Tayyip’in son “Torba”sından Maden İşçisine İşsizlik Cehennemine atılmak çıktı

Geçmişte, halk düşmanı, Amerikancı Özal hükümetleri “Kanun Hükmünde Kararname (KHK)”lerle ülkeyi yönetiyordu. Şimdi ise Tayyipgiller, “Torba Kanun”larla… Daha doğrusu Tayyip’in, döneme özgü gereksinimlerini içeren ve birbiriyle hiç ilgisi olmayan konulardaki talimatları bir torbaya doldurulup Meclisten yasa olarak geçirilmektedir.

Bunlardan en sonuncusu ise 6552 Sayılı “İş Kanunu ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması ile Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılmasına Dair” “Torba Kanun”dur.

Yasa Mecliste 10 Eylül 2014 tarihinde kabul edildi, bir gün sonra da Devlet Başkanı Tayyip tarafından jet hızıyla onaylanarak Resmi Gazetede yayımlanıp yürürlüğe girdi.

Bu “Torba Yasa”yı hızlı bir şekilde incelemek bizim bir günümüzü aldı. Oysa Tayyip efendi, akşam Mecliste kabul edilen yasayı sabaha onaylayıp yürürlüğe sokarak, yukarıdaki görüşümüzü bir kez daha kanıtlamış oldu. Yani bugün ülkemizde, artık ne Meclis, ne hükümet, ne bakanlıklar, ne Meclisteki komisyonlar yasal statüleri gereğince görev yürütmüyorlar. Varsa yoksa Tayyip’in talimatları… Daha doğrusu bu talimatların Meclisten geçirilmiş yasa metinleri haline dönüştürülmeleri… Hal böyle olunca, şu an devletin başını ele geçirmiş olan Tayyip de yasaları denetlemek için Anayasa’da kendisine tanınan 15 günlük süreyi beklemeden, yasa metni önüne gelir gelmez okumaya bile gerek görmeden basıyor imzayı.

Ne yapalım, bu işleyiş bir süreliğine daha böyle gidecek gibi görünüyor. Ancak, biz devrimciler emekçi halklarımızı örgütleyip, bu Yerli Satılmışlar Cephesi’nin karşısına dikildiğimiz zaman bu sürecin bir anda kısalıvermesi işten bile değildir.

Gelelim Tayyip’in yeni “Torbası”na…

Bu “Torba Yasa”da yeraltında çalışan maden işçileriyle ilgili olarak ilk bakışta önemli iyileştirmeler yapıldığı görülmektedir. Tabiî, Mayıs ayında Soma’da, resmi rakamlara göre, 301 işçi kardeşimizin katledilmesi sonucunda açık düşen Tayyipgiller’in, bu düzenlemeleri halkın gözünü boyamak amacıyla yaptığını da unutmayalım.

Çünkü bu katliam sonrasında; işçilerin yasal çalışma sürelerinin çok üzerinde ve fakat hiçbir fazla çalışma ücreti ödenmeden çalıştırıldıkları, dayıbaşı denilen işçi simsarlarının işçi temin ettikleri, ödenen aylık ücretlerin ise asgari ücretin az bir miktar üzerinde olduğu, yemek paydosu gibi ara dinlenmelerinin uygulanmadığı, iş güvenliği önlemlerinin alınmadığı vb. gibi her türlü organizasyonun üretim, daha fazla üretim üzerine kurgulandığı iyice açığa çıkmıştı. Tabiî, buradaki “üretim”i kâr olarak okumak gerekir.

Peki “Torba Yasa” ile Maden İşçilerine ne getirildi?

Şunlar:

3213 sayılı Maden Kanununa ek madde eklenerek; yeraltında çalışan işçilere ödenecek ücret miktarının 4857 sayılı İş Yasasının 39’uncu maddesi uyarınca belirlenen asgari ücretin iki katından az olamayacağı,

4857 sayılı İş Yasasının “Çalışma Süresi”ni düzenleyen 63’üncü maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle ile;  yeraltı maden işlerinde çalışan işçiler için yeraltındaki çalışma süresinin; haftada en çok 36 saat olup günlük 6 saatten fazla olamayacağı, (Bu süre; yerüstünde çalışanlar için haftalık 45 saat, günde 7,5 saattir.)

4857 sayılı Yasanın “Yıllık İzin Süreleri”ni düzenleyen 53’üncü maddesinin 4’üncü fıkrasına eklenen cümle ile; yeraltı işlerinde çalışan işçilerin yıllık ücretli izin sürelerinin dörder gün arttırılarak uygulanacağı,

– 4857 sayılı Yasanın “Fazla Çalışma Ücreti”ni düzenleyen 41’inci maddesinin 8’inci fıkrasından sonra gelmek üzere iki fıkra daha eklenerek; zorunlu nedenler ve olağanüstü hâller dışında yeraltında maden işlerinde çalışan işçilere fazla çalışma yaptırılamayacağı,

– Devamında ise; yukarıda belirtilen zorunlu nedenler ve olağanüstü hallerde, yeraltında maden işlerinde çalışan işçilere, haftalık otuz altı saati aşan her bir saat fazla çalışma için verilecek ücretin, normal çalışma ücretinin saat başına düşen miktarının yüzde yüzden az olmamak üzere arttırılması suretiyle ödeneceği, (Bu fazla çalışma ücreti yer üstünde çalışanlara % 50 artırımlı olarak uygulanmaktadır.)

4857 sayılı Yasanın 18’inci maddesinin 1’inci fıkrasına bir cümle eklenerek; işe iade davası açmak için öngörülen koşullardan biri olan 6 aylık kıdem şartının yer altı işlerinde çalışan işçilerde aranmayacağına dair düzenlemeler getirildi.

