Mobbingin Faili İktidarın Sendikası

03.04.2017
A+
A-

Kamu Emekçilerinin sendikal örgütlenmesi AKP’giller iktidarında, işyerlerinde yönetimin bir parçası gibi hareket ediyor. İktidar pervasızlaştıkça, sendikası da pervasızlaşıyor. Kamu çalışanları üzerindeki baskılar giderek artıyor. Okullarda üç-beş yıllık öğretmenler müdür olarak atanıyor. Yalnızca bir yıllık öğretmenlik yapan bir kişi, ikinci yıl müdür yardımcısı, üçüncü yıl müdür olabiliyor. Benzer durum hastanelerde yaşanıyor. Bir iki yıllık memur, müdür yardımcısı, arkasından müdür oluyor. Hemşireler içinde farklı bir durum daha var. Başörtülü hemşireler en iyi konumlarda gündüz çalışır iken, diğer hemşireler daha yoğun yerlerde çalıştırılıyorlar. Sorumlu hemşire, başhemşire yardımcısı, başhemşire iktidarın sendikası Sağlık-Sen tarafından belirleniyor. Bu arada Sağlık Sen yöneticileri çoğunlukla müdür yardımcısı, başhemşire yardımcısı düzeyinde oluyor. Hastanelerdeki tüm işleyiş gayriresmi olarak da bu iktidar sendikası tarafından yürütülüyor. Yani iktidara bağlı olan Memur-Sen sendikaları sarı sendika olmanın çok ötesine gitmiş durumdalar. Çalışanın hakkını savunmayı bırakıp, kurumsal olarak iktidar ortağı olmuşlardır.

Kamu kurumlarındaki mobbing (yıldırma) nasıl yapılıyor?  diye bir baktığımızda şunları görüyoruz. Bir öğretmen Eğitim Bir-Sen’e üye olmuyor ise o öğretmene ana sınıfına gitmemiş, sosyal ve ekonomik sıkıntıları olan, ailesi dağılmış çocuklar veriliyor. Her sınıfa yeni sıra, bilgisayar alınırken bu öğretmenin sınıfına alınmıyor. Hastanelerde yeni başlayan her çalışana, Sağlık-Sen üye formu dolduruluyor. İmzalamak istemeyenler, en zor birimlerde ve gece çalıştırılıyor. Nöbet listelerinde bayram nöbetleri hep bu arkadaşlara yazılıyor. Karşı çıkanlara “bak seni en uzak yere göndeririz, ona göre” deniyor.

Bu durum karşısında diğer kamu emekçisi sendikaları ne yapıyor? Sendikalar 1995 yılında 4688 sayılı Kamu görevlileri sendikalar kanunu çıktıktan sonra, mali açıdan büyük bir rahatlığa kavuştular.  Şu anda pek çok kamu çalışanı sendikası, işçi sendikalarından çok daha fazla aidat gelirine sahiptir.  1995’ten önce en çok attığımız sloganlardan biri “Devlet güdümlü sendikaya hayır” idi.  Şimdi tam da iktidar güdümlü sendika, zebellah gibi tüm kamu emekçilerinin üzerine çöktü. Gerçek anlamda sendikacılık yapılamaz hale geldi. Devletin çalışanlardan aidat toplayıp sendikalara verdiği bir sendikal düzende, sendikalar da hükümeti rahatsız edecek eylemler ve grevler yapamaz hale geldiler. KESK başlangıçta ortaya koyduğu, antiemperyalizm ve antifeodalizm ilkelerinden vazgeçti. Sahte sol bir yapıya büründü. Kendi üyeleri için ciddi bir mücadele veren konfederasyon olmaktan çıktı. İçinde bulunduğumuz Birleşik Kamu-İş sendikalarında antiemperyalizm ve antifeodalizmilkeleri savunulur durumda ama kariyerizm virüsü bir bela olarak karşımızda duruyor. İşte gerçek bir mücadele alanı olarak mobbing önümüzde duruyor. Bugün pek çok Birleşik Kamu-İş üyesi de mobbinge maruz kalıyor.  İşyerlerimizdeki mobbingle mücadele, iktidarın sendikalarına ve doğrudan AKP’giller iktidarına karşı mücadeleyle birlikte değerlendirilmelidir. Mobbing konusunda kamu emekçilerinin bilinçlendirilmesi, mobbingin olduğu her yerde sendikalarımızın karşı bir mücadele örgütlemeleri zorunludur.

 

Kurtuluş Partili bir Kamu Emekçisi