Uzel Makina İşçileri: Dayak da yesek, cop da yesek, adliyelere, karakollara da düşsek bu işin peşinden vazgeçmeyeceğiz! Ölmek Var Dönmek Yok!

25.09.2020
A+
A-

13 yıldır tazminat hakları Parababaları tarafından gasp edilen, sendika görünümlü sarı-gangster suç örgütü Türk Metal’in ihanetine uğrayan Uzel Makina İşçileri, Türkiye İşçi Sınıfı Mücadelesinin yüz akı Nakliyat-İş Sendikası önderliğinde 19 aydır direniyor. Kurtuluş Yolu Gazetesi olarak Direnişlerini fabrika önüne kurulan çadırla taçlandıran Uzel Makina İşçileriyle Direniş Çadırında gerçekleştirdiğimiz röportajı yayımlıyoruz.  

Kurtuluş Yolu: Öncelikle Nakliyat-İş Sendikası önderliğinde gerçekleştirdiğiniz kararlı Direnişten dolayı tüm Uzel Makina Direnişçilerini kutlayarak söze başlamak istiyoruz. İsminizi öğrenebilir miyiz?

Orhan Soyluer.

Kurtuluş Yolu: Burada 13 yıldır devam eden bir hak gaspı var. Siz 2008’den itibaren kendi imkânlarınızla hakkınızı aradınız. Ama son 19 ayda süreç hareketlendi. Özellikle de Boğaziçi Varlık’ta yaptığınız eylem ve arkasından fabrika önüne çadır kurulmasıyla birlikte daha hareketli bir döneme girilmiş oldu.

Bu süreçte Direnişinizin havası nasıl değişti? Şu an beklentileriniz nasıl? İşçilerin Direnişe bakış açısı bu eylemler sonucunda nasıl etkilendi?

Bu Direnişin, emeğin, devrimciliğin kökeninde yok adam satmak!

Orhan Soyluer: Şu an Direnişin havası geçen hafta Cumartesiden sonra işçinin lehine döndü, işçinin aleyhineydi. Ama bizim öncelikle şunu belirtmemiz lazım, 13 yıldır direniyoruz ama bunun 2-2 buçuk yılı Direniş, ondan önceki 10-11 yılda Türk Metal Sendikası bizi oyalıyordu. “Biz sizin davanıza bakacağız, şöyle böyle”, diyorlardı. 6 ayda bir, yılda bir sendikaya toplayıp işçi arkadaşların gazını alıyordu, salıyordu.

İşte bundan 6 yıl önce fabrika 333 milyona satıldığı zaman Vera Varlık satışı engelledi. O zaman, 6 yıl önce o paraya satılsa herkes parasını alıyordu, rahat ediyorduk. Bundan 2 yıl önce de 225 milyona satıldı, bu sefer iflas masası itiraz etti, işçi parasını alamıyor, diye. 1 yıl önce de 223 milyona satılınca kimse itiraz etmedi. Yani 2 yıl önce 225 milyona satıldığında paramızı alamıyorsak 1 sene önce 223 milyona satıldığına nasıl paramızı alacağız? İşçiye bir şey kalmıyordu.

Tabiî bu esnada bize destek veren Nakliyat-İş Sendikası’nın çok büyük faydasını gördük. Halkın Kurtuluş Partisi bize ilk andan itibaren destek verdi her konuda.

Fakat işçinin lehine dönmesi şuradan kaynaklandı, geçen hafta burayı aldık diye beyan eden firma tırlarla, vinçlerle gelip burayı boşaltıyordu. Bizim işçilerimiz bunu engelledi. Biz müdahale edince traktörler falan geri yerine indirildi. Soygunu işçi arkadaşlarımız kendi çabalarıyla durdurdu tabiî bu arada Emniyet de geldi müdahale etti. Ertesi gün biz buraya çadırı kurduğumuzda hepsi rahatsız oldu. Bu döneme kadar bizimle hiç görüşmek, randevu vermek istemeyen Boğaziçi Varlık randevu verdi, Önder (Uzel) randevu verdi, Önder’in kardeşi Serdar randevu verdi. Mesele şu; önceden biz onlardan randevu talep ediyorduk, alamıyorduk. Şimdi onlar işçiden randevu talep ediyor. Olay bu noktaya geldi.

