Öğretmen Adaylarına Bir Darbe Daha…

01.09.2015
A+
A-

 

Üniversitelerin ilgili bölümlerini kazanıp başarıyla mezun olan öğretmenlerin çilesi bitmek bilmiyor. Eğitim fakültelerinden mezun olup öğretmenlik diplomalarını almaları ülkemizde öğretmen olarak kabul görülmeleri için yeterli olmuyor.

Öncelikle KPSS adı altında geçerliliği ve güvenilirliği olmayan bir sınava tabi tutup, bu sınavdan başarılı olmaları istendi, bildiğimiz gibi. Ancak atanmaları için sınavdan başarılı olmaları da yetmiyordu. Aynı zamanda kendi branşlarından MEB’in yeterli alım yapması gerekiyordu.

Nazım Öztunalı’yı konuyla ilgili olan birçok insan hatırlayacaktır. Öztunalı 2009’da yapılan KPSS’de P10’dan 99.627 alarak 243.569 aday arasında Türkiye birincisi olan fizik öğretmenimiz. Nazım Öğretmen üstün başarı gösterip birinci olmasına rağmen atanamadı.

Neden mi?

Çünkü MEB 2009 yılında fizik öğretmenliğinden alım yapmadı.

Yine 2010 yılında iptal edilen KPSS’yi çoğumuz hatırlayacaktır.

Konuya ilişkin yürütülen soruşturmada Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı şu tespitlerde bulundu:

KPSS tarihinde daha önce hiçbir dönemde Eğitim Bilimleri Alanında 120 sorunun 120’sini ve 119’unu doğru cevaplayan olmadığı halde, 2010 yılı sınavında tam 350 kişinin 120 sorunun 120’sini de doğru cevapladığı görülmüştür. Bu 350 kişinin 70’inin karı-koca, 23’ünün akraba, 52 adayın ise aynı adreste veya aynı apartman, site veya sokakta ikamet ettiği anlaşılmıştır.

“Yine aynı sınavda tam 423 kişinin 120 sorunun 119’unu doğru cevapladığı, 100 ve üzeri net doğru yapan kişi sayısının 3.227 olduğu, bunlardan 637’sinin birinci derece akraba, 446’sının karı-koca oldukları bilgisine ulaşılmıştır. Ayrıca bu kapsamda 980 adayın aynı adres, apartman, site veya sokakta ikamet ettikleri görülmüştür.

“Anılan sınavın iptal edilmesi sebebiyle tekrarlanan ikinci sınava ise 100 ve üzeri net yapan 3.227 adaydan 1.174’ünün girmediği anlaşılmıştır. Ayrıca 2.260 adayın telefonla irtibatlı oldukları ve 2.039 adayın 10 ve üzeri işçi çalıştıran kurum ve şirketlerde kaydının bulunduğu tespit edilmiştir.

“Soruşturma kapsamında Genel Yetenek Alanında 2009 yılında 60 sorudan 60’ını doğru cevaplayan kişi sayısı 6 olduğu halde 2010 yılı sınavında 60 sorudan 60’ını 1.028 kişinin doğru cevapladığı, Genel Yetenek ve Genel Kültür Alanında sınav sorularının deneme sınavı adı altında ve doğru cevapları koyulaştırılmış olarak dağıtıldığı anlaşılmıştır. Genel Yetenek Alanında yer alan 30 matematik sorusunu birçok adayın hiç işlem yapmadan veya çözüme yönelik işlem yapmadan doğru cevapladığı, matematikçi bilirkişiler ile ölçme ve değerlendirme uzmanı bilirkişilerin hazırladıkları rapordan anlaşılmıştır.”(Cumhuriyet, 23.03.2015)

Soruşturma tutanaklarından da anlaşıldığı gibi soruların yandaşlara dağıtıldığı su götürmez bir şekilde görülmektedir. 2010 yılında aleni bir şekilde yapılan bu hırsızlığı yalanlayıp üstünü kapatamayan ÖSYM, eğitim bilimleri sınavını iptal etmek zorunda kaldı.

