Kaçak Sarayın değil Halkın Muhtarları

05.05.2016
A+
A-

 

Recep Tayyip Erdoğan’ın kaçAK Saray’a taşınmasından sonra çok popüler hale getirdiği “Muhtarlar Toplantısı” baştan aşağı bir algı, beyin yıkama propagandasından başka bir anlam taşımıyor. Başbakanlığı döneminde meydan meydan dolaşıp AKP’ye oy toplayan zat, şimdi de aynı görevini muhtarlar üzerinden gerçekleştiriyor. Muhtarlardan açıkça muhbirlik yapmalarını da isteyen RTE “Bu süreçte muhtarlara da çok iş düşüyor. Benim muhtarım hangi evde kim var? Gelecek gayet uygun ve sakin bir şekilde kaymakamına, emniyet müdürüne bildirecek” diyor. En son 12 Eylül faşist darbe döneminde rastladığımız bu tür uygulamalar artık Tayyip’in iktidarını başkanlığa taşımakta her yolu mubah gördüğünün açık resmidir.

Her ay gerçekleşen toplantılar için giyecek bir takım elbise ayarlama derdine düşüp, asli görevlerini unutarak koşa koşa saraya çıkan muhtarlara sormak lazım:

Siz AKP’nin kadrolu muhtarları mısınız yoksa halkın seçtiği ve halka karşı sorumlu kişiler misiniz?

Bir eziklik ve çaresizlik mantığıyla yoğrulmuş kişilik görüntüsü çizen bu muhtarlar devletin en üst makamındaki kişinin ayağına her ay gidip onu alkışlayarak yaptığı zulme alet olduklarının farkında değiller mi? Bu nasıl bir zavallılıktır?

Ülkeyi yangın yerine çeviren ve başkanlık hayali kuran kaçAK sarayda ikamet eden Cumhurbaşkanı’na biat edip, “saray”larda ağırlanan muhtarlara, mutluluklarının gelip geçici olduğunu, RTE gittikten sonra halka nasıl hesap vereceklerini de hatırlatmak üzere, halkın gerçek muhtarlarının nasıl davrandıklarını tarihten örnekleyelim.

45 Köy Muhtarı, 25 Aralık 1968’de bir araya gelip bir bildiri yayınlarlar. Söz konusu bildiri Öğretmen Hasan Basri Aydın’la ilgili olmasına rağmen, şu günlerde içinde yaşadığımız sorunlara ışık tutarak değerini yitirmemiştir.

Bildiriye konu olan H. Basri Aydın, İmece Dergisi’nin 1 Nisan 1969 tarihli 96. Sayısında, 1967 yılında Van’dan Erzincan’ın Çayırlı Ortaokulu’na sürgün edilme gerekçesini şöyle açıklar:

“Çayırlı’da ticari hayat beş-on kişinin elindeydi, yüzde 500 kârla tüm köylünün sömürüldüğünü gördüm. 50 köyün halkını birleştirerek “İstihsal ve İstihlak Kooperatifi” çabasına girişiyorum. İşin gerçekleşmekte olduğunu gören sömürücü takımı yaygarayı koparıyor. Bir sürü iftira ile karşımıza çıkıyor.”

Öğretmen sonunda gerekçesiz bir kararla bakanlıkta kızağa çekilir. Bunun üzerine 45 köy muhtarı bir araya gelerek aşağıdaki Tarihi bildiriye imza atar:

“Biz muhtarlar el eleyiz ve soruyoruz. Çünkü sormanın zamanı geldi. Evet soruyoruz:

“Çayırlı Ortaokulu Öğretmeni Hasan Basri Aydın’ı niye Bakanlık emrine aldınız?

“Şimdiye dek ulu Atatürk’ün: “Köylü milletin efendisidir” sözünü seçim malzemesi olarak kullanmanıza engel olduğu için mi açığa aldınız?

“Köylünün dini duygularını istismar ederek, alın terini sömürerek apartman üzerine apartman kurmanıza engel olduğu için mi açığa aldınız?

“Aylarca et, meyve yüzü görmeyen, çocukluk çağını yaşamadan dağda bayırda çoban olan, köle ve kula kul olan yavrularımızı her şeyden yoksun bırakarak verdiğimiz vergilerle Beyazıt Meydanı’nı yedi kez yıkarak yeniden yapmanıza karşı çıktığı için mi, Boğaz Köprüsü’nün temeline dinamit koyduğu için mi açığa aldınız?

“Komprador çocuklarının birer diploma deposu olan özel okullar yerden mantar gibi biterken, köy çocuğunun okuyabildikleri ve birer kültür yuvası olan Köy Enstitülerinin açılmasını istediği için mi açığa aldınız?

“(…) Amerikan füze rampalarıyla yurdumuzun bir savaş alanı haline getirilmesine karşı çıktığı için mi açığa aldınız?

“Amerikalıların artığı olan süt tozları ile yavrularımızı mide yolu ile Amerikalılara bağlama sevdasına düşenleri bizlere tanıttığı için mi açığa aldınız?

“Yurdumuzun zenginlik kaynaklarını sömürüp götüren Amerika’nın çıkarı için Kore’ye asker gönderilmesine, 6. Filo’nun gelişine casusluk yapan “Barış Gönüllülerine” karşı çıktığı için mi açığa aldınız?

