AKP’giller’in Eğitim Bakanlığı Zorunlu Eğitime, YÖK’ü Yüksek Eğitime Saldırıyor! Bütün Kapılar Orataçağcı Faşist Din Devletine ve Parababalarının Sömürü Düzenine Açılıyor!
Prof. Dr. Özler Çakır
Yüzyılın Felaketi AKP’giller iktidarının Laik, Bilimsel, Demokratik eğitime saldırıları hız kesmeden devam ediyor. Okulöncesinden başlayarak eğitimin her kademesinde, üniversiteler de dahil olmak üzere, 24 yıldır yaptıkları yıkıma yenilerini eklemenin hain hazırlıklarını yapıyorlar.
Laik Cumhuriyet düşmanı AKP’giller iktidarına, tüm eğitim kurumlarımızı Peşaver Medreselerinden farksız hale getirerek, geleceğimiz olan yavrularımızın zihinlerini Ortaçağ dogmalarıyla karanlıklara hapsetmek, MESEM maskesi altında 14-17 yaş arasındaki yoksul halk çocuklarımızın işgücünü Patronlara, Parababalarına peşkeş çekmeyi yasallaştırmak hayâsızlığı, vicdansızlığı yetmiyor. Zorunlu eğitim çağındaki çocuklarımızı, yükseköğretim kurumlarında öğrenim gören gençliğimizi, sermayenin hizmetine amade köleler yapacak yasal hazırlıklar yapıyorlar.
Muaviye-Yezid dincisi, çocuk düşmanı bu zalim iktidar, 10-14 yaş arası çocuklarımızı sermayeye ucuz işgücü yapmayı yasal hale getirme hain uygulamasını Meslek Ortaokulları adı altında gerçekleştirmeyi programlıyorlar. Halkımızı Allah ile kandırdıkları yetmezmiş gibi, bu zalim emellerini “Ahilik geleneğimiz” yaftası ile yoksul halkımıza yutturmaya çalışıyorlar. Yavrularımızın en temel çocuk hakkı olan, onların bilişsel, duyuşsal ve devinimsel (zihinsel-ruhsal ve bedensel) gelişimlerini besleyecek olan laik ve bilimsel eğitim hakkını ellerinden insafsızca almakta hiçbir beis görmüyorlar. 8 yıllık zorunlu temel eğitime son vererek yürürlüğe koydukları 4+4+4 kesintili eğitim modeline bile artık tahammülleri yok, değiştirme planları yapıyorlar. İşin özü, zorunlu eğitimi ortadan kaldırmak istiyorlar.
Anımsanacağı gibi zorunlu eğitime yönelik işaret fişeği, Muaviye-Yezid İslamı’nın ekonomik plandaki temsilcilerinin örgütü olan MÜSİAD Başkanı Burhan Özdemir tarafından 2025 yılı Haziran ayında atılmıştı. Özdemir, basına yaptığı açıklamada, Türkiye’deki işsizlik ve nitelikli eleman açığına çözüm olarak zorunlu eğitimin mevcut haliyle sürdürülemeyeceğini söylemiş, “Her çocuk aynı akademik başarıyı gösteremez. 12 yıllık kesintisiz eğitim sistemi çok yanlış bir uygulama. Ülkeye herhangi bir faydası yok.”, “Eğitim zorunluluğu esnetilmeli, öğrenciler pratik becerilerle piyasaya daha hızlı adapte olmalılar” demişti. (https://www.cumhuriyet.com.tr/ekonomi/musiad-baskani-cocuk-isciligini-savundu-kesintisiz-egitim-cok-yanlis-bir-uygulama-2412097)
İşte yukarıda belirttiğimiz, çocuklarımızın geleceğini yok edecek hain emelleri, şimdi Eğitim Bakanları Yusuf Tekin ve YÖK Başkanları Erol Özvar ağzından açıklanıyor.
Yusuf Tekin: “Şu an bir genç 26 yaşında iş hayatına giriyor. Bu yüzden 12 yıllık zorunlu eğitimi kısaltmayı ve üniversiteye giriş yaşını 15’e düşürmeyi hedefliyoruz.” (https://t24.com.tr/egitim/bakan-tekinden-universitelerde-kayit-yasinin-18den-15e-dusurulmesi-tartismalarina-aciklama,1306133)
“Dünyanın birçok yerinde bilgiye erişimin kolaylaşmasıyla birlikte üniversiteye başlama yaşının daha erken dönemlere çekildiğini görüyoruz.”
