Yıkılsın Bu Hale Hükümet Eden!

02.07.2026
1.472
A+
A-

Orhan Sur

 

Doğayı ve toplumu iradi bir şekilde dönüştürebilme yeteneğine sahip tek canlı türü olan insan, aşağı yukarı 6 bin 500 yıldır Sınıflı Toplum bataklığında çırpınıp duruyor. Bu toplum biçiminin en son aşaması olan Tekelci Kapitalizmin egemen olduğu günümüz dünyasında insanlık acılar içinde kıvranıyor. Aslına bakılırsa yaklaşık 4 milyar 540 milyon yaşındaki gezegenimiz, üzerinde yaşayan 8 milyar 300 milyon insanı besleyecek, onlara insanca bir yaşam sunacak kaynaklara fazlasıyla sahip. Tek sorun, bu aşağılık düzenin işleyiş mekanizması gereği kaynakların, zenginliğin büyük bir bölümünü, milyarlarca insanı açlığa, yoksulluğa, sefalete ve ölüme sürüklemek pahasına Parababalarının gasp etmesi. Ve yine Emperyalizm Çağının doğası gereği insanlar arasındaki eşitsizlik her geçen gün derinleşiyor. Başka türlü anlatırsak, dünyadaki toplam zenginlik, her geçen gün sayısı biraz daha azalan “ultra zenginlerin” yani Uluslararası Finans-Kapitalistlerin elinde daha fazla oranda birikmeye devam ediyor.

Güncel durumla ilgili birkaç çarpıcı veri sunalım:

Forbes Dergisi’nin 1 Haziran 2026 listesine göre dünyanın en zengin 10 insanının toplam serveti yaklaşık 2 trilyon 900 milyar dolar. Aynı derginin 2026 Mart’ında ilan edilen yıllık listesine göre dünyada 3 bin 428 dolar milyarderi bulunuyor. Bu listenin tepesinde 835 milyar dolarlık servetiyle ABD Emperyalizminin en önde gelen ruh hastası Finans-Kapitalisti Elon Musk bulunuyor. Bu ruh hastası pedofili 309 milyar dolarla Larry Page, 285 milyar dolarla Sergey Brin, 277 milyar dolarla Jeff Bezos ve 276 milyar dolarla Larry Ellison takip ediyor. (https://www.forbes.com.au/news/billionaires/the-top-10-richest-people-in-the-world-june-2026/)

Yukarıda da altını çizdiğimiz gibi dünya halklarının alınteriyle biriken toplam servet, her geçen gün artan oranda bir avuç vurguncunun elinde birikmeye devam ediyor. Oxfam’ın Ocak 2026 raporuna göre bu vurguncu Finans-Kapitalistler, sadece 2025 yılında servetlerini yüzde 16’dan fazla artırarak 18 trilyon 300 milyar dolara çıkarmış. Bu durum, önceki beş yıllık ortalamanın yaklaşık üç katı hızda bir artışı ifade ediyor. Yine Forbes’a göre “dolar milyarderleri” denen halk düşmanlarının servetleri, 2020’den bugüne yüzde 81 oranında artmış. (https://www.oxfam.org/en/press-releases/billionaire-wealth-jumps-three-times-faster-2025-highest-peak-ever-sparking)

Emperyalistlerin bizzat kendi ekonomik örgütleri bile dünyadaki eşitsizlik konusunda mızrağı çuvala sığdıramıyor. ABD-AB Emperyalist Haydutlarının dünya halklarını haraca bağlamak için bir araç olarak kullandığı Dünya Bankası’na göre en zengin 10 Finans-Kapitalistin 2 trilyon 900 milyar dolarlık toplam serveti, yaklaşık 2 milyar 650 milyon insanın yıllık toplam gelirine denk geliyor. Dünya Bankası ayrıca bir “aşırı yoksulluk çizgisi” belirliyor ve günde en fazla 3 dolar gelir elde edebilen insanları “aşırı yoksul” insanlar kategorisine yerleştiriyor. Ve Dünya Bankası’na göre 2024 yılında, yaklaşık 847 milyon insan, günde en fazla 3 dolarla yaşamını sürdürmek için çırpınıp duruyor. (https://www.worldbank.org/en/news/factsheet/2025/06/05/june-2025-update-to-global-poverty-lines)