“Yabancılardan alınan yardımlarla tümümüzü gırtlağımıza kadar borca soktuğunuz halde hâlâ köylerimizi yolsuz, susuz, okulsuz, doktorsuz bırakarak ahırvari evlerde çile doldurmamıza seyirci kalmadığı için mi açığa aldınız?

“Tüm kalkınma edebiyatına rağmen köylüye jandarma ve tahsildardan başka bir şey göstermeyenler,

“Dini siyasete alet ederek OY’umuzu almaya çalışanlar,

“Daima dinin bekçiliğini biz fakir fukaraya yaptırmaya çalışanlar,

“Kendileri bu dünyanın her türlü nimetlerinden faydalandıkları halde, bizleri daima veresiye avutarak öbür dünya nimetleriyle avutanlara karşı savaş açtığı için mi açığa aldınız?

“Asırlarca işgal ettiğiniz yumuşak koltukları bize de nasip etmeye çalıştığı için mi açığa aldınız?

“Bunca yurt sorunları dururken, mecliste her gün çıkarılan kavgalardan çocuklarımızın ibret almalarını salık verdiği için mi açığa aldınız?

“Çocuklarımızı ezbercilikten kurtararak araştırıcı, bulucu ve bilinçli kılmaya çalıştığı için mi açığa aldınız?

“Gözlerimiz açılmasın, kula kul olmaktan kurtulmayalım diye mi açığa aldınız?

“Bizleri her dört yılda bir sayın ve efendi yapanlar,

“Bunca yurt sorunu varken bunlarla uğraşmayıp milletvekillerini linç etmeye kalkışanlar,

“Öğretmenleri oradan oraya sürmeye, bakanlık emrine almaya çalışanlar,

“Yurt sorunlarını çözmekle görevli BEYZADELER ve DİRAYETLİ KİŞİLER,

“Sizlere sesleniyoruz:

“Nedir bu öğretmen kıyımı?

“Niçin bizden yana olan, çocuklarımızı çağdaş insanlar olarak yetiştirmeye çalışan öğretmenlerimize kıyıyorsunuz?

“Niçin körpe beyinlere çağdışı hurafeleri doldurmaya çalışan öğretmenlere dokunmuyorsunuz?

“Evet soruyoruz:

“Geldiği günden beri çocuklarımızı araştırıcı, bulucu, yurduna ve ulusuna faydalı, bilinçli, sahtekârlığa karşı, riyakârlıktan arındırılmış bireyler olarak yetiştirmeye çalışan,

“Tüm dertlerimizle ilgilenen, ülkücü ve Atatürkçü davranışlarıyla kısa zamanda çevrede isim yaparak tüm halkımızın sevgi ve sempatisini kazanan Çayırlı Ortaokulu Edebiyat Öğretmeni Hasan Basri Aydın’ı kış ortasında Bakanlık emrine alarak çoluk çocuğun ekmeğiyle niçin oynadınız?

“Yoksa hükümet olarak Hasan Öğretmenin derdimizle ilgilenmesini arzu etmediğiniz için mi açığa aldınız?

“Nedir bu işin gerekçesi? Açıklayın bizler de görelim.

“Son olarak şunu arz etmek isteriz ki;

“Şimdiye kadar öğretmen kıyımı hakkında bilinçsizdik. Fakat şimdi anlıyoruz ki hep bizden yana olan, dertlerimize seyirci kalamayan Atatürkçü öğretmenler kıyıma uğramaktadır.

“Bunun içindir ki, bizler bundan sonra bizden yana olan öğretmenlerin yanında ve kıyımın karşısında olacağız.

“Hasan Basri Aydın’ı yalnız bırakmayacağız.  Hükümet onu teptiyse biz Çayırlı Halkı elinden tutacağız.

“Dert ve davalarımızın vekili olarak seçecek, MAAŞINI BİZ VERECEĞİZ. Evet, esirgediğiniz ve bizim dertlerimizle ilgilendiği için kestiğiniz maaşı biz vereceğiz.

“El eleyiz, el eleyiz…

 

ÇAYIRLI HALKI ADINA

45 KÖY MUHTARI

(İmzalar)”

 

Köy halkı adına yapılan Muhtarlar dayanışması karşısında Hasan öğretmen duygularını şöyle ifade eder:

“Bakanlık emrine alındım. Alındım ama tüm meslek hayatımın en tatlı anını yaşama olanağı buluyorum. Hiçbir gün kurtulamadığım 8000 lira kadar borcumun Çayırlı Halkı tarafında ödendiğini, altı aylık maaşımın karşılığı olan paranın da aileme teslim edildiğini öğreniyorum. Ve Danıştay’da açtığım davaya 45 köy muhtarının da katıldığını, Danıştay’a gönderdikleri dilekçe ile birlikte bir de bildiri yayınlayarak olayı protesto ettiklerini görüyorum.

“Bu mutluluk havası içinde Ankara ve İstanbul’a bir tur atma gezisine çıkıyor ve Milli Eğitim Bakanlığı’na da hiç uğrama gereğini duymuyorum. Sayın Bakan beni ararsa İstanbul’dayım. Hürmetlerimi sunarım.”

İşte gerçek muhtarlığın nasıl olması gerektiğini gösteren, sarayın değil halkın sesi olan onurlu, başı dik, zulme karşı sessiz kalmayan devrimci muhtarlara selam olsun.

 

Ankara’dan Kurtuluş Partili

Bir Eğitim Emekçisi