Hacı Hacıyı Arafat’ta İt İti Kalafat’ta Bulurmuş…

06.11.2026
118
A+
A-

M. Gürdal Çıngı

“Hacı hacıyı Arafat’ta, it iti kalafatta bulurmuş” atasözümüz, aynı karakterde, aynı yapıda veya aynı amaçta olan insanların eninde sonunda kendilerine uygun yerlerde birbirlerini bulacağını ifade eder.

Aşağıda okuyacağınız ABD’nin faşist, manyak, pedofil Başkanı Trump’ın sosyal medya hesabı “Truth Social”dan, yine aynı kategorideki soykırımcı İsrail Başbakanı Netenyahu için yayımladığı mesaj da tam bu atasözünün kapsamı içine girmektedir:

“Trump: Doğrusunu söylemek gerekirse muazzam bir zafer kazanacağını düşünüyorum. Yanımda görmek istediğim adam sensin Bibi. Şunu söyleyebilirim, ittifakımız birlikte inanılmaz işler başarabileceğimizi kanıtlamıştır.

“Sen gerçekten bir savaşçısın. Kendi ülkende ve muhtemelen diğer bazı ülkeler tarafından haksız muameleye maruz kaldın hatta İsrail’de bile sana haksızlık edildi. Ama sen büyük bir savaşçısın ve bunu çok yakında kanıtlayacağız, bunu çok yakında ispat edeceğiz. Bence harikasın Bibi. Bu desteği zaten her hâlükârda verecektim. Doğrusunu söylemek gerekirse muazzam bir zafer elde edeceğini düşünüyorum.” (https://x.com/TrumpTruthOnX/status/2111835795913060476)

Trump bu mesajı niye yayımladı?

İsrail’de 27 Ekim’de yapılacak Seçim için.

Yani Trump, açıktan, yekten, netçe şu andaki İsrail Başbakanı, Bibi lakaplı Binyamin Netanyahu’ya desteğini bir kez daha açıklamış oldu.

İnsan, insanlık düşmanı olursa, vicdan, ahlâk, merhamet taşımazsa ancak böyle mesajlar yayımlar, böyle davranır.

Yahu! Senin ve Bibi’nin “ittifak”ınız sonucu; sadece 3 Ekim 2023’ten bu yana başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere binlerce, on binlerce, hatta bazı kaynaklara göre 100 binin üzerinde masum, Filistinli yaşamını yitirdi.

Yüz binlercesi yerinden, yurdundan oldu. Zaten mülteciyken, bir kez daha mülteci oldu.

Sizin insanlık dışı ittifakınız sonucu; İran’da gerçekleştirdiğiniz saldırılarda başta liderleri ve yöneticileri olmak üzere binlerce İranlıyı katlettiniz.

Bilerek ve isteyerek, iki kez füze ateşleyerek okul vurdunuz, küçücük masum çocukları katlettiniz.

Uluslararası Savaş Hukukuna göre yasak olmasına rağmen yaptınız bu alçaklığı.

Sadece okul vurmakla kalmadınız, hastaneleri, sivil yerleşimleri vurdunuz, yine yasak olmasına rağmen…

Sizin kirli, kanlı ittifakınızın sonucu budur!

Sadece Filistin’de ve İran’da mı yaptığınız bu alçaklıkları?

Hayır!

Önce Irak’ta, sonra Libya’da, sonra Suriye’de yaptınız bu kanlı zalimlikleri.

Ve Ortadoğu’da 10 milyon masum Müslümanın kanına girdiniz.

Meşru yönetimlerini devirdiniz.

Meşru liderlerini idam ettiniz, katlettiniz, füzelerinizle vurdunuz, öldürdünüz…

Evet, Bibi “gerçekten bir savaşçı”.

Ama kime karşı?

Masum, çaresiz bebelere, çocuklara, kadınlara karşı!

Ve onların Dini, onlara şunu emrediyor ki; düşmanlarınızı bir kişi bile kalmayıncaya kadar öldürün. Sadece insanları değil hayvanlarını da bire dek katledin, diyor.

Onların Dini, böylesine insanlık dışı bir Din.

Ya senin Dinin?

Senin Dinin de aynı şeyi emrediyor sana!

Sen de Dininin gereğini yerine getiriyorsun.

Diğer yandan da Emperyalist çıkarlarının gereğini yerine getiriyorsun.

Ortadoğu’nun Müslüman geçinen satılık liderlerini satın alarak, onları birbirine kırdırarak, onların Siyah Altınlarına, Petrollerine, Doğalgazlarına ve diğer yeraltı servetlerine el koymak için ve ABD demek olan İsrail’in güvenliğini sağlamak için “Büyük Ortadoğu Projesi”ni, hatta “Genişletilmiş Ortadoğu Projesi”ni geliştirdiniz ve şimdi kan teri dökerek o Projeleri hayata geçirmeye çalışıyorsun.

