Zafere ulaşacağımıza inanıyoruz!

31.10.2016
A+
A-

Kurtuluş Yolu MSC/MEDLOG işçileri direnişlerini anlattı

 

 

Kurtuluş Yolu gazetesi olarak 55 gündür ekmekleri için direnen OHAL’e rağmen yılmadan, bıkmadan mücadelelerini sürdüren YİĞİT MSC/MEDLOG işçileriyle röportaj yaptık. Nakliyat-İş’in kararlı duruşuyla hakları için savaşan işçiler direnişin başından beri yaşadıklarını anlattı. İşçiler, birlik olmanın, örgütlü olmanın önemini kavradıklarını ve her zorluğa rağmen direneceklerini vurguladı.

 

 

Yavuz Açan: Adım Yavuz Açan. MEDLOG/MSC Şirketinde TIR şoförü olarak çalışmaktaydım. Bizim şikâyetlerimiz vardı, şikâyetleri dile getirmek için yan yana geldik, müdürlerimize gittik. Müdürlerimiz de bize bir şey yapamayacaklarını söyledi. Sonra biz de bu işle ilgili sendikaya gitmeye karar verdik, sendikayla tanışmak istedik. Nakliyat-İş’in namını duyduk, onu tercih ettik.

Kurtuluş Yolu: Ne gibi bir namdı bu?

Yavuz Açan: Tuttuğunu koparan diye, girdiği yerde pes etmeyen tarzda bir namı vardı. Bizim patronlarımızın pes ettirebileceği bir sendika olmamasını özellikle araştırdık. Patronlarımızın karşısında pes etmedik bugüne kadar, işte süreç sürüyor devam ediyor. Direniş 55’nci günde. Bize zam verilmedi. Ben yaklaşık 1,5 yıldır çalışıyorum bu şirkette.

Kurtuluş Yolu: Ne kadar ücret alıyordunuz?

Yavuz Açan: Asgari ücret alıyoruz. Artı 35 lira da gittiğimiz yerlere harcırah veriyorlardı. Gittiğimiz yerde çalışma şartlarına göre bir öğün de yemek yenilebiliyor, bu iki-üçe de çıkabiliyor. Çünkü kalma süremiz hiç belli değil. Yüklemeye göre veya boşaltmaya göre değişebiliyor. O da, o 35 lirayla hayatımızı idame ettiriyoruz. Geriye de işte 1300 lira maaşımız kalıyor yani asgari ücret olarak. Biz bunun iyileştirilmesini istedik. Onlar da bize bu konuda hiç yardımcı olmadılar. Biz de örgütleşmeye başlayınca, sendikaya üye olmaya başlayınca, onlar da duydu, bizi ihtar dahi çekmeden işten attılar yani. Ondan sonra biz de şimdi burada, MSC’nin Genel Müdürlüğü’nün önünde Direniş yapıyoruz. Bu yurdumuzun 5-6 bölgesinde devam eden bir direniş. Sadece İstanbul’da değil. İzmir var, Mersin var, Bursa var, Kocaeli var, Samsun var. Buralarda süren bir şey bu; bir dava, ekmek davası. Burada şirket yetkililerinden hiçbirisi bizi muhatap almadı bugüne kadar. Geçen süre içerisinde gelip bir yetkili ne yapıyorsunuz? Ne ediyorsunuz? diye bizden bilgi edinme cihetine gitmediler. Biz de sokakta kaldık. Benim üç tane okuyan çocuğum var. Bunların hayatlarını idame ettirmem gerekiyor ama nasıl gerçekleştireceğim?

Kurtuluş Yolu: Eviniz kira değil mi?

Yavuz Açan: Evim kira değil. Babadan kalma. Bu arada devletten de hiç kimse gelmedi. Devlet olarak polis haricinde hiç kimse gelmedi. Ve burada mağdur bir şekilde hayatımızı yürütüyoruz, idame ettiriyoruz yani olay bu.

Kurtuluş Yolu: Yani devlet aynı zamanda işbirliği yapıyor patronlarla.