İşte bu düzenlemeler, madenlerde taşeronluk sistemiyle işçi çalıştıran işverenleri korkuttu.

Bu patronların korkuları ise yıllardır keyfi bir şekilde işlettikleri madenlerde, tamamen yoğun ve karşılığı ödenmeyen işgücüne dayanan üretimlerden elde ettikleri haksız kazançların bir miktarının eksilecek olmasıdır.

Adamlar alışmışlar, güpegündüz yeraltı cehenneminde 8-10 saat çalıştırdıkları işçiye hiçbir fazla çalışma ücreti ödemeden, asgari ücret düzeyinde bir ücret vermeye…

Oysa yürürlükteki 4857 Sayılı İş Yasasına göre yeraltı yer üstü ayırımı yapılmadan haftalık çalışma sürelerinin üzerinde yapılan her çalışmaya fazla çalışma ücreti ödeneceği öngörülmüştür. Bugüne kadar bu patronların büyük çoğunluğu işçilerin bu haklarını bildikleri halde ödememişlerdir.

“Torba Yasa” ile getirilen düzenleme esasında bu işverenlere büyük bir yük de getirmemektedir. Çünkü yeraltında çalışan işçinin karşı karşıya olduğu ölümcül tehlikeler bir yana, yapılan işin ağır ve tehlikeli iş olması nedeniyle bu tür ücret ve çalışma sürelerinin uygulanmasından doğal ne olabilir ki? Esasında bizim ülkemiz dışındaki birçok ülkede yer altında çalışan işçilere bu haklar yıllardır tanınmaktadır.

Örneğin sadece ücret bazında alındığında; bir kömür maden işçisinin yıllık kazancı; Almanya’da; net 26.000 Euro, Amerika’da; net 49.200 Dolar, Avustralya’da; net 66.694 Dolar, Kanada’da; 60.000 Dolardır. (Bu rakamlar devletlerin resmi istatistiklerinden alınmadır.)

Oysa ülkemizde bu rakam ortalama; aylık 1.600 TL, yıllık ise 19.200 TL’dir. (8.476 Dolar, 5.630 Euoro.) Bizdeki kömür maden işçilerinin maaşlarının içinde yemek, yol, prim, yakacak, ikramiye gibi kalemlerin de dahil edildiğini belirtmeliyiz.

Diğer ülkelerle aramızdaki işçiler aleyhine olan fark açıkça ortadadır. “Torba Yasa” ile maden işçilerine getirilen ücret artışı, aylık ücretin asgari ücretin iki katından az olmayacağının kabulünde ise; işçilerin ücretindeki artış yukarıdaki rakamı ancak 182 TL. geçmektedir. Yani; bugünkü asgari ücretin aylık neti; 891,03 TL. dir. Buna göre bir işçinin aylık ücreti 1.782,03 TL. olacaktır. Bir başka anlatımla işçi sınıfı cephesinde yeni bir durum yoktur esasında.

Bugüne kadar ucuz işçi çalıştırıp haksız kazanç elde etmeye alışkın olan patronlar, işte bunun için “timsah gözyaşları” dökerek, madenleri kapatıp işçileri işsiz bırakmaktalar. İşçilere fazladan ödeyecekleri 182 TL mi bu patronları zarara uğratacaktır?

Elbette hayır.

Onları esas üzen durum; önceden karşılıksız fazla çalışma yaptırırlarken, yeni durumda, hem yasal çalışma süresi haftalık 36 saate düşmüş oldu, hem de bu sürenin üzerindeki çalışmalarda ise % 100 zamlı ücret ödeme zorunluluğu getirilmiş oldu. İşte bunun için patronlar feveran etmekteler.

Neymiş? “Torba Kanun” ile birlikte maliyetleri artmış.

Hayır! Bin kere hayır!

Yukarıda da belirttiğimiz gibi, eğer işçiyi fazla çalıştırıyorsan elbette bu fazla çalışmanın karşılığını ödeyeceksin.

Adamlar, şimdiye kadar AKP iktidarının yoksul halkımızı kandırarak oy avcılığı yapmasının aracı olarak kullanılan ucuz-kalitesiz kömür üretiminin kendilerine sağladığı rantların bir miktar sınırlanmasını bile kabul edemiyorlar.

Bunun için de madenlerdeki üretimi durdurarak işçi kardeşlerimizi işsizlik cehennemine atıyorlar. Maalesef işçi kardeşlerimizin bazıları da, “asıl grizu şimdi patladı” diyerek işsiz kalmaktansa düşük ücrete ve karşılığı ödenmeyen fazla çalışmalara razı olmaktalar.

Maden işçilerinin bu sınıf körlüğüne düşmelerinin bir nedeni de yıllardır sarı-gangster sendikaların elinde tutsak olmalarındandır. Kendilerine “sendikacı” yaftası takmış olan bu alçaklar sürüsü, bırakalım imzalanan Toplu İş Sözleşmeleriyle işçilere yasaların üzerinde yeni haklar elde etmeyi, bugüne kadar mevcut yasaların uygulanmasını dahi sağla(ya)mamıştır. Hal böyle olunca, maden patronları da İşçi Sınıfımıza ölümü (işsizliği) gösterip kansere (düşük ücrete) razı olmayı dayatmaktalar.

Maalesef şu an için bunda da başarılı olmaktalar… Ama bu uzun sürmeyecek. İşçi Sınıfımız ve Emekçi Halklarımızın, devrimci önderleriyle birlikte yürüteceği örgütlü mücadele ile hem sarı sendikacılık çemberi kırılacak hem de Parababaları ve Tayyipgiller diktatörlüğüne son verilecektir.

ETİKETLER: