Dünya Süt Günü ve Süt İçemeden Büyü(yeme)yen Çocuklarımız

02.07.2026
1.424
A+
A-

Sema Kıvılcım

 

1 Haziran Dünya Süt Günü’nü süt üreticilerinin sorunları ve fahiş oranlarda artan süt ve süt ürünleri fiyatlarıyla karşıladık. Yani 2026 Dünya Süt Günü’nde de üretici de tüketici de süt fiyatlarından memnun değil. Bir yandan, Üretici-Köylü-Çiftçi artık süt üretemez, ürettiği sütü maliyetini dahi karşılayacak bir fiyata satamaz hale getirildi. Diğer yandan Tüketici de süt içemez, peynir, yoğurt yiyemez hale getirildi.

1 Haziran Dünya Süt Günü, Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Uluslararası Sütçülük Federasyonu (IDF) öncülüğünde her yıl 1 Haziran’da kutlanıyor. Dünya Süt Günü aslında ilk olarak 1956 yılında IDF tarafından 21 Mayıs olarak belirlenmiş, ancak 2001 yılında FAO ile yapılan ortak kararla 1 Haziran tarihine alınmıştır.

Dünya Süt Günü adlı özel bir güne neden ihtiyaç duyuyor FAO?

Süt içerdiği kalsiyum, protein ve vitaminler sayesinde özellikle çocukların kemik gelişiminde önemli bir yer tutuyor. FAO bu konudaki farkındalığı arttırmayı amaçlıyor. Süt ve süt tüketimini arttırmak ve süt üreticilerinin sorunlarına da dikkat çekmek istiyor. Yani aslında Dünya Süt Günü bir kutlamadan ziyade Üreticilerin ve Tüketicilerin sorunlarına dikkat çekilmesi ve çözüm önerilerinin tartışılması gerektiği bir gündür.

Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) Mayıs 2026 dönemine ait yıllık enflasyon oranını yüzde 55,38 olarak açıklamıştır. Ayrıca bir gıda enflasyonu açıklanmamıştır. Ama biz marketten, pazardan biliyoruz ki, gıda enflasyonu da bu oranın altında değildir ve hatta daha da yüksektir. 1 litre pastörize süt, üç harfli indirim marketlerinin raflarında bile 55 TL’den satılmaktadır. Çeşitli kurumların Mayıs 2026 verilerine dayanarak yaptığı araştırma sonuçlarına göre, dört kişilik bir aile için Açlık Sınırı 35 bin TL, Yoksulluk Sınırı 114 bin TL olarak açıklanmıştır. Buna karşın Asgari Ücret 28 bin 75 TL, en düşük emekli aylığı 20 bin TL’dir. Bu ücretlerle kıt kanaat yaşamaya çalışan Emekçi Halkımız bir litre sütü dahi alamıyor. Çocuklarına süt içiremiyor.

Hal böyle olunca özellikle son yıllarda çocuklarımızda beslenme yetersizliğine bağlı bodurluk oranı artışa geçmiştir. Beş yaş altı çocuklarda bodurluk oranı yüzde 10 olmuştur.

Çocuklarımız yetersiz beslenme nedeniyle fiziksel, duygusal, sosyal ve bilişsel olarak gelişemiyor. Yoksulluk içinde büyüyen çocuklar evde kahvaltı dahi yapamıyorlar. Okula beslenme götüremiyorlar. Harçlık götürüp okul kantininden bir şey alamıyorlar, yani okulda da beslenemiyorlar. Buna rağmen okullarda çocuklara hiç olmazsa günde bir öğün ücretsiz yemek verilmesi önergesi Meclis’te AKP ve MHP oylarıyla reddediliyor.

Emekçi halkımız ve çocuklarımız süt ve süt ürünlerini tüketemez duruma gelirken, süt üreticisi kazanabiliyor mu? Süt üretmeye devam edebilecek bir gelir elde edebiliyor mu?

Ne yazık ki hayır!

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) “Çiğ Süt Üretim İstatistikleri verilerine göre, 2021 yılında Türkiye’de üretilen çiğ süt miktarı bir önceki yıla göre yüzde 1,3 azalarak 23 milyon 200 bin ton oldu. 2023 yılında 21,4 milyon tona geriledi. Daha da kötüsü, 2019 yılında 31,9 milyon olan sağılır hayvan sayısının 2023 yılında 25,8 milyona düşmüş olması.

Çiğ süt üretim miktarları ve sağılır hayvan sayıları, AKP’giller’in zam, zulüm, vurgun düzeninde çiftçiye yeterli destek verilmemesi, çiğ süt alım fiyatlarının maliyetleri dahi karşılamayacak düzeylerde belirlenmesi, çiftçinin doğal afetler karşısında yalnız ve çaresiz bırakılması gibi sorunlar yüzünden her geçen yıl düşmeye devam ediyor.

Basına yansıyan haberlere göre, Uluslararası Süt Genom Konsorsiyumu tarafından 2022’de yapılan bir araştırma, süt tüketimi ile kişi başına düşen milli gelir arasında güçlü ilişki olduğunu gösteriyor. Refah düzeyi yüksek ülkeler, diğer ülkelere göre çok daha fazla süt tüketiyor. Buradaki süt tüketimini sadece içme sütü olarak değil sütten elde edilen peynir, tereyağ, yoğurt ve diğer süt ürünleri olarak düşünmek gerekiyor.