Yavuz Açan: Patronu şu anda, patronu koruyanlar yine devlet, bizi koruyan kimse yok. Bizim burada can güvenliği, mal güvenliği gibi bir bahaneyle ya da şeyle polisimizi buraya diktiler. Hepsi burada, geliyorlar bizimle beraber 55 gündür. Onlar da geliyor. Burada belki 50-100 tane polis oluyor her gün. Devlet onlara bu imkânı tanıyor, bize hiçbir imkân tanımıyor. Yani bize vatandaş gibi, devletin yetkili organı; siz gelin bakalım. Ne yapıyorsunuz, nedir derdiniz? diyen olmadı.

Kurtuluş Yolu: Sosyal haklarınızı korumuyor.

Yavuz Açan: Korumuyor tabiî. Şu anda mesela çocuğumuz var dedim okula giden. Okullar açıldı. Biliyorsun şimdi önümüz de kış, yakacak giderimiz var. Yani ek giderler de giriyor…

Kurtuluş Yolu: Kış kıyafetleri, okul için…

Yavuz Açan: Tabiî… Onları detaylandırdığın zaman çok şey var. Bir sürü şeye şu anda sebep oldu bu işveren. Bizim bu hakkımızı da koruyan şu anda kimse yok. Bizi burada ziyaret eden Nakliyat-İş’in bütün yönetimi. Genel Başkanı, hepsi bizim yanımızda. Dün ilk defa DİSK Genel Başkanı Kani Beko Bey geldi. burada birkaç şey oldu yani o kadar yani şey de bu açılımı da bu, fazla detay da yok yani hepsi bu kadar. Bize erzak yardımı yapıldı. Ayrıca ilk defa evvelsi gün maddi yardım yapıldı sendikamız tarafından. O, kendi üyelerinden topladıklarını bize dağıttılar. Onlarla hayatımızı idame ettiriyoruz. Mali gelirimiz de yok.

Kurtuluş Yolu: Yani işsizlikle, pahalılıkla mücadele ediyorsunuz…

Yavuz Açan: Mücadele… Aynen doğru. Pahalılık zaten had safhada. Bugün mesela 10 liraya aldığımız şey biliyorsun 11 lira olmuş. O ayrı, onlar ayrı bir sıkıntı da, bizim şu anda işverenle yaşadığımız sorunlar bu cihette. Biz örgütlenmeye başladık, adam bizi hiç haber vermeden işten çıkarttı. Ha bu Olağanüstü Hal Yasasında da topluca işten çıkartma valilik iznine bağlıymış. Valilikten izin falan da yok ortada. Hiçbir şey yok. O vaziyette çıkarttı. Bunun ne kadar doğru olduğunu bilmiyorum.

Kurtuluş Yolu: Yani bir kanunsuzluk var, hukuksuzluk var.

Yavuz Açan: Hukuksuzluk kesin var. Hukuksuzluğu giderecek şey nedir? Bizim sendikamızın Avukatları tarafından davalar açıldı, şikâyetler yapıldı. İşte sıkıntılar giderilsin diye bazı şeyler yapıldı ama şu anda devletten hiçbir şey yapılmadı bize, hiçbir yardım yok yani. Şimdi ben buradaki gelen polis memurlarına söyledim. Dedim ki; ben senin kapının önünde sabahleyin bağırsam çağırsam, in lan aşağıya, benim hakkımı ver desem, ne yaparsın? Polis çağırırım. Polis çağırdığın zaman polis ne yapar? Şikâyetçiyle karakola götürür. Ben de geldim kapısında bağırıyorum günlerdir, bir Allahın kulu, devlet alıp bizi karakolu, mahkemeye hiçbir yere götürmüyor. Ben bu adamdan davacıyım.

Kurtuluş Yolu: Sizi dinlemiyor yani..

Yavuz Açan: Dinlemiyor yani. Bizim şikâyetimiz var. Devlet de hiçbir şey yapmıyor, buna bir cevap vermiyor. Devlet hangi konuda yardımcı olacak bize? Ben bunu… Yaşam şeyimiz yok oldu yani. Biz buraya geliyoruz, sendika olmasa hiçbirimiz buraya gelip gidemeyiz yani. Cebimize harçlığımızı koyup, yol paramızı verip bizim buraya gidiş gelişimizi sağlıyor bize, yoksa mümkün değil…

Kurtuluş Yolu: Çok teşekkür ederim.

Yavuz Açan: Ben teşekkür ederim. Sağ olun.

 

***

Kurtuluş Yolu: Şu anda sizin verdiğiniz mücadeleden korkan MSC/MEDLOG galiba bir takım kanunsuz, hukuksuz girişimlerde bulunuyor. Bunlar hakkında birazcık bahsetmek ister misiniz? Ne gibi girişimler?

