Bu şiir bugün kime uyuyor?

07.05.2015
A+
A-

 

Nazım Hikmet, 1941 yılında Bursa Cezaevindedir. İkinci Emperyalist Savaş hızla sürmektedir. Faşist İtalya Habeşistan’ı işgal etmiştir.

Nazım, şairliğini bu faşist işgalci hareket üzerine de konuşturur. Kendi hayal dünyasında bir kurgu yapar ve “Taranta-Babu’ya Mektuplar” adlı yapıtında bu kurguyu şiirleştirir.

Bu kurguya göre, Roma’da bir pansiyonda kalırken İtalyan Faşistleri tarafından tutuklanarak öldürülen Habeşistanlı bir gencin, Habeşistan’ın Galla boyundan yavuklusu Taranta-Babu’ya yazdığı mektuplarını, Roma’da yaşayan “Kendi ülkesinde kendi dilini istediği gibi kullanamadığı için, Asya ve Afrika dillerine merak saran İtalyalı” bir arkadaşı Nazım’a gönderir.

İşte bu mektupların sekizincisinde Nazım duygularını şöyle döker:

 

TARANTA-BABU’YA
SEKİZİNCİ MEKTUP 

 

Mussolini çok konuşuyor TARANTA-BABU!
Tek başına
yapayalnız
karanlıklara
bırakılmış bir çocuk gibi
bağıra bağıra
kendi sesiyle uyanarak,
korkuyla tutuşup
korkuyla yanarak
durup dinlenmeden konuşuyor.
Mussolini çok konuşuyor TARANTA-BABU
çok korktuğu için
çok konuşuyor!.

                                                                      Nazım Hikmet

 

Evet, İtalyan Faşist Duçe (Başbuğ) Mussolini’nin çok konuştuğunu ve çok konuşmasının da korkusundan kaynaklandığını vurgular, Nazım.

Böyledir, halk düşmanları her daim büyük bir korku içindedirler. Ve bu korkularını çok konuşarak, bağırarak, söverek, döverek ve hatta öldürerek bastırmaya çalışırlar.

Faşist Duçe Benito Mussolini kaçarken komünist partizanlarca yakalanır ve bundan tam 70 yıl önce 28 Nisan 1945’de idam edilir. Cesedi, diğer faşistlerle birlikte bacağından asılarak teşhir edilir.

 

Kıssadan hisse: Halk düşmanları korkularından çok konuşurlar ama eninde sonunda halk tarafından cezalandırılırlar.

Bizim diktatörün çok konuşması da bu korkudan kaynaklanıyor.

Ne var ki, korkunun ecele faydası yoktur.