diyordu.

Bir erkek için böyle bir duruma düşmekten daha acı başka ne olabilir?

İşte tam da o günlerde on yıllardan bu yana saf, temiz insanlarımızın din duygularını sömüren yani din alıp satan, yani “din kisvesi altında dünya menfaati sağlayan”, bütün bunlarla da yetinmeyip son günlerde seçim meydanlarında elinde Kur’an’la dolaşan AKP’nin “Reis”i ne diyordu?

Aynen şunları diyordu, Amerika’nın canavarlaştırılmış, insanlıktan çıkarılmış işgal ordusu için:

“Bu cesur kadın ve erkeklerin en az kayıpla evlerine dönmelerini umuyor ve bunun için dua ediyoruz.”

Böyle Müslümanlık olabilir mi?

Hayır.

Bu çok açık bir şekilde Müslüman düşmanlığıdır.

Meclisteki diğer Amerikancı partiler de aynıdır. Pek de bir farkları yoktur birbirlerinden. İnsanların yüzüne bakarak yüreklerinde sakladıkları ihaneti okuyamazsınız. Bunların hepsi ikili oynamaktadır.

Amerika’yla etle tırnak gibi kaynaşmış Parababaları da: TÜSİAD’cılar, MÜSİAD’cılar, TİSK’çiler de aynıdır. Amerikancı satılmışlar medyası da aynıdır. Türkiye’nin, Türk ve Kürt Halkının düşmanları cephesindedir bunlar.

İşte Halkın Kurtuluş Partisi, Demokratik Halk İktidarını kurduğu zaman bunların tamamının ekonomideki ve siyasetteki varlıklarına son verecektir. İktidar gerçek anlamda örgütlü halkın iktidarı olacaktır.

Sözümüzdür:

“Hırsızlar İmparatorluğu”nu yıkacağız… Hırsızlarsa nereye giderlerse gitsinler, nereye çıkarlarsa çıksınlar sonunda mutlaka çelik bilezikle tanışacaklar. Tarihe de “vurguncu”, “halk düşmanı”, “ABD işbirlikçisi hainler” olarak yazılacaklar.

Bizi hiçbir güç korkutamaz, sindiremez, yıldıramaz…

Sözümüzü Önderimiz Hikmet Kıvılcımlı’nın şu özdeyişiyle bağlayalım:

“Vatan aşkını söylemekten korkar hale gelmektense ölmek yeğdir.”

 

Halkız, Haklıyız, Yeneceğiz!