Erhan Ersoy: Tabiî ki en önemli olanlardan bir tanesi de budur. Kesinlikle bahsetmek istiyorum. Çünkü MSC/MEDLOG firması iki senedir üst üste zam yapacağız sözleriyle hiçbir şekilde zam yapmamaları… Zam yapmadıktan sonra biz sendikal faaliyetlere girdiğimiz için bizi 25’inci maddeden işten çıkarmatları… 25’inci madde biliyorsunuz, yok araçlarınız pis, bakımsız vs. gibi bizi tazminatsız işten çıkarmaları… Arkasından lokavt oluşturup biz küçülmeye gidiyoruz diye yalan söylemeleri… Yeni aldığımız bilgilere göre araçları biz sattık diyerek, belli illerdeki galerilerin önlerine araçlarını koyarak, biz arabalarımızı sattık demeleri… Ve biz arkadaşlarımız oraya gidip sorunca, hayır biz bu arabaları satın almadık, sadece bu araçlar burada misafir diyerekten insanların haklarını yemek için elinden gelen her şeyi yamaları. Yapmış oldukları yasalara göre suçtur. Biz de elimizden gelen bütün mücadeleyi vereceğiz.

Kurtuluş Yolu: Çok teşekkür ederim

Erhan Ersoy: Ben teşekkür ederim.

 

***

Kurtuluş Yolu: Merhaba Nakliyat-İş’le tanışmanız nasıl oldu?

Süleyman Yılmaz: İsmim Süleyman Yılmaz. 16 aydan beri bu MSC firmasında çalışmaktayız. Çalışma şartlarımız kötü olduğu için bazı arkadaşlarla beraber bir oluşum içine girdik. Burada DİSK ile tanıştık. Ondan sonra bizi Nakliyat-İş’e yönlendirdiler.

Kurtuluş Yolu: Niye başka bir sendika değil? Niye DİSK? Niye Nakliyat İş?

Süleyman Yılmaz: Niye çünkü daha önce yaşanmış bazı tecrübeler var. Arkadaşlar bazı oluşumlar içine girmişler bazı yerlerde, firmalarda. Diğer sendikalar pek fazla işçinin arkasında durmamış. Ama Nakliyat-İş bize daha sağlam geldi. Arkasında duruyor. Ne bileyim hiçbir şekilde işçileri mağdur etmiyor. Yani süreçlerine bakıyorsun daha olumlu sonuçlar aldırtıyor. Diğer sendikalarda biraz zayıflık var. Yani arkalarında durmuyor. Ne bileyim, türlü türlü bazı şeyler duyuyoruz.

Kurtuluş Yolu: Ne gibi mesela, ne gibi şeyler duyuyorsunuz?

Süleyman Yılmaz: Ne gibi şeyler… Gidiyor işverenle anlaşıyormuş gibi şeyler duyuyoruz başka sendikaların. Ama DİSK’te kesinlikle böyle bir şey olduğunu duymadık, Nakliyat-İş’te de duymadık. Arkadaşlar zaten söylüyorlar yani tuttuğunu koparır dediler. Biz de zaten girdik yaklaşık da 50 gün oldu zaten. 50 günden beri de biz burada mücadele ediyoruz, gerçekten de öyle yani. Sendikadan arkadaşlar olsun bir gün hiçbirisi bizi yalnız bırakmadılar. Başkanlar olsun, diğer sendikalardan, kendi DİSK’e bağlı olan sendikalar da gelip bize destek veriyorlar. Yani bekliyoruz artık 50 günden beri.

Kurtuluş Yolu: Anladım. Sizin için işçinin gözünden kısaca anlatmanız gerekirse birkaç ifadeyle Nakliyat-İş’i nasıl yorumlarsınız?

Süleyman Yılmaz: Nakliyat-İş’i… Yani işin gerçeği Nakliyat-İş olmasaydı biz bu işe de girmezdik. Bizi bir çatı altında topladı, bir mücadelenin içine soktu. Şimdi kendileri de söylüyorlar; biz sadece sendikaya üye olmayıp başka yere gitseydik, yine aynı sorunların on katıyla karşılaşacaktık. Sağ olsunlar bizi bir çatı altında topladılar. Bizi böyle grevdi, eylemdi, protestoydu ne bileyim yani, burada bekleyerek kendi haklarımızı onlarla beraber savunuyoruz.