Dünyayı soyup soğana çeviren bir avuç Finans-Kapitalist o kadar zenginleşiyor ki artık onlar için “lüks” kavramı, eskiden olduğundan farklı bir içerik taşımaya başlıyor. Geçmişte “lüks yaşam” denince insanın aklına pahalı evler, arabalar, uçaklar, tatiller vs. geliyordu. Ancak günümüzde bu vurguncuların yaşadığı lüks, gezegenimizin altyapısına, gökyüzüne, denizlerine, okyanuslarına, hatta karbon bütçesine kadar uzanan bir ayrıcalığa dönüşmüş durumda. Bu konuyla ilgili de çarpıcı olduğunu düşündüğümüz bir iki örnek verip geçelim:

Oxfam’ın 2024 analizine göre dünyanın en zengin 50 milyarderinin özel jetleri ve yatları, ortalama bir insanın tüm ömrü boyunca salacağı karbondan fazlasını yalnızca yaklaşık 90 dakikada üretebiliyor. Aynı çalışmada bu 50 kişinin bir yılda 184 özel jet uçuşu yaptığı, havada 425 saat geçirdiği ve bunun ortalama bir insanın 300 yıllık karbon salımına denk geldiği belirtiliyor. Yatları için hesaplanan yıllık karbon ayak izi ise ortalama bir insanın 860 yılda çıkaracağı salıma denk. (https://www.oxfam.org/en/press-releases/billionaires-emit-more-carbon-pollution-90-minutes-average-person-does-lifetime)

Zenginler ve yoksullar arasında dünya genelinde bu kadar derin bir uçurum olunca, haliyle her iki kesimin yaşam standartları ve günlük yaşam pratikleri de farklı oluyor. Önce “ultra zengin” Parababalarının yaşamlarına dair bir iki anekdot aktaralım:

Amazon’un sahibi Jeff Bezos’un Koru adlı süper yatı yaklaşık 127 metre uzunluğundaymış ve maliyetinin 500 milyon doların üzerinde olduğu tahmin ediliyormuş. Bloomberg’in aktardığına göre yatın direkleri o kadar büyükmüş ki yatın geçebilmesi için Rotterdam’daki tarihi bir köprünün sökülmesi bile tartışılmış. (https://www.businesstimes.com.sg/lifestyle/bezoss-new-us500-million-superyacht-undergoing-sea-trials)

Söz konusu olayda adı geçen köprü, Hollanda’nın Rotterdam şehrindeki tarihi De Hef Köprüsü. Köprü, 1927 yılında inşa edilmiş. Yani yaklaşık 100 yıllık bir tarihi var. Düşünebiliyor musunuz; sırf Bezos denen Parababasının yatı buradan geçip okyanuslara ulaşabilsin diye bu tarihi köprünün sökülmesi tartışılmış. Ve tartışılmakla da kalınmamış, Rotterdam’ın yerel yöneticileri köprünün bir kısmını sökmeye karar vermişler. Ancak Rotterdam Halkının tepkisi üzerine yöneticiler geri adım atmışlar ve bu işten vazgeçmişler.

Bir diğer vurguncu Finans-Kapitalist Larry Ellison ise Hawaii’deki Lanai adasının büyük bölümünü satın almış. Steve Ballmer’ın 2014’te 2 milyar dolara aldığı Los Angeles Clippers basketbol takımının değeri, Forbes’a göre 7,5 milyar dolara ulaşmış. (https://www.forbes.com.au/news/billionaires/the-top-10-richest-people-in-the-world-june-2026/)

Dünya halklarının sırtına kene misali yapışmış bulunan bu Parababalarının gündelik yaşamlarıyla ilgili, işçi ve emekçi kesimlerin hayal dahi edemeyeceği örnekleri çoğaltmak mümkün. Ancak biz burada keselim ve dünya genelindeki geniş halk yığınlarının, hayatta kalmak için işgücünü satmaktan başka seçeneği bulunmayan işçilerin, köylülerin ve diğer halk kesimlerinin yaşadığı trajediye kulak verelim.