Ne dediniz bu Projenizle?

Ortadoğu’da 22 Devletin sınırları değişecek. Yeni yeni Devletçikler kuracağız. Bunu hayata geçireceğiz, dediniz.

Ve ne yazık ki, bu konuda da bir hayli başarılar elde ettiniz.

Örneğin Tayyip bu konuda ne demişti hatırlarsak:

“Amerika’nın bir projesi var, Büyük Ortadoğu ve Genişletilmiş Afrika Projesi. İşte biz onun Eşbaşkanlarından bir tanesiyiz ve bu görevi yapıyoruz”, demişti.

Ve Abdullah Gül de ne demişti?

“BOP’ta Amerika’yla birlikte çalışıyoruz”, demişti.

İşte bu ve bunun gibi satılık, işbirlikçi uşak liderler de bu konuda sana en aktif bir biçimde yardımcı oldular. İktidara gelebilmek ve geldikleri iktidarlarda kalabilmek için her şeyi yaptılar, yapıyorlar, yapacaklar.

Çünkü; getiren götürür!

Bunu adları gibi biliyorlar…

O zaman da Dindaş olmanın, bölge halkları olmanın, tarihsel, kültürel vb. ortaklıkların olmasının hiçbir önemi kalmıyor.

Daha çok iktidar süresi, daha çok vurgun, daha çok talan, daha çok yağma; işte bütün amaçları bu oluyor. Bütün çabaları buna yönelik oluyor…

Trump’ın Bibi için bu söylediklerinin sonucu ne olur? Bibi Netanyahu seçimi kazanır mı?

Bunlar tümüyle tali şeyler.

Ne olacak; Golda Meir’den İzak Rabin’e, Menahem Begin’den İzak Şamir’e, Şimon Peres’ten Binyamin Netanyahu’ya, Ehud Barak’tan Ariel Şaron’a, Ehud Olmert’ten Naftali Bennett’e, Yair Lapid’den tekrar Netanyahu’ya ne değişti?

Hiçbir şey!

Hepsi de insanlık düşmanıydılar. Caniydiler. Katliamcıydılar. Vicdansızdılar. Acımasızdılar. Hepsi birbirinden kötüydüler.

Ariel Şaron Tarihe; “Sabra ve Şatilla Kasabı” olarak geçmedi mi?

Bibi Netanyahu da insanlık düşmanı, çocuk ve kadın düşmanı, katili olarak geçecek.

27 Ekim’deki seçimde, Trump’ın Bibi’si seçimi kazanamadı, “muazzam bir zafer elde ede”medi. Yani Trump’ın desteği de Bibi’ye yetmedi.

Hiçbir parti çoğunluğu kazanamadı seçimde.

Bibi’nin Partisi Likud 27 milletvekilliğini kazandı, Gadi Eizenkot’un partisi Yashar 21 milletvekilliğini kazandı.

Bibi’nin başını çektiği ve şu anda iktidarda olan Koalisyonunun 53 milletvekiline karşılık, muhalefeti oluşturan ve başını Gadi Eizenkot (Gadi Eisenkot)’un çektiği Koalisyon da 48 milletvekili kazandı. Böylece hükümeti kurmak için gerekli olan 61 milletvekili sayısına hiçbir parti ya da koalisyon ulaşamadı.

Peki bu seçimde 48 oy alarak dünya gündemine bir kez daha giren Gadi Eizenkot nasıl biridir?

“Eisenkot, 18 yaşında İsrail ordusuna katıldı ve 40 yıl boyunca orduda görev yaparak, 2015’ten 2019’a kadar yürüttüğü Genelkurmay Başkanlığı görevine kadar yükseldi.

2000’li yıllarda, dört yıl süren ve yaklaşık 1000 İsrailli ile 3000’den fazla Filistinlinin öldürüldüğü ikinci intifada sırasında Batı Şeria’daki İsrail güçlerinin komutanıydı.” (https://www.bbc.com/turkce/articles/cq3987zm19lgo)

Dolayısıyla da Filistinlilere uygulanan soykırımlarda sorumlu ve aktif olarak yer aldı. Üstelik “Dahiye Doktrini”nin de fikir babası ve uygulayıcısıydı.

 

Dahiye Doktrini Nedir?

“Dahiye Doktrini (Dahiya Doktrini), İsrail ordusunun 2006 yılındaki 2. Lübnan Savaşı sırasında geliştirdiği ve askeri operasyonlarda orantısız güç kullanımı ile sivil altyapının kasten tahrip edilmesini temel alan bir askeri stratejidir.