Kurtuluş Yolu: Anladığım kadarıyla sektör içerisinde zaten böyle bir haksızlık var. Nereye gitseniz gidin size düşen işsizlik, size düşen emek sömürücülüğü. Sizin emeğinizi hırsızlıkla, sizin üzerinizden kâr sağlamak…

Süleyman Yılmaz: Aynen öyle. Aynen dediğin gibi… Yani hangi firmaya gidersen git, hangi şirkete gidersen git aynı sorunlarla karşılaşacaksın. Yani bu Nakliyat-İş olmasaydı, bu sendika olmasaydı, hepimiz o işyerinden ayrılacaktık tazminatsız. Hiçbir hakkını almadan gidecektin başka yerde çalışacaktın aynı şey orada da yaşanacaktı.

Biz ne yaptık?

Nakliyat-İş’in sayesinde bir çatı altında buluştuk. İlk önce tazminatlarımız aldık, şimdi geri dönüş davalarımız da başladı, hukuki süreç başladı.  Avukatlarımız da bize gerekli şeyleri söylüyorlar. İnşallah bunun sonucunda geri dönüş davası kazanılırsa tekrar işimize geri döneceğiz. Tazminatlarımızı zaten aldık.

Kurtuluş Yolu: Direne direne kazanacaksınız!

Süleyman Yılmaz: Direne direne kazanacağız!

Kurtuluş Yolu: Çok teşekkür ederim.

Süleyman Yılmaz: Bir şey değil. Ben teşekkür ederim.

 

***

Kurtuluş Yolu: Direniş süreci, hayatınızda dünyayı yorumlama ve örgütlenme hususunda, onun ışığında neleri değiştirdi?

Orhan Yılmaz: Direniş öncelikle birlik beraberliğimizi sağladı, dayanışmamızı güçlendirdi. Ondan sonra ne bileyim, arkadaşlar arasında daha güvenilir bir şekilde; kim güvenilir, kim güvenilmez bunları öğrenmiş olduk. Hani kimlerle beraber iş yapabiliriz, yapamayız bunları öğrenmiş olduk. Çok şeyler öğrendik aslında buradan. Dayanışma gücümüzü öğrendik.

Kurtuluş Yolu: Birlikte olmak, haksızlığa karşı birlikte mücadele etmek, bu sizin için neyi ifade ediyor?

Orhan Yılmaz: Şimdi haksızlığa karşı tek tek mücadele etmek hiçbir şey kazandırmıyor. Bunu öğrendik yani. Toplu mücadele etmek gerekiyor bu konularda. Çünkü tek başına olduğun zaman hiç kimse dikkate almıyor. Gerek kanunlar, gerekse Avukatlar, gerekse her hangi direniş örgütleri, bir şey ifade etmiyor yani. Ama toplumsal olduğu zaman ses getiriyor. Hem dünyada hem genelde sese getiriyor.

Kurtuluş Yolu: Mesela şu an enternasyonal olarak birçok ülkede sizin bu direnişinize destek var. Bunu nasıl yorumluyorsunuz?

Orhan Yılmaz: Bunları duydukça biz daha güçleniyoruz, kendimizi daha güçlü hissediyoruz. Yalnız kalmadığımızı hissediyoruz. Bu bizim için çok büyük bir avantaj.

Kurtuluş Yolu: Siz zaten haklısınız ama sizin haklılığınızı gasp eden biri var.

Orhan Yılmaz: Evet mutlaka. Bunun karşısında daha güçlü hissediyoruz.

Kurtuluş Yolu: Birlikte durarak…

Orhan Yılmaz: Yalnız kalmadığımızı hissediyoruz.

Kurtuluş Yolu: Bu yanlışı değiştirebilirsiniz değil mi?

Orhan Yılmaz: Evet inşallah. Onun için uğraşıyoruz zaten, birlik beraberlik içinde. Dışarıdan bize gelen destekler bize çok büyük katkı yani. Kendimizi daha güçlü hissediyoruz, yalnız kalmadığımızı hissediyoruz.

Kurtuluş Yolu: Bu süreçte mesela işten atıldınız, işsizlikle mücadele ediyorsunuz şu anda aynı zamanda hayat pahalılığı…

Orhan Yılmaz: Muhakkak tabiî. Hem işsizlik var, hem psikolojik baskılar var.