Tabiî bunlarda, her alanda söyledikleri gibi, eğitim alanında da yalanın, dolanın bini bir para. Dünyanın birçok yerinde üniversiteye başlama yaşının erken dönemlere çekildiğini görmekteymişiz(!) Evet, bilgiye erişimin kolaylaştığı bu dönemde, azıcık araştırma yapan birisi durumun hiç de öyle olmadığını kolaylıkla görebilir. AKP’giller’in Reisinin “Avrupa bizi kıskanıyor”, “Dünya bizi kıskanıyor” dediği ülkelerde durum hiç de öyle değil. AB ve OECD ülkelerinde yüksek eğitime başlama yaşı ortalama 18 yaş. Bu da bir rastlantı değil. Çünkü metropol kapitalist ülkeler, kendi ekonomik çıkarları için gereksinimleri olan nitelikli işgücünü yetiştirmek isterler ve bu nedenle de bilimsel eğitimden vazgeçmezler. Yani onlar zorunlu eğitimi kısaltmaya, üniversiteye başlama yaşını erkene çekmeye çalışmazlar.
Ama bizdeki Muaviye-Yezid, CIA Pentagon dincisi emperyalist uşağı iktidar, bir yandan efendilerinin emperyalist talanına hizmet aşkıyla, bir yandan da harami saltanatlarını sürdürmenin hırsı ve Ortaçağcı Faşist Din Devletinin tuğlalarını döşeme ihtirasıyla, çocuklarımızı-gençlerimizi bekçiliğini yaptıkları Parababaları düzenine en kısa yoldan köleleştirebilmek, hem zihinlerini hem de bedenlerini prangalara vurabilmek için laik-bilimsel eğitim adına ne varsa yerle bir etme çabasındalar.
Bu yolda üniversiteye gelinceye kadar olan süreci AKP’giller’in eğitim bakanlığı hallederken, devamını da yükseköğretimde AKP’giller’in YÖK’ü getiriyor. Üniversitelerde eğitim süresinin kısaltılmasına ilişkin YÖK Başkanı Erol Özvar tarafından yapılan açıklamalar 2025 yılında gündem olmaya başlamıştı:
“Özvar, yapılacak değişikliklerle birlikte birçok Avrupa ülkesinde olduğu gibi öğrencilerin lisans programlarını 3 yılda tamamlama imkanına kavuşabileceğini belirtti.
“Gerçekleştirilecek reformlarla, yükseköğretim sisteminin daha verimli ve uluslararası standartlarla uyumlu bir yapıya ulaşacağını ifade eden Özvar, “Artık yalnızca teorik bilgiye dayalı değil, öğrencilerimizi mesleki tecrübe ile erkenden buluşturan, onları hem bilimsel araştırmaya hem de iş dünyasına güçlü şekilde hazırlayan bir yaklaşımı merkeze alıyoruz” dedi.” (https://www.cumhuriyet.com.tr/turkiye/universitelerde-yeni-donem-yok-lisans-egitimi-3-yilda-tamamlanabilecek-2445594)
Süreç, 2026 Şubat ayındaki açıklamalarla harlandı:
“Üniversitelerde köklü değişiklik gündemde. 20 günlük staj uygulaması kaldırılıyor, yerine en az bir dönem sürecek ‘iş yerinde mesleki eğitim‘ geliyor. Üstelik bazı bölümlerde eğitim süresinin 3 yıla düşürülmesi de masada.
“Yeni düzenlemeye göre ön lisans programlarında okuyan öğrenciler, dört dönemin bir sömestrini sektörde geçirebilecek. “3+1” olarak adlandırılan modelde öğrenciler bir dönemi sanayi ya da hizmet sektöründe uygulamalı eğitimle tamamlayacak. Bazı programlarda ise bu sürenin iki döneme çıkarılması planlanıyor. Bu modele de “2+2” adı veriliyor.