Yani burada Direniş çok önemli, birlik çok önemli. Biz şunu isterdik, burada 1200 tane işçi çalışıyor, neden 150 kişi eyleme geliyor? 1200 kişi burada eyleme gelse bu eylem daha farklı olurdu. Tabii burada her türlü zarar işçinin. İşçinin hakları gasp edildi. Tazminatı, ihbarları, 5 aylık maaşları… Yani burada en çok zararı işçi gördü. İşçinin parasının üstüne yatmak istediler. Biz de buna müdahale ettik, yatırmayız dedik, bizim hakkımızı ver. Tabiî bunu yaparken de buraya gelen 150 kişiyle beraber.

Bize, komitedeki arkadaşlara, siz bu eylemden vazgeçin sizin paranızı vereceğiz, diye teklif de geldi. Biz onu da kabul etmedik. Çünkü burada gelip emek sarf eden, hakkını arayan arkadaşlara biz vefasızlık edemezdik.

Bu Direnişin, emeğin, devrimciliğin kökeninde yok adam satmak!

Adam satanları görüyoruz, işte televizyonda Vatan Partisi nasıl geziyorsa adam satanlar onlar… Buraya geldiler bizi desteklediler ilk başta, sonra çıkarlarına uygun hareket etmeyince bizi de sattılar.

Onun için biz bu yola baş koyduk. Paramızı alana kadar mücadele edeceğiz.

Buradan yine söylüyorum; Ali Rıza Başkan’ın önderliğinde Nakliyat-İş’e teşekkür ediyoruz.

Halkın Kurtuluş Partisi’ne teşekkür ediyorum, İl Yöneticisi Halil Abi’ye özellikle… Her eylemde burada, her şeyde bizi destekledi. Biz de; birlikten kuvvet doğar, diyoruz. İnşallah kazanacağız, teşekkür ediyorum.

Benim tek diyeceğim var; sonuna kadar mücadele edeceğiz,

hakkımızı almadan bu iş bitmeyecek!

Kurtuluş Yolu: Sizinle devam edelim. Adınız?

Benim ismim Mustafa Aslan.

22 seneden beri Uzel Makina’da çalışmaktayım. Ben hayatımda böyle bir hainlik görmedim, yani sendika gördüm de bu kadar hain bir sendika görmedim. İşçisini satan, işverene bu kadar yalakalık yapan, patronun sözünden çıkmayan… Senelerden beri benden aidat aldı bunlar.

İşveren nerede?

Sesleniyorum, öyle yalılarda sabah kahvaltıları, kokteyller vermekle olmuyor. Satacaklar, işçinin alın terini verecekler. Onurlu yaşam hakkı istiyorlarsa sosyetede, zengin camiasında, işçinin hakkını da verecekler.

Şunu da söyleyebilirim, ben kendim koyu bir AK Parti’liyim. Ve utanıyorum artık, samimiyetle söylüyorum utanıyorum. Cumhurbaşkanı bizim başımızı eğmiştir burada. Bu fabrikanın dörtte üçü AK Partili’dir, bu bölgenin milletvekillerinden bir tanesi bile gelmedi. Ben buradan yukarıdakilere de sesleniyorum hani kapı kapı dolaşın, diyor ya, halk burada Uzel’in önünde, gelsin görsünler. Burada bir emek gasp edildi. Yazık günahtır, her kapanan fabrika Türkiye’ye atılan birer bombadır. Gençliğin geleceği gidiyor, yazık, günah…

Pevrul Kavlak, namus ve şerefin yemekhanede duruyor. Onurun, gururun, şahsiyetin, kişiliğin varsa gelirsin namus ve şerefini temizlersin.

Önder Uzel’e de sesleniyorum buradan, geldi bize burada dedi ki; “beni sendika ve hükümet batırdı.”

Ben hükümeti de buraya çağırıyorum, gelsin görsün, biz mağduruz, çalmadık çırpmadık. Fabrikayı İflas Masası hırsızlara açtı. Bu fabrikayı soyduran İflas Masası ve ekibidir. Bakın geçen gün yine hırsızlık olayı oldu, yakaladık.

Niye bu zamana kadar Vera’yı mahkemeye vermedi de şimdi mahkemeye veriyor? Neden?

Çünkü biz artık İflas Masasını mahkemeye vereceğiz. Burayı hırsızlara açan iflas masasıdır. Biz çalmadık çırpmadık. Namusumuzla, alnımızın akıyla ekmek yedik burada. Ama biz vatan haini değiliz. Tezgâhları balyozlarla parçaladılar. Hırsızlar yapmadık şey bırakmamışlar. Yazık günah değil mi? Bir fabrika kolay mı kuruluyor?