Peki ya tespit edilen bu kişilere ne oldu?

Ne olduğunu biz söyleyelim; birçoğu devletin üst kademelerine atandı ve halen çalışmakta. Yani kısacası ödüllendirildiler.

Tabiî bugüne kadar atama bekleyip atanamadığı için ölümü seçen 37 öğretmenimizi de unutmayalım. Bu sadece bildiğimiz sayı. Binbir cefayla eğitimini tamamlayan öğretmenlerimiz atanamadıkları için intihar etmeyi tercih ediyor. Ve ne yazık ki MEB’in 2014 Mart ayında yönetmelikte yaptığı değişiklikle bu ölümlerin artacağı görülüyor.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun “Öğretmenlik” başlıklı 43. maddesi 6. fıkrasında 2014 yılı Mart ayında bir değişiklik yaptı Tayyipgiller. Yapılan düzenlemeye göre;

“Aday öğretmenler, en az bir yıl fiilen çalışmak ve performans değerlendirmesine göre başarılı olmak şartlarını sağlamak kaydıyla, Bakanlıkça yapılacak yazılı veya yazılı ve sözlü sınava girmeye hak kazanır.

“Performans değerlendirmesi:

“(1) Aday öğretmenler, görev yaptığı eğitim kurumunda ve eğitim ortamında bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Ek-3 Performans Değerlendirme Formu üzerinden, göreve başladığı ilk dönemde bir, takip eden dönemde ise iki defa olmak üzere, değerlendiriciler tarafından toplamda üç defa değerlendirilir. Değerlendiriciler; il millî eğitim müdürünce görevlendirilecek maarif müfettişi, aday öğretmenin görev yaptığı eğitim kurumu müdürü ve eğitim kurumu müdürünün görevlendirdiği danışman öğretmenden oluşur. Değerlendiriciler birden fazla aday öğretmenin performansını değerlendirebilir; ancak, aynı değerlendirici birden fazla sıfatla aynı aday öğretmenin performansını değerlendiremez.

“(2) İlk değerlendirme aday öğretmenin görev yaptığı eğitim kurumunda eğitim kurumu müdürü ve danışman öğretmen tarafından bireysel olarak ayrı ayrı yapılır. İkinci değerlendirme aynı şekilde, üçüncü değerlendirme ise maarif müfettişi, eğitim kurumu müdürü ve danışman öğretmen tarafından ayrı formların bireysel olarak doldurulması suretiyle bir arada yapılır.

“(3) Performans değerlendirmesi, bir dönemde en az iki ay fiilen öğretmenlik görevi yapan aday öğretmenler hakkında uygulanır. 657 sayılı Kanun ve diğer kanunlar uyarınca aylıksız izin almak suretiyle geçirilen süreler, her türlü kanuni izin ve sağlık raporları ile fiilen öğretmenlik görevi dışındaki geçici görevlendirmelerde geçen süreler bir dönemde iki ay fiilen öğretmenlik görevi yapma süresinden sayılmaz.

“(4) Üçüncü fıkrada belirtilen nedenlerle performans değerlendirmesi için öngörülen asgari çalışma süresinden daha az süre görevde bulunanların değerlendirmeleri takip eden dönemde/dönemlerde yapılır.

“(5) Değerlendiricilerden biri ya da birden fazlasının bulunmadığı hallerde;

“a) Maarif müfettişi yerine il millî eğitim müdürü tarafından, il millî eğitim müdür yardımcıları, ilçe millî eğitim müdürleri, il ve ilçe millî eğitim şube müdürleri ve şahsa bağlı eğitim uzmanları,

“b) Eğitim kurumu müdürü yerine ilçe millî eğitim müdürü tarafından, ilçe millî eğitim müdürlüğüne bağlı diğer eğitim kurumları yöneticileri,

“c) Danışman öğretmenin yerine eğitim kurumu müdürü tarafından eğitim kurumundaki diğer öğretmenler, eğitim kurumunda danışman öğretmen olarak görevlendirilecek öğretmen bulunmaması halinde ise ilçe millî eğitim müdürü tarafından aynı ilçede görev yapan diğer öğretmenler, arasından resen görevlendirme yapılır.”

