Beyaz Renk Daha Çabuk Kirleniyor!

02.07.2026
1.461
A+
A-

Prof. Dr. Ercan Küçükosmanoğlu

 

 

 

Bütün Renkler Hızla Kirleniyordu

Birinciliği Beyaza Verdiler

Özdemir Asaf bu şiirinde, Beyaz renge vurgu yapıyor. Toplumda beyaz renk, bir şekilde beyaz önlükle ve Sağlık Emekçilerinin simgesi olmuştur.

Biz Sağlık Çalışanları, bu ekonomik ve sosyal düzen içinde, gitgide hızla kirlenen renkler içinde, daha çok kirlenmiş bir alanda çalışıyoruz. Sağlığın aşırı ticarileşmesi tüm dünyada oluyor. Ama ülkemizde 2004 yılından beri AKP’giller iktidarının, IMF-Dünya Bankası’nın zorlamasıyla, “Sağlıkta Dönüşüm” adı ile uygulamaya koyduğu program, yerli-yabancı Parababalarının kârlarına kâr katmayı amaçlıyor.

Geçen 22 yılın sonunda, sağlık hizmetlerine ulaşmak her geçen yıl zorlaşıyor. Vatandaşın sağlık için cebinden harcadığı para her yıl daha da artıyor. Vatandaşın yıllık ortalama doktora başvuru sayısı bir buçuk ikilerden, on ikiye çıkmasına rağmen, doktora ve uygun sağlık hizmetine ulaşmak mümkün olmuyor. Acil servisler dolup taşıyor. Doktor başvurularının, yüzde 25-30’unun acil servislere yapılması, acillerde de gerçek bir sağlık hizmeti verilmesini engelliyor.

Vatandaşımız sağlık sorunlarının çözümü için daha çok özel hastanelere başvurmak zorunda kalıyor. Bir ameliyat olabilmek için elinde avucunda ne varsa satmak zorunda kalıyor.

Halkımızın ortalama yaşam süresi kısalıyor. Gençler bu yoksulluk, işsizlik ve pahalılık ortamında evlenemiyor. Evlenenler ekonomik kaygılardan ötürü çocuk yapmıyor. Nüfusumuz, artık Avrupa’ya göre daha az artıyor.

Yerli Yabancı Parababalarının kârlarına kâr kattığı bu Sağlık ortamında, biz Sağlık Emekçileri haklarımızı alamıyoruz. Gecemizi gündüzümüze katarak çalıştığımız için, gece çalışmaları sağlığımızı bozuyor. Gece Çalışmamızın karşılığında herhangi bir ek ücret almıyoruz.

Vatandaşın Sağlık sorunlarına çözüm bulmak için acillere yığıldığı bu ortamda, AKP iktidarı sorunları çözmek yerine daha karmaşık hale getiriyor. Koruyucu Hekimliğe hiç önem verilmiyor.

Temiz içilecek suya ulaşmak her geçen gün zorlaşıyor. Ülkemizin temiz su kaynakları Parababalarına peşkeş çekiliyor. Benim ilçemden çıkan, bu topraklar için kan dökmüş atalarımın toprağından çıkan suyu, Parababaları plastik şişelere koyarak bana satıyor.

Şehir içindeki yeşil alanlara imar izni verilerek, herkesin hakkı olan arazilere lüks konutlar yapılıyor. Şehirlerimizin havası her geçen gün bozuluyor. Sağlıklı konutlarda barınmamız engelleniyor. Altyapı sağlam olmayınca hastalıkların artması kaçınılmaz oluyor.

Üstüne üstlük tarım ve hayvancılığımız bu iktidar eliyle bitirildiği için sağlıklı beslenmemiz de söz konusu olmuyor. Açlık sınırının altında, milyonlarca insanımız gece aç yatıyor. Bu ahval ve şerait içinde, vatandaşın hasta olmaması mümkün değil.

Vatandaşın hasta olması için her türlü zeminin yaratıldığı bu ortamda, halkın sağlık sorunlarını çözmek daha da zorlaşıyor. Halk daha çok özel hastanelere yönlendiriliyor. Şehirlerimizde her yana yayılmış olan kamu hastanelerimizin yerine büyük ulaşılmaz Şehir Hastaneleri kuruldu. Ülkenin son kaynakları da yerli yabancı tekellere aktarıldı. Bu hastanelerden sağlık hizmeti almak kolay olmuyor.

Ayrıca sağlık çalışanı yetiştirilmesinde de büyük sorunlar yaşanıyor. Kontenjanları aşırı artırılan tıp fakültelerinde ve özel tıp fakültelerinde tıp eğitimi yapılması iyice güç hale geldi. Hemşirelik bölümlerinde de çok aşırı kontenjan artışı var. Kâğıt üstünde teorik eğitim ile hemşirelik diploması verilemez.

Sonuç olarak, sağlığı bozulan hasta geç de olsa hastanelere, doktorlara başvurduğunda hastalıklarının tanı ve tedavisinde büyük güçlükler yaşıyor. Parası yok ise sağlık hizmetine ulaşması iyice zorlaşıyor. Her geçen gün de bu zorluk artıyor.

Neden-sonuç ilişkisi içinde bizi hasta eden nedir? sorusuna cevap vermemiz gerekiyor. Bu sorunun doğru cevabını görür isek, hasta olmaktan kurtuluruz.

Vatandaşların sağlık sorunu, son noktada sağlık emekçilerinin müdahalesiyle çözülemez. Sorun Sağlık emekçilerinde değil, halkın sağlığını doğrudan bozan, memleketin kaynaklarına el koyan, çevremizi bozan, çimento fabrikaları yapan, şehirlerdeki yeşil alanları ortadan kaldıran, çiftçinin tarım ve hayvancılık yapmasını engelleyen bu Parababaları Düzenindedir.

Çözüm, bu düzeni değiştirmek için, hayatın her alanında örgütlenmek ve gerçek bir siyasi mücadele için harekete geçmektir. Beyaz renk daha çok kirleniyor görünüyor, ama esas yapmamız gereken yaşamımızı kirleten gerçekleri görmektir.

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.