“Temel Özellikleri ve Mantığı

“• İsmini Aldığı Yer: Strateji, adını 2006’daki Lübnan Savaşı sırasında İsrail tarafından yoğun şekilde bombalanan Beyrut’un güneyindeki Şii nüfusun yoğun olduğu ve Hizbullah’ın kalelerinden biri olan Dahiye (Dahieh) semtinden alır.

“• Geliştiricisi: 2008 yılında dönemin İsrail Kuzey Komutanlığı Komutanı olan General Gadi Eizenkot (Gadi Eisenkot) tarafından formüle edilmiştir.

“• Amacı: Düzensiz askeri gruplara (Hizbullah, Hamas vb.) karşı askeri hedeflerin yanı sıra evler, hastaneler, okullar, elektrik ve su şebekeleri gibi sivil altyapıyı da yok ederek halkın bu gruplara olan desteğini kırmak ve uzun vadeli bir caydırıcılık sağlamaktır.

“• Toplumsal Maliyet: Sivillerin zarar görmesi veya hayatını kaybetmesi stratejinin istenmeyen bir yan etkisi olarak değil, karşı taraf üzerindeki baskıyı artırmak için kullanılan doğrudan bir baskı aracı olarak kabul edilir.

“Uygulama Alanları

“• 2006 Lübnan Savaşı: Doktrinin ilk kez teorize edilip uygulandığı yerdir.

“• Gazze Operasyonları: 2008-2009 (Dökme Kurşun Harekâtı), 2012, 2014 ve 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze Şeridi’nde gerçekleştirilen geniş çaplı saldırılarda bu stratejinin izleri ve etkileri uluslararası raporlarda sıkça dile getirilmiştir.” (https://www.google.com/search?q=dahiya+doktrini)

İşte şimdinin muhtemel Başbakan adayı Gadi Eizenkot, böyle biridir. Yani canidir, insanlık düşmanıdır.

Ve bu doktrinini bizzat kendisi ve ardılları kararlılıkla uygulamışlardır ve uygulamaya da devam etmektedirler o yıldan bu yana…

Yani, kısacası al birini vur ötekine… Bir canavardan diğer canavara…

Dolayısıyla gelecekte hiç kimse onları hayırla anmayacak.

Tarih, İsrail liderlerinin tamamını lanetle anacak.

Ya Trump?

Faşist. Halkların düşmanı.

Sadece bununla kalsa iyi…

Pedofil. Yani Çocuk sevici.

Pedofil’in tanımını kim yapmıştır?

“Amerikan Psikiyatri Birliği (APA)” yapmıştır.

Bu tanım “DSM (Diagnostic and Statistical Manual of Mental Disorders–Mental Bozuklukların Tanısal ve İstatiksel El Kitabı)”nda yer alır.

DSM-5 kriterlerine göre Pedofilin tanımı ise şudur:

“Bireyin en az 16 yaşında olması, ilgi duyduğu çocuğun ise genellikle ergenlik öncesi (11 yaşından küçük) olması ve bu durumun en az 6 ay sürmesi gerekir.” (https://www.google.com/search?q=pedofil)

Bununki ne 6 ayı, yıllar boyu sürmüştür; ortaya çıkan yazılı, görsel, işitsel belgelere göre…

Kariyeristtir. Narsisttir. Manyaktır Trump. Ve insan düşmanıdır. Din bağnazıdır.

Trump’ı herhangi bir psikiyatra götürsek tümüyle bu tanıları koyar ve kesinlikle hastaneye yatırır.

Ama ABD Finans-Kapitalistlerinin-Parababalarının (ki kendisi de bir Parababasıdır, Finans-Kapitalisttir) emperyalist çıkarlarının açık, net, kararlı bir savunucusu olduğu için Başkan seçilmektedir. Özünde olumlu hiçbir özelliği yoktur.

Haa, tabiî ki diğer ABD Başkanları da benzer niteliklere sahiptirler. Onlar da aynı toptan kesme kumaşlardır. Ve biricik görevleri, Dünya çapında ABD Emperyalizminin, Emperyalistlerinin çıkarlarını korumak, savunmak ve yeni kazanımlar elde etmektir. Ki bu görevi başarıyla yerine getirirse, o da ikinci kez Başkan seçilme olanağına kavuşur. Yoksa kerametleri kendilerinden menkuldür.

Trump manyağı, bir de kimi över böyle?

Bizim Tayyip’i!

“Sert adam”, der. “Kararlı adam”, der. “Ben onu çok seviyorum”, der. “O, benim bir dediğimi iki etmez”, der. Vb. vb… Verir gazı, argo deyişle.

Tayyip de aldığı gazla, över de över Trump’ı:

“Benim dostum”, der. “Trump verdiği sözde durur”, der. Der oğlu der…

Bizim Konyalı Mevlana ne der?

“Söyle dostunu söyleyeyim kim olduğunu!”

27 Ekim 2026

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.