Zafer direnen ve mücadele eden halkların olacak

26.06.2016
A+
A-

 

AB-D Emperyalistlerinin dünyanın dört bir yanından toplayıp beslediği, eğitip donattığı, Türkiye, Katar ve Suudi Arabistan gibi ülkeler eliyle desteklediği terör örgütleri Suriye’nin Alevi yurttaşlarının çoğunlukta olduğu Lazkiye bağlı tabii Ceble kentinde ve Tartus vilayetlerinde katliamlar gerçekleştirdi. İnsanlık dışı ve vahşice işlenen saldırılar sonucu yüzlerce masum insan hayatını kaybetti. Yüzlercesi de yaralandı. Tabiî bu alçakların işledikleri ilk insanlık suçu değil bu katliamlar. Daha önce de böyle insanlık suçları işlemişti bu alçaklar bildiğimiz gibi.

ABD ve AB Emperyalistleri, Suriye halkı tarafından seçilmiş Esad iktidarını devirmek için başta AKP’giller eliyle katillerden, sapıklardan, vahşilerden oluşan gerici, Ortaçağcı unsurları besleyip Suriye’ye saldırttılar. Ancak emellerine ulaşamadılar. Deviremediler halkın desteğini alan Esad yönetimini. Kendilerine kukla olacak, kendi sözlerinden dışarı çıkmayacak bir iktidar olsun istiyorlardı. Ortadoğu’da istedikleri gibi at koşturmak, “Dünyanın Jandarmalığı” konumlarını daha sağlam hale getirmek istiyorlardı. Suriye’yi de ele geçirip Büyük Ortadoğu Projesi BOP’u hayata geçirme emellerini sağlamlaştırmak istiyorlardı. Bu yüzden bu kadar vahşi bir örgüt yarattılar. Bu yüzden tıpkı Arap Ulusu’nun bağrına saplanmış İsrail hançeri gibi, terörist IŞİD hançerini yaratıp Suriye’nin bağrına sapladılar. Ne zaman ki yarattıkları canavarlar kontrolden çıkıp kendi halklarına da saldırdılar, o zaman düşman bellediler IŞİD’i. Gerçi AB-D Emperyalistleri için insanın zerre kadar değeri yoktur. Kendi halklarının tepkisinden çekindikleri ve Ortadoğu Halkları karşısında kurtarıcı rolüne bürünmek istedikleri için takındıkları sahte tavırdan başka bir durum değil bu düşmanlık.

 

Emperyalistler katliama doymuyorlar

AB-D Emperyalistleri yalnızca IŞİD’e karşı müdahalede bulundu. Suriye’ye saldırttığı diğer çetelerle gayet iyi bir şekilde anlaşmaktadır. Amerikalı McClatchy web haber sitesi, ABD yönetiminin, müttefikleriyle birlikte “ılımlı muhalifler” adı altında desteklediği ve Kaide Örgütüne bağlılığı ile bilinen Ahrar el Şam İslami Hareketi adlı Tekfirci terör örgütünün bir liderini geçen süre içinde ağırladığını ortaya çıkardı.

ABD yönetimi, Türkiye ve Al Suud rejimlerinin destekleyip yönlendirmeleriyle Suriye’de savunmasız sivil insanlara karşı katliamlarda bulunan Ahrar el Şam İslami Hareketi ve daha başka isimler altında faaliyet gösteren terör örgütlerin BMGK’nin uluslararası terör örgütleri listesine alınmalarını engellemekle birlikte, bu terör örgütlerine her türlü yardım, destek ve örtüyü de temin etmekteler. Kaide Örgütünün ideolojisine sahip olan ve aleni olarak tekfirci ideoloji altında son olarak Hama kırsalının güneyi Zara Beldesinde olmak üzere Suriye’nin birçok bölgesinde insanlık dışı katliamlar gerçekleştiren Ahrar el Şam İslami Hareketi, ayrıca Nusra Cephesinin başlıca müttefiklerinden biri sayılıyor.