Ey cumhurbaşkanım! 40 tane fabrika açtım, diyorsun. Nereye açtın? Hangi ile açtın, göster. O da yok.

Benim tek diyeceğim var, sonuna kadar mücadele edeceğiz, hakkımızı almadan bu iş bitmeyecek. Ölmek var dönmek yok!

Teşekkür ederim.

 

Kurtuluş Yolu: Biz teşekkür ederiz. Şimdi de sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Cavit Bozkurt.

Kurtuluş Yolu: Burada 7/24 Direniş Çadırı duruyor. 24 saat nasıl geçiyor Direniş Çadırında?

Canımı verdim mahkemeye vermedim, fakat paramı da alamadım

Çadırda her zaman arkadaşlarla nöbet tutuyoruz, daha önce hırsızlıklar oldu. Baktık 5-6 tane tır gelmiş, haberimiz yok. Malzemeleri yükleyip gidiyorlar yani sahtekârlık yapıyor bunlar.

Bir de ben kendim 23 sene çalıştım. Çalıştıktan sonra iş kazası geçirdim, iş kazası geçirmeme rağmen ekmek yediğim yer olduğu için mahkemeye vermedim. Bak iyi niyetimiz hep suiistimal edildi. Ondan sonra 2008’de tam emekli olacağım yani daha fabrika kapanmadan. Ya bu suçtur. Yani parmağımı kaybettim, canımı kaybettim. Bilmiyorum avukatlarımız da görüyor bunu.

Bu Önder Uzel yani hakkımı helal etmem ona. Canımı verdim mahkemeye vermedim, fakat paramı da alamadım. Yani Uzel kapanmadan önce gittim ihtiyarlık sigortasından bildirdim fakat kıdem tazminatı alacak diye kâğıt verdiler. Fakat geldim yok, protokol kâğıdı vereceğiz, çek vereceğiz diye beni uyuttular. Ben de arkadaşlarla beraber oldum bu işte. Yani yazık günah, hakkımı helal etmem. Gece gündüz burada bekliyoruz bütün arkadaşlarımız emek veriyor. Hakkımızın karşılığı bu değil yani.

Siyasilerin bize sahip çıkmaları lazım. Ben AK Partili olarak 17 senemi verdim. Fakat hiçbiri gelmedi sahip çıkmadı. Yazık, günahtır. Büyükşehirde 3-4 kişiyi çıkarttılar kıyamet koptu. Öyle bir şey olur mu ya? Gelin burada 1500 kişi çalışıyor, bunlara da sahip çıkın. Bu arkadaşlar hep AK Partili’ydi. Ne oldu ki gelmediniz yani?.. Bilmiyorum, benim söyleyeceklerim bunlar yani…

Biz burada haklarımızı alana kadar, sonuna kadar Direnişe devam edeceğiz!

Kurtuluş Yolu: Sizi tanıyabilir miyiz?

İsmim Selçuk Şen.

Şimdi bu olayı buraya taşıyan öncelikle örgütlü mücadele oldu. Son Boğaziçi Varlık’a yaptığımız baskınla beraber arkadaşlarda da yeni bir heyecanlanma oldu. Biz burada 150 kişi kadar sürekli Direnişe sahip çıkan arkadaşlarız. Bazı arkadaşlarda kopma olmuştu; artık bu iş olmayacak, gibi arkadaşların düşüncesi vardı ama son yaptığımız baskınla beraber, avukatın orada olmasına rağmen bizimle görüşmemesi, Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Başkan’ın ısrarla; “Biz bir yetkiliyle görüşmeden buradan çıkmayacağız” demesi, “Uzel Makina İşçileri buradan çıkmayacak” demesi ile beraber polisin de araya girmesiyle yukarıda bir görüşme oldu. Aslında orada olmayan avukat bir anda ortaya çıktı. Avukatla bir görüşme yapıldı. Nakliyat-İş Sendikası Başkanımız dedi; “Burada Direnişe sahip çıkan arkadaşların, mücadeleye katılan arkadaşlarım parasını verin, gerisini ne yaparsınız yapın. Bizim isteğimiz hepsinin verilmesi, hiçbir işçi hakkının kalmaması ama Direnişe gerçekten sahip çıkan arkadaşların ödemelerini yapın.”