Ayrıca;

“(9) Birinci, ikinci ve üçüncü değerlendirme puanları; her bir değerlendirme için değerlendiricilerin vermiş olduğu puanların aritmetik ortalaması alınarak ayrı ayrı belirlenir. Nihai performans değerlendirme puanının belirlenmesinde; birinci değerlendirme sonucunun yüzde onu, ikinci değerlendirme sonucunun yüzde otuzu, üçüncü değerlendirme sonucunun ise yüzde altmışı dikkate alınır. Buçuklu puanlar bir üst tam puana tamamlanır. Nihai performans değerlendirme puanı yüz üzerinden en az elli ve üzerinde olan aday öğretmenler performans değerlendirmesinde başarılı sayılır ve sınava girmeye hak kazanır.

“(10) Performans değerlendirmesinde başarılı olamayan aday öğretmenler, aday öğretmen unvanını kaybeder ve memuriyetle ilişikleri kesilir. Ancak bunlardan aday öğretmenliğe başlamadan önce ilgili mevzuatına göre devlet memurluğunda adaylıkları kaldırılarak asıl memurluğa atanmış olanlar, Bakanlıkta kazanılmış hak aylık derecelerine uygun memur kadrolarına atanır. Başarısız olan aday öğretmenlerin başarısızlığa neden olan durumları değerlendiriciler tarafından belgelendirilir.”

Yıllarını heba ederek çalışıp, KPSS engelini geçip atanan öğretmenler yapılan bu değişiklikle öğretmenlik sıfatına erişemiyor. Çünkü öğretmen olabilmek için 3 aşamadan daha geçmesi gerekiyor. 1 yıl boyunca müdürün belirlediği bir öğretmen danışmanlığında performans değerlendirmesine tabi tutulacak. Performans değerlendirmesinden 50 ve üzeri puan alanlar yazılı ve sözlü sınava girmeye hak kazanacak. Yapılan yazılı ve sözlü sınavın sonucunda; “başarılı olamayan aday öğretmenler, il içinde aynı hizmet alanında başka bir eğitim kurumunda görevlendirilerek bu Yönetmelik hükümlerine göre yeniden performans değerlendirmesi ve sınava tabi tutulur. Bu kapsamdaki aday öğretmenlerden performans değerlendirmesinde veya sınavda başarısız olanlar öğretmenlik unvanını kaybeder ve memuriyetle ilişikleri kesil.”ecektir.

MEB’in yaptığı bu değişiklikle kadrolaşmanın önü iyice açılmış oldu.

Nasıl mı?

Yeni atanan öğretmenler hükümet yanlısı değil iseler, müdürlerle farklı siyasi görüşe sahip iseler, kendilerine yüklenen angarya işleri yapmıyorlarsa ve müdürlerin yaptıkları haksızlıklara ve işledikleri suçlara göz yummuyorlarsa öğretmenlik meslekleri ellerinden alınacak. Bin bir güçlükle eğitimini aldıkları öğretmenlik mesleğini icra edemeyecekler. Öbür yandan yapılan haksızlıklara, hukuksuzluklara göz yumup müdürlere biat edenler öğretmen olarak görevlerine devam edeceklerdir. Böylelikle kendilerine karşı olanlar elenirken kendi yandaşları gittikçe artacaktır. Böylelikle Tayyipgiller’in yaratmaya çalıştığı dindar ve kindar nesiller daha hızlı bir şekilde yetiştirilecektir.

Tayyipgiller’in genelde tüm halkımıza özelde ise öğretmenlerimize yaptığı bu zulmü ortadan kaldırmanın biricik yolu, devletin kendilerine verdiği “aday”lık unvanına bakmadan tüm öğretmenlerin örgütlü mücadele yürütmesidir.

 

 

Halkçı Kamu Emekçileri