Amerikalı söz konusu web haber sitesi, Ahrar el Şam İslami Hareketi’nde sözde dış ilişkiler sorumlusu Lebib el Nehhas adlı terör elebaşının, ABD yönetiminin vize temin etmesinin ardından geçen Aralık ayında Washington’u ziyaret ederek bir dizi temaslarda bulunduğunu belirtti. Haberde Amerikalı milli güvenlik yetkilileri ve uzmanlarının terör elebaşının ziyaretinden haberdar oldukları da ifade edildi.

Haberde ayrıca söz konusu terör elebaşının bu ziyaretinin Türkiye, Suudi Arabistan ve Katar rejimlerinin Ahrar el Şam İslami Hareketi’ni güçlü bir ortak olarak tanıtma amaçlı başlattıkları medya kampanyasına eş zamanlı olarak düzenlendiğine dikkat çekildi. (http://sana.sy/tr/?paged=5)

ABD Emperyalistlerinin CIA eliyle dayattıkları İslam’ın altyapısıyla yetişen bu vahşiler yine emperyalistlerin “Böl, Parçala, Yönet” taktiğinin hayata geçirilmesi için çok farklı etnik unsurları bir arada barından Suriye’de sırf onları hedef alan bir katliam politikası içerisine girişmişlerdir. Bu vahşilikten de en fazla etkilenen Aleviler olmuştur ne yazık ki… Alevilere ve Esad yanlılarına karşı besliyorlar bu düşmanlığı. Katliamlarını hep bu insanlara yönelik gerçekleştiriyor alçaklar ve vahşiler sürüsü. Müslüman Kardeşler örgütünün temsilcisi Memnun El Hımsi diyor ki: “Suriye’yi alevi mezarlığına çevireceğiz. Bir tek Aleviyi canlı bırakmayacağız Suriye’de.”

Bunlar Ortaçağcı ve hain. Cellâdın cellât ruha sahip uşakları, hizmetkârları. Ama bu emelleri de gerçeklik değeri kazanmayacak hiçbir zaman. Suriye Halkları, üzerlerinde oynanan oyunların farkında. Alevi-Sünni çatışmasına dönüştürülmek istenen bu oyunun önünde dimdik bir set gibi duruyorlar. Suriye’nin namuslu din adamı Bedreddin Hassun da bir röportajında dile getiriyor bu gerçekliği. Yabancı gazeteciler soruyor;

“Suriye’de kaç Sünni vatandaş var?

“- 23 milyon.

“Kaç alevi var?

“- 23 milyon.”

Gazeteciler şaşırıyor…

“Kaç Hıristiyan var?’

“- 23 milyon” diyor, Hassun.

“Kaç Dürzi, kaç İsmaili, kaç Mürşidi, kaç Yezidi?..

“- 23 milyon…

“Bizi Alevi, Sünni, Hıristiyan diye ayırmayın. Biz 23 milyon Suriyeliyiz ve ben 23 milyon Suriyelinin müftüsüyüm” diyor.

İşte böylesine yiğit ve namuslu bir din adamı Bedreddin Hassun.

Ey Suriye ve Türkiye Halkları; daha ne kadar sessiz kalacağız bu emperyalist çakallara? Daha ne kadar izin vereceğiz bizi bölmelerine? Daha ne kadar gözümüzü yumacağız kardeşkanı akıtmalarına?

Emperyalist çakallara karşı tereddütsüz bir savaş verme zamanı geldi.

Ey Kabil’in, Nemrud’un, Karun’un, Firavun’un selefleri! Ey Ebu Süfyan’ın, Yezid’in halifeleri! Ey emperyalizmin lağım fareleri! Ey insanlığın başdüşmanı savaş köpekleri;

Zannetmeyin ki bu devran hep böyle sürüp gidecek. Zafer direnen ve mücadele eden halkların olacak. Davamız insanlığın, halkların kurtuluş davasıdır. Herkesi bu mücadelede bizimle olmaya emperyalistlere ve Ortaçağcı gericilere karşı güçlerimizi birleştirmeye, dayanışmaya davet ediyoruz. Eğer hep birlikte bu mücadeleyi sürdürürsek zafer mutlak bizim olacaktır.

 

İzmir’den Bir Genç Yoldaş