Para için yapmayacakları şey yoktur!

02.10.2015
A+
A-

Volkswagen, Bentley, Porsche, Bugatti, Audi, Seat, Skoda gibi otomobil ve Scania gibi kamyon üreticisi Alman Volkswagen (VW) Grubu, 5.04 milyon adetlik satışla, 2015’in ilk altı ayında dünyanın en çok araç satan otomotiv şirketi oldu.

Volkswagen birinciliği, 5.02 milyon araç satışı gerçekleştiren Japon Toyota’dan devraldı. Toyota da 2008 yılında ABD’li General Motors (GM)’yi geçerek birinciliğe oturmuştu.

Volkswagen’in 2014 yılındaki geliri: 268.6 milyar dolar. 2014 yılı kârı ise: 14.6 milyar dolar. Toplam çalışan sayısı 500 bin.

Toyota da; Lexus, Daihatsu, Subaru  gibi otomobil, cip, minivan ve Hino gibi ağır ticari araçları üretiyor.

Toyota’nın 2014 yılındaki geliri: 247.7 milyar dolar. 2014 yılı kârı ise: 19.8 milyar dolar. Toplam çalışan sayısı 330 bin.

General Motors (GM) ise; Chevrolet, Opel, Saab, Pontiac, Buick, GMC, Oldsmobile, Saturn, Holden, Vauxhall, Cadillac, HUMMER, gibi otomobil ve cipler üretiyor. Toplam çalışan sayısı 300 bine yakın.

Bu dev holdingler, dünyanın dört bir yanında üretim faaliyetinde bulunuyorlar. Yüz binlerce çalışana, milyarlarca dolarlık gelire, kârlara sahipler.

İşte bu şirketlerden, dünyanın en büyük otomotiv üreticisi Alman otomotiv devi Volkswagen’in yaptığı bir hilekârlık, son günlerde ekonomi ve otomotiv dünyasında en çok konuşulan haber:

“JAPON Toyota ile dünyanın en çok otomobil satan markası olmak için kıyasıya mücadele veren ve ilk kez bu yılın ilk yarısında bu unvanı alan Volkswagen’e ABD’den şok ceza göründü. Amerika Çevre Koruma Dairesi (EPA), Alman otomobil üreticisi Volkswagen’i iklim koruma kanunu ‘Temiz Hava Yasası’nı ihlal etmekle suçladı ve 482 bin dizel yakıtlı aracın geri çağrılmasını talep etti. EPA tarafından, VW’nin motordan çıkan zararlı maddelerin ölçümünü manipüle eden bir bilgisayar programı kullandığı bildirildi. Bilgisayar programıyla yapılan manipülasyon ile çevreye verilen zarar miktarının, limitin 40 kat altında gösterildiği açıklandı. Bu durumda şayet suçlamalar ispatlanırsa VW’in ABD’ye 18 milyar dolar para cezası ödemek zorunda kalacağı tahmin ediliyor. Ayrıca sivil davaların da yolunun açılacağı belirtiliyor.

“(…)

“(…) EPA tarafından yapılan incelemeler sonucunda suçlamalar 2009 ile 2015 model VW ve Audi markalı 4 silindirli 2 litre TDI motora sahip araçları kapsıyor. Modeller arasında Jetta, Beetle, Golf, Passat ve Audi A3 yer alıyor. EPA tarafından yapılan açıklamada 2008 yılından bu yana satılan ve kapsama giren 482 bin adet 4 silindirli dizel otomobil olduğu belirtildi. (…)

“EN TEMİZ DİZEL

“4 silindirli 2.0 TDI motorların bir bilgisayar yazılımı ile emisyon testlerinin manipüle edilmesinden dolayı araçların belirtilen nitrojen oksit salımından 40 kat daha fazla salınım yaptıkları tespit edildi. (…) Diğer taraftan bu yıl ABD’de yayınlanan televizyon reklamlarında, “Amerika’nın 1 numaralı dizel otomobil markası” diye anonslar yapan Volkswagen, ülkedeki en temiz dizel araçları sattığını iddia ediyordu. 2009 yılından bu yana VW ve Audi’nin Amerika’daki dizel satışları ise bu paralelde yüzde 15 artış göstermişti.” (http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/30126805.asp)

Olay bu.