“Özvar, öğrencilerin mezun olmadan önce sektörün işleyişini yerinde görmesinin büyük önem taşıdığını vurgulayarak, “Öğrencilerimiz daha öğrenciyken sektörü tanımalı. O işi yapıp yapamayacağını görmeli, üretimin nasıl yapıldığını, iş bölümünün nasıl işlediğini deneyimlemeli. Bu hem mesleki gelişim hem de istihdam açısından fevkalade önemli”
“Benzer uygulamanın lisans düzeyinde, özellikle mesleki içerikli programlar ve mühendislik alanlarında da hayata geçirilmesinin planlandığını belirten Özvar, “Üniversite eğitimi uygulama ve sektör tecrübesi olmadan eksik kalır” diye konuştu.” (https://www.milliyet.com.tr/gundem/yokten-koklu-degisiklik-20-gunluk-staj-kalkiyor-universite-3-yila-mi-iniyor-ozvar-cnn-turkte-acikladi-7540336)
Ne anlamak gerekiyor bu açıklamalardan?
MEB’in MESEM’ler, Meslek Ortaokulları adı altında yasallaştırdığı sermayeye ucuz, güvencesiz işgücü sağlama mekanizmasının şimdi de YÖK eliyle işletilmesinin kılıfı hazırlanıyor.
Neymiş efendim?
Mesleki gelişimmiş, iş dünyasına güçlü bir biçimde hazırlamaymış, işbölümü deneyimlemeymiş, uygulamayı sahada görmekmiş!
Biz de yiyeceğiz bu tumturaklı söylemleri öyle mi?
Üniversitelerde de 24 yıldır nitelikli, bilimsel, laik, parasız, demokratik eğitimden eser mi bıraktınız?
Cemaatlerin, tarikatların cirit attığı, Laik Cumhuriyet düşmanı Nureddin Yıldız’ın konferansını protesto eden üniversite öğrencilerinin tutuklandığı, “Ben daha çok cahil ve okumamış tahsilsiz kesimin ferasetine güveniyorum” diyenlerin rektör yardımcısı yapıldığı, daha hangi birisini sayalım üniversitelerimizi çökertmek için yaptıklarının bu bilim düşmanı Ortaçağcı gerici hainlerin?
Bütün bunların tek bir anlamı var o da üniversite gençliğimiz de en kısa yoldan Parababalarının hizmetine ucuz, hatta bedavadan işgücü olarak sunmak.
AKP’giller’in eğitim, üretim falan umurunda değil zaten. Olamaz da. Sümer’den bu yana insanlığın başbelası olan, üretimle hiçbir ilişkisi olmayan, asalak mı asalak, gerici mi gerici Antika Sermaye Sınıfı Tefeci-Bezirgân Sermayenin iktidardaki siyasi temsilcileri olarak bu mümkün mü hiç?
Zaten Reisleri de “Bizim Taliban’la ters yanımız yok” dememiş miydi?
Taliban Afganistan’nında kadınlar, kız çocukları artık gün yüzü göremez durumda. Evden çıkmaları, eğitim almaları tamamen yasaklandı.
Bunlar da öyle olsun istiyorlar, 1400 yıl öncesinin Medine Köleci Toplumunun kadını mutfakla yatak odasına hapseden düzeninin özlemini çekiyorlar. Bunun için de başta eğitim olmak üzere Laik Cumhuriyet’in tüm kurumlarını çökertiyorlar, ülkemiz için Yeni Sevr demek olan BOP hizmetkârlığı yapıyorlar.
Bu ülkenin gerçek vatanseverleri, gerçek devrimcileri olarak bizler ne yapıyoruz?
Bir taraftan laik ve bilimsel eğitim olmak üzere Laik Cumhuriyet’in tüm kazanımlarına sahip çıkarken, öte yandan ülkemizi yerli-yabancı Parababalarının sömürü düzeninden kurtarmadan, vicdani, ahlâki ve insani değerlerini yitirenlerin iktidarına son vermeden, Devrimci Demokratik Halk İktidarını kurmadan, Felsefe öğretmeni olan Partimiz Genel Başkanı Nurullah Efe’nin de vurguladığı gibi işleyen zihin, sorgulayan akıl eğitimi verecek olan gerçek anlamda Laik, Bilimsel, Demokratik, Parasız Eğitimi gerçekleştirebilmek, çocuklarımızı- gençlerimizi hür, güçlü, mutlu bir ülkenin üretken yurttaşları olarak yetiştirebilmenin mümkün olamayacağının bilinciyle var gücümüzle mücadele ediyoruz. Ve elbet kazanacağız!