Önümüzdeki haftalarda da tekrardan bir görüşme ayarlandı. Eğer caymazlarsa tabiî. Ama biz burada haklarımızı alana kadar, sonuna kadar Direnişe devam edeceğiz.

7/24 buradayız, çadır kurduk. Nöbetleşe kalıyoruz. Yoruluyoruz işten gelip burada nöbet tutuyoruz. Yani haklarımızı alana kadar bu Direniş sürecek.

Bir de birkaç teşekkürüm olacak bu arada.

Bu teşekkürlerden biri Nakliyat-İş Sendikası Genel Başkanı Ali Rıza Başkan’a.

Yıllarca aidat ödediğimiz Türk Metal Sendikası bizi kendi genel merkezine sokmazken, kapı dışarı etmişken bir gün aidat ödemediğimiz Nakliyat-İş Sendikası’nın Genel Başkanı bize sahip çıktı. Buradaki arkadaşların haklarını alana kadar mücadele sözü verdi. Arkadaşlarla biz de ona inandık. Mücadeleye devam edeceğiz. Teşekkürün en büyüğü Ali Rıza Başkan’a.

Daha sonra Direnişin ilk zamanlarında seçim dönemi olması dolayısıyla bazı siyasi partiler geldi geçti. CHP’si geldi, İyi Parti’si geldi, Saadet’i geldi, başka sivil toplum kuruluşlarından gelenler oldu. Halkın Kurtuluş Partisi geldi. Ama seçimler bitti ondan sonra ne yazık ki biz burada siyasi partilerden aman aman bir sahiplenme göremedik.

Sadece Cumhuriyet Halk Partisi Eyüp Belediye Başkan Adayı Emel Hanım sürekli ziyaretimize geldi, seçilmemiş olmasına rağmen.

Bir de Direnişin ilk gününden beri bunu sahiplenen, bizimle dayanışma içinde olan Halkın Kurtuluş Partisi bize desteğini hiç bırakmadı. Onun için Halkın Kurtuluş Partisi’ne özellikle teşekkürümüz var Uzel İşçileri olarak.

Yani diğer Direnişçi arkadaşlarla zaten beraber yürütüyoruz. Ümidimiz en kısa zamanda paralarımızı almak. Ekmeğimizi, alınterimizi kimseye yedirmeyeceğiz. Bu bizim artık klişe sözümüz oldu; ölmek var dönmek yok! Sonuna kadar mücadele edeceğiz. Haklarımızı alana kadar bu yoldan dönmeyeceğiz. Zafer Direnen Uzel İşçisinin olacak, diyorum.

Kurtuluş Yolu: Nakliyat-İş’in yürüttüğü başka Direnişler de var; Real, Makro Direnişleri mesela.

Oradaki Direnişçi arkadaşlarla ilişkileriniz nasıl? Onlar sizin eylemlerinize geliyor, siz onların eylemlerine gidiyorsunuz, bu dayanışmayı nasıl görüyor işçiler?

Selçuk Şen: Biz, yaş ortalaması çok yüksek bir kitle ile Direnişe başladık. Hayatında bir slogan atmamış arkadaşlardı bunlar.

Ama Nakliyat-İş’in sınıf sendikacılığına bir örnek olarak Real Market İşçileri, Makro-Uyum İşçileri, onların da dayanışması vardı. Biz burada, Uzel Makina’da Direnişimizi bitirdiğimiz zaman Forum İstanbul’a Real Market Direnişçisi arkadaşların yanına, Makro Direnişçisi arkadaşların yanına eylemlerimizi taşıdık. Oralara gitmek, oralarda eylemler yapmak bir sınıf bilinci oluşturdu arkadaşlarda. Yeni bir sınıf dayanışması oluştu.

Sonuçta onlar da bizim gibi sarı sendika gazabına uğramış işçi arkadaşlar. Biz de aynı şekilde sarı sendika gazabına uğramış işçileriz. Yani ortak paydalarımız çoktu. Sonuçta; “İşçilerin Birliği Sermaye Yenecek” sözüyle birlik olduk. İşçilerimizi oralara da taşıdık. Nakliyat-İş öncülüğünde o Direnişler de sonlanacak. Paralarını alacak arkadaşlar…

Kurtuluş Yolu: Burada 24 saat Direniş Çadırı duruyor. Nasıl geçiyor 24 saat? Mesela gece ne yapıyorsunuz, gelen giden oluyor mu? Yardım eden ya da engellemeye çalışan oluyor mu?