İnsan ilk anda şaşırıyor. Ama gerçekten şaşırıyor. Yüz binlerce çalışana sahip, yüz milyarlarca dolarlık ciro yapan, on milyarlarca dolarlık kâr elde eden, böylesine göz önünde olan dünyanın en büyük otomotiv grubu böyle bir hileye nasıl başvurur, diye…

Ve sonra soruyor doğal olarak, bu hileyi sadece Volkswagen mi yapmış? Diğer otomotiv şirketleri bu işe bulaşmamış mı, diye…

Hayır. Olur mu hiç öyle şey?

Bütün otomotiv şirketleri bu sahtekârlığı, insanlık düşmanlığını yapmış. Hepsi suçta ortakmış. Yokmuş aslında birbirinden farkları. Sadece ilk patlayan Volkswagen olmuş.

Araştırmalar ortaya çıkardı ki bu işe bulaştırılan araç sayısı başlangıçta söylendiği gibi 482 bin değil tam 11 milyondu. Ve bu hile sadece ABD’de yapılmamış, Avrupa ülkelerinde satılan araçlarda da yapılmıştı. Ve bu işi sadece Volkswagen yapmamış bütün otomotiv üreticileri yapmıştı. “Uluslararası Temiz Ulaşım Konseyi (ICCT)” tarafından 15 farklı dizel motorla yapılan araştırma, ortalamada bu modellerin izin verilenin 7 kat üzerinde salınım yaptığını gösteriyor.

Ya anlı şanlı Alman, İngiliz, Fransız devletleri? Kontrol mekanizmaları çok gelişmiş devletler bu hileyi yutmuş mu? Görememiş mi gerçekten?

Onlar da bu işi başından itibaren biliyorlarmış. Ama şirketlerinin çıkarları için, daha doğrusu kendilerini iktidara getirenin de götürenin de bu gibi Finans-Kapital şirketleri olduğundan dolayı ses çıkarmamışlar, çıkaramamışlar. BBC’yi, The Guardian’ı vd. yabancı basını okuduğumuzda bu konuyla ilgili onlarca habere ulaşabiliyoruz.

Salınan zehirli gazlar ne gibi sonuçlara yol açıyor?

“Dünya Sağlık Örgütü bünyesinde faaliyet gösteren Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı, 1998’de ilk defa dizel emisyonlarının kanserojen etkisini, “muhtemelen kanserojen” sınıflandırması ile vurguladı.

“Haziran 2012’de ise Dünya Sağlık Örgütü, yayınladığı bir bildiri ile dizel emisyonlarını “1. grup kanserojen” olarak niteledi.” (http://www.bbc.com/turkce/ekonomi/2015/09/150924_volkswagen_dizel_yakit)

“Salınan gazlar arasında en tehlikelisinin nitrik oksit ve nitrojen dioksit olduğu söyleniyor. Kısaca “NOx” olarak adlandırılan bu gazlar, küçük parçacıklar halinde solunum yoluyla insan vücuduna giriyor. Başta astım olmak üzere pek çok solunum yolu hastalığına sebep olan bu gazlar, kalp hastalığı olan kişilerde de hastalığın artmasına sebep oluyor.

“Ozon dahil olmak üzere pek çok kimyasalla reaksiyona giren bu zehirli gazlar, çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere insan sağlığı üzerinde pek çok olumsuz etki yaratıyor ve biyolojik mutasyonlara da sebep olabiliyor.