Kurtuluş Yolu: Ne gibi mesela psikolojik baskılar?

Orhan Yılmaz: Hem şirket tarafından, hem de aileden. Şirketten; geri dönün size işi geri verelim, diyorlar, sendikadan vazgeçin diye arkadaşlara telefonlar geliyor. Bunları biz de duyuyoruz. Herkese gelmese de çoğumuza geliyor.

Kurtuluş Yolu: Siz bu Direnişi göstermeseydiniz, size geri dönüş çağrısı yaparlar mıydı? Sendikalı olmasaydınız?

Orhan Yılmaz: Yapmazlardı öyle bir şey.

Kurtuluş Yolu: Peki sizin sendikalı olmanızdan neden çekiniyorlar bu kadar?

Orhan Yılmaz: Sendikamızdan neden çekiyorlar? Çünkü yasal haklarımızı biliyorlar. Onlara göre yasal hakları kullanmaması gerekiyor işçinin. Yani işçiyi sömürmek istiyorlar, köle gibi çalıştırmak istiyorlar. Ama sendikalı olursak insan gibi yaşayacağız, insan gibi çalışacağız. Bunun farkındalar. Yani her istedikleri olmayacak, o yüzden çekiniyorlar.

Kurtuluş Yolu: Çok teşekkür ederim. Kısaca sosyal hayata da değinirsek; size, çevreniz nasıl bakmaya başladı artık? Yakın çevreniz…

Orhan Yılmaz: Şöyle söyleyeyim ben açık konuşursam; ben çok iş değiştirdim, çok yerlerde çalıştım, daha önce sendikal faaliyetlere de girdim ama başarılı olamadık daha önceki firmalarda. Sendika destek vermedi.

Kurtuluş Yolu: Hangi sendikalarla?

Orhan Yılmaz: Şu an hatırlamıyorum ama HAK-İş miydi, yoksa başka biri mi tam hatırlamıyorum. Beş altı sene önce yeteri destek vermedi bize, çabuk çekildiler. Biz de ortada kaldık, başaramadık yani. Ama bu seferki böyle değil, çok güçlü bir şekilde devam ediyor. Çevremizdekiler şimdi şöyle; kimi olumlu bakanlar var. Olumsuz bakanlar var çünkü sendikanın ne olduğunu bilmiyor bizim çevremiz. O yüzden şu anda çok fazla bir şey söyleyemeyeceğim bu konuda, zaman ne gösterecek bilemiyorum tabiî. Şu anda da çevreden kimisi olumlu bakıyor, olumsuz bakanlar da var.

Kurtuluş Yolu: Birçok olumlu kazanımlarınız var değil mi? Tazminatınız alınmış, davalarınız açılmış, size Avukat desteği verilmiş. Yani artık yalnız değilsiniz. İşçilerin birliğiyle el ele karşı duracaksınız. Çok teşekkür ederiz.

Orhan Yılmaz: Ben teşekkür ederim.

 

***

Kurtuluş Yolu: Merhaba. Ben size Direniş süreciyle alakalı sorular sormak istiyorum. Nasıl başladı direniş? 55’inci günündesiniz. Buyurun.

Cevat Aksular: Çeşitli baskılarla. Baskılar da şöyle oluyor; cezalandırmaya giriyorlar, arkadaşlarımızı kızağa çekiyorlar. Biz harcırahla çalışan insanlarız.

Kurtuluş Yolu: Kızağa çekmek ne demek?

Cevat Aksular: Kızağa çekmek demek, işe çıkarmamak demek. Seni bir hafta yatırıyor. Arabanı da alıyor altından. Sen bütün gün, köpek kulübesi gibi bir yerde bekliyorsun. Tabiî biz harcıraha çalıştığımız için, harcırah bize kalıyor. 1300 lira maaşla çalışan insanlarız. Tabiî bizi de bu etkiliyor. Derken yine bir arkadaşımızı bir hafta kızağa çektiler, ondan sonra biz de sendikalaşmaya karar verdik. DİSK’in de, Nakliyat-İş’in de ne olduğunu bildiğimiz için.

Kurtuluş Yolu: Nasıl seçtiniz? Nasıl biliyorsunuz Nakliyat-İş’i?