Selçuk Şen: Engellemeye çalışan olmadı destek verenler oldu. Tatlı bırakanlar oluyor, başka şeyler bırakanlar oluyor ama gece sonuçta burada ayaz oluyor, soğuk oluyor, bazı arkadaşlarımız işten çıkıp buraya geliyor veya izinli gününde dinlenmesi gerekirken buraya geliyor. Emekli arkadaşlarımız da evde geçireceği zamanı burada geçiriyor. Yani gündüz güneşin altında, yağmurda, çamurda soğukta, ayazda mücadeleyi sürdürmeye çalışıyoruz.

Ama bu davaya biz inandık önemli olan da bu. Bunu başaracağız, biz sonuna kadar da bu davamızı götüreceğiz.

 

Kurtuluş Yolu: Merhaba. Adınız?

Merhaba. Ben Ahmet Akkış.

Bizim beklentimiz yasal haklarımızı almak. 2008-2010 içerisinde yasal süreç başladı, mahkemelerde dava açıldı, ondan sonra bir iflas kararı oldu. İflas kararından sonra satış süreci başladı. Uzel arazisi, makinaları devletin eline geçmiş oldu. Devletin eline geçti, biz dedik ki, tamam iflas kararı verildi tasfiye işlemleri başlayacak, tasfiye ile bitirilecek bu iş. Ancak ondan sonra 2013’ten bugüne tasfiye yapmıyor İflas Masası.

Kendilerine göre satış kararı çıkartırlar, karara kendileri itiraz ederler, kıymet takdiri belirliyorlar, kendileri itiraz ediyorlar. Yani tamamen bu arazi üzerinde rant oyunu oynuyorlar. Biz de burada mağdur oluyoruz. Buradaki mağduriyet belki de buranın kıymet değerinin yüzde 10’u bile değil, olan biz işçilere oluyor.

Biz de düşündük nasıl bir yol izleyelim, baktık ki bu işimiz zor. Yapamayacağız. Biz de geldik buraya, bu arada burada 36 milyarlık malzeme kaçırıldı, biz bunu şikâyet ettik. Savcılığa Suç Duyurusunda bulunduk. Biz paramızı alabilecek olduğumuz halde İflas Masası tarafından bu ihaleler iptal edildi. Amaç artık ne bilmiyoruz, iflas masası mı nemalanıyor, diğerleri mi nemalanıyor bilmiyoruz…

Biz de tüm bunlar üstüne dedik ki artık eylem yapacağız. Başladık eylem yapmaya. Tabiî biz eylemlere başladığımız zaman Nakliyat-İş ile bizim yolumuz çakıştı. Yani kendileri sürekli bu tip hak arama işlerinde oldukları için yolumuz kesişti. Dedik ki bizim böyle bir desteğe ihtiyacımız var.

Nakliyat-İş; bu işte Türkiye’nin en önde gelen sendikası.

Nakliyat-İş’in bizden beklentisi yok, bunu herkes bilsin yani. Ne biz Nakliyat-İş’e vaat verdik, ne de onlar bize vaat verdiler. Sadece bizim yasal haklarımızın alınması için Nakliyat-İş bize destek verdi.

Bu süreçte değişik eylemler yaptık, en son süreçte geçen haftaya kadar, gittik Türk Metal-İş’i Ankara’da protesto ettik, siyah çelenk bıraktık, onun yanında MESS’i protesto ettik, Vera Varlık’ın önünde protestoda bulunduk.

Bize göre Vera Varlık denen şirkette para var. 2013’ten bugüne hiçbir faaliyeti yok ama nasıl oluyor da 225 milyon para çıkartıp burasını alabiliyor?

Burada büyük bir rant var, bu rantı kimler paylaşacak?

Biz onun için diyoruz, bizim burada alacağımız var. Onların rantının yüzde biri bile değil. Bunu bize vermiyorlar.

Biz de dedik, öyle mi? Ondan sonra geçen hafta, eski Vera Varlık şu anda Boğaziçi’ne devredilmiş TMSF kanalıyla. TMSF faaliyetini durduruyor. Vera Varlık hâlâ “biz burasını aldık”, diyor. Batmış şirketin nerede görülmüş bir yere sahip olduğu? Zaten TMSF tarafından kapatılmışsın kağıt üzerinde Boğaziçi’ne verdiler, şimdi onun için mücadele ediyoruz.