“Avrupa’da izin verilen NOx salınımı kilometre başına 80 miligramken, Volkswagen’in ürettiği araçların bu rakamın 40 kat üstüne çıktığı görülüyor. 11 milyon aracın benzer bir durumda olması da durumun küresel boyutta bir sağlık sorunu olduğunu gösteriyor.

“Bunun yanı sıra, şirketin ürettiği araçların karbon dioksit salınımının da izin verilenin üzerinde olduğu söyleniyor.” (http://haber.sol.org.tr/dunya/volkswagene-milyar-dolarlar-kaybettiren-emisyon-testi-nedir-130739)

Lenin Usta, bundan tam 100 yıl önce, “Emperyalizm, Kapitalizmin En Yüksek Aşaması”, Hikmet Kıvılcımlı Usta 1933’te “Emperyalizm, Geberen Kapitalizm” adlı anıt eserlerinde, tam da bu durumu anlatıyorlardı bildiğimiz gibi. Daha çok kâr elde edebilmek için bir avuç tekelci şirket dünyayı kana ve ateşe boğuyordu. Rekabet cangıl ortamında dövüşen kapitalist şirketler, pazardan en büyük payı kapmak, en büyük vurgunu vurmak ve en çok kârı elde etmek için, aynen bugün Volkswagen’in yaptığı gibi, her türlü yolu mubah görüyorlardı.

Rekabet kapitalizmin doğasında vardır. Dünya pazarları kurtlar sofrasıdır. Eğer en çok malı, en ucuza üretip belli bir kârla satamazsanız pazardan silinirsiniz. Hiç acıma duygularına yer yoktur bu dünyada.

Onlar için insanları, kurumları, devletleri aldatmak, aldatmaya çalışmak daha çok kâr elde edebilmek için zorunlu bir yoldur. Bilimi tekniğin hizmetine sunmak, tekniği geliştirmek, daha verimli bir üretim süreci planlamak, inovasyonu en etkili şekilde kullanmak… Bunların tamamı, insanlığa hizmet etmek, insanların yaşamını kolaylaştırmak, güvenli hale getirmek vb. için değil, en çok kârı elde etmek için yapılan işlerdir. Başka bir şey değil.

Bu, kapitalizmin-emperyalizmin doğasında olan, kaçınılmaz, zorunlu bir gerçekliktir. En verimli, en kullanışlı, en yaygın, en ekonomik ama hep bir şey için: Kâr, daha çok kâr, daha çok kâr elde etmek…

Yoksa çevreye saygıymış, insanın yaşamını kolaylaştırmakmış, güvenceli kılmakmış vb.lerinin hepsi hikâyedir. Bütün bu çabaların sonucunda kâr var mı? Emperyalist tekeller bir tek buna bakarlar. Bunun için savaşırlar. O yüzden de gözleri görmez olur. Onların hayatta bir tek Tanrıları vardır: O da Para Tanrısıdır.

Gözlerini kâr hırsı bürüdüğü için, milyonlarca insanın sağlığını yok sayarak, Volkswagen’in ve diğer otomotiv şirketlerinin yaptığı gibi, korsan yazılımlar üretir, araçlarına monte ederler. Kurumları ve insanları aldatırlar-aldatmaya çalışırlar.

Oysa bizim kuracağımız Halkın İktidarında, biliminsanları bir yandan doğa ve toplumla ilgili insanlığın binlerce yıldır yanıt aradığı soruları bir bir çözerken diğer yandan da bilim, teknolojinin hizmetinde olacak, her yeni buluş insanlığa hizmet eden yeni teknolojileri geliştirecek.

Bilim; Parababalarının para kazanma, kâr elde etme aracı olmaktan çıkarılacak,

İnsana, doğaya, çevreye, hayvana zarar vermeyecek aksine onların hizmetinde olacak.

Doğayla uyum içinde, doğayla barışık bir yaşam sürdürülecek bitkileriyle, hayvanlarıyla, insanlarıyla…26.09.2015