Cevat Aksular: Nakliyat-İş’i ben ezelden beri biliyorum. Ben eski Otomobil-İş Sendikası üyesiydim. Benim babam da DİSK üyesiydi zamanında, ben oradan biliyorum yani. Tuttuğunu koparan bir sendika olduğunu çok iyi biliyorum. Yani işçiyi satmayacağını, patronlarla anlaşmayacağını bildiğim için bu sendikaya üye olduk.

Kurtuluş Yolu: İşkolunuzda ki diğer sendikaları seçmeyip DİSK’i seçmeniz neden, ne gibi fark var? Niye onları seçmediniz de Nakliyat İş’i seçtiniz onlar işçiyi yarı yolda mı bırakıyor? Yani işbirliği mi yapıyor sermaye sahipleriyle?

Cevat Aksular: Aynen öyle, doğrudur. Sarı sendika olduğu için biz onları hiçbir zaman düşünmedik bile.

Kurtuluş Yolu: Nedir bu sarı sendika?

Cevat Aksular: Yani daha çok patrondan yana olan sendikalar. İşçiden yana değil de patrondan yana olan sendikalar olduğuna inandığımız için.

Kurtuluş Yolu: Peki Direniş sürecini başlatan sizsiniz. Ne gibi isteklerle, ne gibi istekler doğrultusunda başlattınız bunu? İşte yasal haklarınızın birçoğunu elde etmişsiniz duyduğum kadarıyla diğer arkadaşlardan, tazminatınızı almışsınız, yasal mücadelenizi de veriyorsunuz. Bu süreçten memnun musunuz, süreç nasıl gidiyor sizce?

Cevat Aksular: Biz maaşımıza zam istedik onu bile yapmadılar. Bir TIR şoförü olarak 1300 lira asgari ücretle çalışmak çok komik bir şey. Ya onu bile kabul etmediler, ona bile yanaşmadılar. Dedik ki, harcırahlarımıza 5’er lira zam yapın. Ona bile yanaşmadılar. Biz de bu süreci başlattık.

Kurtuluş Yolu: Bu kadar gözü aç bir şirket anladığım kadarıyla.

Cevat Aksular: Aynen öyle. Bizde konteyner dolusu paralar var, diyor. Gidin, nereye gidiyorsanız gidin, dedi.

Kurtuluş Yolu: Peki bu diyalog yolunu bu şekilde mi kapattılar? Sizin gibi birçok kişi var. Siz pişman olursunuz gibi anladığım kadarıyla söylemlerle sizi işten çıkardılar…

Cevat Aksular: Aynen öyle oldu. Hatta bir de tehdit ediyorlar; buradan çıkarsanız size iş yaptırmayız, diye. Çünkü bu, dünyanın ikinci büyük konteyner firması. Çok büyük bir firma. Konteynerler bunun, liman bunun… Bir sürü firmaya baskı yapıyorlar bunları işe almayın, diye. Şu an biz kurumsal firmalara giremiyoruz.

Kurtuluş Yolu: Peki Direnişiniz, mücadeleniz 55 gündür sürüyor, buradasınız. Ne düşünüyorsunuz yani size istediklerinizi katacak neler yapıyor sendika? Sendikal mücadeleniz, işçi arkadaşlarla kol kola girmeniz, başkaldırmanız, sizde neler uyandırıyor? Toplum size nasıl bakıyor? Sizin dünya görüşünüzü ne konuda değiştirdi bu birlikteliğiniz, mücadele?

Cevat Aksular: Vallahi bu mücadele; birlikte olursak her şeyi başaracağımızı gösterdi.

Kurtuluş Yolu: Dünyayı değiştirebilirsiniz değil mi?

Cevat Aksular: Her şeyi değiştirebiliriz. Yeter ki birlik olsun. Sonuna kadar da gideceğiz. Buradan başarılı olarak çıkacağımıza inanıyoruz.

Kurtuluş Yolu: Artık Direnişin 55’inci gününden zafere bir mesaj yollayalım mı? Ne demek istiyorsunuz, sizce ne demeliyiz bu sermaye sahiplerine?

Cevat Aksular: Diz çöktürteceğiz.

İşçiyiz, Haklıyız Kazanacağız! Yaşasın DİSK, Yaşasın Nakliyat-İş!

Kurtuluş Yolu: Teşekkür ederim. Kutluyoruz. Zafere ulaşacağınıza inanıyoruz!