Birleşmiş Milletler’in 2025 Gıda Güvenliği Raporuna göre 2024’te yaklaşık 673 milyon insan açlıkla karşı karşıya kalmış; 2 milyar 300 milyon insan orta ya da ağır düzeyde gıda güvencesizliği yaşamış. Yaklaşık 2 milyar 600 milyon insan sağlıklı bir beslenme düzeninin maliyetini karşılayamamış. 6-23 aylık çocukların yalnızca üçte biri asgari beslenme çeşitliliğine ulaşabiliyormuş. (https://data.unicef.org/resources/sofi-2025/)

Yoksul insanların su ve hijyenik malzemelere erişimiyle ilgili veriler de son derece çarpıcı:

Dünya Sağlık Örgütü ve UNICEF’in ortak verilerine göre 2 milyar 100 milyon insan güvenli yönetilen içme suyundan yoksunmuş. 106 milyon insan hâlâ arıtılmamış yüzey sularını içme suyu olarak kullanıyormuş. 3 milyar 400 milyon insan güvenli yönetilen sanitasyondan yoksunmuş. 354 milyon insan açıkta dışkılıyormuş. 1 milyar 700 milyon insanın evinde temel hijyen hizmeti yokmuş. 611 milyon insanın hiçbir el yıkama olanağı bulunmuyormuş (https://www.who.int/news/item/26-08-2025-1-in-4-people-globally-still-lack-access-to-safe-drinking-water—who–unicef)

Dünya genelinde yoksul kesimler sadece gıda, su ve hijyen konusunda sıkıntı çekmiyor. Barınma da çok büyük bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. BM verilerine göre 2022’de dünyadaki kent nüfusunun yaklaşık dörtte biri, yani 1 milyar 120 milyon insan, gecekondu ya da gayriresmî yerleşimlerde yaşıyormuş ve bu sayı 2015’e göre 130 milyon civarında artış göstermiş.

ABD Emperyalist Haydut Devletinin ülkemizi çökertmek üzere halkımızın başına bela ettiği AKP’giller Türkiye’sindeki yoksulluk ve sefalete ise değinmeye bile gerek görmüyoruz zira HKP Genel Başkanı Nurullah Efe, neredeyse her günkü değerlendirmelerinde bu konuyu ayrıntılandırıyor ve AKP’giller’in çeyrek asırlık zulüm iktidarlarında halkımızın kanını nasıl kuruttuğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor. Yine Gazetemizin saygıdeğer yazarları, kaleme aldıkları makalelerde, ülkemizde AKP’giller tarafından yaratılan ekonomik faciayı ve bundan kurtulmanın yollarını detaylı bir şekilde okuyucularımıza aktarıyor.

Gerek dünyada gerekse Türkiye’de yaşanan bu kahredici tablo karşısında ne söylenebilir?

Sanıyoruz bu durumu en iyi, Komünist Ozanımız Âşık İhsani’nin şu dörtlüğü dile getiriyor:

 

Aç ölürüz, tok yaşarlar, bu neden?

Yıkılsın bu hale hükümet eden!

Şura doğu, şura batı demeden

Güvercinler salacağız, yakındır!

 

Komünist Ozanımızın haykırdığı gibi insanlığın yaşadığı bu acıları ortadan kaldırmanın tek yolu, “bu hale hükümet eden”lerin bir an önce “yıkıl”masıdır.

Peki, kimlerdir bu hale hükümet edenler?

Yukarıda defalarca tekrarladığımız gibi insanlığın ufkuna bir karabasan gibi çökmüş bulunan Uluslararası Finans-Kapitalistlerdir. Musk’lardır, Bezos’lardır, Page’lerdir. Onların siyasi plandaki temsilcileri olan ve dünya halklarını kana, gözyaşına boğan Trump’lardır, Merz’lerdir, Macron’lardır. Türkiye’de ise yerli Finans-Kapitalistlerdir. Koç’lardır, Sabancı’lardır, Ülker’lerdir. Tarihin en eski sömürücü sosyal sınıfı olan asalak Tefeci-Bezirgân Sermayenin bileşenleridir. Ve tabiî ki bunların siyasi plandaki temsilcileri olan Tayyipgiller’dir.

Dolayısıyla Tarihin omuzlarımıza yüklediği görev; bir avuç yerli-yabancı Parababasının milyarlarca insanı yük hayvanı yerine koyduğu bu aşağılık düzeni baştan ayağa yıkıp onun yerine tüm insanlığın bir anadan doğma kardeş gibi eşit ve özgür yaşayacağı Komünist Toplumu inşa etmek için devrimci kavgaya her zamankinden daha sıkı, daha inançlı ve daha fedakâr bir şekilde sarılmaktır.

Türkiye’de bu görevin öncüsü, Eneski İdeoloji Partisi olan Halkın Kurtuluş Partisi’dir.

14 Haziran 2026

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.