Dünyanın en çok süt tüketen ülkesi Finlandiya’da yıllık kişi başı süt tüketimi 430 kg. Onu takip eden Karadağ ve Hollanda’da sırasıyla 349 kg ve 341 kg. En çok süt tüketen ilk on ülkenin sonuncusu olan Estonya’da kişi başı yıllık süt tüketimi 285 kg. AKP’giller’in tarumar ettiği ülkemiz, süt üretiminde gerilediği gibi süt tüketiminde de birçok ülkenin gerisinde kaldı. Türkiye’de süt tüketimi yılda kişi başına ortalama 34 kilogram.

Düşünebiliyor musunuz, bizim ülkemizde insanlarımız yılda 34 kg, günde sadece 93 g yani yarım bardağı bulmayan miktarda süt tüketirken, Avrupa ülkelerinde ve çok da gelişmiş ülkeler düzeyinde olmayan Karadağ’da bile bu oran yılda 285 ile 430 kg arası, yani bizimkinin neredeyse 10 katı.

Kişi başı 34 kilogram süt tüketebildiğimiz AKP’giller Türkiye’sinde, 2025 yılının aynı döneminde 1 litre pastörize sütün fiyatı 35 TL iken 2026 yılında bu fiyat 55 TL olmuştur. Yani bir yılda içtiğimiz süte yüzde 57 oranında zam gelmiştir. Sadece süt değil tabiî, sütün zamlanması süt ürünlerine de yansıyor. Peynir kg fiyatı 400 TL’den az değil, tereyağ 700 liralara çıkmış durumda.  Yoğurdun kilogram fiyatı 75-150 TL arasında değişiyor.

Namuslu Bilim İnsanı Osman Nuri Koçtürk, Gıda Emperyalizmi adlı kitabında, 1938 yılında Türkiye’de kişi başına bir yılda 151 kilo süt düştüğünü belirtiyor. Kendisi bu kitabında süt tüketiminin yıllar içinde ABD Emperyalistlerinin politikalarıyla nasıl azaldığını ortaya koyarken 1962 yılında kişi başı süt tüketiminin 103 kiloya kadar düştüğünü belirtiyor.

Gördüğümüz gibi, 1938 yılında 151 kg ve 1962 yılında 103 kg olan kişi başı yıllık süt tüketimi bugün 34 kg’lara kadar düşmüştür. Çünkü tarım ve hayvancılık politikaları AKP’giller tarafından, ABD ve AB Emperyalistlerinin emirleri ve çıkarları doğrultusunda belirlenmiş ve uygulanmıştır. Bu doğrultu, kendi ülkemizin çiftçisini-köylüsünü yüksek girdi maliyetleri, desteksizlik vb. yollarla üretemez duruma düşürmek; tarım arazilerimizi ve meralarımızı madenlere ve Parababalarının sanayi kuruluşlarına peşkeş çekerek yok etmek olmuştur.

1950’lerden beri iktidara gelen Amerikancı iktidarlar ülkemizin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını ABD-AB Emperyalistlerine kerte kerte peşkeş çektiler. Ancak Cumhuriyet tarihimizin hiçbir döneminde bu ihanet ve peşkeşler AKP’giller dönemindeki kadar hızlı ve aşırı olmadı. AKP’giller, efendileri ABD-AB Emperyalistlerine, kendilerini iktidarda tutup küplerini doldurma ve makamlarını koruma karşılığında ülkemizi tam teslim ettiler.

AKP’giller süt ve süt ürünlerindeki fiyat artışına karşı hemen ithalatın önünü açıyor. Süt ürünlerinde ithalat vergileri sıfırlanıyor. İthalat, ağır girdi maliyetleri altında ezilen süt üreticisini hepten üretim yapamaz hale getiriyor. Üretim azalıyor, talep karşılanamıyor ve AKP’giller yeniden ithalata başvuruyor. Bilinçli bir şekilde yaratılan bu kısır döngü, başka çaremiz yok edebiyatıyla devam ettiriliyor.

Çocuklarımızın canının çektiği kadar ya da ihtiyacı kadar süt ve süt ürünü tüketebilmesi, sağlıklı beslenip bilişsel ve fiziksel gelişmelerini tamamlayabilmesi için;

Dünya Süt Günü’nün, süt üretimindeki büyük başarılarımızın, yeterli ve güvenli süt tüketiminin kutlanacağı bir gün olması için;

Çiftçimizin-Köylümüzün ağır maliyetler altında ezilmemesi, üretimin desteklenmesi, ürettiğini satarak refah içinde yaşayabilmesi ve üretimin sürdürülebilir olması için üretici birlikleri-kooperatifler kurulmalı. Üretici örgütlenmeli, sütün fiyatını belirleme gücü olmalı. Devlet destekleri sektörün ana bileşeni olan üreticiler-üretici birlikleri ile bu üretimin bilimiyle uğraşan teknik insanlar tarafından belirlenmeli. Süt hayvan ırkımızı geliştirecek araştırma merkezleri, enstitü ve laboratuvarlar kurulmalı. Köylünün tekniğin en son olanaklarıyla üretim yapabilmesi için gerekli teknik çalışmalar yapılmalı. Bu çalışmalar için kamuda ilgili meslek gruplarından istihdam yaratılmalı.

Dünya Süt Günü’nde bile sadece süt ile ilgili onlarca sorunu görüp duyarsız kalmak, gözümüzü kapatmak ne mümkün… Bu yüzden gözümüzü daha çok açalım, çocuklarımıza ve emekçi halkımıza bu zulmü yapanlara karşı mücadele edelim, başka çaremiz yok.

 

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.