Nakliyat-İş’ten: Türk-İş Yönetimi ile Hükümet Arasında 200 bin Kamu İşçisi adına imzalanan Çerçeve Sözleşme, bir İhanet Sözleşmesidir

10.09.2019
A+
A-
Nakliyat-İş’ten: Türk-İş Yönetimi ile Hükümet Arasında  200 bin Kamu İşçisi adına imzalanan Çerçeve Sözleşme,  bir İhanet Sözleşmesidir

2019 Ocak ayında TÜİK’in 2018 yılı için açıkladığı enflasyon % 20’dir. TÜRK-İş’in imzaladığı sözleşmede 2019 yılı birinci altı ay için % 8, ikinci altı ay için % 4 zam açıklanmıştır. Yıllık ortalama zam oranı  % 10’dur.

Ayrıca sözleşmede brüt maaşı 3 bin 500 TL’nin altındaki işçiye de 150,00 TL iyileştirme zammı yapılacağı yer aldı.

İşçilerin daha da yoksullaşmaya devam etmesi demek olan bu sözleşme bir ihanet sözleşmesidir.

Taşerondan kadroya geçirilen 1 milyona yakın işçi ise sözleşmeden yararlanamayacaktır. Kadro verilen ancak ücret zamları düşük tutulan bu işçiler 2020’ye kadar % 4’lük artışlara devam edecekler ve enflasyon karşısında aldıkları zam ve maaşları eriyip gidecektir.

2019 Ocak ayında başlayan çerçeve sözleşme görüşmelerinde 8 ay boyunca Türk-İş üyesi farklı işkollarındaki diğer sendikalardan da her hangi bir eylem ya da açıklama yapılmamıştır. Sendikalar üyelerine sözleşme süreci ile ilgili bilgilendirme dahi yapmamışlardır. Her hangi bir eylem için hazırlamamışlardır. Bu nedenle bu ihanet sözleşmesi tek başına Türk-İş yönetimine ihale etmek de doğru olmaz. Konfederasyona üye değişik işkollarındaki sözleşmenin tarafı olan ve kamuda üyesi bulunan Hava-İş, Tez-Koop-İş, maden ve diğer işkollarındaki sendikalar da bu süreçte tamamen eylemsizlik içerisinde süreci takip etmişlerdir. Dolayısı ile onlar da bu sürecin ortaklarındandır. Ayrıca bu süreçte işçilerin iradesine hiç başvurulmamıştır. Sözleşme işçinin iradesi ve bilgisi dışında sarı sendikaların ortak kararı ile imzalanmıştır.

 

Aslında bu ihanet sözleşmelerine biraz geriden bakmak gerekir

6356 sayılı yasa ile çerçeve sözleşmede yapılan değişikliklere o dönem sendikalar tepki vermemişti. Yasa ile yapılan değişiklik nedeni ile çerçeve sözleşmesi değişik işkollarındaki birçok sendikayı bağladığı için grev hakkını da ortadan kaldırmıştır.

Sendikal hareket 696 sayılı KHK ile taşeron işçilerin kadroya alınması yalanına ses çıkartılmadı. TÜPRAŞ’ta YHK’nin tamamen işçi düşmanı sözleşme yapmasına Türk-İş’ten hiçbir ses çıkmadı. Petrol iş lokal birkaç eylem yaptı.

Sendikamız ise bu ihanet sözleşmesi ile ilgili olarak Direniş yerlerimizde bu sözleşmeyi protesto eden açıklamalarda bulunduk, eylemler yaptık, dayanışma içerisinde olduğumuzu bildirdik. DİSK yönetimi de bu süreçte gerekli tavrı almamıştır.

Yine Türk-İş’e bağlı Tez Koop-İş 2 yıldır üyesi Real İşçilerine sahip çıkmıyor.

Metro Marketlerde örgütlü DİSK’e bağlı Sosyal-İş Sendikası ise patronları koruyan açıklamalar yapıyor.

11 yıldır tazminatlarını alamayan Uzel İşçilerine üyesi bulundukları Türk Metal-İş Sendikası sahip çıkmıyor.

6500 Makro İşçisinin eylemlerine bütün sendikalar duyarsızdır.

Tazminatları gasp edilen ve sokağa, işsizlik cehennemine atılan bu işçileri ne Türk-İş, ne Hak-İş ne de DİSK yönetimi görmüyor, ses çıkartmıyor, üç maymunu oynuyor. Gelinen bu aşamada elbette ki sendikalar faciası ortaya bir kez daha çıkmıştır.

Bu ihanet sözleşmesi için burjuva politikacılar dahi Türk-İş yönetimini istifaya çağırırken DİSK yönetiminden bir tepki gelmemiştir. DİSK’in sessiz kalması ise manidardır. Şu anki DİSK yönetiminin, DİSK’in İlke ve Tarihi ile hiçbir ilgisi kalmamıştır. DİSK’in yönetimi, tarihinin en zayıf temsiliyetini yaşamaktadır.

Bilinmelidir ki kamuda yürütülen TİS pazarlıkları, gelecek dönem MESS görüşmelerini, Kamu emekçilerinin sözleşmesini ve daha başka birçok sözleşme bu sessizlikten, zayıf tutumdan olumsuz etkilenecektir. Türk-İş Konfederasyonu 1952 yılında tepeden İşçi Sınıfı hareketini kırmak için kurulmuştur. Türk-İş başkanının mikrofonun açıkken ifade ettiği sözler, işbirlikçilik zemininde onun esas görevinin itirafıdır. Türk-İş’in CIA ile işbirliği ile kurulmasının zemini de sınıf ihanetidir.

Başta 15-16 Haziran İşçi Direnişimiz olmak üzere, büyük-küçük yüzlerce, binlerce işgal, direniş, grev yaratan ve şu an onlarca devam eden direnişleri yaratan İşçi Sınıfımız bu süreci de aşacaktır. Sarı Sendikacılık, İşçi Sınıfımıza Hesap Verecektir.

15-16 Haziran’ları yaratan Türkiye İşçi Sınıfı, bu ihanet sözleşmesi ve sarı sendikacılığa karşı mücadelesini sürdürecektir. Var olan Direnişler bunun göstergeleridir.

 

Sarı Sendikacılık, İşçi Sınıfımıza Hesap Verecektir!

Kahrolsun Sarı Sendikacılık!

İşçilerin Birliği Sermayeyi Yenecek!

15.08.2019

 

DİSK/Nakliyat-İş Sendikası

Genel Merkezi