Kilis Ateş Altında!

05.05.2016
A+
A-

 

Suriye’ye emperyalist saldırı beşinci yılında.  Libya için geç kaldığını düşünen AKP hükümeti, Suriye’nin de Libya gibi kolayca parçalanacağını sanarak, emperyalist saldırıya destek olmuştu. Olaylar boyut kazanmadan Kilis’e konteynırlardan oluşan büyük bir mülteci kampı yapılmış, Suriyeliler Türkiye’ye çağrılmıştı.  Oysa o zamanlar Van depremi nedeniyle o bölgede, daha çok konteynır ihtiyacı vardı. Suriye’den gelenlere misafir dendi. Mülteci statüsü verilmedi. Gelenlerin sayısı hızla arttıkça kamplar, gelenleri alamadı. Kayıtlar tutulmadı. Sınırdan gelip geçenler ancak hastaneye ve polis merkezlerine işleri düşünce kayıt altına alınmaya başlandı.  O günlerde, Ortaçağcı çete üyeleri sınırdan istedikleri gibi geliş gidiş yaptılar. Hatta bunu ulusal televizyonlar da gösterdi. Şu anda Kilis ilinde yerli halktan daha fazla Suriye’den gelenler yaşıyor.

İlk yıldan sonra kamplarda yer bulamayan ve kaçak yollardan ülkemize gelen Suriyeliler çok güç koşullarda yaşadılar. Hâlâ da yaşıyorlar. Güneş görmeyen, ambar dediğimiz yerlerde 15-20 kişi yaşayabiliyor. Çocuklar ve yaşlılar çok hastalanıyor. Bir kısmı yetersiz beslenme ve barınma koşulları nedeniyle hayatlarını kaybediyor. Bir kısmı da daha iyi bir yaşam için Avrupa yollarında ve Ege Denizi’nde, Akdeniz’de can veriyor. Gaziantep’te pek çok fabrikada ve küçük sanayi işletmelerinde ve esnaf dükkanlarında pek çok Suriyeli kayıtdışı olarak çalışıyor. En çok iş cinayeti de Suriyelilerin başına geliyor.

Gaziantep ve Kilis Halkı olarak çevremizde yaşanan bu insanlık dramına hayır diyemedik. Üç-beş cılız ses oldu o kadar. DİSK-KESK-TMMOB ve TTB’nin karşı çıkışları gerçek bir emperyalizme karşı duruş olmadı. Bu dörtlü Suriye’deki emperyalist saldırıyı bir iç savaş gibi değerlendirdi.  Savaşın ilk yılında 1 Eylül Barış Günü için yapılacak olan açıklama için Antakya özellikle seçilmişti. Halkın büyük katılımı ve Suriye Halkına destek sloganlarının ardından yapılan basın açıklamasında ve örgüt başkanlarının konuşmasında, Suriye’ye emperyalist saldırıdan doğru dürüst söz eden olmadı. Konuşmaların özü Kürt Sorunu üzerine oldu. İki meseleyi birbirine bağlayan da olmadı.  Daha sonra Gaziantep’te yine 4 örgüt gönülsüzce miting yapma kararı almıştı. Uygulamaya geçilmedi. Basın açıklamasıyla yetinildi.  Ancak IŞID’in Kobani saldırısından sonra 4 örgüt yürüyüş ve miting yapma kararı alıp hayata geçirdi.  Burada da mesele yalnızca Kobani olarak kondu.

AB-D Emperyalistlerinin “Büyük Ortadoğu Projesi”ni görmezden gelen Sevrci Sahte Sol, pek çok demokratik kitle-meslek örgütleri ve sendikaların mücadelesini iğdiş etmiş durumdadır. ABD’nin kara gücü olduğu ilan edilen PYD, özgürlük savaşçısı olarak kabul edilip destek sunulmaktadır. Bugün PYD’nin çoğunluğunu, Türkiye’den giden gençlerin oluşturduğu söylenmektedir. Bölgemizde Suriye’ye yapılan emperyalist saldırı ve ülkemizdeki Kürt Sorunu aynı emperyalist plan çerçevesinde çözülmek istenmektedir. Halkları birbirine kırdırarak bir Amerikan Barışı (Pax-Amerikana) yapılmak istenmektedir. Oysa Kürt Sorunu’nu devrimci çözümden başka çözme yolu yoktur.

Suriye’de meşru hükümete karşı saldıran güçler, dört yıl içinde değişimler göstermiştir. Bu değişim dönüşümler ile ilkin “Özgür Suriye Ordusu” kurulmuş, merkezi de Hatay olarak açıklanmıştı. Sonra El Kaide uzantısı El Nusra güç kazandı. En sonunda da yine El Kaide’nin devamı sayılan IŞİD, Suriye’nin Kuzey ve Doğu bölgesine yerleştirildi. Bu Ortaçağcı çeteler gökten zembille inmedi. BBC’de yayınlanan görüntüler ile pek çoğunun özellikle Batı ülkelerinden gelenlerin, ülkemiz üzerinden Suriye’ye geçtiği kanıtlandı. Afganistan’da Taliban’ı, El Kaide’yi yetiştiren AB-D Emperyalistleri, bir plan çerçevesinde bu Ortaçağcıları bölgemize yerleştirmiş oldular. Üstüne üstlük şimdi de bunlarla çatışılıyormuş görüntüsü verilmeye çalışılıyor. Bu Tiyatroya inanmamız isteniyor. Kısa menzilli Katyuşa roketleri ile vurulan, onlarca kayıp veren Kilis Halkının durumu görmesi gerekiyor. Yalnızca Kilis’in değil, tüm memleketin bu emperyalist planı görmesi gerekiyor.

Sonuçta Partimizin ortaya koyduğu gibi; Yugoslavya, Libya, Irak, Suriye arkasından Türkiye deniyor. Büyük Ortadoğu Projesi çerçevesinde plan aynen işliyor. Kuzeydoğu sınırımızda da Ermenistan’ın Azerbaycan’a saldırısı da bu planın diğer parçasıdır. Sahte Sevrci Solcular hâlâ AB-D Emperyalistlerini görmemezlikten geliyorlar. Meclisteki dört Amerikancı partinin de (AKP, CHP, MHP, HDP) AB-D Emperyalistlerinin bu kanlı planlarına söylem düzeyinde bile karşı çıktıkları yok.

Kilis’e olan saldırı tesadüfî bir saldırı değildir. Son 4 ayda 18 yurttaşımız bu saldırılarda hayatını kaybetmiştir. Devleti temsil eden Kilis valisinin açıklamaları, bu olaya ne kadar gayriciddî bakıldığının bir göstergedir; “Abdestsiz sokağa çıkmıyorum”, “Yerçekimi var, roket muhakkak düşecek”, “Süpermen değilim ki, roketleri yakalayayım”.

Kilis Halkı bu saldırıları protesto etmek için sokağa çıkınca, AKP’giller gazla, suyla karşılamış ve çok sayıda vatandaş gözaltına alınmıştır.

Biraz uzakta olan emperyalist savaş Kilis’ten ülkemize girmiştir. Gerçeklere gözlerimizi kapatarak, tehlikeden uzaklaşmış olamayız. Türk, Kürt, Arap Halkları olarak AB-D Emperyalistlerini ve yerli işbirlikçilerini Ortadoğu’dan kovmadan kimseye rahat yüzü yok.

Bu nedenle de diyoruz ki; Katil AB-D Ortadoğu’dan Defol Diyemeyen Her Siyasi Ya Gafildir, Ya da Hain!

Gaziantep ve Kilis’ten

Kurtuluş Partililer