Geçen hafta Cuma günü görüşelim dedik. Görüşmeyi kabul etmeyince, biz de işgal ettik. Hakkımız ödenene kadar biz buradan çıkmıyoruz.

Burada bir sıkıntı var, bu sıkıntıyı Türkiye’de herkes biliyor devlet bilmiyor, nasıl bilmiyorsa!

Bizim paramızı bunlar verecek, vermek zorundalar.

Ondan sonra baktık ki yine bizi oyalamaya çalışıyorlar, biz dedik bu iş böyle olmuyor, burada 24 saat Çadır kurma kararı aldık. Cuma akşamı. Cumartesi sabahı bize bir ihbar geldi, fabrika boşaltılıyor. Ama burası devletin elinde, Vera Varlık benim arazim, diyor. Senin elinde değil ki bu. Tutmuş Vera Varlık burası benim, ben burayı boşaltıyorum, diyor. Burada Türkiye’nin en önemli makinaları-traktörleri bulunuyor. Bunları götürmeye çalışıyorlar, diyorlar ki biz tamire götürüyoruz.

Nasıl göndereceksin, elinizde yetki belgesi var mı dedik? Var, dediler size göstermeyiz ama, diyorlar. Tamam dedik, emniyete haber verdik, emniyet geldi. Emniyet incelerken dosyalara ben de baktım. Tesadüfen yetki belgesini gördüm. Yetki belgesi ile hiç alakası yok, ben yazayım aynısı olur. Dedik ki bu İflas Masasının suçu, Vera Varlık yetki belgesini 1 Temmuz’da vermiş adama. Adam bizim eylemden bir gün sonra sekiz TIR, bir tane vinç gelmiş kirişlerle sökmüşler, vinçlerle tırlara yüklemişler…

Biz burada direnen işçilerin parasını alana kadar, bu çadırı hiçbir güç kaldıramaz

Kurtuluş Yolu: Siz Çadır kurmadan bir gün önce oluyor bunlar, değil mi ?

Ahmet Akkış: Evet. Çadır kurmadan bir gün önce. Boğaziçi’ndeki eylemden bir gün sonra. Biz dedik ki Pazar günü çadır kuruyoruz, onlar Cumartesi gelip malları kaçırmaya çalışıyorlar. Bu yapılan ne akli, ne insani…

Buradan götürmek istenen mal kimin malı?

Buradaki işçinin alınteri, sen bunu çalamazsın, çaldıramazsın.

Çaldıran; İflas Masası, çalan; Vera Varlık. Sen arazine çalmaya çalışanları alamazsın.

Burada ne oluyor?

Biz de dedik ki; bu Pazar Çadır kuracağız. Ali Rıza Başkan’la da görüştük, dedik ki; bize bir kolaylık sağla, yasal yollarını ayarla. Bunun üstüne çadırımızı kurduk.

Ve amacımız da şu; biz burada direnen işçilerin parasını alana kadar, bu çadırı hiçbir güç kaldıramaz. Bize zulüm yapılıyor burada.

Devlet de devletliğini gösterecek. Ben devletim diyorsan burayı soyanı da alanı da, satanı da getir bir araya, burada zulüm gören işçilerin zulmünü gider. Bu sorun devlet eliyle kimse yapan, bildirecekler. Onlar bildirmeden biz buradan bu eylemi bitirmeyiz.

Ancak ne olur?

Zorluk çıkar. Dayak da yesek, cop da yesek, adliyelere, karakollara da düşsek bu işin peşinden vazgeçmeyeceğiz. Bizim tek amacımız buradaki alacaklarımızı almak, bu gaspçıların elinden kurtarmak. Bu Boğaziçi Varlık zaten bildiğin yasal tefeci. Onun için de burada gasp yapıyor.  Bu gaspı devlet önleyecek. Bizim paramız ödenecek.

Teşekkür ederim.

Kurtuluş Yolu: Biz teşekkür ederiz.

Gazetemiz, sizin de bildiğiniz gibi, siz Direnişe başladığınızdan bu yana her sayısında haberlerinizi yapıyor. Sesiniz olmaya çalışıyoruz. Bundan sonra da aynı şekilde davranmaya devam edeceğiz.

Biz de sizin başaracağınıza, haklarını alacağınıza inanıyoruz. Tekrar teşekkür eder, Nakliyat-İş öncülüğünde devam eden, Türkiye İşçi Sınıfına ilham veren Direnişinizde başarılar dileriz.